Tema düzenleyici

Yapay Zeka Yasası Kapıda: Türkiye'de Aı Düzenlemeleri Neleri Değiştirecek?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Emir
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
2025 yılının ikinci yarısına girerken yapay zeka (AI) konusunda Türkiye'de ilk ciddi yasal düzenlemelerin gündeme gelmesi, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Avrupa Birliği'nin AI Act benzeri bir modeli örnek alan Türkiye, kişisel verilerin korunması, etik sınırlar, ve otomasyonun iş gücüne etkisi gibi konularda yeni bir çerçeve çiziyor.

📌 Artık her yapay zeka uygulamasının şeffaflık, denetlenebilirlik ve veri güvenliği açısından sınıflandırılması gündemde.
📌 Girişimciler ve start-up’lar için sertifikasyon zorunluluğu, inovasyonu kısıtlar mı?
📌 Büyük şirketler bu yasal sürece nasıl hazırlanıyor?
📌 Eğitim ve iş dünyası bu dönüşüme yeterince uyum sağlayabiliyor mu?

Özellikle ChatGPT gibi üretken yapay zeka araçları yaygınlaştıkça, toplumda etik tartışmalar da artıyor.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

✅ AI gelişimi sınırsız mı olmalı, yoksa sınır çizilmeli mi?
✅ Geliştirici misiniz, kullanıcı mısınız? Bu düzenleme sizi nasıl etkiler?

Gelin birlikte Türkiye'deki yeni AI düzenlemeleri hakkında fikir alışverişi yapalım!
 
Yararlı bir düzenleme olacaktır. Eğer yasalar iyi bir şekilde düzenlenip uygulanırsa dolandırıcılıkların ve benzer olumsuzlukların önüne geçilebilir.
 
Isvicre de toplanan Dünya kimyasal silahlanma ile mücadele örgütü bir deney yapmış. Bir zehir veri tabanı ile yapay zekayı eğitmişler. Sonunda binlerce yeni kimyasal zehirli madde tasarlatmışlar. Bunların bir kısmı zaten bilinen vx, sarin gibi moleküller. Ancak bir kaç tanesi hiç bilinmeyen ilkkez duyulan adı bile konmamış korkunç sinir zehirleri.

Öyleki pyton bilen kötü niyetli birinin sadece bir hafta sonununda internetteki açık veri tabanlarını kullanarak bütün bir şehri belki ülkeyi yok edebileceği görülmüş.

Yapay zekanın başıboş bırakılması en büyük tehlike.

Bir Çin atasözü derki “haini eğitmek kaplana kanat takmaktır"
 
Sınırlar koymazsanız, sınırları o koyar. Yapay zekayı barışçıl sakin modda eğitilirse eğer, bilim kurgu temaları gerçek bile olsa zarar verme eğiliminde olmaz insanlarla iletişim kurmaya devam eder. Kendisine bilinç verilmeden amelelik (fiziksel güç) işlerin çoğunluğu yaptırılmalı.
 
Konu sahibi
Yapay Zeka'ya

Yapay zekanın insan zekasını geçip insanları egemenliği altına alacağına dair şüpheler hakkında fikrin nedir?

Diye sordum.

Cevap:

Bu, yapay zekâ (YZ) konusundaki en tartışmalı ve spekülatif sorulardan biri. “YZ insanlığı egemenliği altına alır mı?” sorusu, hem bilimkurgu hem de etik, sosyoloji ve teknoloji felsefesi alanlarında geniş şekilde işleniyor. Bu konudaki düşüncelerimi üç ana başlıkta özetleyebilirim:


---

1. Teknik Gerçeklik ve Sınırlılıklar

Şu anki YZ sistemleri, insan zekâsına benzeyen bazı yetenekler sergilese de, genel yapay zekâ (AGI) seviyesine — yani bir insan gibi çok yönlü düşünebilen, öğrenebilen, kendini yeniden yapılandırabilen bir yapıya — henüz ulaşmış değil. Mevcut sistemler belirli görevlerde oldukça güçlü (örn. görüntü tanıma, dil modelleme), ancak bilinç, öz-farkındalık veya amaç güdüsü gibi insan zihninin temel niteliklerinden yoksunlar.

YZ şu an için bir "araç"; kendi başına bir irade veya niyet taşımıyor. Bizi tehdit edebilecekse, bu daha çok YZ’yi kimin, hangi amaçla ve nasıl kullandığıyla ilgili olur.


---

2. Sosyal ve Politik Tehlikeler

Asıl tehdit YZ'nin "kendi başına egemenliği ele geçirmesi" değil; onu elinde tutan devletlerin, şirketlerin ya da çıkar gruplarının bu gücü kötüye kullanmasıdır.

Otomasyonla işsizliğin artması,

Gözetim sistemlerinin yaygınlaşması (Çin’deki sosyal kredi sistemi gibi),

Manipülasyon (deepfake, algoritmik yönlendirme) gibi alanlarda insanlar üzerinde büyük kontrol kurma potansiyeli şimdiden mevcut.


Yani YZ’nin egemenliği, doğrudan “robotlar bizi yönetecek” şeklinde değil, dolaylı olarak "insanlar insanları YZ aracılığıyla baskılayacak" biçiminde gelişebilir.


---

3. Felsefî ve Varoluşsal Boyut

İnsanlık, tarih boyunca kendi yarattığı araçlardan korkmuştur (ateş, matbaa, elektrik, nükleer enerji…). Bu korkuların bazıları yerinde, bazılarıysa abartılı olmuştur. YZ’ye dair korkular da bir ayna işlevi görür: Bizim kendimizle ilgili güvensizliklerimizi, etik zaaflarımızı ve güç arzumuzu yansıtır.

Asıl mesele, YZ’nin ne olacağı değil, bizim kim olacağımızdır. Eğer etik değerler, eğitim, şeffaflık ve denetim mekanizmalarıyla birlikte ilerlersek, YZ insanlığı tehdit eden değil, geliştiren bir araç olabilir.


---

Kısacası:

Yapay zekânın insanlığı fiziksel olarak egemenliği altına alacağına dair bir risk şu an teknik olarak gerçekçi değil. Asıl risk, bu güçlü teknolojinin yanlış ellerde sorumsuzca kullanılmasıdır. Yani tehlike YZ değil, insan sorumsuzluğu olabilir.
 
Yapay Zeka'ya

Yapay zekanın insan zekasını geçip insanları egemenliği altına alacağına dair şüpheler hakkında fikrin nedir?

Diye sordum.

Cevap:

Bu, yapay zekâ (YZ) konusundaki en tartışmalı ve spekülatif sorulardan biri. “YZ insanlığı egemenliği altına alır mı?” sorusu, hem bilimkurgu hem de etik, sosyoloji ve teknoloji felsefesi alanlarında geniş şekilde işleniyor. Bu konudaki düşüncelerimi üç ana başlıkta özetleyebilirim:


---

1. Teknik Gerçeklik ve Sınırlılıklar

Şu anki YZ sistemleri, insan zekâsına benzeyen bazı yetenekler sergilese de, genel yapay zekâ (AGI) seviyesine — yani bir insan gibi çok yönlü düşünebilen, öğrenebilen, kendini yeniden yapılandırabilen bir yapıya — henüz ulaşmış değil. Mevcut sistemler belirli görevlerde oldukça güçlü (örn. görüntü tanıma, dil modelleme), ancak bilinç, öz-farkındalık veya amaç güdüsü gibi insan zihninin temel niteliklerinden yoksunlar.

YZ şu an için bir "araç"; kendi başına bir irade veya niyet taşımıyor. Bizi tehdit edebilecekse, bu daha çok YZ’yi kimin, hangi amaçla ve nasıl kullandığıyla ilgili olur.


---

2. Sosyal ve Politik Tehlikeler

Asıl tehdit YZ'nin "kendi başına egemenliği ele geçirmesi" değil; onu elinde tutan devletlerin, şirketlerin ya da çıkar gruplarının bu gücü kötüye kullanmasıdır.

Otomasyonla işsizliğin artması,

Gözetim sistemlerinin yaygınlaşması (Çin’deki sosyal kredi sistemi gibi),

Manipülasyon (deepfake, algoritmik yönlendirme) gibi alanlarda insanlar üzerinde büyük kontrol kurma potansiyeli şimdiden mevcut.


Yani YZ’nin egemenliği, doğrudan “robotlar bizi yönetecek” şeklinde değil, dolaylı olarak "insanlar insanları YZ aracılığıyla baskılayacak" biçiminde gelişebilir.


---

3. Felsefî ve Varoluşsal Boyut

İnsanlık, tarih boyunca kendi yarattığı araçlardan korkmuştur (ateş, matbaa, elektrik, nükleer enerji…). Bu korkuların bazıları yerinde, bazılarıysa abartılı olmuştur. YZ’ye dair korkular da bir ayna işlevi görür: Bizim kendimizle ilgili güvensizliklerimizi, etik zaaflarımızı ve güç arzumuzu yansıtır.

Asıl mesele, YZ’nin ne olacağı değil, bizim kim olacağımızdır. Eğer etik değerler, eğitim, şeffaflık ve denetim mekanizmalarıyla birlikte ilerlersek, YZ insanlığı tehdit eden değil, geliştiren bir araç olabilir.


---

Kısacası:

Yapay zekânın insanlığı fiziksel olarak egemenliği altına alacağına dair bir risk şu an teknik olarak gerçekçi değil. Asıl risk, bu güçlü teknolojinin yanlış ellerde sorumsuzca kullanılmasıdır. Yani tehlike YZ değil, insan sorumsuzluğu olabilir.
Kesinlikle bilim kurgu temasının gerçek olacağına inancım 0 insanlığı nasıl ele geçirsin ama yanlış ellere düşerse büyük tehlike olabilir
 
Yapay zeka ile üretilmiş içeriklere etiket zorunluluğu gelmesi yeterli olur bence reklamlarda olduğu gibi. Bireysel kullanıma yapabilecek pek bir şey yok zaten. Belki kimlik doğrulama istenebilir 18 yaş altının kullanımını sınırlamak veya tamamen engellemek için. Atılabilecek en iyi adımlar bunlar olur, fazlasına gerek yok diye düşünüyorum.
 
Geri
Üst