
Dağların Ardındaki Hayal: Ovit Tüneli
Bir dağ düşünün…
Karlı, sisli, sert kış şartlarında aylarca kapalı kalıyor. Geçit vermezliğiyle bölgenin kaderini belirliyor. İşte o dağ Ovit Dağı. Yıllarca Karadeniz’in limanlarını Erzurum’a, oradan da Anadolu’nun içlerine bağlamaya çalışan yolcular için bu dağ hem umut, hem engel oldu.

Kış aylarında metrelerce kar, fırtına ve tipiden dolayı yol aylarca kapalı kaldı. İnsanlar bazen günlerce yol açılmasını bekledi, ticaret gecikti, sağlık hizmetlerine ulaşmak zorlaştı.
Ama bir hayal vardı:
Ovit Dağı’nı aşmak değil, içinden geçmek. Ve mühendislik, bu hayali gerçeğe dönüştürdü.

Mühendislik Harikası Ovit Tüneli
Uzunluğu: 14,3 km, Türkiye’nin en uzun, dünyanın ise sayılı kara yolu tünellerinden biri.
Yüksekliği: 2.640 metre rakımda, adeta gökyüzüne komşu.
Yapısı: Çift tüp, toplamda 28 km uzunlukta modern bir ulaşım ağı.
Güvenlik: En gelişmiş aydınlatma, havalandırma, yangın sistemleri ve acil çıkış tünelleri.
İnşa süreci: Zorlu jeolojik yapılar, sert kış şartları ve yüksek rakıma rağmen yıllar süren titiz bir mühendislik çalışması.
Her dinamitte, her kazıda, her metre ilerleyişte, sadece beton ve demir değil; kararlılık ve umut da işlendi bu tünelin duvarlarına.

Türkiye ve Vatandaş İçin Kazanımlar
Ulaşımda süreklilik: Artık Rize – Erzurum hattı 12 ay boyunca güvenle açık.
Ekonomik katkı: Doğu Karadeniz limanları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile; oradan da Orta Asya’ya daha hızlı bağlandı. Ticaretin yolu kısaldı.

Turizmde canlanma: Kaçkar Dağları, yaylalar ve kış turizmi artık daha ulaşılabilir. Bölgenin doğal güzellikleri dört mevsim ziyaret edilebiliyor.

Stratejik önemi: Türkiye’nin kuzey – güney ticaret aksını güçlendiren uluslararası bir lojistik koridor oluşturuldu.

Bir Yolun Ötesinde…
Ovit Tüneli sadece bir yol değil.
Bölge insanının hayatını kolaylaştıran, ticareti hızlandıran, turizmi canlandıran, Türkiye’nin dünyaya açılan vizyonunu güçlendiren bir yaşam damarı.
Bugün Ovit Tüneli’nden geçen her araç, aslında yıllardır süren bir mücadelenin, azmin ve mühendislik dehasının eseri olan bu yolculuğa şahitlik ediyor.
Türkiye, dağları delerek değil; dağların ardındaki hayalleri gerçeğe dönüştürerek yol alıyor.