Tema düzenleyici

Ara Tatil Kaldırılmalı mı ?

-1-

Eğer bir öğrenci olarak soruyorsanız hem kaldırılmalı hem de kaldırılmamalı.

Neden kalmalı?
  1. Ülkemizin müfredatı ağır bir müfredat ve genel öğrenciye ona lazım olmayacak şeylerin dayatmasını yapıyor. Bu eğitim sistemi gelişmiş olup örnek alınması gereken ülkelerde böyle değil.
  2. Ara tatil haftası normal olarak sınav haftalarından sonrasına gelmekte, bu zaman dilimi öğrencilere şarj olmaları gereken süreyi tanıyor. Aynı zamanda sosyal faliyetlere katılmaları için normal okul döneminde zor bulunan bir vakit veriyor.
Neden kaldırılmalı?
  1. Zaten uzun süren bir yaz tatilinden çıkan öğrenci, sınav haftası ile anca okula alışabilmişken yeniden gelen tatil öğrenciyi mayıştırmakta.

Eğer bir öğretmen olarak soruyorsanız?

Neden kalmalı?
  1. Hazır sınav haftası bitmişken sınavların okunması için çok güzel bir zaman.
  2. Genelde alınmak zorunda kalınan ekderslerin yükünün de kalması ile rahatlamak için bir vakit. İnsanın şarj olmasını ve 2/4.çeyreğe hazır olmasını sağlıyor.
  3. Sosyal ve Kültürel faliyetlere katılıp öğrencilere daha donanımlı bir eğitmen olabilmek için bir vakit.
Neden kalkmalı?
  1. Tatil dönüşü sınavlara kadar anca toparlanmış öğrecilerin yeniden dağılması.
  2. Tekrar yapmayan öğrencilerden dolayı ve tatil öncesi sınavların da olmasından dolayı bilgilerin en az 2 hafta tekrar edilmeyip unutulduğundan dolayı tekrar edilmesi gereken konular ve programda gecikmeler.
Eğer bir öğretmen çocuğu olarak soruyorsanız? (Kişisel görüşüm)

Bence kalması gereken sistemdir. Sonuçta ders süresinden alınmadı bu tatiller, yaz tatilinden alındı. Burada MEB'in devreye girip bu dönemde öğretmenler semilerler alırken öğrencileri de sosyal projelere yönlendirmeliler. Bu sayede bu lazım olan ara (ders yoğunluğundan dolayı lazım) verimli bir şekilde geçirilebilir.


-2-
 
Eğitim süresi bakımından Avrupa’dan çok geriyiz
Eğitim süresi ≠ eğitimin verimliliği. Ülke insanı verimliliği çok çalışmak sanıyor. Bu çok yanlış idir. Son zamanlarda pomodoro gibi yarım saat çalış 10 dakika mola yarım saat çalış 10 dakika mola 1 saat çalış 30 dakika mola gibi teknikler türedi. Bu teknikler tek seferde 7 saat çalışan birinden çok daha öteye atar bu kişiyi. Bir de çok oturup çalışıp kalkınca beyin pıhtı atabiliyor geçmişte yaşanmıştı. Bir komşumun yakınk da benzer bir olay yaşamıştı. Bir tane 60-65 yaşında bir kadın hastaydı şu an hastlaığı aklımda değil uçağa binmişti amerikadan türkiyeye hiç hareket etmemişti doktor tavsiyesine rağmen uçak indiğinde kalkıp 2-3 adın atıp vefat etmişti
 
-2-
Yukarıdaki tartışmalara vereceğim cevap;
-
1. sayfada da belirttiğim gibi, Eğitim süresi ve müfradat olarak Avrupa'dan fazlamız bulunmakta. Avrupa bu konuda en iyisi demiyorum ama halkımızın anlama kapasitesi ortalaması şu anki genel müfredatımızın altında üzerinde bulunmakta. Buradaki çözüm ara tatilleri kaldırmak, daha fazla ders koymak değil. Eğitim sistemini öğrenci kapasitesi ve ülke ihtiyacına göre düzenlemektir.
-
-
Öğretmenlere söylenen laflar arasında, "Öğretmenlik kutsaldır." lafını falan geçiyorum; karşınızdaki bir bireye sizdeki bilgiyi karşı tarafın algılayacağı şekilde aktarmak ve bunları eksik kaynakla birlikte kapasite fazlası kişiye aktarırken sürekli dikkati üzerinizde tutmak zor bir iştir. Memurluk kanunu inceleyebilirsiniz memurlarda maaş kesintisi olmadan istediğiniz zaman ( üst birimden red gelmediği sürece) izin alabilirken öğretmenlikte böyle bir imkan bulunmamaktadır. Bundan dolayı da daha fazla iş günü tatilleri bulunmaktadır.
-
-
Öğretmenin maaş karşılığı haftalık ders saati 15 saattir ve aslında düzgün bir eğitim verilmesi için uygun olan ders anlatım saati de budur. Bu da eğer günlerinizi toplar iseniz evet 3 güne tekabül edebilir. Ancak Baz 15 saat alan öğretmen oranı azdır. Ya norm fazlası ya da ücretli öğretmendir. Ortama bir branş öğretmeni en az 20-25 derse girmektedir. Bu da gerçek bir defermasyona sebep olmaktadır.
Bu arada hizmet sektörü ile sanayi veya işçi sektörünün karşılaştırılması "Yazın Öğretmenler kömür madeninde çalışmalı." gibi provoke edici lafların kullanılmasını hiç doğru bulmuyorum. Bir tarafta (küçümsenmek gibi anlaşılmasın Ülkenin yapıtaşlarından biri işçilerdir.) sadece beden gücüne dayanan şartları ise minimal olan bir meslek var iken diğer tarafta bir donanım gerektiren ve geleceği şekillendireceklere yol gösteren bir meslek bulunuyor.
-
-
MEB'in sınıf kavramından dolayı sınıflar ortalaması 20 gibi görünebilir fakat şehir içinden örnek vermek gerekirse;
Ortalama bir sınıf mecudu;
İlkokulda: 35-40,
Ortaokulda: 35-45,
İ.H. Ortaokulda: 30-40,
Lisede: 35-45
İ.H Lisede: 25-35,
F/SB Lisede: 25-30,
şeklindedir. Müfredat gereği bir sınıfta olabilecek maksimum öğrenci sayısı 40 iken bu sınır soft-limit dediğimiz otomatik atama sınırıdır ve çoğu okulda bu sınırın üzerine çıkılmaktadır.
Bu sayıların MEB ile tutmamasının nedeni MEB'in her özel öğretim öğrencisine özel sınıf açmasıdır. Özel Eğitim (özel okul değil) kurumlarında örneğin 1 sınıf 8 öğrenci olmasına rağmen MEB burayı 9 sınıf olarak saymaktadır.
-
-
"Eskiden Öğretmenlik daha zordu, soba yakıyorlardı sınıflar çok kalabalıktı."
Şark illerinde ve özellikle köy benzeri okullarda halen yakıyorlar. :)
Ayrıca soba yakmak, sınıf temizlemek gibi görevler öğretmenin değil hizmetlilerin görevidir.
"Sınıflar çok kalabalıktı artık o kadar değil." Evet artık o eski 50-60-80 kişilik sınıflar genel olarak yok ama halen var. Onu geçtim demek ki doğru yolda ilerlemişiz fakat halen sınıflar verimli ders işlenebilecek seviyede değiller.
-
-
"Öğretmen biraz otoriter ve disiplinli olmalı." Kesinlikle katıldığım bir cümle. Hatta kendimi bu anlayışta öğretmenlerden ders aldığım için şanslı olarak hissediyorum.
Ancak, eskiden çocuğun geleceği için önemli bir aşama olarak görülürken günümüz velileri tarafından bir çocuk gecindirme kuruluşu olarak görünmektedir. Ayrıca öğrenci hakkında bir durum olduğunda suçu bir parça bile kendileri veyahut çocuklarında bulmayan veliler ve onların bitmek bilmeyen istekleri, velilerden aldığı şikayetler ile öğretmenlere mobbing yapan okul yönetimi, yine velilerden gelen şikayetlerle okul yönetimine mobbing yapan ilçe müdürlükleri gibi bir problem varken böyle "Öğrencilere ayar çekebilecek" eğitimcilerin bulunmasının zor olduğunu söyleyebilirim.
Tabii ki de buna bağlı olarak yaptıklarının cezasını almayan öğrenciler daha şımarık olmaya başlıyorlar. Etrafımdan aldığım bilgilere göre özellikle son 3-4 yılda öğrencilerin yaramazlıkları ve velilerin anlaşmazlıkları artmış durumda, tabii aldığım bilgilerin sadece öğretmenler ve belirli bölgede olduğu için bütün ülkeye tümevarımyapmak doğru olmaz.
-

Düzgün şekilde olmak koşulu ile tartışmaya açığım, sadece kimseye saygısızlık olmaması için yazdıktan sonra paylaşmadan bir-iki kere okuyup düzgün olduğundan emin olduktan sonra paylaşabilirseniz sevinirim.
 
-2-
Yukarıdaki tartışmalara vereceğim cevap;
-
1. sayfada da belirttiğim gibi, Eğitim süresi ve müfradat olarak Avrupa'dan fazlamız bulunmakta. Avrupa bu konuda en iyisi demiyorum ama halkımızın anlama kapasitesi ortalaması şu anki genel müfredatımızın altında üzerinde bulunmakta. Buradaki çözüm ara tatilleri kaldırmak, daha fazla ders koymak değil. Eğitim sistemini öğrenci kapasitesi ve ülke ihtiyacına göre düzenlemektir.
-
-
Öğretmenlere söylenen laflar arasında, "Öğretmenlik kutsaldır." lafını falan geçiyorum; karşınızdaki bir bireye sizdeki bilgiyi karşı tarafın algılayacağı şekilde aktarmak ve bunları eksik kaynakla birlikte kapasite fazlası kişiye aktarırken sürekli dikkati üzerinizde tutmak zor bir iştir. Memurluk kanunu inceleyebilirsiniz memurlarda maaş kesintisi olmadan istediğiniz zaman ( üst birimden red gelmediği sürece) izin alabilirken öğretmenlikte böyle bir imkan bulunmamaktadır. Bundan dolayı da daha fazla iş günü tatilleri bulunmaktadır.
-
-
Öğretmenin maaş karşılığı haftalık ders saati 15 saattir ve aslında düzgün bir eğitim verilmesi için uygun olan ders anlatım saati de budur. Bu da eğer günlerinizi toplar iseniz evet 3 güne tekabül edebilir. Ancak Baz 15 saat alan öğretmen oranı azdır. Ya norm fazlası ya da ücretli öğretmendir. Ortama bir branş öğretmeni en az 20-25 derse girmektedir. Bu da gerçek bir defermasyona sebep olmaktadır.
Bu arada hizmet sektörü ile sanayi veya işçi sektörünün karşılaştırılması "Yazın Öğretmenler kömür madeninde çalışmalı." gibi provoke edici lafların kullanılmasını hiç doğru bulmuyorum. Bir tarafta (küçümsenmek gibi anlaşılmasın Ülkenin yapıtaşlarından biri işçilerdir.) sadece beden gücüne dayanan şartları ise minimal olan bir meslek var iken diğer tarafta bir donanım gerektiren ve geleceği şekillendireceklere yol gösteren bir meslek bulunuyor.
-
-
MEB'in sınıf kavramından dolayı sınıflar ortalaması 20 gibi görünebilir fakat şehir içinden örnek vermek gerekirse;
Ortalama bir sınıf mecudu;
İlkokulda: 35-40,
Ortaokulda: 35-45,
İ.H. Ortaokulda: 30-40,
Lisede: 35-45
İ.H Lisede: 25-35,
F/SB Lisede: 25-30,
şeklindedir. Müfredat gereği bir sınıfta olabilecek maksimum öğrenci sayısı 40 iken bu sınır soft-limit dediğimiz otomatik atama sınırıdır ve çoğu okulda bu sınırın üzerine çıkılmaktadır.
Bu sayıların MEB ile tutmamasının nedeni MEB'in her özel öğretim öğrencisine özel sınıf açmasıdır. Özel Eğitim (özel okul değil) kurumlarında örneğin 1 sınıf 8 öğrenci olmasına rağmen MEB burayı 9 sınıf olarak saymaktadır.
-
-
"Eskiden Öğretmenlik daha zordu, soba yakıyorlardı sınıflar çok kalabalıktı."
Şark illerinde ve özellikle köy benzeri okullarda halen yakıyorlar. :)
Ayrıca soba yakmak, sınıf temizlemek gibi görevler öğretmenin değil hizmetlilerin görevidir.
"Sınıflar çok kalabalıktı artık o kadar değil." Evet artık o eski 50-60-80 kişilik sınıflar genel olarak yok ama halen var. Onu geçtim demek ki doğru yolda ilerlemişiz fakat halen sınıflar verimli ders işlenebilecek seviyede değiller.
-
-
"Öğretmen biraz otoriter ve disiplinli olmalı." Kesinlikle katıldığım bir cümle. Hatta kendimi bu anlayışta öğretmenlerden ders aldığım için şanslı olarak hissediyorum.
Ancak, eskiden çocuğun geleceği için önemli bir aşama olarak görülürken günümüz velileri tarafından bir çocuk gecindirme kuruluşu olarak görünmektedir. Ayrıca öğrenci hakkında bir durum olduğunda suçu bir parça bile kendileri veyahut çocuklarında bulmayan veliler ve onların bitmek bilmeyen istekleri, velilerden aldığı şikayetler ile öğretmenlere mobbing yapan okul yönetimi, yine velilerden gelen şikayetlerle okul yönetimine mobbing yapan ilçe müdürlükleri gibi bir problem varken böyle "Öğrencilere ayar çekebilecek" eğitimcilerin bulunmasının zor olduğunu söyleyebilirim.
Tabii ki de buna bağlı olarak yaptıklarının cezasını almayan öğrenciler daha şımarık olmaya başlıyorlar. Etrafımdan aldığım bilgilere göre özellikle son 3-4 yılda öğrencilerin yaramazlıkları ve velilerin anlaşmazlıkları artmış durumda, tabii aldığım bilgilerin sadece öğretmenler ve belirli bölgede olduğu için bütün ülkeye tümevarımyapmak doğru olmaz.
-

Düzgün şekilde olmak koşulu ile tartışmaya açığım, sadece kimseye saygısızlık olmaması için yazdıktan sonra paylaşmadan bir-iki kere okuyup düzgün olduğundan emin olduktan sonra paylaşabilirseniz sevinirim.
Tüikman.
 
Geri
Üst