Türkiye’de apartman kültürünün gelişimiyle paralel olarak ortaya çıkan kapıcı daireleri, yalnızca bir konut birimi değil, aynı zamanda sosyal bir hafıza mekânı olarak da dikkat çeker. 1950’li yıllardan itibaren şehirleşme hız kazandıkça, çok katlı apartmanlar inşa edilmeye başlandı ve bu yapılar, hem güvenliği sağlamak hem de ortak alanları idare etmek üzere bir kapıcıya ihtiyaç duydu. Böylece binaların giriş katında veya bodrum katında yer alan “kapıcı daireleri” standart bir yapı unsuru hâline geldi.
Kapıcı daireleri, ilk etapta mimari projelerin ayrılmaz bir parçasıydı. Genellikle küçük bir salon, bir oda, mutfak ve banyodan oluşan bu daireler, apartmanın bakımını yapan kişinin ailesiyle birlikte yaşayabileceği şekilde tasarlandı. 1970’li ve 1980’li yıllarda, özellikle büyükşehirlerdeki apartmanlar için bu daireler yasal zorunluluk hâlini aldı. Bu dönem, “apartman kültürü”nün ve aidiyet kavramının da şekillendiği yıllardı.
Ancak 1990’lardan sonra güvenlikli sitelerin ve profesyonel yönetim hizmetlerinin artması, kapıcı kavramının yerini "site görevlisi" ya da "temizlik ve güvenlik firmaları"na bırakmasına neden oldu. Bu değişimle birlikte pek çok kapıcı dairesi ya depo olarak kullanılmaya başlandı ya da müstakil konut haline getirilerek kiraya verildi.
Günümüzde bazı şehirlerde hâlâ aktif olarak kullanılan kapıcı daireleri, aynı zamanda geçmişin apartman yaşamına dair ipuçları da sunar. Bu daireler üzerinden aile içi yaşantılar, göç hikâyeleri, mahalle dayanışması ve hatta sınıfsal farklar okunabilir.
Sonuç olarak, kapıcı daireleri, sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda kentleşmenin, sosyal değişimin ve apartman kültürünün de önemli bir parçasıdır. Bu küçük daireler, büyük şehirlerin sessiz ama çok şey anlatan tanıkları olmaya devam ediyor.
Kapıcı daireleri, ilk etapta mimari projelerin ayrılmaz bir parçasıydı. Genellikle küçük bir salon, bir oda, mutfak ve banyodan oluşan bu daireler, apartmanın bakımını yapan kişinin ailesiyle birlikte yaşayabileceği şekilde tasarlandı. 1970’li ve 1980’li yıllarda, özellikle büyükşehirlerdeki apartmanlar için bu daireler yasal zorunluluk hâlini aldı. Bu dönem, “apartman kültürü”nün ve aidiyet kavramının da şekillendiği yıllardı.
Ancak 1990’lardan sonra güvenlikli sitelerin ve profesyonel yönetim hizmetlerinin artması, kapıcı kavramının yerini "site görevlisi" ya da "temizlik ve güvenlik firmaları"na bırakmasına neden oldu. Bu değişimle birlikte pek çok kapıcı dairesi ya depo olarak kullanılmaya başlandı ya da müstakil konut haline getirilerek kiraya verildi.
Günümüzde bazı şehirlerde hâlâ aktif olarak kullanılan kapıcı daireleri, aynı zamanda geçmişin apartman yaşamına dair ipuçları da sunar. Bu daireler üzerinden aile içi yaşantılar, göç hikâyeleri, mahalle dayanışması ve hatta sınıfsal farklar okunabilir.
Sonuç olarak, kapıcı daireleri, sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda kentleşmenin, sosyal değişimin ve apartman kültürünün de önemli bir parçasıdır. Bu küçük daireler, büyük şehirlerin sessiz ama çok şey anlatan tanıkları olmaya devam ediyor.