Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6481
drvedat

9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 14:10

https://www.analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-i ...onde-5192/

TÜRKİYE İHA'DA RUSYA'DAN ÖNDE

Türkiye'nin 20 yıl önce silah ithalatçısı olduğunu bugün ise rekabet edilebilirlik düzeyde ihracatçı hale geldiğini belirten Pukhov, özellikle Türkiye'nin insansız hava araçlarına dikkat çekti. Pukhov, "Nükleer silahları olan Rusya İHA geliştirmekte Türkiye'ni gerisinde kaldı" dedi.
Rusya’nın savunma ve askeri stratejileri üzerine çalışan öncü isimlerinden Ruslan Pukhov, Türk savunma sanayini övdü. Türkiye’nin 20 yıl önce silah ithalatçısı olduğunu, bugün ise rekabet edilebilirlik düzeyde ihracatı haline geldiğini belirten Pukhov, özellikle Türkiye’nin insansız hava araçlarına (İHA) dikkat çekti. İşte Pukhov’un açıklamaları…

Soğuk Savaş Dönemi’nden beri ABD ve Rusya, dünyanın en büyük ilk iki silah ihracatçısı olarak konumlanmaya devam ediyorlar. Geçen süre zarfında Washington ve Moskova’nın ihracat politikası ve pazar profili nasıl bir değişim gösterdi? Daha açık bir deyişle silah ihracatında, ‘siyasi gerekçeler’ ile ‘ticari kazanımlar’ arasında nasıl bir denge vardı?

-Silah ihracatı ve silah ticareti hakkında düşündüğümüz zaman, Soğuk Savaş Dönemi’ndeki dış ticaret maksatlı değil; dış politikanın bir devamıydı. Bu mantık temelde ABD’ye dayanıyordu ve dolayısıyla Rusların da yaklaşımı bunun üzerine şekilleniyordu. Ancak, bu durum Trump’ın rekabetçi yapısı itibarıyla değişmeye başladı. Öyle ki Trump, ABD’de silah ticaretini dış politikanın bir devamı olarak değil; ciddi bir ticaret faaliyeti, iş olarak gören ilk kişidir. Zaten bu sayede ABD’nin pazardaki payı hızlı şekilde büyüme kaydediyor. Ayrıca büyümedeki hızın başlıca iki nedeni var. Birincisi; silah pazarı büyüyor. İkincisi; ABD önceden İsrail, Rusya ve Fransa'ya ait olan payları da kendisine katarak yükseliyor. Öte yandan, dünya silah pazarındaki teknik rekabet artarken, ilişkiler giderek gerginleşmeye başladı. Örneğin 20 yıl önce Türkiye ve Güney Kore gibi ülkeler silah ithalatçısı ülkeler kategorisinde yer alırlarken; bugün rekabet edebilirlik düzeyleriyle dikkat çeken başarılı silah ihracatçıları haline geliyorlar.

Özel şirketler öne çıkmalı
Rus savunma bürokrasisi ve ekosistemi nasıl bir işleyişe sahip? Örneğin Rus devleti, ekosistem içerisinde yer alan özel savunma şirketlerine maddi ve manevi teşvikler, destekler sağlıyor mu, yoksa üretimden ihracata varana kadar tüm süreç devlet kontrolü altında mı ilerliyor?

-Size şunu söyleyebilirim ki, eskiden çok güçlü özel şahsa ait ulusal ölçekte birinciliği elinde tutan savunma şirketlerine sahiptik. Rosoboronexport ise, eskiden “Silahlanma Bakanlığı” (The Ministry of Armament) gibi çalışan bir kurum, ajans statüsündedir. Son ürün ise ihraç etmek için Rosoboronexport’u kullanıyoruz, ancak örneğin sadece bir şey geliştirmek gibiyse buraya vermeden de yapabiliyorsunuz. Örneğin, eğer Rus ve Türk firmaları ortaklaşa bir şeyler geliştirmişlerse, Rosoboronexportûn burada ihracatı yoktur. Misal Rus-Hint ortak yapımı BrahMos süpersonik seyir füzelerinin geliştirilmesi gibi, çünkü bu saf bir ticaret değil, ortak teşebbüs ve yatırım (joint venture) projesine dayanıyor. Ortak geliştirme projelerinde, alıcı-satıcı paradigması yoktur. Diğper taraftan, devlet her şeyi kontrol ediyor ancak kontrol etmenin de farklı yolları var; “doğrudan” ve “dolaylı” kontrol gibi. Mesela size ihracat lisansını veriyoruz ya da vermiyoruz. Bu nedenle, bazen sizin ANKA örneği durumunda olduğu gibi, hükümet doğrudan hissedarlar arasındadır, bazen de BAYRAKTAR örneğinde olduğu gibi hissedarlar arasında değildir. Bu karışık ve uzun bir hikaye; ancak Türkiye’yle hemen hemen aynı problemimiz var, çok fazla açılmış ancak pek verimli olmayan devlet işletmelerini teşvik etmeye çalışıyorlar. Özel şirketlere ihracat yapmalarına imkan tanıyacak hak ve lisansları, verimsiz devlet işletmeciliğine ait firmalara verip bunları desteklemeyi tercih ediyorlar.

Türkiye en iyisini satın alıyor
Rus savunma endüstrisinin imkan ve yetenekleri ile zayıflıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Rusya’ya ve savunma alanlarına baktığımızda, Rusların geleneksel olarak çok başarılı olduğu ve muhtemelen de alanında en iyisi olduğu şeyler vardır, örneğin hava savunması gibi. Çünkü Rus savaş uçakları ithal edilmediğinden, bunların tamamı Batı’dan bir adım geride kalıyordu. Pakistan harika bir örnek. 1982 yılında Pakistan ilk F-16’sını envantere katmıştı, oysa o dönemde Sovyetler Birliği -ve Afganistan- halen 4. Nesil uçaklarla harekat sahasında operasyon icra ediyorlardı. Zira MİG-29 ve SU-27 hâlâ deneme altındaydılar, yani Rus/Sovyet Hava Kuvvetleri’nde o sırada stoklarında yoktu. Bu nedenledir ki Pakistan, sınır hattında ve taktik düzeyde Sovyetler Birliği’ne karşı hava üstünlüğüne haizdi. Neden? Çünkü havacılığımız her zaman teslimat takviminin gerisinde kalıyordu, bakın neden SU-27’ler bu kadar büyük, ya da daha iyisi Black Shark ile Black Hawk helikopterlerimize ve bir de Airbus TIGER helikopterlerine bakın. Bizim Black Shark, 1.5 kat daha fazla ağır. Neden mi? Almanların ve Fransızlarınki kadar kalitesiiyi değil de o yüzden. Bundan dolayı helikopterimizi korumak için bizim çok önemli ve ihtiyaç duyulan bir şey. Sanki Rusların tam metal ceketi gibi, biz 10 kilo ağırlığındayız, Avrupa is 5 kilo, çünkü malzemeler o kadar da iyi değil. Bu, uçaklarımızın neden bu kadar büyük olduklarına ilişkin bir soruydu, çünkü ucuz bir teknik set o kadar da iyi değildi, dahası radarlarımız da ağır ve büyüktü. Anlaşılacağı üzere, savaş havacılığında yetersizdik ve gerideydik, bunun da farkındaydık. Bu durum Sovyet siyasi ve askeri çalışma ve çabaları, büyük ölçüde hava savunmasına yatırımı yapmamızı sağladı. Bu yüzden de şu an hava savunmamız gerçekten bir mücevher, elmas. Bu nedenle, Türkiye şu an alanında dünyanın en iyisini satın alıyor. Buna mukabil, savaş gemisi geliştirmemize bakın, geliştirme projelerimiz şu an çok kötü bir durumda. Siz şu anda bir İspanyol projesi olmasına rağmen yerli olarak Türkiye'nin ilk LHD (Landing Helicopter Dock) gemisi, yani helikopter harekâtı yapma kabiliyetine sahip havuzlu çıkarma gemisini geliştiriyorsunuz. Bizim endüstrimizin en azından yakın gelecekte, LHD geliştirmesi mümkün gözükmüyor, bunun için ciddi paralar ayırmak gerekiyor. Kısaca Rus savunma endüstrisinin nasıl ki dünyada öncü olduğu alanlar var, aynı zamanda zayıflıkları yahut yatırım yapmadıkları alanlar da var, örneğin deniz platformları yahut Rus uyduları ve üretilen çipler. Neden Rus uydularının bu kadar güvenilir olmadığını düşünüyorsunuz? Çünkü biz çipleri uzay kalitesinde üretmiyoruz, normal çipleri kullanıyoruz. Bu yüzden Amerikan ve Avrupalı uydular yörüngede yıllarca kalabilirken bizimkiler sadece aylarca kalıyor. İşin özeti; Sovyetler Birliği Dönemi’inde mikroelektronik geliştirme ve üretiminde geride kalmıştık, Birlik yıkıldı, biz daha da geriye düştük. Gayet olağandır, önceden de Batı’nın arkasında bulunduğumuz alanlar vardı ve hala da geride kalıyoruz, her alanda aynı performansı göstermemiz beklenemez. Türkiye’ye bakın, Bayraktar İHA’larına. İki tip İHA üretiyorsunuz. Hem keşif gözetleme yapabilenler, hem de savaşma kabiliyeti olanlar. Örneğin bizim gözetleme yapan İHA’larımız dışarıdan satın aldığımız İsrail menşeli olan IAI Searcher tarafından üretilenlerdir. Kaldı ki İHA alanında biz sadece Türkiye’nin değil; İran’ın da gerisindeyiz. Çin, Türkiye ve İran, kendi saldırı İHA’larını ve bunlara monte edilen entegre füzeleri üreten ülkeler kulübü içerisinde yer alıyorlar. Düşünün ki, nükleer silahları olan “Büyük Rusya” (Great Russia), helikopter ve füze entegreli İHA geliştirmekte geride kalıyor.
Biz Sovyetler Birliği değiliz
Rusya’nın askeri harcamalarına ilişkin tutum ve politikasıyla ilgili. Her ne kadar Rusya halihazırda dünyanın en büyük ikinci silah ihracatçısı ülkesi olsa da, ekonomik küçülme ve finansal zorluklar nedeniyle askeri ve savunma harcamalarının azaldığı kaydediliyor. Moskova’nın GSYH’den savunmaya ayırmak üzere belirlediği bir hedef var mı? Ayrıca genel bütçe içerisinde savunma harcamalarında yaşanan düşüşler ve artışlar, toplumsal bazda nasıl ve ne düzeyde bir reaksiyon yaratıyor?

-İşin gerçeği, Rusya’daki siyasi ve askeri tüm çabaların açığa çıkardığı bir bilinç ve farkındalık vardır. O da şu dur; eğer yollar yapılmazsa, boru hatları ve elektrik hatları yenilenmezse aslında bir bütün olarak gerek altyapı gerekse üstyapı çalışmalarına gereken özen gösterilmezse istenilen netice hiçbir zaman alınamaz. Eğer insanlar, yaşam standartları ve hayat kalitelerinden tatmin ve memnun olmazlar ise, Rusya’nın güvenliğinin daha iyiye gitmesini bekleyemezsiniz. Dolayısıyla Moskova, kaç tane yeni köprü yapımına başlanması ile kaç tane yeni savaş uçağı yapımına başlanması arasındaki dengeyi çok iyi öğrenmiş ve özümsemiş durumdadır. Ayrıca unutulmaması gerek; Rusya, her parası bittiğinde pound bastıran ülkelere benzemez. Biz para basmıyoruz, bizim sorumlu bir mali politikamız vardır. Ayrıca biz artık Sovyetler Birliği de değiliz. İşin özü; Moskova, askeri ve savunma endüstrisine ihtiyaç duydukları şeyin en azını, fakat verebileceğinin en fazlasını veriyor.

Geleceğin savaşları büyük şehirlere olacak
Geleceğin savaş konsepti ve karakteristiğine ilişkin nasıl bir öngörünüz var? Bu bağlamda Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un geliştirdiği ve doktrine ettiği “Hibrit Savaş”ı nasıl değerlendiriyorsunuz?

-“Hibrit Savaş” terminolojisinden ve bu terimi kullanmaktan hoşlanmıyorum. Çünkü tanımı itibarıyla her savaş kendi içerisinde hibrit bir yapı barındırır. İncil’in gönderildiği zamandan, Antik Çağlardan itbaren her savaşta, hibrit özellikler görmek mümkündür. Bu anlamda kirli savaş, kirli olmayan savaş, açık yahut örtülü savaş, propaganda, manipülasyon vs. bunların hepsi zaten savaşlarda birarada icra edilen unsurlar olagelmişlerdir. Öte yandan ortada olan bir gerçek vardır, ertesi yılın savaşı bir önceki yılın savaşından farklı olacaktır, çünkü zaten tecrübe edilmiştir. Eğer siz askerlerinizi, vekaleten savaşan yerel güç unsurlarınızı ve ana muharebe tanklarınızı El-Bab’ta kaybettiyseniz, ertesi yıl savaşta daha farklı araç ve metotları devreye koyacaksınızdır. Kaldı ki insanlar, daha ziyade büyük şehirlerde yaşarlar; köylerde, kasabalarda, çöllerde yaşayan insan sayısı tabii ki daha azdır. Buna mukabil Moskova ve İstanbul gibi megapollerde ya da Stalingrad ve Grozni gibi şehirlerde çok daha fazla insan vardır. İşte geleceğin savaşları da artık daha kalabalık ve büyük şehirlere doğru kayacaktır. Zaten bunun örneğini Halep şehrinde yaşanan savaşta gördük. Eskisiden daha farklı, şiddetli ve zor olacağı açıktır. Bu nedenle insanlar, savaş stratejileri ve taktikleri ile askeri teçhizat ve ekipmanlar, “Meskun Mahal Savaş” konseptine ve alanına adaptasyon sağlamak zorundadırlar. Meskun Mahal Savaşı, öğrenilmesi ve tecrübe edilmesi gereken özel bir savaş türüdür.

Bir diğer üçüncü husus ise, artık savaşlarda geleneksel ve klasik tehditlerin bulunmamasına ilişkindir. Örneğin 20 yıl sonra Avrupa’da 1.5 milyar kişinin ikamet ettiğiniz düşünün, Afrika’da 20-30 yıl sonra 2 milyar kişinin yaşadığını varsayın. Afrika’daki kişiler Avrupa’ya göç etmek isteyecekleri yine Ortadoğu’dan Avrupa’ya göç etmek isteyenlerin sayısı da daha fazla artacaktır. O zaman soruyorum size, Afrikalılardan ve Araplardan akın akın Fransa’ya ve Almanya’ya göç eden kişilerle mi savaşacaksınız? Yoksa onlara karşı mı savaşacaksınız? Bu göçmenleri makineleri tüfeklerle mi öldüreceksiniz? Botlarını torpidolarla mı vurup batıracaksınız? Kısaca gelecekte Batı’nın güvenlik problemi, Putin Rusya’sı yahut Erdoğan Türkiye’si değil, kendi ülkesine gelen göçmenler olacaktır.

Hatta bu konuda pek hoş olmayan biraz ırkçı kokan bir mizansen vardır ancak dikkat çekici ve ibret niteliğinde tasvir edicidir: 20 yıl sonra Avrupa’nın bizatihi kendisi savaş alanı olacaktır ve bu savaş, Avrupa’ya göç eden 4 göçmen grup arasında cereyan edecektir. Bunlar; Türkler, Kürtler, Araplar ve Afrikalılardır. Dahası artık Almanlar, Fransızlar, İspanyollar vd. hepsi kendi ülkelerinin “azınlık sınıfı” olacaklardır. Bu mizansenden hareketle, ilk önce Batı bu tür geleneksel olmayan tehditlerle nasıl mücadele edilmesi gerektiğine karar vermeli ve öğrenmelidir. Zira Avrupa’daki göçmen yaşam alanlarında ya da ülke içerisinde dağınık halde yaşayan azınlık sınıfı göçmenlere karşı, Avrupa’nın ürettiği yahut tedarik ettiği Ana Muharebe Tankları veya F-35’ler yardımcı olmayacak, bunları kullanamayacaklar.

MERVE SEVEN ROPÖRTAJI


mustafa1981
9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 14:12

M60T kardeşim anlatamıyorum herhalde. ABD ile pazarlık yapmak istiyorsan taviz vermeyeceksin!
ABD ye taviz verdiğin zaman adamlar bokunu çıkarmak istiyorlar. Sen gidip de sadece tatbikatlarda kullanacağım dediğin zaman "Tamam bunlar tava geldiler. Hayır komple Ruslara iade edin o s-400 leri" diyecekler.
F-35 leri hiç bir şartsız vereceklerse tamam vermeyeceklerse parasını geri versinler.
Zaten F-35 ler çok çok kısıtlı bir sistem. Aldığımıza şükretsinler.
Norveç i görmüşsündür adamlar F-35 lerin bütün operasyon-el bilgilerini Pentagon a sürekli olarak rapor ettiğini anladılar. Pentagon da filitre programı kurarız dedi. Şaka gibi o programda onların kontrolünde olacak.
Ki Norveç in operasyonel bilgileri Pentagon a geçse ne olur geçmese ne olur? Ancak Türkiye nin bilgileri ABD nin eline geçerse pyd, pkk, İsrail, suudlar, mısır, Yunanistan, Bae kimbilir başka hangi ülkenin eline geçecek o bilgiler.
Tekrar diyorum F-35 ler İsrail in şartlarında bize verilmedikten sonra fayda değil zarar verir bize.
Abd nin hiç bir dayatması kabul edilemez! Adamlar bizi İran dan bile daha sıkıntı görüyorlar.
ABD ile Stratejik ortaklık masaldan başka bir şey değil!



Mehmet Yeşilbaş

9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 14:16

Yeni gemi yolda! Hava savunma sistemi de olacak

Korvet tipi askeri gemiler yaparak Türkiye’nin savunma sanayiine önemli katkı sağlayan STM, hedef büyüttü. Askeri gemi ihracını artırmak için kolları sıvayan şirket, dünya listesinde de ilk 50’ye göz koydu. STM Genel Müdürü Murat İkinci, “İhracat gelirimiz 1,5 milyar doları aşacak. 20'ye yakın ülke ile de görüşüyoruz"dedi.



Yerli ve Milli teknolojiye katkıda bulunarak askeri deniz platformları, otonom sistemler ve siber güvenlik sistemlerinde önemli işlere imza atan STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş gelecek hedeflerini açıkladı. İstanbul'da ilk kez basın mensuplarıyla bir araya gelen STM, 17-22 Eylül tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleşecek olan Teknofest İstanbul’da World Drone Cup’ın yürütücülüğünü üstlendi. Burada dünyanın en iyi drone pilotlarının mücadelesine destek sağlayacak.

1,5 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT

Dünya sıralamasında 85'inci sırada yer alan şirket geçtiğimiz günlerde 97'inci sıradaydı. Hedef ise ilk 50’ye girmek. Türkiye'nin tek savaş gemisi ihracatını yürüten firma, özellikle bu yönde yürüttüğü çalışmalar neticesinde 12 sıra birden atladı. Türkiye'nin ilk defa korvet tipi askeri gemilerini yapan firmanın Genel Müdürü Murat İkinci, “Amacımız askeri gemi ihracatını arttırmak. Pakistan'a savaş ve ikmal gemileri teslim edildi. Şu an Pakistan ordusunun en modern ve güçlü gemilerini biz yaptık. 20'ye yakın ülke ile görüşmelerimiz devam ediyor. Bu yıl sonunda görüştüğümüz ülkelere gerçekleştireceğimiz ihracat ile 1,5 milyar dolar üzerinde ülke olarak kazanç elde edeceğiz” dedi.

BEŞİNCİ GEMİ YOLDA! HAVA SAVUNMA SİSTEMİ OLACAK

Türkiye'nin D. Akdeniz'de yürttüğü enerji faaliyetlerine de STM'nin yaptığı TCG-Heybeliada ve TCG-Büyükada gemileri eşlik ediyor. Milgem projesi ile 4 gemi inşa ettiklerini belirten İkinci, “Bu gemilerin 5'incisi "İ" sınıfı fırkeyten 10 metre daha uzun olacak. Ve hava savunma sistemi yer alacak" şeklinde konuştu.



İkindi, Akdeniz'deki faaliyetlere ilerlediğimiz günlerde farklı destekler de olacağını ve geleceğin askerlerinin Türk mühendisler olacağını da aktardı. Önümüzdeki hafta bin'e yakın Kargu da TSK envanterine girecek. Sürü dronlarda yönlendirme görevini yapacak olan TOGAN bu yıl sonu tamamlanacak. Alpagu ise 2020 başında teslim edilecek.



LAGARİ UYDUSU 2021’DE FIRLATILACAK

NATO'nun hava savunma sistemlerinin altyapısını da yapan şirket, uydu ve uzay sistemleri de geliştiriyor. Murat İkinci, “Gözlem uydularının maliyeti 100 milyon doların üzerinde. Yeni trendi takip ettik ve 3 yıl önce mikro uyduya, takım uyduya yatırım yaptık. Lagari Uydusunu Haziran 2021’de fırlatacağız” bilgisini verdi.



Ormanlar Lagari'ye emanet

Türkiye’nin ilk yüksek çözünürlüklü mikro uydusu LAGARİ Tarım ve Orman Bakanlığı ile imzalanan protokol neticesinde görüntü ihtiyaçlarını sağlayacak. Orman Bakanlığı'nın tarımdan, yangınlara kadar birçok ihtiyacı yerli uydu ile sağlanacak. Böylece orman yangınlarının daha hızlı kontrol altına alınması da sağlanacak. Uydu Türkiye'nin tarımla büyüme hedeflerine de önemli katkılar sağlaması açısından önemli olacak.

http://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/2895778-y ...etay=2[/b]


Metehan209
9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 14:47
f35 ler polanya ya verilecek



ONAY ÇIKTI
ABD Dışişleri Bakanlığı, 6,5 milyar dolar değerinde 32 adet F-35A tipi beşinci nesil savaş uçağının Polonya'ya satışına onay verdi.

ABD Savunma, Güvenlik İşbirliği Ajansından yapılan yazılı açıklamada, "Dışişleri Bakanlığı, muhtemel dış askeri satış kapsamında 6,5 milyar dolar değerinde 32 F-35 müşterek taarruz savaş uçağı ve ilgili elemanlarının Polonya'ya satışını onaylama kararı aldı." ifadelerine yer verildi.

https://www.ensonhaber.com/abdden-polonyaya-65-mi ...atisi.html

Kurtulduk, diyebilirmiyiz?


M60T
9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 14:49
F 35


Mustafa hocam seni anlıyorum. Abd ye taviz verilmemeli. Fakat F 35 uçağı EOTS ( elektro optik hedefleme podu) gibi bazı yeni teknolojiler barındırıyor . Bunlardan biraz olsun yararlanmak istemiştim. Sonuçta F 35 gerçek anlamda beşinci nesil bir uçak. Ama sizin özetle dediğiniz gibi ülke güvenliği tehliye girecekse hiç gelmemesi daha hayırlıdır., Keşke TF X ler daha yakın envantere girse , elin silahı ile ülke savunması hep eksik kaliyor



YasharP
9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 14:51
F35 sevdası


Şu f35 sevdasından vazgeçemiyoruz.
Bakın kardeşim, bu uçak 350 knot yani 650 km hızın üzerinde ve 25000 ft altında silah kapaklarını açamıyor. İlle yüksek irtifada olacak. Açamadığı içinde BVR (görüş ötesi) füzelerini ateşliyemiyor. WVR (görüş içi) aim9x sidewinder füzelerini de yer olmadığı için kullanamıyordu. Daha yeni bir ekle iç haznelere “sidekick” adıyla aim9x alabilecek. Yani yakın döğüşte Ağır kalıyor.
Süper cruise yapamıyor. Thrust vectoring yok. Max hızı 1.6 mach ile kısıtlı. Yoksa boyası etkileniyor.
Her sabah Lockheed Martin den alınan kodla çalışıyor.
Devamlı ABD ye bilgi iletiyor.
ABD isterse aleti kapatıyor. Kullanamıyorsun.
Sadece elektronik ağ bağlantı kabiliyeti ve çevre de ki olan biteni, görünmeden görebilmesi bir avantaj.
Tek olumlu yanı bize uçak yapım teknolojisinde bilgi aktarımı ve stealth olayını öğretmesi idi. Ve tabii ki bir de bizim uçak endüstrimizin bu uçak için yaptığı üretimi idi.
Biz bu uçağın ortağı olurken kaynak kodlarını istedik. Ortaksak kaynak kodunu da almamız lazım dedik. ABD olumsuz cevap verince biz ortak olma konusunda uzun süre çekimser kaldık. Hatta çıkmayı düşündük. Mutlaka o günkü fetöcü gurup bunu engelledi.
Şu anda bu fırsat elimizde. Hala bu uçaklar gelecek te gelecek demenin bir anlamı yok.
Bence bizim devlet bilinçli olarak , kurallarına göre, s400 mazereti ile bu proğramdan çıktı gibi geliyor.
İsrail gibi her yerine ulaşabilsen çok faydalı yanı var. Olumsuzluklarının yanında faydalı yanları bir derecede tolerans ile karşılanabilir. Ama ABD sana uçağın can alıcı noktalarının kontrolünü vermiyorsa bu bence bir Truva Atıdır.

Varsa yoksa HÜRJET + MMU


mustafa1981
9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 14:54

Alıntı:
Mustafa hocam seni anlıyorum. Abd ye taviz verilmemeli. Fakat F 35 uçağı EOTS ( elektro optik hedefleme podu) gibi bazı yeni teknolojiler barındırıyor . Bunlardan biraz olsun yararlanmak istemiştim. Sonuçta F 35 gerçek anlamda beşinci nesil bir uçak. Ama sizin özetle dediğiniz gibi ülke güvenliği tehliye girecekse hiç gelmemesi daha hayırlıdır., Keşke TF X ler daha yakın envantere girse , elin silahı ile ülke savunması hep eksik kaliyor

Şu saatten sonra F-35 ler gelse bile ABD o uçağa dokunmamıza bile izin vermeyecek. Uçak indiği anda bile ABD li askerler uçağın bakımını vs yapacaklar. Tabi bunları kapalı bir hangarda yapacaklar. Uçağın içini görmemize bile izin vereceklerini sanmıyorum.
Keşke dediğin gibi olsa ancak öyle değil işte. Hatırlarsanız japon F-35 düştüğünde enkazını ABD okyanustan çıkardı. Adamlar kesinlikle F-35 in teknolojisini kaptırmak istemiyor.
F-35 in bakımını tamirini parça değişimini yapan ABD den sonra sadece İsrail.
O konuda ABD sadece İsrail e güveniyor.
F-35 ten çok şey bekleme bence.


Atakan8
9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 15:07

F-35 lerin Abd disinda tek bakim ve onarim merkezi Türkiye'de olacakti. Bu israile mi aktarildi?

drvedat

9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 15:24

KARDEMİR, savunma sanayisi için Türkiye'nin en büyük ingot kalıbını imal etti

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR), savunma sanayisi için Türkiye'nin en büyük ingot kalıbını imal etti.

Fabrikadan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin en önemli pota ve ingot kalıbı üreticileri arasında yer alan bağlı kuruluş KARDEMİR Döküm Makine Sanayi ve Ticaret AŞ'de (KARDÖKMAK) Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) Ağır Silah ve Çelik Fabrikası Müdürlüğü ile yapılan anlaşma doğrultusunda kurumun ihtiyacı olan 21 ton ağırlığındaki ingot kalıplarının üretildiği bildirildi.

Bu üretimin, Türkiye'nin "en büyük" ingot kalıbı üretimi olduğuna işaret edilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Birçok alana hizmet eden KARDÖKMAK, Türkiye'de mühendislik gelişimine önemli katkılar sunuyor. Sahip olduğu yüksek döküm ve mekanik işleme kapasitesiyle yurt içi ve yurt dışında anahtar teslim projeler gerçekleştiren KARDÖKMAK, geçtiğimiz günlerde de Almanya'nın en köklü çelik firmalarından Thyssenkrupp için 41 tonluk cüruf potalarının imalatını gerçekleştirmişti. Başarılı üretimle dünya çelik devi Thyssenkrupp ve bağlı kuruluşları için uzun vadeli tedarikçi listesinde de yer alan KARDÖKMAK, 15 bin tonluk kurulu kapasitesi bulunan Türkiye'nin en büyük döküm fabrikalarını ve ağır sanayinin yedek parça ve ekipman ihtiyaçlarının karşılandığı ve 4 ayrı holde hizmet veren makine fabrikalarını bünyesinde barındırıyor."
http://savunmasanayiidergilik.com/tr/HaberDergili ...i-uretildi


mustafa1981
9 ay önce - Prş 12 Eyl 2019, 15:25

Alıntı:
F-35 lerin Abd disinda tek bakim ve onarim merkezi Türkiye'de olacakti. Bu israile mi aktarildi?


Alıntı:
F35 uçaklarının bakımı Türkiye'de yapılacak
Son Güncelleme: 13 ARALIK 2014 - TSİ 10:45

Türkiye, Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) Programı kapsamında üretilen F35 uçaklarının Avrupa bölgesi motor ağır bakım ve onarım merkezi olacak

Savunma Sanayii Müsteşarlığından (SSM) yapılan açıklamaya göre, ABD Savunma Bakanlığı, yeni nesil savaş uçağı JSF/F-35'in küresel olarak idame edilmesi kapsamında yürüttüğü Avrupa bölgesi gövde ve motor ağır bakım, onarım merkezlerinin seçimine yönelik çalışmalarını tamamladı.

Yapılan analizler sonucunda Türkiye, Avrupa bölgesindeki tüm kullanıcılara ait JSF uçaklarının motorlarına ağır bakım, onarım hizmeti vermek üzere 2018'de kurulacak ilk merkez olma hakkını elde etti.

Eskişehir'de oluşturulacak motor üretim ve bakım merkezi, 3 yıl boyunca tek başına depo seviyesi bakım hizmeti verecek.

JSF Programı, F-35 uçaklarının uluslararası katılım ile tasarımı, geliştirilmesi, üretimi ve lojistik desteğini kapsıyor. Programda Türkiye'nin yanı sıra ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Norveç ve Danimarka katılımcı ülke olarak yer alıyor. F-35'in gövde, motor parçaları Türkiye'de üretiliyor.

Türkiye'nin program kapsamında ilk 2 uçağı, 2018 yılında teslim alması planlanıyor.

Hürriyet


2014 yılında F-35 lerin bakım onarım merkezinin Türkiye olması düşünülüyordu. 2016-18 yıllarında olacaktı da. Ne oldu da bakım onarım merkezi uçağın üretimi ile alakası olmayan İsrail oldu?
Demek ki 2016 yılında ABD nin yaptığı darbe başarılı olsaydı Türkiye iyiden iyiye kukla bir devlet olacaktı. Öyle bir Türkiye ye güvenecekleri için F-35 in parçalarını da üreten Türkiye nin uçağın bakım ve onarımından da sorumlu olması sıkıntı olmayacaktı. Ancak şu anda darbenin , gezi olaylarının sur olaylarının başarıya ulaşmadığı hatta ve hatta Suriye de el bab, afrin ve idlib e girmiş olan Türkiye yi kesinlikle istemiyorlar güvenmiyorlar, stratejik ortak olarak da görmüyorlar. Bu yüzden uçağın bakım merkezi İsrail oldu.
Belki de S-400 leri almamış olsaydık bile F-35 leri alamayacaktık. Dediğim gibi İsrail kısıtlı da olsa böyle bir uçağın Türkiye de olmasını istemiyor. ABD de İsrail ne derse dinliyor.


Alıntı:
F-35’in kumandası İsrail’de
9.7.2019 11:11

İsrail'in F-35 uçaklarının bakım, onarım ve yedek parça üretiminde de ayrıcalıklara sahip olduğu ortaya çıktı.



İsrail, kendisi için özel tasarlanan F-35I Adir’leri, Doğu Akdeniz’de Suriye ve Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda ve İran’a karşı istihbarat toplamada kullanıyor.

Milli Gazete'den Gökçen Göksal'ın haberine göre; 2002’den beri Türkiye’nin de projenin içinde bulunduğu, bu süre içinde 1.25 milyar dolar ödeme yaptığımız F-35’ler, bir seneyi aşkın süredir Ankara’ya teslim edilmezken, üreticileri arasında bile yer almadığı halde üreticilerden daha önce bu uçaklara sahip olan İsrail, kendisi için özel üretilen ve bir devrimi ifade eden F-35I Adir’ler ile bölgede operasyonlara başladı...

KAYMAĞINI İSRAİL YİYOR

Türkiye, F-35’leri bekleye dursun, üreticileri arasında bile bulunmayan İsrail, kendisi için özel tasarlanan F-35I Adir’leri, Doğu Akdeniz’de Suriye ve Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği operasyonlarda ve İran’a karşı istihbarat toplamada kullanıyor. Üretici ülkelerden daha önce F-35’lere sahip olan Tel Aviv yönetimi, F-35’leri kendisine göre dizayn ederek, yeni özellikler ilave ediyor. F-35’ler Türkiye’ye gelip, gerekli eğitimler alınıp envantere kayıt edilene kadar, “ATI ALAN İSRAİL” F-35I Adir’ler ile bölgemizde hava üstünlüğünü uzak ara ele geçirmiş olacak.

ÜRETİCİ ÜLKELERİN SAHİP OLMADIĞI HAKLARA SAHİP

İsrail bu uçakların bakım, onarım ve yedek parça üretimi konusunda da ayrıcalıklara sahip. Bu ayrıcalıklar projenin üreticileri arasında yer alan ülkelerde dahi yok. İsrail, üretici firma Lockheed Martin’le imzaladığı anlaşma sayesinde, bu uçakla ilgili çok sayıda tasarrufa sahip. Örneğin Tel Aviv, F-35’in menzilini genişletmek için iki farklı harici yakıt tankı seti gibi aparatlar geliştirmeye de devam ediyor. İsrail, kendisi için özel üretilen F-35I Adir’lerin de filolara entegrasyonu için yoğun bir faaliyet yürütüyor. F-35I Adir’ler benzersiz kabiliyetlere sahip, bu uçakları bölge ülkeleri için de bir miladı temsil ediyor. F-35I Adir’ler ile İsrail bölgemizde çıtayı çok üst seviyeye çıkarıyor. Bu uçaklar İsrail’in kendisi için özel ürettiği bombaları da taşıyacak.


İLK TATBİKAT İCRA EDİLDİ

İsrail Hava Kuvvetleri geçtiğimiz günlerde tüm hava kuvvetleri birimlerinin katıldığı geniş bir tatbikat gerçekleştirdi. Tatbikatta F-35I Adir’lerde yer aldı, zaten tatbikatın asıl amacı da bu uçaklardı. Israil IDF ve diğer savaş aygıtlarını da F-35I Adir’lere göre şekillendiriyor. Bu uçaklar İsrail’in bölgedeki savaş konseptini değiştirdi. S-300 ve S-400’lere yakalanmayan F-35I Adir’ler’in yazılım da oldukça gelişmiş. İsrail bu uçakları Lübnan’da Doğu Akdeniz’de Suriye ve Gazze’de etkin olarak kullanmaya başladı. Bu uçakların İsrail’e 2016 yılında teslim edildiği düşünüldüğünde İsrail’in katettiği mesafe daha iyi anlaşılıyor.

CEVAP BEKLEYEN SORULAR

* Üretici ülkeler projeye milyar dolar ayırdıkları halde sırada beklerken, İsrail bu uçakları nasıl onlardan önce alıyor, neden ilk olarak İsrailli pilotlar eğitiliyor?

* İsrail’in Loockhed Martin’le imzaladığı ayrıcalıklı anlaşma ile elde ettiği üstünlükler neden diğer ülkelere tanınmıyor?

* İsrail neden bu projenin üretici ortakları arasında yer almadı. 9 ülkenin verdiği paralarla yürütülen bu projede cebinden tek kuruş çıkmayan İsrail, projenin “yükünü” “maliyetini” bu ülkelere mi yükledi?

* ABD dışında bu uçakların bakım ve onarım yetkisi sadece İsrail’de bulunuyor. Türkiye F-35’leri teslim aldıktan sonra bu uçakların bakımını mecburen İsrail’de yaptıracak.

https://www.aydinlik.com.tr/f-35-in-kumandasi-isr ...emmuz-2019

İsrail üretici bile olmadığı halde olağanüstü haklara sahip ve uçağı 2016 da almış. Bize uçağın geleceği bile meçhul? Bu gün haberlerde bizim için ürettikleri uçakları Polonya ya sattıkları haberleri vardı.
Madem uçağı vermeyecekler parasının üstüne yatmasınlar bi zahmet!
Diyorum ya ABD iyiden iyiye çamura yatmaya başladı! Darbeye razı gelip bizim uydumuz olmazsanız göreceğiniz muamele bu demeye getiyorlar akılları sıra.
Fıratın doğusuna girsek keşke. Bu iki yüzlülere gereken cevabı vermiş olurduk!



sayfa 6481
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET