Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
alparslananadolu
2 yıl önce - Prş 06 Şub 2014, 12:31
DONANMAMIZIN GELECEĞİ RAKİPLERİNİ KORKUTUYOR


2012 yılı başında yayınlanan ve Türkiye’de de ilgi çeken, Stratfor/Wikileaks belgeleri Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ilişkin tartışmalar da içeriyordu. Dünya 2020 yılına geldiğinde iki büyük güçten birinin Türkiye olacağını öngören Stratfor analistleri, iş Türk donanmasına gelince daha cimri oluyorlardı.

Kuruluşun en önemli ikinci adamı konuşuyor; “Bana kalırsa, Türkiye’nin kıyı şeridinin uzunluğu ve rakip sayısı, donanmalarına ayırdıkları kaynaklarla orantılandığında sonuç korkunç.” Ancak Türkiye bunu çoktan görmüştü ve daha önceki yıllardan başlayarak önlemlerini alıyordu.

27 Şubat 2012 tarihli Takvim Gazetesi’nden: “Pulitzer ödüllü gazeteci Seymour Hersh; “Bölgesel güç olan Türkiye, küresel güç olmak için askeri alanda çok önemli adımlar attı.. Türk ordusu rakamsal olarak dünyanın en büyük 9. ordusu olarak görünse de, aslında ilk 4 ordu içinde. Tek eksiği ise uçak gemisine sahip olmaması. Ancak Türkiye uçak gemisi almak için de harekete geçti.”

Türkiye’nin “uçak gemisi alma veya inşa etme” süreci hep şu soruyla karşılandı uzun yıllar boyunca; “Ne yapacaksınız, ne işinize yarayacak, nereye gideceksiniz”? Aslında bu soru, Türkiye’nin “devrim arabaları” nı “yaptığı” zamandan günümüze hep devam ediyor.

Öte yandan bu soru şimdi ortadan kalkmış durumda. Zira Türkiye’nin bu soruya verecek çok yanıtı var. Gidecek çok yeri var ve sadece Akdeniz dahi tam “uçak gemilik” bir alan demek. Kaldı ki, şu an Türk Deniz Kuvvetleri dünyanın tüm sularında bayrak açıyor. Üstelik uluslararası resmi görevlerle.

Yine de, uçak gemisi kendi kendine dahi stratejik bir güç ifade etse de, asıl korkutucu olan bunun “kombine” bir vuruş gücünü tamamlıyor, tamamlayacak olması. Türkiye’nin son dönem TSK’ne kazandırdığı veya kazandırma yolunda olduğu “envanter” anımsandığında, neden, nasıl bir şeyden bahsedildiği hemen anlaşılabilir!

Kaynak: www.iyibilgi.com


Mehmet Yeşilbaş

2 yıl önce - Prş 06 Şub 2014, 18:54

ARES’ten Sahil Güvenlik Komutanlığına İlk Teslimat

MSI ÖZEL HABER
Ocak 2014 Sayı:102

Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Projesi’nin 2. aşaması kapsamında DEARSAN Gemi İnşaat Sanayi A.Ş. (DEARSAN)’nin yükleniciliğinde, ARES Tersanecilik San. Ve Tic. A.Ş. (ARES Tersanesi) tarafından inşa edilen 10 adet Sahil Güvenlik ve Emniyet Timleri (SAGET) botu, 6 Aralık’ta ARES Tersanesi’nin Antalya Serbest Bölgesi’ndeki tesislerinde düzenlenen törenle Sahil Güvenlik Komutanlığı (S.G.K.lığı)’na teslim edildi. Böylece, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB)’ne katılım sürecinde, entegre sınır güvenliği konusundaki eksikleri gidermek adına önemli bir adım daha atılmış oldu.

AB tarafından desteklenen Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Projesi’nin ilk aşamasında, 5 adet SAGET botu ve 4 adet termal kameranın hizmete girmesinden sonra, sözleşmesi 28 Mart 2012 tarihinde imzalanan projenin 2. aşaması kapsamında, 26 Kasım’da, ASELSAN Akyurt tesislerinde elektro-optik sistemlerin teslimatı gerçekleşmişti. Türkiye’de bir AB projesi kapsamında yapılan bu ilk teslimatın ardından kısa bir süre sonra da 10 adet SAGET botunun S.G.K.lığına teslim töreni, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde askeri amaçlı faaliyet gösteren tek tersanesi olan ARES Tersanesi’nde gerçekleştirildi. Teslim edilen botlarla S.G.K.lığının kullanımına tahsis edilen toplam SAGET botu sayısı 15’e yükselmiş oldu. Törene; o tarihte İçişleri Bakanlığı görevini sürdürmekte olan Muammer Güler, Antalya Valisi Sebahattin Öztürk, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Adnan Özbal, Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkanı Muhsin Altun, Sınır Yönetimi Bürosu Başkan yardımcısı Abdullah Özbek ve AB Delegasyonu Başkanı Bela Szombati ile çok sayıda üst düzey askeri ve sivil yönetici katıldı.

Tamamen Yerli Tasarım
Törenin ilk konuşmasını yapan ARES Tersanesi Teknik Müdürü Mehmet Çağlarca, projenin; kaçakçılık ve insan ticaretinin engellenmesi, genel kıyı güvenliğinin sağlanması, arama kurtarma operasyonlarının gerçekleştirilmesi ile açık deniz ve sığ su şartlarında personel taşıma gibi amaçları olduğunu söyledi. ARES 42 FPB modeli SAGET botlarının tasarımının tamamen yerli olarak gerçekleştirildiğini belirten Çağlarca, bu amaçla ARES Tersanesi Tasarım Ofisi ile İTU Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi arasında bir iş birliği yapıldığını kaydetti. Çok çeşitli deniz şartlarında zorlu testlerden geçirilen SAGET botlarının beklentilerin üzerinde performans sergilediğini ifade eden Çağlarca, botların yapısal malzemesinin alüminyum alaşım olduğunu, botlara son teknolojiyi içeren boya uygulandığını; yakıt, su ve pis su tankları gibi tüm sistemlerin uzun ömürlü malzemelerden üretildiğini açıkladı. Çağlarca, botlarla ilgili eğitimin, sistem tedarikçileri tarafından S.G.K.lığı personeline verildiği ve botların 25 yıldan daha uzun bir süre hizmet vermesinin beklendiği bilgilerini de iletti. SAGET botlarının Türk Loydu’nun Yüksek Süratli Askeri Tekneler Kuralları’na uygun olarak dizayn ve inşa edildiğini ve Türk Loydu tarafından klas sertifikaları ile belgelendirildiğini söyleyen Çağlarca, projenin Türkiye için önemli bir ihracat potansiyeli oluşturduğunu vurguladı.

Hayalleri Çok Büyük Bir Şirketiz

Törenin ikinci konuşmasını, ARES Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Kalafatoğlu yaptı. ARES Tersanesi ile ilgili bilgi de veren Kalafatoğlu, Antalya Serbest Bölgesi’nde kendi kullanımlarındaki 2 adet üretim tesisi ve bir alt yüklenicilerinin fabrika tahsisi ile birlikte, toplam 12.000 metre kare alanda faaliyetlerine devam ettiklerini; henüz çok genç olmakla birlikte, hayalleri çok büyük bir şirket olduklarını söyledi. Kalafatoğlu, hayal edilebilen her şeyin gerçekleştirilebileceğine inandıklarını, “şayet kimse yapamıyorsa biz mutlaka yapmalıyız” düşüncesinde olduklarını ifade etti. Öncelikle özel yat üretimi hedefiyle sektöre girdiklerini; Antalya Serbest Bölgesi’nde, 2006 yılından bu yana, sayıca en fazla tekneyi ürettiklerini; yine Antalya Serbest Bölgesi’nde üretilip şu ana kadar denize indirilmiş en büyük mega yatın gövde inşasını da kendilerinin tamamladığını anlatan Kalafatoğlu, 2007 yılında aldıkları stratejik bir kararla askeri ve paramiliter teknelerin tasarımı ve inşasına yöneldiklerini belirtti. Gerçekleştirdikleri ve üzerinde çalışmakta oldukları projelerle ilgili de bir parantez açan Kalafatoğlu; Emniyet Genel Müdürlüğü hizmetinde, ARES Tersanesi’nde inşa edilen 2 adet teknenin 2008 yılından bu yana başarıyla hizmet vermekte olduğunu; ARES Tersanesi üretimi teknelerin, Hazar Denizi’nden Tanzanya’ya, Nijerya’dan Hollanda’ya, Basra Körfezi’nden Fransa’ya kadar birçok ülkede ve uzak denizde görev yapmakta olduğunu söyledi. Mevcut durumda 3 ayrı proje kapsamında daha üretim çalışmalarına devam ettiklerini belirten Kalafatoğlu:
_ Bahreyn Sahil Güvenlik Teşkilatı ihtiyacına binaen Bahreyn İçişleri Bakanlığınca açılan ve 22 üreticinin yarıştığı ihaleyi, teknik üstünlükle kazandıklarını ve 18 m boyunda ve kompozit gövdeli 12 adet yüksek performanslı devriye botunun inşasının devam ettiğini; ilk teslimatı Ocak 2014’ün sonunda yapmayı hedeflediklerini,
_ Nijerya Gümrük İdaresi için 2 adet alüminyum gövdeli yüksek süratli, her biri 30 m boyunda devriye botlarının inşasına devam ettiklerini ve
_ Katar devlet turizm şirketinden kazanılan ihale neticesinde, 8 adet katamaran gövdeli, kompozit yapıda çok lüks donanımlı feribotun inşasına devam ettiklerini anlattı.

Kalafatoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçlarına istinaden Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) tarafından yürütülen 2 projeye teklif veren firmalar arasında yer aldıklarını da ilettiği bilgilere ekledi. ARES Tersanesi’nin yeni ve uzun süreli Ar-Ge çalışmalarını desteklemek amacıyla SSM ve Teknopark İstanbul yönetimince kendilerine bir Ar-Ge birimi tahsis edildiğini açıklayan Kalafatoğlu, SSM’ye ve Teknopark İstanbul yönetimine teşekkürlerini iletti. Kalafatoğlu, konuşmasını, projenin tüm paydaşlarına şükranlarını sunarak tamamladı.

DEARSAN’ın 6 Yıllık Başarı Zinciri, 1 Milyar Dolarlık İhracat

Kalafatoğlu’nun ardından kürsüye gelen DEARSAN Yönetim Kurulu Başkanı Taner Akaya, konuşmasına, son 6 yılda oluşturdukları başarı zincirine böyle bir halkayı daha eklemekten büyük mutluluk ve onu duyduklarını ifade ederek başladı. Yeni Tip Karakol Botu (YTKB) projesinde gelinen son durum hakkında bilgi veren Akaya, 16 adet bottan 7 tanesinin kesin teslimin yaptıkları; 8. geminin kesin teslim işlemlerinin devam ettiği; 2 gün önce 14. gemiyi denize indirdikleri ve 15. ve 16. gemilerin inşasının tamamlanmak üzere olduğu bilgilerini paylaştı. Akkaya, bu süreçte, 10 adet YTKB’nin 10 adet ani müdahale botunun ve önemli miktarda yardımcı sınıf geminin ihracatı ile ilgili sözleşmeler imzaladıklarını ve taahhütlerini büyük oranda tamamladıklarını; toplam ihracatlarının son 4 yıl içinde 1 milyar dolara yaklaştığını da açıkladı. Akkaya, bu projeyle ilgili çalışmaları yürüten, ancak gemilerin teslimini göremeden 3 hafta önce hayatını kaybeden Emekli Deniz Albay Metin Kalyoncu’yu anarak konuşmasını sonlandırdı. Daha sonra söz alan Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkanı Muhsin Altun, yaptığı konuşmada, “Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı” projesinin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile AB komisyonu arasında imzalanan 2008 yılı finansman anlaşması kapsamında desteklendiğini belirtti. Altun, bu amaçla açılan uluslar arası ihalenin soncunda, Merkezi Finans ve İhale Birimi ile DEARSAN arasında 30 Mart 2012 tarihinde 6.945.000 avro bedelli bir tedarik sözleşmesinin imzalandığını, projenin uygulama süresinin 320 gün olarak belirlendiğini ve S.G.K.lığının projenin nihai faydalanıcısı olduğunu söyledi.

S.G.K.lığı Filosu SAGET’lerle Genişliyor
Törende konuşan Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Adnan Özbal, Türkiye’nin denizlerinde güvenlik ile can emniyetini sağlamak ve idame etmekten sorumlu tek profesyonel kolluk kuvveti olan S.G.K.lığının görevleri arasında yer alan ve insani boyutuyla öne çıkan arama kurtarma vazifesinin son dönemde önem kazandığını; Suriye’deki gelişmeler ve yasadışı göçe kaynak olan ülkelerdeki faaliyetler nedeniyle 2012 yılı Ağustos ayından itibaren yasadışı göç olaylarında, dolayısıyla arama kurtarma görevlerinde büyük artışlar yaşandığını belirtti. Bu konuda bir örnek veren Tümamiral Özbal, 2013 yılında, tören tarihine kadar, 7.744 yasadışı göçmenin hayatının kurtarıldığını ve ilgili güvenlik birimlerine teslim edildiğini anlattı.

AB Üyeliği İçin Önemli Bir Adım Daha Atıldı.
Bir sonraki konuşmayı, AB Delegasyon Başkanı Bela Szombati yaptı. Szombati, Türkiye’nin dünyanın en uzun sahil şeritlerine sahip ülkelerinden birisi olduğuna dikkat çekerek, Avrupa ve Türkiye için ortak endişe kaynağı oluşturan konuların; düzensiz göç, uyuşturucu ve insan ticaretiyle mücadele olduğunu belirtti. AB’nin 2002’den bu yana göç ve sınır yönetimi için 230 milyon avroluk destek sağladığını açıklayan Szombati, bu desteğe S.G.K.lığının iki projesinin de dahil olduğunu; bütçesi yaklaşık 7 milyon avro olan bu projenin %75’inin AB tarafından finanse edildiğini söyledi. Szombati, Türkiye’nin entegre sınır güvenliğini geliştirmesinin AB’ye katılım süreci açısından önemli bir adım olduğunu vurgulayarak konuşmasını tamamladı. Kürsüye gelen Antalya Valisi Sebahattin Öztürk ise Antalya’nın sadece turizmle değil, sanayide ve özellikle yan sanayide parlayan bir yıldız olduğunu söyledi. Antalya’nın 640 km’lik sahil şeridine sahip olduğunu belirten Öztürk, SAGET botlarının bir kısmının Antalya’da görevlendirilmesini arzu ettiklerini ifade etti.

İç Güvenlik Sınırlardan Başlar
Törenin son konuşmasını, İçişleri Bakanı Muammer Güler yaptı. Bakanlığın asli görevlerinin başında, vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak olduğunu belirten Güler, sınırlarda yaşanan her türlü güvenlik sorununun ve yasadışı geçişlerin iç güvenliği doğrudan ilgilendirdiğine; bu nedenle iç güvenlikle ilgili tedbirlerin sınırlardan başlayarak alınması gerektiğine dikkat çekti. Bu amaçla bugüne kadar sınır yönetimi alanında birçok AB projesi yapıldığını: sınır güvenliğinden sorumlu kurumlar için, gerek teknik destek gerekse araç gereç desteği anlamından birçok proje hayata geçirildiğini hatırlatan Güler, bu projelerin ayrıntılarına da değindi. Konuşmaların ardından, ARES Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Kalafatoğlu tarafından, Sınır Yönetimi Bürosu Başkan Yardımcısı Abdullah Özbek’e, Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkanı Muhsin Altun’a ve Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Adnan Özbal’a DEARSAN Yönetim Kurulu Başkanı Taner Akkaya tarafından ise AB Delegasyon Başkanı Bela Szombati’ye Antalya Valisi Sebahattin Öztürk’e ve İçişleri Bakanı Muammer Güler’e anı objesi takdim edildi. Ayrıca yoğun programları nedeniyle törene katılamayan ve o tarihte AB Bakanı ve Başmüzakereci görevini sürdürmekte olan Egemen Bağış’ın telgrafı okundu. İçişleri Bakanı Güler, bot komutanlarına sembolik teslimat sertifikalarını verdi. Törenin sonunda Güler, SAGET 27 botuyla denize açıldı, SAGET 29 ve SAGET 32 botları da kendisine eşlik etti.

ARES SAGET Botunun Teknik Özellikleri
(+)


yuksel7
2 yıl önce - Prş 06 Şub 2014, 23:19
KULLERİMİZDEN YENİDEN DOGUYORUZ


Turk milleti osmanlının devrini bitirmesinden sonra yeniden ayaga kalkıyor bu kalkıs dunya ya bariş,huzur,adalet getirecek işAllah. Dünyadaki sömürünün artık bi son bulması gerekli insan hayatı ve onuru tekrar yukseltilmeli cünkü yerlerde sürünüyor.

Ekrem34

2 yıl önce - Cum 07 Şub 2014, 16:36
Savunma Sanayii Müsteşarlığı,


Savunma Sanayii Müsteşarı Sayın Murad BAYAR, BMC Firması Fabrikasını ziyaret etmiştir.

Fabrika ziyareti sırasında üretim hattı incelenmiş; Tunus'a sevkiyata hazır KİRPİ'ler yerinde görülmüştür.
  (+)   (+)   (+)


Ekrem34

2 yıl önce - Cum 07 Şub 2014, 16:37
Savunma Sanayii Müsteşarlığı


Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile HAVELSAN A.Ş. arasında 28 Nisan 2009 tarihinde imzalan sözleşmelerle, Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Hv.K.K.lığı) tarafından temel eğitim uçağı olarak kullanılan KT-1T ve süpersonik jet eğitimi verilmek üzere mevcut bulunan T-38 uçakları için, Savunma Sanayii Müsteşarlığı yönetiminde TESİM ve ARISİM Projeleri başlatılmıştır.

Gerçekleştirilen “TESİM ve ARISİM Simülatör Eğitim Merkezi Projesi Teslim Töreni” ile, 2nci Ana Jet Üs K.lığı Çiğli/İzmir’de Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine entegre bir simülatör merkezi kazandırılmıştır.

  (+)
  (+)   (+)


mehmet emin
2 yıl önce - Cum 07 Şub 2014, 18:55

Romanya Cumhurbaşkanı Basesku TAİ tesislerini ziyaret edip Anka, Atak ve Hürkuş hakkında bilgi almış.

Mehmet Yeşilbaş

1 yıl önce - Pzr 09 Şub 2014, 12:08

Uruguay Sınır Güvenliği’ni Aselsan Sağlayacak

Uruguay tüm kara ve deniz sınırlarını koruyacak projenin ilk aşaması için Aselsan sistem çözümünü tercih etti. Son yıllarda, anayurt güvenliğini sağlayabilmek amacıyla artarak önem kazanan sınır gözetleme sistemleri, ülkelerin savuma tedarik planlamalarında öncelikleri arasında yer alıyor.

Kontrat kapsamında, taktik tekerlekli araçlara Aselsan tarafından geliştirilen keşif-gözetleme radarı ile termal kamera, gündüz görüş kamerası ve lazer mesafe ölçer birimlerinden oluşan elektro-optik paket entegre edilecek. Keşif-gözetleme radarının karada ve denizde yüzeye yakın hedeflere yönelik tespit, sınıflandırma ve izleme yapacağı sınır güvenlik sisteminde elektro-optik unsurlar operatöre gece-gündüz ayrımı olmadan ve her türlü hava koşulundan bağımsız olarak çevreyi gözetleme imkânı sunacak. Aselsan keşif-gözetleme radarı, 360 derecelik tarama sırasında çoklu hedef takibi imkânı sunarken düşük güç çıkışı sayesinde hedefler tarafından tespit edilme olasılığı asgari düzeyde tutuyor.

Aselsan, projeye yönelik teklifini oluşturmadan önce ülkenin kara ve deniz sınırlarında seçilen pilot bölgelerde ayrıntılı saha çalışması yapmış ve yetkililer ile görüşerek kritik bölgeleri analiz etmiştir. Şirket bu sayede, Uruguay Silahlı Kuvvetleri’ne teknik ve mali açıdan en uygun sistem çözümünü sunarak, güçlü rakipler arasından sıyrılmış oldu. Uruguay Ordusu yaptığı bu alımla bölgenin en büyük problemlerinden biri olan kaçakçılığın ve sınırlarda yaşanan yasa dışı faaliyetlerin önüne geçmeyi hedefliyor.

Önümüzdeki yıllarda, sensörler den alınan verilerin bölgesel ve merkezi komuta kontrol merkezlerine aktarılması ve Uruguay sınırlarının tümünü kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanan projede ilk faz teslimatının 2014 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor.

Bu sözleme aynı zamanda, Aselsan’ın sahil ve sınır güvenliği alanında potansiyel müşterilerle yapmakta olduğu görüşmelerde referans teşkil etmesi açısından önem arz ediyor.

Kaynak: S&H Sayı:157


Mehmet Yeşilbaş

1 yıl önce - Pzr 09 Şub 2014, 13:09

ERCİYES Projesinde Son Durum

Proje sözleşmesinde yapılan 9 numaralı değişiklik ile Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) tarafından ABD$26.3 Milyon değerindeki tedarik çalışması kapsamında Suudi Arabistan Kraliyet Hava Kuvvetleri (RSAF) stoklarından satın alınan altı C-130E uçağı ERCİYES Proje paketine dahil edilmiştir. Buna göre TAI, altı set ilave modernizasyon kitini teslim edecek ve uçakların aviyonik modernizasyonu 2’nci Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı (HİBMK), Kayseri’de gerçekleştirilecek. 10 numaralı sözleşme değişikliği ise ilave yedek parça teslimatını kapsıyor.

Toplam altı C-130B ve yedi C-130E Hercules askeri nakliye uçağının modern aviyonikler (NG ürünü AN/APN-241 hava radarı dahil) ve milli görev bilgisayarı ile donatılmasını kapsayan ERCİYES Proje sözleşmesine göre ilk iki C-130B/E prototipinin aviyonik modernizasyonu TAI, diğer 11 uçağın aviyonik modernizasyonu ise 2’nci HİBMK tesislerinde yapılacaktı. Ancak, Hava Kuvvetleri Komutanlığı (HvKK) geçtiğimiz dönemde TAI’den altı uçağın daha TAI’de aviyonik kit entegrasyonu/enstalasyonu çalışmasına (işçilik ücreti) yönelik teklif almıştır. Dolayısıyla gerekmesi durumunda ilave altı C-130B/E uçağı daha TAI tesislerinde modernize edilebilecek.

Diğer yandan, ERCİYES Projesinde yaşanan gecikmeden kaynaklanan ceza karşılığında iki C-130B/E uçağının C-130T konfigürasyonuna dönüşümünün (işçiliğinin) TAI tesislerinde ücretsiz olarak yapılması gündeme gelmiş ve bu konuda HvKK ile bir mutabakata varılmıştır. Bunlara ilave olarak TAI ilave bir C-130 uçağına daha ücretsiz olarak aviyonik modernizasyon kitlerinin entegrasyonu ve enstalasyonu gerçekleştirecektir. Böylelikle TAI tesislerinde ikisi prototip olmak üzere toplam beş C-130B/E uçağı modernize edilerek C-130T konfigürasyonuna yükseltilecek ve ayrıca HvKK’nın talep etmesi durumunda ilave altı uçağa da işçilik ücreti ödenmesi koşuluyla aviyonik kit entegrasyonu ve enstalasyonu yapılabilecek.

Bu arada TAI tarafından ERCİYES Pprojesi altında modernize edilerek C-130T konfigürasyonuna dönüştürülen ve uçuş testleri devam eden 188 kuyruk numaralı C-130E ve 634 kuyruk numaralı C-130B uçaklarının Fabrika Seviyesi Bakım ve Tadilat (FaSBaT) tarihi yaklaşmıştır. Uçakların sertifikasyon çalışmalarının Ekim ayı içinde tamamlanamaması durumunda uçakların sırasıyla Ekim ve Aralık aylarında FaSBaT için 2’nci HİBMK’na gönderilmesi gerekecek ve uçaklar yaklaşık 10 ay uçuşlara ara vermek zorunda kalacak. 188 kuyruk numaralı C-130E ile ilk motor çalıştırması Kasım 2010’da, ilk test uçuşu ise 2 Mart 2011’de gerçekleştirilmişti. Edindiğimiz bilgiye göre Projede Uçuş Yönetim Sistemi (FMS, otomatik rota/baş tutma kabiliyeti ile birlikte) ve yer testleri tamamlanmış olup, devam eden uçuş testlerinin Ekim ayı içerinde tamamlanması planlanmıştır. Buna göre 31 Ekim 2013’e kadar iki prototip uçak kabule hazır hale getirilecektir.

Link-16 taktik data link sisteminin kabulünün ise uçaklar envantere girdikten sonra yapılması öngörülmüştür. TAI’nin gecikme cezası karşılığında aviyonik modernizasyon kit entegrasyonu ve enstalasyonu çalışmasını ücretsiz olarak yapacağı iki uçaktan ilkinin (Projenin üçüncü uçağı ve diğer iki uçak FaSBaT’a gireceği için HvKK hizmetine girecek ilk C130T ise Eylül ayı sonuna kadar TAI tesislerine ulaşması bekleniyor.

RSAF stoklarından satın alınan ve ilk ikisi Kasım 2011’de Türkiye’ye getirilen altı C130E uçağının modernizasyon öncesinde 2nci HİBMK tesislerinde elden geçirilerek Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki modernize edilmemiş C-130E uçakları ile aynı konfigürasyona dönüştürülmesi, müteakiben uçakların dokuz ay sürmesi beklenen FaSBaT çalışması sırasından TAI’den temin edilen aviyonik kitler ile donatılarak C-130T seviyesinde modernize edilmesi planlanmıştır. Her bir C-130 uçağı üzerindeki aviyonik modernizasyon kiti entegrasyonu ve enstalasyonu çalışması yaklaşık altı ay sürdüğünden, uçakların modernizasyonunun dokuz aylık takvime sahip FaSBaT kapsamında gerçekleştirilebileceği değerlendirilmiştir. Ancak, 9 numaralı sözleşme değişikliğinin onay sürecinin uzaması ü-zerine uçaklardan ikisi aviyonik modernizasyon kitleri takılmadan FaSBaT’a sokulmuştur. 9 numaralı sözleşme değişikliğinin geçtiğimiz günlerde yürürlüğe girmesi ile birlikte 3’üncü uçaktan itibaren kitlerin takılmasına TAI mühendislerinin gözetiminde 2’nci HİBMK’nda başlanılacaktır.

ERCİYES Projesi kapsamında uçaklara 17 yeni aviyonik sistem takılmakta, uçak üzerindeki beş sistem ise bir üst modele yükseltilmektedir. Tamamen sayısal bir kokpit tasarımına kavuşan C-130B/E Hercules uçakları bu çerçevede Kayar Harita kabiliyetli renkli MFD’ler, Link-16 MIDS Terminali ve C-130J uçaklarında da kullanılan AN/APN-241 hava ve seyrüsefer radarı ile donatılmaktadır. Uçaklardaki yeni aviyonik teçhizatın kontrol ve yönetimini yapacak milli görev bilgisayarının donanımı yurt dışından hazır alınırken, içindeki Operasyonel Uçuş Görev Yazılımı (OFP) TAI mühendislerince geliştirilmektedir. TAI mühendislerince bu çerçevede görev bilgisayarlarında kullanılmak üzere 3,5 milyon satırlık (D0178B standardı) bir yazılım geliştirilmiştir. Bugün için pazardaki C-130 Hercules uçağı üzerinde yapılabilecek en kapsamlı aviyonik modernizasyonu temsil eden ERCİYES Projesinde uçak başına modernizasyon maliyeti halen tek haneli rakamlarda tutulmakta olup, kullanıcının isterlerine bağlı olarak uçak başına maliyeti ABD$2 Milyon’dan başlayıp ABD$10 Milyon’a çıkabilecek değişik çözüm/konfigürasyon paketleri ihracat pazarları için teklif edilmektedir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) potansiyel pazarlar arasında yer almakta.

Diğer yandan, ERCİYES Projesi altında modernize edilecek iki C-130T uçağının ERCİYES Sözleşmesinde yapılacak yeni bir değişikli ile GunShip (Silahlı Uçak) konfigürasyonuna dönüştürülmesi bekleniyor. Eylül içerisinde Londra’da düzenlenen DSEi 2013 Fuarı’nda görüşme fırsatı bulduğumuz bir ATK yetkilisi; bir süre önce TAI, HvKK ve SSM’nin C-130 uçaklarının silahlandırılması konusunda kendilerinden sahip oldukları kabiliyetler ve bugüne kadar bu alanda gerçekleştirdikleri çalışmalar hakkında bilgi almak üzere görüştüklerini, ancak henüz yolun başında olduklarını ve TAI ile bu konuda çalışmaktan mutlu olacaklarını söyledi. ATK olarak C-130 uçaklarının silahlandırılması konusunda belli birikim ve uzmanlığa sahip olduklarını vurgulayan ATK yetkilisi, bu kapsamda 30mm çapındaki çift beslemeli GAU-23 Bushmaster otomatik topunun yanı sıra halen KC-130J Harwest Hawk ve AC-130W Stinger II (eski adı MC 130W Dragon Spear) uçaklarında yer alan ve 18km menzile nokta vuruş hassasiyetine sahip Griffin-A (AGM-176) füzelerinin kullanılabileceğini ifade etti. GAU-23 Bushmaster topunun uçağa kalıcı olarak (dedicated Gunship konfigürasyonunun tercih edilmesi durumunda) monte edilebileceği gibi müşterinin talebi doğrultusunda MC-27J çözümünde olduğu gibi raylar üzerinde sok/çıkar (Roll-on/Roll-off) kabiliyetli (iki operatör konsolu, 30mm top ve 500 adet mermi ile birlikte toplam ağırlığı 4.000lb olan sistemin dört saatten daha kısa sürede uçağa kurulabildiği iddia edilmekte) Paletize Edilmiş Silah Sistemi (PaWS) konfigürasyonunda da uçağa monte edilebileceğini ifade etti.

PaWS konfigürasyonundaki GAU-23 otomatik topunun daha uzun bir namluya sahip olması sayesinde; bir yandan kullanıcıya daha uzun bir menzil kabiliyeti sunarken, aynı zamanda uzatılmış namlu sayesinde %40 daha düşük geri tepme değerlerine, dolayısıyla uçak gövdesi üzerinde daha az yıpratıcı etkiye (strese) sahip olduğunu vurgulayan ATK yetkilisi, müşterin talebine göre uçağa birden fazla 30mm top entegrasyonu yapılabileceğini ancak bu durumda uçak gövdesi üzerindeki stresin artacağını ifade etti. Halen devam eden kalifikasyon testlerinin olumlu tamamlanması durumunda Amerikan Ordusu envanterindeki silahlandırılmış AC/MC-130 serisi uçaklardaki GAU-23 toplarının yeni üretim uzun namlulu GA-23 topları ile değiştirileceği kaydedildi.

Kaynak: S&H Sayı: 157


Mehmet Yeşilbaş

1 yıl önce - Pzr 09 Şub 2014, 13:54

TF-2000 Milli Tasarım Olacak!

27 Eylül 2013 tarihinde İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda icra edilen TCG Büyükada (F-512) korvetinin Hizmete Giriş ve TCG Burgazada (F-513)’nın ilk Kaynak Töreni sırasında görüşme fırsatı bulduğumuz bir DzKK yetkilisi ile TF-2000, TF-100 ve MilDen Projeleri hakkında sohbet etme fırsatı bulduk.

Edindiğimiz bilgiye göre DzKK hâlihazırda 2017 yılından itibaren envanterdeki Yavuz Sınıfı firkateynlerin yerini almak üzere inşalarına başlanılması planlanan TF-100 genel maksat ve ilkinin 2020-2013 yılları arasında İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda inşa edilmesi öngörülen TF-2000 hava savunma harbi firkateynleri için ortak bir platformun kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde değerlendirme yapmaktadır. DzKK için ilk aşamada 4 TF-100 ve 4 TF-2000 firkateyn ihtiyacı tanımlanmıştır. TF-2000’in yabancı bir tersane tasarım platform üzerine mi şekillendirileceği yoksa tamamen özgün bir tasarım mı olacağı konusundaki sorumuza cevaben DzKK yetkilisi TF-2000 tasarımının tamamen milli olacağı ve ArMerKom ile İstanbul Tersanesi Komutanlığı işbirliği ile geliştirileceği cevabını vermiştir. Böylelikle geçtiğimiz günlerde Navantia tarafından İstanbul’da tanıtımı yapılan alvaro de bazen (f-100) Sınıfı’nın TF-2000 programı için bir temel teşkil etmeyeceği yetkili bir ağız tarafından deklare edilmiştir. DzKK tarafından belirlenen isterleri karşılayabilmesi için TF-2000 firkateyninin 7.000 ila 7.500 ton arasında bir tam yüklü ağırlığa sahip olacağı ve platformun bundan daha fazla büyümesinin istenmediği çünkü boyut ve ağırlığın artması ile geminin yakıt tüketiminin artarken manevra kabiliyetinin azalabileceğinin değerlendirildiği kaydedildi. DzKK yetkilisi Milli Denizaltı (MilDen)’ya ise TF-2000 programında tasarımın olgunlaşıp inşa sürecine başladıktan sonra başlanılabileceğine dikkat çekti.

TF-2000 firkateynleri S-Band, pasif faz dizinli SPY-1D AEGIS radarı ile değil Aselsan liderliğinde milli imkânlarla geliştirilecek X-Bant Çok Amaçlı Aktif Faz Dizinli Radar (ÇAFRad) ile donatılacaktır. Bu çerçevede hatırlanacağı üzere fazlar halinde gerçekleştirilecek ÇAFRad Projesi’nin 1’nci Fazı’na yönelik TL200 milyon değerindeki sözleşme 8 Mayıs 2013 tarihinde SSM ile Aselsan arasında imzalanmıştı. Sözleşme kapsamında; ÇAFRad’ın 90 derece kapsama kabiliyetli bir yüzü ile DzKK tarafından füze güdüm amaçlı istenen ve yine elektronik huzme yönlendirme kabiliyetli olacağı belirtilen Aydınlatma Radar’ının ölçeklendirilmiş prototipi ve dönemeyen tipte IFF (Dost-Düşman Tanıma) sistemi geliştirilecektir. DzKK yetkilisi mevcut takvime göre ÇAFRad’ın bir yüzü ile ilk testlerin 2017 yılında yapılmasının planlandığını ve 2018 yılında ÇAFRad’ın bir suüstü platforma monte edilerek deniz testlerinin gerçekleştirilmesini öngördüklerini söyledi,. Pasif Faz Dizinli Radar (PAR) teknolojisine sahip AN/SPY-1D radarı 450km ve üzeri menzili ve 4-6MW çalşma gücü ile halen pazardaki en güçlü gemi konuşlu radar sistemlerinden birisi olsa da radarın soğutulması için gereken enerji gemi tarafından taşınan dahili yakıt kullanılarak sağlandığı için bu tip radarlar ile donatılan firkateyn ve destroyerlerin seyir siaları benzerlerine göre daha kısa gerçekleşmektedir. TF-2000 firkateynlerinde kullanılmak üzere bir süre önce ABD’nden SM-2 ve SM-3 tedarikinin gündeme gelmiş olduğunu hatırlatmamız üzerine DzKK yetkilisi SM-2 konusunda yapılan ön görüşmelerin olumlu geçtiğini ama SM-3 ve SM-6 konusunda henüz resmi bir görüşme yapılmadığını, Güney Kore ve Japoya’nın bu füzeleri envanterine katması ile Türkiye’nin de alabilmesinin önünün açılabileceğini değerlendirdiklerini söyledi. SSİK kararı ile seçimi yapılan FD-2000’in gemi konuşlu versiyonu olan HHQ-9 füzelerinin TF-2000 üzerinde kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin bir sorumuza cevaben DzKK yetkilisi bu yönde bir karar beklemediklerini ifade etti. TF-2000 firkateynleri hizmete girene kadar bir nevi ara çözüm olarak modernize edilen Gabya Sınıfı 4 firkateyne Avustralya’nın yaptığı gibi SM-2 füzesi entegrasyonunun DzKK gündeminde olup olmadığını sormamız üzerine DzKK yetkilisi bu konuda bir değerlendirme yapamayacağını ancak gemilere takılmakta olan SMART-S Mk2 radarının SM-2 füzesi kullanımı için yeterli olmayabileceğini kaydetti.

Tasarımları İstanbul Tersanesi Komutanlığı ArMerKom işbirliği ile yapılacak TF-100’lerin tamamının seçilecek bir özel sektör tersanesinde, TF-2000 firkateynlerinden ise ilkinin İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda diğer üçünün ise bir özel sektör tersanesinde inşa edilmesi planlanmıştır. Öyle gözüküyor ki MilGem-S Programı’nda seçilecek özel sektör tersanesi 4 MilGem korvetinin inşa, test ve teslimat sürecinde TF-100 ve TF-2000 firkateyn programları için Grekli olacak önemli bir altyapı ve bilgi birikimi kazanarak bu iki gemi programı için gerçekleştirilecek ihale sürecinde rakiplerinden bir adım önde olma şansını elde edecektir.

Kaynak: S&H, Sayı:157


CihangirAydın
1 yıl önce - Pzr 09 Şub 2014, 15:28

F-35 savaş uçağı SOM mühimmatı kullanacak

TÜBİTAK-SAGE tarafından geliştirilen ve ROKETSAN'ın üretiminden sorumlu olduğu SOM mühimmatı JSF F-35 savaş uçağında kullanılması için SOM-J adı altında proje başlatıldı.

Hava Kuvvetleri Komutanlığının milli seyir füzesi ihtiyacını karşılayabilmesi için TÜBİTAK-SAGE tarafından başlatılan projede önemli bir adım daha atılıyor. Hava Kuvvetleri envanterine 2015 yılından itibaren katılması planlanan F-35 savaş uçağında SOM mühimmatının kullanılması amacıyla proje hayata geçiriliyor. SOM-J adı verilen projede mevcut mühimmatın %25 civarında küçültülmesi amaçlanıyor. Bu sayede SOM mühimmatı, F-35 savaş uçağının gövdesi içine entegre edilecek ve uçağın görünürlük özelliğinin korunması sağlanacak.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE TÜBİTAK-SAGE DESTEĞİ

TÜBİTAK-SAGE'nin üzerinde çalıştığı projeler hakkında Kokpit.aero'ya bilgi veren yetkili, " TÜBİTAK-SAGE olarak şuan Türk Silahlı Kuvvetlerinin mühimmat ihtiyacının karşılanması amacıyla 60'dan fazla proje üzerinde çalışıyoruz. Özellikle Kara ve Hava kuvvetlerinin isterlerinin karşılanması noktasında önemli mesafeler kat edildi. Kara Kuvvetlerinin uzun menzil balistik füze projesi çalışmalarında test atışları Sinop'da gerçekleştiriliyor. Deneme atışlarında 800km üzerinde menzillere ulaşıldı ve başarılı sonuçlar alındı. Kara Kuvvetlerinin envanterinde yer alan Kasırga ve Yıldırım sistemlerinin geliştirilmesi hususunda da çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmalarda ROKETSAN ile ortak hareket ediyoruz".

MENZİLLER UZUYOR

Hava Kuvvetleri ile yürütülen çalışmalarda ise sevindirici sonuçlar aldık. SOM mühimmatında kullanılan Fransa da yerleşik bir firmadan tedarik edilen TRI-40 motoru üzerinde geliştirme çalışmaları yapıldı. Yapılan çalışma sonrasında TRI-40 motorunun menzili arttırıldı ve SOM mühimmatının test atışlarında 800km üzeri menzile ulaşıldı. Benzer bir çalışma Fransa tarafından başarı ile uygulandı. Bu noktada kamuoyunun kafasını karıştıran hususlar ortaya çıktı. Balistik füze ve SOM mühimmatı ayrı olarak ele alınacak projeler ve her iki çalışmada da 800km üzeri menzile başarı ile ulaşıldı.

YENİ MÜHİMMATLAR YOLDA

Bir diğer çalışma ise Turbofan motor ile donatılmış mühimmat projesi, bu proje mevcut SOM mühimmatından ayrı olarak ele alındı. Geliştirilecek olan bu mühimmat SOM'dan daha uzun menzillere ulaşabilecek ve Hava Kuvvetlerinin yanında Kara ve Deniz Kuvvetlerinde de ileriki dönemlerde kullanılması planlanıyor.

Kaynak: www.kokpit.aero


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET