Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Kemal Tahir Mutlu
11 yıl önce - Cum 14 May 2010, 03:43
İşçilik Kalitesi nedir? Biz Kaliteli İş Yapamıyor muyuz?


Ankara Hilton Oteli'nin inşaatında çalışıyordum. (1986 yılı Temmuz ayı). Bir gün Türk Mühendis geldi ve işçilere;
Şu aşağıdaki betonun üzerini çimento kağıtları ile örtün şimdi gene gavur görecek (İngiliz Mühendis) yine bütün betonu kırdıracak bize, diye emir verdi.

Bu zihniyet dün İstanbul'da üstün körü takılan lavabo ve aynası ile bir çocuğun ölümüne yol açtı. Aynı zihniyet daha önce de Bursa'da, Çorum'da, Elazığ'da Manisa'da yaptığı okulların çatısının küçük bir rüzgarda uçmasına ve öğrencilerin ya ölmesine ya da yaralanmasına neden oldu. (Lütfen google'a "çatısı uçan okul" yazın ve ne kadar çok haberin çıktığına gözlerinizle şahit olun)

Aynı zihniyet Yalova, Düzce depremlerinde de kendisini hemen gösterdi.

Milattan önce 300 yılında kurulan Efes Antik Kenti' (hala kütüphanesinin ön cephesi ayaktadır),
1500 yıllık Ayasofya (bugün ibadedete açılsa kullanılabilecek durumdadır),
400 - 500 yıl önce Mimar Sinan tarafından yapılan Camiler ve onların minareleri,
XIII . Yüzyılda tuğladan yapılan Yivli Minare (Alanya),
1228 yılında yapılan Divriği Camii ve Darüşşifası

onca yıllık lodoslara, fırtınalara, yağmurlara en önemlisi o kadar depremlere karşın hala ayakta ama gelin görün ki beton ve demir kullanılarak yapılan daha üzerinden 5 yıl geçmemiş camiler ve minareler en ufak bir lodosta, 3-4 büyüklüğündeki depremde hâk ile yeksan (yapı, şehir vb. için temelinden yıkılıp harap olması).

Dün o çocuğun haberini duyupta yüreği parçalanmayan birisi var mıdır? Bu nasıl işçiliktir, bu nasıl kontrol mühendisliğidir. Bir ayna nasıl olurda yerinden çıkar çocuğun boynunu keser Allah aşkına birisi açıklasın? Bu kadar mı beceriksiziz? Bu kadar mı iş bilmiyoruz?


En son Kemal Tahir Mutlu tarafından Cum 14 May 2010, 04:01 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


yigitFB
11 yıl önce - Cum 14 May 2010, 03:58

Bunun en iyi örneğini bir devlet kuruluşu olan TOKİ'nin evlerinde görebiliriz. İşçilik seviyesi bildiğim kadarıyla yerlerde. Tabii hemen her yerde bu durum var. Bunu Almanya'da geçirdiğim 2 sene sonrası çok daha açık bir şekilde görebiliyorum. Yeri gelince Çin mallarıyla dalga geçeriz ama kendi durumumuzun da pek bir farkı yok.

Ayrıca TÜV'ün Türkiye'deki araç muayene videolarını izlediyseniz, işleri nasıl baştan savma yapmaya alışık olduğumuzu görebilirsiniz.


Ahmet Patır
11 yıl önce - Cum 14 May 2010, 03:59

Çalışanlarda ve işverenlerde olması gereken vicdan, dürüstlük, hesap verme korkusu; devlette olması gereken hesap sorma ve yaptırım gücü olmazsa malesef biz daha çok konuşuruz bu konuları.

Yaptırım derken tabi kastım sadece ceza değil; cezadan önce ödül, daha doğru tabirle yapılan işin karşılığı. Bu da bir yaptırım bence. Ülkemizde bilindiği üzere bu tip işlerin karşılığı oldukça düşük. Üstelik eğitimsiz ve donanımsız insanların bu ve benzeri işlerde çalışma oranı yüksek. Haliyle yeterli donanıma sahip eleman olmayınca böyle sonuçlar ortaya çıkıyor.

Aslında bu tarz işler de ruhsat ile, ancak belli bir eğitimin sonunda yapılabilse fakat biz meslek okullarına gereken önemi vermedikçe o da zor...

Alıntı:
Bunun en iyi örneğini bir devlet kuruluşu olan TOKİ'nin evlerinde görebiliriz. İşçilik seviyesi bildiğim kadarıyla yerlerde.

Bu fikre katılmıyorum. Bu tip laflar ortalarda dolaşıyor fakat benim gördüklerim arasında, TOKİ bugün gayet güzel ve lüks konutlar inşa etmektedir. Bu iddialar bana daha çok hükümetin bu konudaki gayet başarılı çalışmalarını hazmedemeyenlerin çamur atması gibi geliyor. Diğer tüm güzel gelişmelerde olduğu gibi...


A.TUNCER
11 yıl önce - Cum 14 May 2010, 08:29

Bizde daha çok "Mütahit" denilen insanların para hırsları yüzünden kalitesiz yapılar türüyor. Nasıl daha ucuza mal ederim kaygısıyla malzemeden çalmalar, en ucuz malzemenin bile daha ucuzu vardır anlayışı, 3 işçinin yapacağı bir işi 1 işçiye yaptırmalar v.s.

muratmuratçelik

11 yıl önce - Cum 14 May 2010, 09:19

Berbere gidip traş olduğumda en son bir aynayla gelir "nasıl olmuş ağabey" diye berber. Bende "usta sensin senin hoşuna gitmiş içine sinmişse yaptığın iş bana göstermene gerek yok" derim. Yapanlara bunu sormak lazım. Samimiyetle evet yanıtını acaba yüzde kaçından alabiliriz. Beş yıl önce projeye bakarak bir ev aldım. Proje bana söylenenler ve evin şimdiki halinin birbiriyle hiç alakası yok. İnşaat devam ederken birçok kez müdahil olmama rağmen taşındıktan sonra elektrik tesisatını baştam aşağı elden geçirttim. Bu arada binanın topraklama sitemi olmadığı ortaya çıktı onun için ek bir masraf daha. Kapı ve pencere doğramalarında problem çıktı onun için ek bir masraf daha. Çatıda problem var. Müteahhitin baştan savma yaptığı çevre düzenlemesi yeniden yapıldığı için yaklaşık iki yıldırda o iş için para ödüyoruz.

Benimki beni bağlayan küçük bir örnek. Ancak devlet ihalelerinde kooperatiflerde ayrıca sadece inşaat sektöründe değil başka sektörlerdede maalesef bu örnekler çok. Eskiden işin erbabı olanlara zanaatkar denirdi. Sanırım zanaatkar sayısı çok azaldı. Birde çok kazanayımda ne olursa olsun mantığı buna eklenip kul hakkı da hiçe sayılınca kaliteden sözetmek mümkün görünmüyor. (Kaliteli iş yapanlar mutlaka vardır. Onları tenzih ederim. Ama bu tip durumlardan onlarda negatif etkilenmekteler.)


Kazım Arslan

11 yıl önce - Cum 14 May 2010, 15:42

Insanlarımız kalitenin ne olduğunu bilselerdi, şimdi burada bunu tartışmazdık.. Verdiğimiz para karşılığı alacağımız işçiliği özenle seçmeliyiz.. Kalitesiz işçilik ve malzemeler hayatımızın her yerinde olduğu için herşeyi normal karşılar olmuşuz..

Kalitesi ile övünen ve bunda da haklı olan Isviçre'de yaşıyorum.. Türkiye'nin ya da daha doğrusu benim sevgili vatandaşlarımın birçok konuda kalitesiz iş yaptığını söyleyebilirim..

Insanlar kaliteyi bilir, ister ve bunda da diretirse belki düzelir.. "Ucuz olsun farketmez, benimle yaşayacak değil ya" düşüncesi olduğu sürece düzeleceğini sanmam.. Aşağıda cepheye duvar süsü diyebileceğimiz bir işçilik ekleyeyim.. Ikisi de Adapazarı'nda çekildi.. Aradaki fark dünyalar kadar..

 
 


gök-khan
11 yıl önce - Cum 14 May 2010, 15:49

Bizdeki esas sorun bence insanların çoğunun istikrarlı bir şekilde bir meslek içinde var olamaması ve sonuç olarak uzmanlaşamaması. Ne iş olsa yaparım abi diyen milyonlarca insan olduğu müddetçe bu durum değişmez maalesef. Bir de bir işe eleman aldıktan sonra işverenler çalışanlarını çok fazla istismar ediyor, çok alakasız işleride çalışanın sırtına bindiriyor(hep bildiğimiz, ''hadi şuna iki dakika bir el atıver'' söylemi) ve dolayısıyla çalışan kendi işine yoğunlaşıp pişemiyor.



ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET