1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
| Mersin ve Sinopta Nükleer Santral Yapılmalımı? |
| Hayır |
 
|
37.4% |
[164] |
| Evet |
 
|
50.0% |
[219] |
| Başka Bir İl/Bölge'ye Yapılmalı |
 
|
11.4% |
[50] |
| Henüz zamanı değil belki daha sonra |
 
|
1.1% |
[5] |
|
| Toplam Oy : 438 |
|
 |
Okan Yayla
12 yıl önce - Sal 28 Arl 2010, 19:44
| Alıntı: |
| Turizm potansiyeli olan güzelim Akdeniz kıyılarına kuracağınıza kurun bomboş orada bizi bekleyen Doğu Anadolu Bölgesi'ne Fırat Nehri'nin kollarından birinin kıyısına ( su kenarı lazımmış ya bu santral için)... |
Icme suyunun yanina mi kuralim? Ne kadar akilliyiz boyle biz.
Ayrica baslikta ne kadar bilgisiz arkadas varsa toplanip yorum yapmislar. Arka sayfalara baktimda nukleerin ne oldugunu bilmeyipte yorum yapanlarla dolu.
|
 |
sezgin soylu
12 yıl önce - Sal 28 Arl 2010, 22:48
| Alıntı: |
| Icme suyunun yanina mi kuralim? Ne kadar akilliyiz boyle biz |
İçme suyunun yanına kurun diyen yok zaten ama bunun en son yeri akdeniz kıyılarıdır.Ayrıca hem Mersinin batı kıyılarını turizm bölgesi ilan edip hem de oraya nükleer santral kurmak çok tutarlı!Mersini zaten düşünen yok bu ülkede ne yazık ki.Sadece Alanya ve Antalya'nın yanıbaşına bu santrali kurmanın kritiği yapılsa bile bu bölgenin nükleer santral için ne kadar yanlış bir bölge olduğu ortaya çıkacaktır . Ama nerdeeeee!
|
 |
serkan33
12 yıl önce - Çrş 29 Arl 2010, 16:37
| Alıntı: |
Icme suyunun yanina mi kuralim? Ne kadar akilliyiz boyle biz.
Ayrica baslikta ne kadar bilgisiz arkadas varsa toplanip yorum yapmislar. Arka sayfalara baktimda nukleerin ne oldugunu bilmeyipte yorum yapanlarla dolu. |
Dünyada nehir kenarına kurulmuş birçok nükleer santral var. İllaki deniz kıyısına kurmak zorunda değilsin yani nükleer uzmanı arkadaşım. Doğu Anadolu Bölgesi orada bomboş dururken (yatırım çok az, nüfus az) siz tutupta Akdeniz kıyısına bunu yaparsanız kendi ayağınıza sıkmış olursunuz.
Ve ayrıca Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Bilim Kurulu Üyesi Hayrettin KILIÇ ne demiş :
Rusya'da Volga Nehri’nin bulunduğu bölge eksi 20- 25 derecedir. Nükleer santralden akıtılan sular buradaki sıcaklığı 5 dereceye çıkarıyor. Akdeniz kıyılarındaki 30 derece sıcaklığı düşünelim. Buna bir de santralden akıtılan suların yarattığı 30 dereceye yakın sıcaklığı ekleyelim. Buradaki yaşamın ne derece etkileneceğini görmek zor değil” şeklinde konuştu.
Arkadaşlar yazın Mersin kıyıları zaten cehennem gibi olur, hele öyle bir nem vardır ki hayatınızdan bıkarsınız, denizi 30 derece ısıtacak olan bu santral Akkuyu kıyılarındaki yaşamı ne hale getirecek özellikle de yaz mevsiminde, farkında mısınız?
|
 |
İSMAİL ÇELİK
12 yıl önce - Çrş 29 Arl 2010, 17:01
Serkan Efendi bak oku dinle anla;
1)Nükleer santral yapılırken mümkün ise zelzeleye güvenli bölge aranır.Doğu Anadolu tamamen 1. ve 2. derece zelzele bölgesidir ve iki aktif fay hattı orada birleşir.
Silifke-Akkuyu ve Sinop git bak öğren %8'lik ülkemizde bulunan zelzeleye güvenli bölge arasındadır seçim rast gele değildir.
2)Nükleer santraller su temininin kolay olduğu yere kurulur.Niyemi?Zira türbinleri soğutmak için büyük miktarda suya ihtiyaç varda ondan.Ayrıca deniz ulaşımı imkanı olması avantajdır.Zira inşa ve sonraki büyük çaplı işlerde gemi ile naklin avantajından faydalanılır ve Akkuyu'da limanda yapılmasının sebebi budur.
3)Akkuyu'da 3 yıl boyunca sismik hareketler izlenmiş ve 5 ayrı noktada 2300mt. derinliğe kadar sondaj yapılalarak zemin etüdü yapılmış ve yeraltı su kaynaklarının yeri tespit edilmiş,bölgedeki hayvan ve bitki türleri envantere işlenmiştir.
4)Deniz suyu nükleer enerji ile elektrik üretiminde daha verimlidir.İşin teknik yanını bilmiyorum hatta Karadeniz Akdeniz'e göre %3 daha verimlidir.Ha niye önce Akkuyu dersen bu çalışmaların temeli 1950'li yıllara ciddi olarak düşünülmesi 1970'li yıllara dayandığı için o zamanın siyasi şartlarında SSCB tehdidine karşı Akdeniz seçildi.
5)Nükleer sanraller termik santraller gibi duman çıkarmaz.(Duman çıkar çıkmaz değil)Buda asal gazlardır radyasyon içermez.Sana enteresan bir şey diyeyim kömürün yakılması ilede radyasyon olur biliyormusun ve bunu önleyemiyorsun sadece azaltabilirsin.
6)Çevrecilik yapıyorsunuz ve atladığınız birşey var.Nükleer santrallerin asıl tehlikesi radyasyon değildir.Bu şuna kadar 400'den fazla santralde 3 kaza ve biri ciddi etki etti.ÇERNOBİL.Asıl tehlike türbin soğutmasında kullanılan suyun arıtılmadan ve soğutulmadan bırakılmasıdır.Çevrecilik yapıyorsunuz ama bunu atlıyorsunuz,çok şükür yetkililerimiz(bu defa alkış)bunuda düşünmüşler.Olmazsa olmazlardan.Bu tehlike kömürle çalışan santrallerdede var.
7)Dünya'da bu kadar santral var ve hala inşa halinde olanlar var onlar aptalmı?Vazgeçende yok bundan ekonomik ömrü dolmuş 1-2 santrali kapatıyorlar diye sanki bundan vazgeçiyorlar diye lanse etmesin kimse külahıma anlatsın.
8)Çevremizde nükleer santral dolu,oralarda bir sızıntı olsa bize gelmeyecekmi?Zaten risk altındayız.Sizin davranışınız binamızın altında tüpçü olmasın,yan bitişik binada olsun gibi oluyor.
9)Hiçbir kaynak sonsuz değil.Rüzgar ve su kullanılmalı tamam ama iddia edildiği gibi ihtiyacımıza yetmeyecek.Güneşte emeklenme devresinde daha.
10)Bu vesile ile bu işin tek. öğreneceğiz.Hsatanelerdeki tomogrofisinden,röntgen v.s bu cihazların nükleer tek. ürünü olduğunu ve bunlarda kullanılan radyo izotop vs. birçok unsurun bu tek. ürünü olduğunu ve ithalata döktüğümüz paradanda haberin yok belli.
11)Akdeniz sahilleri sanki komple nükleer santralmi olacak Allah aşkına.Mersin'in bilmem kaç km. kıyısı var.
| Alıntı: |
| Rusya'da Volga Nehri’nin bulunduğu bölge eksi 20- 25 derecedir. Nükleer santralden akıtılan sular buradaki sıcaklığı 5 dereceye çıkarıyor. Akdeniz kıyılarındaki 30 derece sıcaklığı düşünelim. Buna bir de santralden akıtılan suların yarattığı 30 dereceye yakın sıcaklığı ekleyelim. Buradaki yaşamın ne derece etkileneceğini görmek zor değil” şeklinde konuştu |
.
Eski Rus kafası sadece netice yap ama çevreyi ve insanı düşünme.Çernobil'de bu yüzden oldu zira dış koruma kabuğu yoktu.O olsa idi sızıntı olmayacaktı.Soğutularak bırakılır atık sular.Aynı tehlike kömür santrallerindede var.Onlar demekki soğutmadan bırakıyorlar.
|
 |
Emre hazar
12 yıl önce - Çrş 29 Arl 2010, 17:57
İsmail Çelik Bey,
İyi, hoş ve güzel yazıyorsunuz da............
Biz bölge insanı olarak tepkimiz sadece nükleer santrale değil.
Yapacağız denen ve yapılmayan birçok hizmeti beklerken hep risk taşıyan işler bizi buluyor bunu anlatmak istiyoruz. Mersin haksızlığı hak etmiyor.
|
 |
İSMAİL ÇELİK
12 yıl önce - Çrş 29 Arl 2010, 18:15
| Alıntı: |
İyi, hoş ve güzel yazıyorsunuz da............
Biz bölge insanı olarak tepkimiz sadece nükleer santrale değil.
Yapacağız denen ve yapılmayan birçok hizmeti beklerken hep risk taşıyan işler bizi buluyor bunu anlatmak istiyoruz. Mersin haksızlığı hak etmiyor. |
bU HUSUStan birçok yer müştekidir size has değil bu.
Risk taşıyan demişsiniz o zaman askeri bölge olan yerlerde savaş zamanı hedef oluruz diye muhalefet etsinler.Bazı şeyler bir yerlere yapılmak mecburiyetinde.
|
 |
serkan33
12 yıl önce - Prş 30 Arl 2010, 01:00
| Alıntı: |
bU HUSUStan birçok yer müştekidir size has değil bu.
Risk taşıyan demişsiniz o zaman askeri bölge olan yerlerde savaş zamanı hedef oluruz diye muhalefet etsinler.Bazı şeyler bir yerlere yapılmak mecburiyetinde. |
Belli ki yazım hitabınızdan yapacak Rus firmasının avuktalığını soyunduğunuz belli, tabi olabilir doğaldır. Ama Mersinli olan biziz siz değilsiniz, uzaktan konuşmak kolay. O bölge turizm alanı ilan edilmiş ve güzelim doğasının içine önce NATO Limanı yaparak kıydılar ( Akkuyu Bölgesi'ne çok yakın) şimdi de nükleer santral. Deniz turizminin birinci öncelikli gelişim alanı olan Mersin kıyılarına nükleer santral yanlıştır arkadaşım yanlış. Suyu soğutsanda yanlış, suyu sıcak versende yanlış, dünyanın en güvenilir nükleer santrali de olsa yanlış, Çernobil'den sonraki ikinci facia burada yaşansada yanlış. Deniz turizmi olmayan ve deprem riskide taşımayan Doğu Karadeniz kıyıları bunun için çok uygun o zaman, sizin nükleer uzmanlığınızdan faydalanarak cevap veriyorum bu sefer.
Bu arada o Volga Nehri kenarındaki santral Rusya'ya ait, Rus kafası demişsin ya, bu santralide Rusya yapacak ama Rusya şu an liberal bir ekonomi değil mi, pardon, liberalizmle herşey güllük gülistanlık oluyordu unutmuşum.. (Ülkenin olağanüstü durumda olduğu zamanlar -savaş gibi- buradan elektrik alımı Rusya'nın iznine bağlı ayrıca yapılan sözleşmeye göre, bununda mantıklı açıklaması vardır değil mi İ.Ç.)
|
 |
okayilkiz
12 yıl önce - Prş 30 Arl 2010, 01:09
Dunya alternatif enerji formulleri uretirken, ruzgar enerjisi ve diger surdurulebilir kaynaklara yonelmisken Turkiyede kulustur nukleer enerji fikrinin tartisilmasi cok manidardir.
Yazik ki bu ulkede ileriyi goren ve dusunebilen devlet adamlari yetismiyor.
|
 |
Kozaklılı_Baki
12 yıl önce - Prş 30 Arl 2010, 01:29
| Alıntı: |
Dunya alternatif enerji formulleri uretirken, ruzgar enerjisi ve diger surdurulebilir kaynaklara yonelmisken Turkiyede kulustur nukleer enerji fikrinin tartisilmasi cok manidardir.
Yazik ki bu ulkede ileriyi goren ve dusunebilen devlet adamlari yetismiyor. |
Bekara kari bosamak kolay !
O ima ettiginiz ülkeler bugünkü ekonomik durumlarina nükleer enerji sayesinde geldi !
Fransa enerji ihtiyacinin 86,6 %'ni Atom santrallerinden karsiliyor.
Bizim yenilenebilir enerjiyi düsünmemiz icin o seviyeye gelmemiz gerekiyor !
Ayrica ülkemiz ürettigi elektirigin 20%'den fazlasini yenilenebilir enerjiden üretiyor.
Bu oran Fransada 9%, Almanyada ise 11% !!!!!
Dünyanin her gelismis ülkesinde Atom enerjisi var, diger alternatif enerjiler ise ihtiyaci karsilamiyor bile !
Dedigim gibi bekara kari bosamak kolay....
|
 |
cihan
12 yıl önce - Prş 30 Arl 2010, 01:31
Enerji sektörüyle ilgilenen mühendis olarak nükleer enerjinin gerekliliği ve hatta zorunluluğu hakkında bir kaç şey belirtmek istiyorum.
Bazı arkadaşlar Termik Santral ile Nükleer santrali ayrıt edemiyor bence. Çevreye zarar veriyor diye eylemler yapılıyor anlamıyorum. Nükleer enerji çevreyi bir gram kirletmiyor öncelikle bunu belirtelim. Çevreyi kirleten fuel oil, kömür, petrol ve doğal gaz yakan diğer termik santrallerdir. Nükleer santral zararsızdır. Tek yapmak gereken iyi korumak. Depreme dayanıklı bir bölgeye yaparsak ve kimyasal madde sızdırmazlığını önlersek doğaya kirli gaz, radyasyon vb. değil, tamamen doğal ve temiz su buharı bırakacaktır. Nükleer santralin pislikleri nelerdir? Karşı çıkanlar nedenlerini belirtirlerse sevinirim.
Her şehrimiz metro yapıyor artık 750V DC akım ile çalışıyor, bizim şehrimizede hızlı tren yapın demeyide çok iyi biliyoruz. Çoğu il sanayi ile ön planda, her geçen gün artıyor. kardeşlerim bunun elektriğini artık bu barajlar kaldıramaz. Şu an bulunduğum ülke Bulgaristan'dan elektrik almak zorunda kalırız ve öyleyizde şu an. Bu ülkeye artık elektrik yetmiyor. Araştırın bakın, gece uydudan dünyanın görüntüsüne bakın. Batı avrupa da bütün ülkeler ışıl ışılken Türkiye'ye gece uzaydan bakıldığında karanlık arkadaşlar.
Ülkelerin gelişmişliği kişi başına düşen kilo watt/saat olarak belirlenir. Bunu biliyor muyuz? Ünlü düşünüre sormuşlar gelişmişliği nasıl anlarsın diye, cevabı; Kişi başına düşen Kw/h ile anlarım. Çok ince bir şey söylemiş anlayana. Bizim ülke gece karanlık yatıyor, uyuyor.
Eğer deprem'e karşı önlemler alınır ve sızdırmazlığı son teknoloji sistemlerle titizce korunabilirse, bu garanti veriliyorsa neden karşı çıkıyoruz? Neden elektrik pahalı olsun? Şu an ülkemizde iki farklı bölgeye Nükleer santral gerekli. Doğalgaz Çevrim Santralleri kullanıyoruz, Termik santral kuruyoruz doğaya hoş olmayan şeyler bırakıyoruz neden buna kimse karşı çıkmıyor da bu nükleer konusuna karşı çıkıyor anlatabilir misiniz arkadaşlar. Kulaktan dolma bilgilerle gelmeyelim. Dünyanın En gelişmiş ülkelerinde birden fazla nükleer santral var. Bizim ülke kalabalık, Hidroelektrik santraller barajlar, doğalgaz çevrim santralleri, termik santraller yetmez..
Geleceğin güçlü ülkesi olmak için enerji gerekiyor, sanayi için sağlıklı üretim ve yaşam için fazla enerji gerekiyor. Dünyanın geleceği nükleerdir. Tabiki bunun yanında da alternatif enerji kaynakları aranmalıdır.
Bu konuda TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinin şöyle bir yayını vardır, bunu yine forumlarımızdan birinde bir arkadaşımız paylaşmıştı, aynen gönderiyorum ilgili sayıdan bir kesiti;
| Alıntı: |
''bilim ve teknik'' dergisinin aralık 2007 sayısında ve o sayı ile yayınlanan ''4. nesil nükleer santraller'' ekindeki bilimsel verilere dayanarak nükleer enerjinin gerekliliği hakkındaki önemli hususlara değineceğim...
aşağıdaki veriler ve değerlendirmeler özet olarak verilmiştir...
ayrıntıları merak edenler derginin ilgili sayısından yararlanabilirler...
ekte öncelikle ''küresel enerji'' başlığıyla enerji tüketimine değinilmiş.
''2006 yılında Dünyanın 6,5 milyarı bulan nüfüsu yaklaşık olarak 450 EJ (1EgzaJoule=10 üzeri 18 joule) enerji tüketti. Bazı devletler istatistik tutmadıklarından bu değerler yaklaşık değerlerdir. Bu da 10 milyar ton petrolün ürettiği enerjiye eşdeğer.
Tüketimin % 85 e yakını üç fosil yakıttan oluşmuş durumda.''
PETROL % 38 (3,8 Milyar Ton)
KÖMÜR % 24 (4,9 Milyar Ton)
DOĞAL GAZ % 24 (2,8 Trilyon m³)
YENİLENEBİLİR KAYNAKLAR % 8
NÜKLEER ENERJİ % 6
''elektrik enerjisi 2006 yılı itibariyle toplam enerji tüketiminin %18 ini oluşturmuştur. Birincil enerji arzının üçte birinden fazlası elektrik üretiminde kullanılmış.15 trilyon kWh üretim yapılmış. Elektrik üretiminin %70'i de fosil yakıtlara dayalıdır''.
devamında gelecek tahminlerine yer verilmiş...
Dünya nüfusunun 2030 yılında 8,3 milyar civarında olması bekleniyor. Dünya ekonomisinin yıllık %3 büyüdüğü ve buna bağlı olarak enerji yoğunluğunun tasarruflar aracığılıyla %1 azalacak olduğu varsayılırsa enerji talebi dünyada %2 büyüme ile 2015 kadar %30 artacak. 2015 yılında % 30 artışla 590EJ yani 13 milyar ton petrole eşdeğer 2030 yılında ise % 68 artışla 760 EJ yani 17 milyar ton petrole eşdeğer enerjiye gereksinim duyulacaktır.
Elektrik çok farklı amaçlarla kullanılabilen, son kullanımı temiz olan bir enerji formu. Bu sayede çeşitli iş imkanlarrını beraberinde getiriyor. Bu yüzden küresel talebi genel enrjiye oranla, özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha hızlı artacak gibi görünmekte. Dolaysıyla, Uluslararası Enerji Ajansı tahminlerine göre; dünya elektrik tüketiminin, yılda %2,4 hızla artması ve 2030 yılına kadar ikiye katlanıp 30 trilyon kWh'a ulaşarak birincil enerji tüketimi içerisindeki payının %22'ye çıkması bekleniyor.''
rezervler başlığında ise aşığadaki hususlara değinilmiştir...
''Fosil yakıtlar biyolojik kökenli oldularından milyonlarca yıllık bir süreçte oluşurlar. Yenilebilir olmadıklarından varlıklarının sınırlı olması gerekiyor.
1 Ocak 2006 itibariyle, dünyanın mevcut teknolojiler ile çıkarılabilecek olabilinen rezevler aşağıda tabloda verilmiştir.
..........................MİKTAR.................SÜRE
PETROL...........160 milyar ton.......185 Yıl
KÖMÜR............908 Milyar ton.........42 Yıl
DOĞAL GAZ.....173Trilyon m³..........62 Yıl
Gün geçtikçe talep artmakta, rezervler azalmakta, üretim maliyetleri artmakta, üretim kapasitesi azalmakta ve üretimin ihtiyacı karşılama oranı düşmektedir. Dünyanın en fazla petrol üreten 48 ülkesinden 33’ü üretimlerinde azalma olduğunu bildirmiştir. Bu da fiyat artışına sebep olup insanlara ekonomik olarak olumsuz bir şekilde yansıyacaktır.''
yukarıda fosil yakıtlarla ilgili verilen miktar ve süreleri tartışmalara sebep olabilsede tartışılamayacak bir nokta var o da fosil yakıtların oluşumunun milyonlarca yıl aldığı ve her ne kadar yeni kaynaklar bulunsada elbet bir gün tükeneceği. 185 yıl olmazda 250 yıl olur vs...
devamında yenilenebilir kaynaklara da değinilmiştir...
''yenilenebilir enerji kaynaklarının ortak bir özelliği, dağınık olmaları ve taşıdıkları enerji yoğunlularının, fosil yakıtlarınkine oranla çok düşük olmasıdır. Bu yüzden, büyük ölçekli 'yoğun' üretim birimleri olarak çalışan fosil yakıt santrallerinin işlevlerini üstlenebimeleri için; hidro hariç, büyük sayılarla kurulmaları gerekli ve mevcut şebeke yönetim araçlarının henüz alışık olmadığı bir şekilde, 'dağıtık' güç üretmeleri kaçınılmaz.''
yenilenebilir kaynaklardan olan güneş, rüzgar ve jeotermal enerji sistemlerinden sağlanan verimler düşük düzeyde kalmaktadır. bu da şu şekilde belirtilmiştir...
jeotermal enerji elektrik üretimine elverişli düzeyde yüksek sıcaklıklar görece seyrektir.
rüzgar gücü değişken, güneşinki ise kesintili.
Uygulamada elde edilen kapasite kullanımlarına da şu şekilde değinilmiştir...
''Uygulamada başarılan tipik kapasite kullanım faktörleri; rüzgar için %30 civarında, güneş (fotovoltatik) için ise %20'nin altında. bu durum her iki kaynağında; ya dış maliyetlerini arttıran bir şekilde yedek sistemlerle, ya da halen küçük ölçeklerde pahalı olan, büyük ölçekte ise henüz var olmayan depolama teknolajileriyle desteklenmelerini gerektiriyor.''
ayrıca bir tabloyla da 1000 MWe gücündeki örnek bir santral için kıyaslama yapılmıştır.
KÖMÜRDEN 1000 MWe güç için 100 kg/s............2.4 Mt/y
DOĞALGAZ 1000 MWe güç için 77 metreküp.......1.8 Mm küp/y
PETROL......1000 MWe güç için 66 kg/s................1.6 Mt/y
HİDRO........1000 MWe güç için 1000 t/s
RÜZGAR......24 Mm küp/........................................20 m kanatlı yaklaşım 4000 türbin
GÜNEŞ........33 kilometre kare panel
DOĞAL URANYUM... 3.9 g/s...................................92.2 t/y
bu değerler belirli bir verim ve kapasite kullanımıyla elde edilmiştir. verim ve kapasite kullanımlarına
ekteki tabloda ayrıntılı olarak yer verilmiştir.
Bu değerlerden de anlaşılabileceği üzere yenilenebilir kaynaklar doğaya minumum düzeyde zarar vermeleri, yenilenebilir olmalarına rağmen çeşitli dezavantajlara sahiptir. En önemlisi ihtiyacaya önemli ölçüde cevap veremeyecek olmasıdır. Kullanımı çeşitli teşviklerinde uygulanmasıyla beraber sürekli artmaktadır. Yenilenebilir kaynaklarda gelecekteki enerji sorunu içinde tam bir çözüm oluşturamamaktadır.
tüm bunlardan çıkarılacak sonuç ise nükleer enerjiye GEÇİŞ DÖNEMİ başlığında şu şekilde dile getirilmiştir...
20. yüzyıl medeniyeti fosil yakıtlar üzerine inşaa edildi ve dünya genelindeki ekonomik kalkınmanın temel faktörü oldu. Enerji krizinin yaşandığı dönemlerde dünya genelindeki büyüme seviyesi durdu hatta az miktarda da olsa gerileme söz konusu oldu. Yüksek enerji yoğunluğu, hızlı enerji akışları, yüksek güç düzeyleri insanlığa çok önemli katkılarda bulundu. Dünya hızla gelişip ilerledi. Fakat tüketilme hızlarının artık, gelecek nesillere karşı sorumluluk kapsamında; küresel ısınma sorununu ağırlaştırmaması ve hem de yeterlilik sürelerini uzatmak şekilde tasarruflu kullanılmalarının sağlanması için azaltılmaları gerekiyor.
Ekonomik kalkınmanın aynı hızda devam etmesi, yaşam standartlarının artması için fosil kaynaklara alternatif olarak yeni kaynakların kullanılması gerekiyor. Bu kaynaklar fosil yakıtlar kadar cazip olmalı. Bu bağlamda yenilenebilir kaynakların ve diğer alternatif kaynakların ihtiyaca cevap veremeyecekleri göz önünde bulundurulursa nükleer enerji karşımıza seçenek olmaktanda öte bir zorunluluk olarak çıkıyor. |
4.nesil nükleer reaktörler ve uluslararası güvenlikler geliyor. Dünya çağ atlıyor. Bazı çevrelerin “gelişmiş ülkeler nükleer enerjiden vazgeçiyor” diyerek zihinleri bulandırmaya çalıştığı bir zamanda, çoğunluğu gelişmiş ülkelerden oluşan GIF ülkeleri, nükleer enerji konusunu birlikte yeniden ele almışlar ve ortak projeler üretmek üzere işbirliği yapmaya başlamışlardır. Ayrıca ilgili yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum;
http://www.nukte.org/node/121
SAYGILARIMLA...
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|