Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4

Mersin ve Sinopta Nükleer Santral Yapılmalımı?
Hayır 37.4%  37.4%  [164]
Evet 50.0%  50.0%  [219]
Başka Bir İl/Bölge'ye Yapılmalı 11.4%  11.4%  [50]
Henüz zamanı değil belki daha sonra 1.1%  1.1%  [5]
Toplam Oy : 438

Okan Yayla
12 yıl önce - Sal 28 Arl 2010, 19:44

Alıntı:
Turizm potansiyeli olan güzelim Akdeniz kıyılarına kuracağınıza kurun bomboş orada bizi bekleyen Doğu Anadolu Bölgesi'ne Fırat Nehri'nin kollarından birinin kıyısına ( su kenarı lazımmış ya bu santral için)...


Icme suyunun yanina mi kuralim? Ne kadar akilliyiz boyle biz.

Ayrica baslikta ne kadar bilgisiz arkadas varsa toplanip yorum yapmislar. Arka sayfalara baktimda nukleerin ne oldugunu bilmeyipte yorum yapanlarla dolu.


sezgin soylu
12 yıl önce - Sal 28 Arl 2010, 22:48

Alıntı:
Icme suyunun yanina mi kuralim? Ne kadar akilliyiz boyle biz

İçme suyunun yanına kurun diyen yok zaten ama bunun en son yeri akdeniz kıyılarıdır.Ayrıca hem Mersinin batı kıyılarını turizm bölgesi ilan edip hem de oraya nükleer santral kurmak çok tutarlı!Mersini zaten düşünen yok bu ülkede ne yazık ki.Sadece Alanya ve Antalya'nın yanıbaşına bu santrali kurmanın kritiği yapılsa bile bu bölgenin nükleer santral için ne kadar yanlış bir bölge olduğu ortaya çıkacaktır . Ama nerdeeeee!


serkan33

12 yıl önce - Çrş 29 Arl 2010, 16:37

Alıntı:
Icme suyunun yanina mi kuralim? Ne kadar akilliyiz boyle biz.

Ayrica baslikta ne kadar bilgisiz arkadas varsa toplanip yorum yapmislar. Arka sayfalara baktimda nukleerin ne oldugunu bilmeyipte yorum yapanlarla dolu.


Dünyada nehir kenarına kurulmuş birçok nükleer santral var. İllaki deniz kıyısına kurmak zorunda değilsin yani nükleer uzmanı arkadaşım. Doğu Anadolu Bölgesi orada bomboş dururken (yatırım çok az, nüfus az) siz tutupta Akdeniz kıyısına bunu yaparsanız kendi ayağınıza sıkmış olursunuz.

Ve ayrıca Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Bilim Kurulu Üyesi Hayrettin KILIÇ ne demiş :

Rusya'da Volga Nehri’nin bulunduğu bölge eksi 20- 25 derecedir. Nükleer santralden akıtılan sular buradaki sıcaklığı 5 dereceye çıkarıyor. Akdeniz kıyılarındaki 30 derece sıcaklığı düşünelim. Buna bir de santralden akıtılan suların yarattığı 30 dereceye yakın sıcaklığı ekleyelim. Buradaki yaşamın ne derece etkileneceğini görmek zor değil” şeklinde konuştu.

Arkadaşlar yazın Mersin kıyıları zaten cehennem gibi olur, hele öyle bir nem vardır ki hayatınızdan bıkarsınız, denizi 30 derece ısıtacak olan bu santral Akkuyu kıyılarındaki yaşamı ne hale getirecek özellikle de yaz mevsiminde, farkında mısınız?


İSMAİL ÇELİK

12 yıl önce - Çrş 29 Arl 2010, 17:01

Alıntı:
Rusya'da Volga Nehri’nin bulunduğu bölge eksi 20- 25 derecedir. Nükleer santralden akıtılan sular buradaki sıcaklığı 5 dereceye çıkarıyor. Akdeniz kıyılarındaki 30 derece sıcaklığı düşünelim. Buna bir de santralden akıtılan suların yarattığı 30 dereceye yakın sıcaklığı ekleyelim. Buradaki yaşamın ne derece etkileneceğini görmek zor değil” şeklinde konuştu
.

Eski Rus kafası sadece netice yap ama çevreyi ve insanı düşünme.Çernobil'de bu yüzden oldu zira dış koruma kabuğu yoktu.O olsa idi sızıntı olmayacaktı.Soğutularak bırakılır atık sular.Aynı tehlike kömür santrallerindede var.Onlar demekki soğutmadan bırakıyorlar.


Emre hazar
12 yıl önce - Çrş 29 Arl 2010, 17:57



İSMAİL ÇELİK

12 yıl önce - Çrş 29 Arl 2010, 18:15

Alıntı:
İyi, hoş ve güzel yazıyorsunuz da............
Biz bölge insanı olarak tepkimiz sadece nükleer santrale değil.
Yapacağız denen ve yapılmayan birçok hizmeti beklerken hep risk taşıyan işler bizi buluyor bunu anlatmak istiyoruz. Mersin haksızlığı hak etmiyor.


bU HUSUStan birçok yer müştekidir size has değil bu.

Risk taşıyan demişsiniz o zaman askeri bölge olan yerlerde savaş zamanı hedef oluruz diye muhalefet etsinler.Bazı şeyler bir yerlere yapılmak mecburiyetinde.


serkan33

12 yıl önce - Prş 30 Arl 2010, 01:00

Alıntı:
bU HUSUStan birçok yer müştekidir size has değil bu.

Risk taşıyan demişsiniz o zaman askeri bölge olan yerlerde savaş zamanı hedef oluruz diye muhalefet etsinler.Bazı şeyler bir yerlere yapılmak mecburiyetinde.


Belli ki yazım hitabınızdan yapacak Rus firmasının avuktalığını soyunduğunuz belli, tabi olabilir doğaldır. Ama Mersinli olan biziz siz değilsiniz, uzaktan konuşmak kolay. O bölge turizm alanı ilan edilmiş ve güzelim doğasının içine önce NATO Limanı yaparak kıydılar ( Akkuyu Bölgesi'ne çok yakın) şimdi de nükleer santral. Deniz turizminin birinci öncelikli gelişim alanı olan Mersin kıyılarına nükleer santral yanlıştır arkadaşım yanlış. Suyu soğutsanda yanlış, suyu sıcak versende yanlış, dünyanın en güvenilir nükleer santrali de olsa yanlış, Çernobil'den sonraki ikinci facia burada yaşansada yanlış. Deniz turizmi olmayan ve deprem riskide taşımayan Doğu Karadeniz kıyıları bunun için çok uygun o zaman, sizin nükleer uzmanlığınızdan faydalanarak cevap veriyorum bu sefer.

Bu arada o Volga Nehri kenarındaki santral Rusya'ya ait, Rus kafası demişsin ya, bu santralide Rusya yapacak ama Rusya şu an liberal bir ekonomi değil mi, pardon, liberalizmle herşey güllük gülistanlık oluyordu unutmuşum.. (Ülkenin olağanüstü durumda olduğu zamanlar -savaş gibi- buradan elektrik alımı Rusya'nın iznine bağlı ayrıca yapılan sözleşmeye göre, bununda mantıklı açıklaması vardır değil mi İ.Ç.)


okayilkiz
12 yıl önce - Prş 30 Arl 2010, 01:09



Kozaklılı_Baki
12 yıl önce - Prş 30 Arl 2010, 01:29

Alıntı:

Dunya alternatif enerji formulleri uretirken, ruzgar enerjisi ve diger surdurulebilir kaynaklara yonelmisken Turkiyede kulustur nukleer enerji fikrinin tartisilmasi cok manidardir.

Yazik ki bu ulkede ileriyi goren ve dusunebilen devlet adamlari yetismiyor.


Bekara kari bosamak kolay !

O ima ettiginiz ülkeler bugünkü ekonomik durumlarina nükleer enerji sayesinde geldi !

Fransa enerji ihtiyacinin 86,6 %'ni Atom santrallerinden karsiliyor.

Bizim yenilenebilir enerjiyi düsünmemiz icin o seviyeye gelmemiz gerekiyor !

Ayrica ülkemiz ürettigi elektirigin 20%'den fazlasini yenilenebilir enerjiden üretiyor.

Bu oran Fransada 9%, Almanyada ise 11% !!!!!

Dünyanin her gelismis ülkesinde Atom enerjisi var, diger alternatif enerjiler ise ihtiyaci karsilamiyor bile !

Dedigim gibi bekara kari bosamak kolay....


cihan

12 yıl önce - Prş 30 Arl 2010, 01:31

Alıntı:
''bilim ve teknik'' dergisinin aralık 2007 sayısında ve o sayı ile yayınlanan ''4. nesil nükleer santraller'' ekindeki bilimsel verilere dayanarak nükleer enerjinin gerekliliği hakkındaki önemli hususlara değineceğim...

aşağıdaki veriler ve değerlendirmeler özet olarak verilmiştir...
ayrıntıları merak edenler derginin ilgili sayısından yararlanabilirler...

ekte öncelikle ''küresel enerji'' başlığıyla enerji tüketimine değinilmiş.

''2006 yılında Dünyanın 6,5 milyarı bulan nüfüsu yaklaşık olarak 450 EJ (1EgzaJoule=10 üzeri 18 joule) enerji tüketti. Bazı devletler istatistik tutmadıklarından bu değerler yaklaşık değerlerdir. Bu da 10 milyar ton petrolün ürettiği enerjiye eşdeğer.
Tüketimin % 85 e yakını üç fosil yakıttan oluşmuş durumda.''


PETROL % 38 (3,8 Milyar Ton)
KÖMÜR % 24 (4,9 Milyar Ton)
DOĞAL GAZ % 24 (2,8 Trilyon m³)
YENİLENEBİLİR KAYNAKLAR % 8
NÜKLEER ENERJİ % 6

''elektrik enerjisi 2006 yılı itibariyle toplam enerji tüketiminin %18 ini oluşturmuştur. Birincil enerji arzının üçte birinden fazlası elektrik üretiminde kullanılmış.15 trilyon kWh üretim yapılmış. Elektrik üretiminin %70'i de fosil yakıtlara dayalıdır''.


devamında gelecek tahminlerine yer verilmiş...

Dünya nüfusunun 2030 yılında 8,3 milyar civarında olması bekleniyor. Dünya ekonomisinin yıllık %3 büyüdüğü ve buna bağlı olarak enerji yoğunluğunun tasarruflar aracığılıyla %1 azalacak olduğu varsayılırsa enerji talebi dünyada %2 büyüme ile 2015 kadar %30 artacak. 2015 yılında % 30 artışla 590EJ yani 13 milyar ton petrole eşdeğer 2030 yılında ise % 68 artışla 760 EJ yani 17 milyar ton petrole eşdeğer enerjiye gereksinim duyulacaktır.

Elektrik çok farklı amaçlarla kullanılabilen, son kullanımı temiz olan bir enerji formu. Bu sayede çeşitli iş imkanlarrını beraberinde getiriyor. Bu yüzden küresel talebi genel enrjiye oranla, özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha hızlı artacak gibi görünmekte. Dolaysıyla, Uluslararası Enerji Ajansı tahminlerine göre; dünya elektrik tüketiminin, yılda %2,4 hızla artması ve 2030 yılına kadar ikiye katlanıp 30 trilyon kWh'a ulaşarak birincil enerji tüketimi içerisindeki payının %22'ye çıkması bekleniyor.''


rezervler başlığında ise aşığadaki hususlara değinilmiştir...

''Fosil yakıtlar biyolojik kökenli oldularından milyonlarca yıllık bir süreçte oluşurlar. Yenilebilir olmadıklarından varlıklarının sınırlı olması gerekiyor.
1 Ocak 2006 itibariyle, dünyanın mevcut teknolojiler ile çıkarılabilecek olabilinen rezevler aşağıda tabloda verilmiştir.

..........................MİKTAR.................SÜRE
PETROL...........160 milyar ton.......185 Yıl
KÖMÜR............908 Milyar ton.........42 Yıl
DOĞAL GAZ.....173Trilyon m³..........62 Yıl

Gün geçtikçe talep artmakta, rezervler azalmakta, üretim maliyetleri artmakta, üretim kapasitesi azalmakta ve üretimin ihtiyacı karşılama oranı düşmektedir. Dünyanın en fazla petrol üreten 48 ülkesinden 33’ü üretimlerinde azalma olduğunu bildirmiştir. Bu da fiyat artışına sebep olup insanlara ekonomik olarak olumsuz bir şekilde yansıyacaktır.''


yukarıda fosil yakıtlarla ilgili verilen miktar ve süreleri tartışmalara sebep olabilsede tartışılamayacak bir nokta var o da fosil yakıtların oluşumunun milyonlarca yıl aldığı ve her ne kadar yeni kaynaklar bulunsada elbet bir gün tükeneceği. 185 yıl olmazda 250 yıl olur vs...

devamında yenilenebilir kaynaklara da değinilmiştir...

''yenilenebilir enerji kaynaklarının ortak bir özelliği, dağınık olmaları ve taşıdıkları enerji yoğunlularının, fosil yakıtlarınkine oranla çok düşük olmasıdır. Bu yüzden, büyük ölçekli 'yoğun' üretim birimleri olarak çalışan fosil yakıt santrallerinin işlevlerini üstlenebimeleri için; hidro hariç, büyük sayılarla kurulmaları gerekli ve mevcut şebeke yönetim araçlarının henüz alışık olmadığı bir şekilde, 'dağıtık' güç üretmeleri kaçınılmaz.''

yenilenebilir kaynaklardan olan güneş, rüzgar ve jeotermal enerji sistemlerinden sağlanan verimler düşük düzeyde kalmaktadır. bu da şu şekilde belirtilmiştir...

jeotermal enerji elektrik üretimine elverişli düzeyde yüksek sıcaklıklar görece seyrektir.
rüzgar gücü değişken, güneşinki ise kesintili.

Uygulamada elde edilen kapasite kullanımlarına da şu şekilde değinilmiştir...

''Uygulamada başarılan tipik kapasite kullanım faktörleri; rüzgar için %30 civarında, güneş (fotovoltatik) için ise %20'nin altında. bu durum her iki kaynağında; ya dış maliyetlerini arttıran bir şekilde yedek sistemlerle, ya da halen küçük ölçeklerde pahalı olan, büyük ölçekte ise henüz var olmayan depolama teknolajileriyle desteklenmelerini gerektiriyor.''

ayrıca bir tabloyla da 1000 MWe gücündeki örnek bir santral için kıyaslama yapılmıştır.

KÖMÜRDEN 1000 MWe güç için 100 kg/s............2.4 Mt/y
DOĞALGAZ 1000 MWe güç için 77 metreküp.......1.8 Mm küp/y
PETROL......1000 MWe güç için 66 kg/s................1.6 Mt/y
HİDRO........1000 MWe güç için 1000 t/s
RÜZGAR......24 Mm küp/........................................20 m kanatlı yaklaşım 4000 türbin
GÜNEŞ........33 kilometre kare panel
DOĞAL URANYUM... 3.9 g/s...................................92.2 t/y

bu değerler belirli bir verim ve kapasite kullanımıyla elde edilmiştir. verim ve kapasite kullanımlarına
ekteki tabloda ayrıntılı olarak yer verilmiştir.

Bu değerlerden de anlaşılabileceği üzere yenilenebilir kaynaklar doğaya minumum düzeyde zarar vermeleri, yenilenebilir olmalarına rağmen çeşitli dezavantajlara sahiptir. En önemlisi ihtiyacaya önemli ölçüde cevap veremeyecek olmasıdır. Kullanımı çeşitli teşviklerinde uygulanmasıyla beraber sürekli artmaktadır. Yenilenebilir kaynaklarda gelecekteki enerji sorunu içinde tam bir çözüm oluşturamamaktadır.

tüm bunlardan çıkarılacak sonuç ise nükleer enerjiye GEÇİŞ DÖNEMİ başlığında şu şekilde dile getirilmiştir...

20. yüzyıl medeniyeti fosil yakıtlar üzerine inşaa edildi ve dünya genelindeki ekonomik kalkınmanın temel faktörü oldu. Enerji krizinin yaşandığı dönemlerde dünya genelindeki büyüme seviyesi durdu hatta az miktarda da olsa gerileme söz konusu oldu. Yüksek enerji yoğunluğu, hızlı enerji akışları, yüksek güç düzeyleri insanlığa çok önemli katkılarda bulundu. Dünya hızla gelişip ilerledi. Fakat tüketilme hızlarının artık, gelecek nesillere karşı sorumluluk kapsamında; küresel ısınma sorununu ağırlaştırmaması ve hem de yeterlilik sürelerini uzatmak şekilde tasarruflu kullanılmalarının sağlanması için azaltılmaları gerekiyor.

Ekonomik kalkınmanın aynı hızda devam etmesi, yaşam standartlarının artması için fosil kaynaklara alternatif olarak yeni kaynakların kullanılması gerekiyor. Bu kaynaklar fosil yakıtlar kadar cazip olmalı. Bu bağlamda yenilenebilir kaynakların ve diğer alternatif kaynakların ihtiyaca cevap veremeyecekleri göz önünde bulundurulursa nükleer enerji karşımıza seçenek olmaktanda öte bir zorunluluk olarak çıkıyor.


4.nesil nükleer reaktörler ve uluslararası güvenlikler geliyor. Dünya çağ atlıyor. Bazı çevrelerin “gelişmiş ülkeler nükleer enerjiden vazgeçiyor” diyerek zihinleri bulandırmaya çalıştığı bir zamanda, çoğunluğu gelişmiş ülkelerden oluşan GIF ülkeleri, nükleer enerji konusunu birlikte yeniden ele almışlar ve ortak projeler üretmek üzere işbirliği yapmaya başlamışlardır. Ayrıca ilgili yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum;
http://www.nukte.org/node/121


SAYGILARIMLA...



sayfa 4
« önceki   12345 ... 303132   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET