murad22
6 ay önce - Pzr 05 Şub 2023, 10:07
Erbakan hocanın Almanyada iken Türkiyedeki hocasına yazdıgı mektuptan bir kısmı
Burada Necdet'ten sonra sömestr tatili esnasında Necdet’le birlikte yaptığımıza benzer diğer bir Excursion yani teknik gezi oldu. Makina fakültesinin üç enstitüsü müştereken bu geziyi hazırladılar. Buna bendeniz de iştirak ettim. Ve son derece enteresan oldu. Gezi tam beş gün sürdü. 17 Mart’la 22 Mart arasında. Bu geziyle bütün Alman meşhur sanayi havzası, Ruhr havzasını taradık. Her gün iki fabrika gezmek suretiyle bütün Ruhr havzasının 10 ana fabrikasını dolaştık. Gezinti iki otobüsle yapıldı. 3 profesör, birkaç asistan, ve 60 kadar da talebe iştirak etti. Her gün otobüs ile sabah saat 7'de yola çıkmak suretiyle cem'an 4 saat kadar otobüsle Ruhr sahasında yol aldık.
Ayrıca sabahları bir fabrikada 4 saat, öğleden sonraları ise diğer birer fabrikada 4'er saat gezmek suretiyle beş günde cem'an Ruhr sahasında otobüsle 600 km kadar yol ve sadece fabrikaların tezgâhları arasında imalatı tetkik ede ede 30 km kadar yol kat ettik. Ancak böyle bir seyahatten sonra insan bir sanayi memleketi ne demektir, bir sanayi havzası ne demektir, anlıyor. Akşamüzerleri dolaşırken ufuklarda böyle çelik ve demir fabrikalarının kızıllıklarının ardı arkası gelmiyor. Bu vesile ile meşhur Krupp, Demag, Wagner, Friedrich Wilhelms Hütte, Böhler, Eisenwerk-Mannheim, Bauer-Schaurte, Siemens-Schuckert ve Ford fabrikalarını gezdik. Ayrıca yine bu vesile ile Köln, Düsseldorf, Dortmund, Mainz, Essen, Duisburg ve Mülheim gibi büyük sanayi şehirlerini görmüş olduk. Bunların arasında gayet enteresan bir fabrika Wagner fabrikasıydı. Zira bu fabrika eskiden harp esnasında ağır tankların imalatı için çalışıyormuş. Harpten sonra İngilizler bütün makinalarını söküp götürmüşler. Ve mütareke hükümlerine göre çalışması yasak edilmiş. Böyleyken fabrika başka bir isim altında işe başlamış. Hiçbir banka kredi açmazken çok ufak bir parayla hariçten birkaç küçük tezgâh alarak 1950 Mart’ında enkazı temizlemeye başlayarak işe başlamışlar. Şu aradaki 1,5 - 2 sene içerisinde fabrika bugün tekrar dünyanın en büyük tezgâhlarını yapıyor. Torna, freze tezgâhları... Fabrika halen kuruluş aşamasında. Öyle ki her makine kendi cinsinden daha büyük bir makineyi imal ediyor. Böylece insan gözleriyle görüyor ki bir fabrika kendi kendini nasıl kuruyor. Bazı yerlerde henüz damları bile yok. Tahta bir çatı çekmiş, altında da dünyanın en mükemmel tezgâhını yapıyor. Bu tezgâhlar öyle ki 20-30 metre uzunluğundaki makine elemanlarını işleyebilecek kabiliyette öyle dev makinalar. Parasız pulsuz bu fabrikayı nasıl kurduklarına fabrika sahipleri kendileri de hayret ediyorlar. Onun için fabrikanın inkişafını aylık fotoğraflarla tespit ediyorlar. Bunlardan bir kısmını fabrikasının misafir kabul salonuna koymuşlar. Yalnız görünüyor ki fabrikanın gayet enerjik bir mühendis kadrosu var.
Meşhur Krupp fabrikaları, mütareke hükümlerince çalışması yasak olduğu için belini doğrultamamış. 20-25 makine gibi dev makine halinden sadece ikisi çalışıyor. O da lokomotif yapıyor. Öbürleri harabe halinde. Krupp fabrikaları başlı başına bir şehir büyüklüğünde.
Wagner fabrikasını görünce insan inanamıyor ki; parasız pulsuz 1,5- 2 senede dünyanın en büyük fabrikaları nasıl kurulur. Bütün bu havzayı görünce de insan inanıyor ki bizim memleket oradayken onun bunun söylediği gibi, bu sahada Avrupa memleketlerinden bahusus Almanya’dan öyle 10 sene 20 sene değil en aşağı birkaç bin sene geride (bulunuyor. Bu durum insanın kanına dokunuyor ve tabi çalışma azmimizi kamçılıyor!..) Zira burada adım başına bir fabrika. Bir defa koca koca nehirler eski tabii yatağından akmıyorlar. O birazını almış, öbürü birazını almış. Aman suyundan bir damla kaybolmasın diye birçok yerlerde nehre betonlu metonlu hususi yataklar yapmışlar. Onların üzerinden akıtıyorlar. Adeta ‘Allah’ın verdiği nehir nimetini, avuç üzerinde, el üzerinde tutmak suretiyle nimete şükür diye buna denir’ diyesim geliyor.
Muhterem Efendim, bu sefer de yine oldukça uzun bir mektupla kıymetli vakitlerinizi işgal ettiğimden dolayı affınızı dilerim.
Bu mektubum münasebetiyle geçirmiş olduğumuz Receb-i Şerif ayınızı ve Regaib kandilinizi ve son olarak da Miraç gecelerinizi tebrik ederim. Cenab-ı Hak kendi yolundan ayırmadan daha nicelerine afiyetle erişmek nasip buyursun. İnşaallah.
Muhterem Efendim, mektubuma müsaadenizle burada nihayet verirken önce zat-ı âlinizin mübarek ellerinden tekrar tekrar öper, gerek size gerekse diğer cümle ihvana çok çok selamlar eder, dualarınızı beklerim.
Esselamualeyküm ve rahmetullahi ve berakatuh.
(Cevdet, inşaallah Ramazan’ın son günlerinde oradaki işlerini bitirip gelecek. Selamı var.)[1]
Necmettin
|