Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kimdir? [SİYASET]
« önceki   123 ... 202122 ... 525354   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 21
alp coşkun
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 12:05



gökhan_adige
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 12:25

Alıntı:
Adil düzene örnek ?
Askerin tepkisini azaltmak ve yalakalık için askere % 70 zam verdi.
Bu taktiğinde başarılı olamayınca polis teşkilatını yanına çekebilmek için polise % 60 zam verdi.
Asker ve polislere yaptığı zamlardan dolayı tepki aldığı için memura % 40 zam verdi.
Sonuç olarak asker-polis ile diğer memurlar arası maaş farkı açıldı.


Polis teşkilatı zaten hükümetin elindedir.Yanına çekme gibi bir gayret göstermeye gerek yok.Erbakan'ın yaptığı tek yanlış Tayyip Erdoğan'ın yapamadığı.Tayyip Erdoğan istihbarat teşkilatına önem verdi darbe yapacak paşaları hemen alaşağı etti.Tek fark bu...


İBRAHİM DİLBER
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 14:44

Alıntı:
Erbakan'ın yaptığı o uçuk zamlar yıllarca ağır bedeller olarak karşımıza çıktı hep. Dünyanın neresinde var böyle zam oranları? Tam bir orientalist siyaset tarzıydı. Bu konuda konuşmaya gerek bile görmem.


Erbakan Hocamız, yapılan zamların kaynağını defalarca açıkladı: Havuz sistemi ve denk bütçe oluşturup tasarruf etmek. Yani borçlanma ve faize dayalı politikaları taklit yerine tasarrufa ve verimliliğe dayalı politika üretmek. Osman Altuğ ve Mete Gündoğan Hocaların açıklamalarından da istifade edilebilir. Ödediğimiz ağır bedeller ise Hocamızın ürettiği milli politikaların terk edilip gayri milli politikalara teslim olunması yüzündendir.

Zaten millet olarak en büyük zaafımız, Erbakan Hoca'yı doğrudan dinleyip dediklerini analiz etme zahmetine katlanmamak. Erbakan Hocamız vefat ettiğinde 70 yaşında birisi medyaya sövüp duruyordu:"Yıllarca bu adamı bize yanlış tanıtmışlar, bilseydim hem kendim oy verir hem de çevremdekilerin oy vermesine vesile olurdum. " diyordu. Ama bu da mazeret değil, artık kolayına kaçmayı bırakıp bazı şeyleri ilk ağızdan araştırıp, düşünüp taşınalım. O kadar icraatlar yapmış, konferanslar vermiş, eserler yayınlamış. Bütün bunların içinden cımbızla 1-2 ifade çekilip birilerinin isteği doğrultusunda yayınlansın diye yapmamış anlaşılsın diye yapmış.

15 Temmuz 2007 Çağlayan Mitingi'ni çok iyi hatırlıyorum : "Beni sizden önce siyonistler dinliyor, anlıyor, tedbir alıyor siz ise dinlemiyorsunuz, bir kere de beni önce siz anlayın" diye halka serzenişte bulunmuştu. Sonra da basın mensuplarına dönüp "Siz burada çekim yapmak için uğraşıp duruyorsunuz ama iş yerlerinize gittiğinizde bunlar, patronlarınızın istekleri doğrultusunda cımbızlanıyor" demişti. Nitekim öyle de oldu 1 saatlik bir konuşmadan birkaç cümle cımbızlanmış ve yine konuşması sabote edilmişti.

O yüzden Abdülhamit Han ve Erbakan Hoca'yı iyi anlamak lazım. Tavizsiz duruşalrının kimlerin menfaatlerini zedelediğini iyi incelemek lazım.


zeki bütün
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 15:08



sinanucar
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 15:14



Karaman
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 15:53



İBRAHİM DİLBER
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 17:37

Alıntı:
s.demirel ile beraber , gladio-ergo tarafından görevlendirildiğini düşünmüşümdür.


Neyin neyi kapsadığını açık konuşalım. Gladio-ergenekon diye tabir ettiğiniz oluşum olsa olsa alt kümedir, yani dünyadaki ifsad hareketinin başını çeken siyonizmin bir şubesidir ancak. Yani faizci kapitalist, ırkçı emperyalist siyonist haçlı ittifakı dünyadaki fesad(bozgunculuk) hareketinin bir parçasıdır.

Siyonizmin "s" sinden bile bahsetmeyip temcid pilavı gibi "ergenekon ergenekon" demek hedef şaşırtmaktır. Bazı meselerde "aman tedbir aman tedbir" diye susup bazı meselelerde asıp kesmek; haklılığı, doğruluğu değil kaba kuvveti üstün tutmaktır, tutarsızlıktır. Ergenekonun üzerinde duran medya, bu meselelerin de üzerinde durmuş olsa sadece kuklalarla değil, kuklacılarla da uğraşmış olur:

Alıntı:
Gözden kaçırılmaması gereken bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim,Bu vatana hangi devlet düşmanlık hainlik yaptıysa Erbakanada düşmanlık ve hainlik yaptı.Bu bile onu sevmek için bir kriter benim için.


Alıntı:
Plan Makovsky'den Emir Christopher'dan
28 Şubat'ın yıl dönümünde, darbenin maşaları, piyonları, figüranları, kısacası her şey konuşulup, tartışılıyor. Konuşulmayan ve mercek altına alınmayan en önemli husus ise ABD'nin oynadığı rol. Kimse ABD'nin 28 Şubat post-modern darbesinin hazırlayıcısı ve uygulayıcısı olduğunu gündeme getirmiyor. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan vefatından önce özellikle bu hususa dikkat çekmiş, yayınladığı belgeyle darbenin ABD patentli olduğunu açıklamıştı.

28 Şubat postmodern darbesinden sonra; haksız yere kurduğu hükümeti işbaşından uzaklaştırılmasına, partisinin kapatılmasına ve siyasi yasaklı hale getirilmesine rağmen yapanları cezalandırılmaları yerine eğitilmelerini isteyen eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 28 Şubat süreciyle ilgili olarak sadece bir kez 2010 yılında konuşmuş ve darbenin emrinin ABD'den geldiğini kripto belgesiyle açıklamıştı.

Darbenin 13. yıldönümünde ESDER tarafından İlci Otel'de düzenlenen '28 Şubat ve Ticari Hayata Etkileri' konulu konferansta tarihi açıklamalarda bulunan Erbakan, Refahyol'un ABD ve İsrail'in menfaatleriyle uyuşmadığı için Siyonizm tarafından görevden alınması için düğmeye basılınca ABD Devlet Başkanı Savunma Başdanışmanı Alan Makovsky'nin bir çalışma yapıp, raporu 300'ler Meclisi'ne sunduğunu, okunduktan sonra da onayladığını ortaya koymuştu.

MAKOVSKY'NİN PLANI
Gizli ve şifreli olan ABD planı, kısa süre sonra özel kanallardan Türkiye'ye ulaşınca Erbakan tarafından kamuoyunda paylaşıldı. Makovsky'nin hazırladığı plan; daha sonra tarihi 28 Şubat MGK'sında hükümetin önüne getirilen 18 maddelik irtica ile mücadele eylem planının tıpa tıp aynısı çıktı. MGK'da askeri kanadın açıkladığı planı dinleyen Erbakan'ın, 'Müslüman evladı bunları isteyemez" sözü nihayetinde doğru çıktı.

Erbakan'ın 2 yıl önce açıkladığı asıl belge, ABD Dışişleri Bakanı Warren Cristopher'ın 1996 Ekim'inde Ankara Büyükelçisi Marc Grossman'a yazdığı gizli ve şifreli mektup. Türkiye'de atılan adımlardan oldukça rahatsız olan ABD, Ankara'daki Büyükelçi Grossman'dan hükümetin işbaşından uzaklaştırılması için askeri kanadın zorlanması ve bunun için plan yapılması isteniyor.

CRİSTOPHER'DEN EMİR
Refahyol'un işbaşına gelmesinden 4 ay sonra ABD Dışişleri Bakanı Warren Cristopher'ın 1996 Ekim'inde Ankara Büyükelçisi Marc Grossman'a yazılan gizli ve şifreli mektubun önemli bölümlerinin tercümesi şöyle:

"Departmanımız, Türk Hükümetinin millî eğilimlerinden ve Başbakan Erbakan'ın İdeolojisinden ilham alarak dış politikayı Batı'dan ayırıp Arap ve Müslüman Dünyasına doğru yeniden yönlendirmesinden dolayı derin endişe içerisindedir. Kanaatimizce, Türkiye'nin İran, Irak, Libya, Nijerya ve Sudan ile bağlarını kuvvetlendirmek konusundaki mevcut tutumu, bizim millî menfaatlerimize aykırıdır (düşmancadır).

Doğru yol Partisi, Erbakan'ın radikal İslami söylemlerini (taahhütlerini)Ilımlılaştırmada başarılı olamadığına göre, kendisinin Refah Partisi ile koalisyonu verimsiz görünmektedir. Biz inanıyoruz ki, Tansu Çiller'in koalisyondan çekilmesi Erbakan'ı düşürür ve ülkeyi erken genel seçimlere götürür. Sonuç kesin olmamakla birlikte, Refah Partisi büyük bir ihtimalle seçimlerden eskisinden daha güçlü olarak çıkacaktır Türkiye, Birleşik Devletlerin Anahtar Stratejik ortağı olarak kalmak Mecburiyetindedir ve onun bu pozisyonunu gerçekleştirip sürdürmedeki başarımız, Bizim millî menfaatlerimizi doğrudan etkileyecektir. Türk Askeriyesi, bu sonucu Elde etmeye doğru daha büyük çaba sarf etmesi için harekete geçmeye Zorlanmalıdır. Bu konudaki aksiyon planlarınızı ve yorumlarınızı bekliyoruz"

ERBAKAN MEKTUPLA İLGİLİ NE DEMİŞTİ?

Gizli mektubu ilk kez kamuoyu ile paylaşan Erbakan, o zaman şu yorumu yapmıştı:

"Ne planı bekliyor? Ankara'daki Amerikan elçisi, askeri ihtilali nasıl planlayacak? Askeri ihtilal yapın, başka çaremiz yok diyor. İşte kripto. En gizli tabiriyle bütün önemli büyükelçilere gönderilmiş ve Türkiye nasıl yöneltiliyor, apaçık bir şekilde görüyorsunuz. Neden böyle bir yola saptılar? Çünkü, Refah Partisi, onların tahmin ettiklerinin üzerinde bir efor ve başarı gösterdi. Onlar 350 sene dolar ve piramitle, dünyaya hâkim olmuşlardı" dedi.


ABD, Havuz Sistemi'ni kuran, denk bütçeyi yapan, Çekiç Güç'ü Kuzey Irak'tan def eden , İslam Birliği için adımlar atan birini sevecek değil ya. Benzer şekilde Rumlar ve İngilizler de Kıbrıs Barış Harekatı'nda imzası olan birini sevecek değil.


İBRAHİM DİLBER
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 17:49



En son İBRAHİM DİLBER tarafından Sal 10 Tem 2012, 18:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


sinanucar
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 17:49

Alıntı:
Siyonizmin "s" sinden bile bahsetmeyip temcid pilavı gibi "ergenekon ergenekon" demek hedef şaşırtmaktır. Bazı meselerde "aman tedbir aman tedbir" diye susup bazı meselelerde asıp kesmek; haklılığı, doğruluğu değil kaba kuvveti üstün tutmaktır, tutarsızlıktır. Ergenekonun üzerinde duran medya, bu meselelerin de üzerinde durmuş olsa sadece kuklalarla değil, kuklacılarla da uğraşmış olur:



rahmetli, sağlığında Ergenekon ile hep iyi geçinmiştir.

siyonizmi eleştireceksin ama yerli uzantılarına uzaktan selam edeceksin.
asiltürk ve kazan gibi derinlerin adamlarını yanında tutacaksın.
susurluk'ta olanlara fasa fiso diyeceksin.
iran ile hala boyutları bilinmeyen bir ilişkin olacak.
siyasete girmeden evvel, nato adına " leopard" tankını geliştiren seçkin bir ekipte yeralacaksın,
demirel gibi kozmik bir adamla beraber piyasaya çıkarılacak, islam hassasiyetli kitleleri organize edeceksin ( siyonistlere göre , dindar kitlelere bir "çoban "gerekiyordu ).
her zaman sivri bir dilin olacak, ama insanlara islam'ı temsil (!) ettiğini söyleyeceksin.
ve en bombası da , demirel ile beraber ne zaman iş başına gelsen, bir askeri darbe olacak ve biraz mola verip " cunta" gücü ile yeniden siyasete atılacaksın. sonra ergenekon-siyonismi eleştireceksin.
peki, bunlar tutarlı mı?

Rahmetli, dindar insanların rejime karşı gazını almak için görevlendirilmişti, kendine tanınan hareket sahası içinde milli görüş gibi bir ideolojiyi icat etti ama asla vaadettiği gibi bir düzeni kuramayacağını da biliyordu.

Necip Fazıl'ın Erbakan için olan görüşlerini de dikkat çekici.


İBRAHİM DİLBER
11 yıl önce - Sal 10 Tem 2012, 18:03

Alıntı:
rahmetli, sağlığında Ergenekon ile hep iyi geçinmiştir.

siyonizmi eleştireceksin ama yerli uzantılarına uzaktan selam edeceksin.


Ergenekon'la iyi geçindiği için mi mücadelesinin çoğunu yasaklı olarak geçirdi, bedel üstüne bedel ödedi ?

Alıntı:
Rahmetli, dindar insanların rejime karşı gazını almak için görevlendirilmişti, kendine tanınan hareket sahası içinde milli görüş gibi bir ideolojiyi icat etti ama asla vaadettiği gibi bir düzeni kuramayacağını da biliyordu.


İnsan seferden sorumludur, zaferi Allah(c.c.) dilerse verir. Erbakan ve Milli Görüş Hareketi ile takınılan bu katı yaklaşım neden Faizci kapitalist düzeni taklit eden, ABD'ye İncirlik Üssü'nü açan, IMF'nin istekleri doğrultusunda ekonomik düzenlemeler yapan siyasilerle ilgili olarak sergilenmiyor acaba? Onlar mı İslam'a hizmet etmiş oluyor? Onlar mı İslam'ı temsil ediyor?

Ne yapmak lazım? Fazi dünya gerçeğidir mi demek lazım? ABD'ye rağmen hiçbir şey yapılamaz deyip ABD'nin, AB'nin , İsrail'in işgallerini seyretmek hatta yeri geldikçe lojistik destek mi vermek lazım? İlla AB'ye girelim yoksa tren kaçar deyip insan hakları, demokrasi adı altında terörizme müsamaha mı göstermek lazım? Ya da zinayı suç kapsamından çıkarmak gibi düzenlemeler mi yapmak lazım?

Alıntı:
Realite nedir? Reel politik nedir? Alman hayranlığı yüzünden apar topar 1.Dünya Savaşı'na sokulmak mı? 1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'yı arkadan vuran Şerif Hüseyin'in yolu mu? Batı hayranlığı ve kimlik bunalımı yüzünden inancımız ve tarihimizle her türlü bağımızı koparmaya çalışan CHP zihniyeti mi? Lozan'da göğsümüzü gere gere hakkımızı almak yerine birçok konuyu çözümsüz bırakmak mı? Marshal yardımlarıyla avutan, NATO'ya girmek için Kore'ye asker gönderen Menderes zihniyeti mi? Dün dündür bugün bu gündür, vardı da vermedik mi, benzin vardı da biz mi içtik diye milletle alay eden Demirel zihniyeti mi? ABD'nin Irak işgallerinde İncirlik Üssü'nü kullandıran Özal ve Erdoğan Siyaseti mi?


Demek ki ifade ettiğiniz anlayışa göre temelde batının dayattığı fazici kapitalist işgal ve sömürü düzenine yani "realiteye" uyup; araya bazı muhafazakar motifler ve söylemler mi katmak lazım?

Derdim illa kimseyi yermek deği; ama bu kadar haksızlığı vicdanım kaldırmıyor. Bazı ön yargıları zihnimizde aşsak zaten gerisi gelir. Hep beraber bi toparlanalım artık. Bu ülke boş işlerle çok zaman kaybetti. Artık asıl hedefe odaklanalım:

Alıntı:
Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan insanlar, yolda yürümeye başlamadan önce,gönüllerinde ve zihinlerinde yürümek ve yol almak zorundadırlar.Evvela, Bu yolu ben nasıl aşarım? korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki,yol zor da olsa bir müddet sonra aşılmış yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir.İşte o zaman, insanların yüreklerinde, aslında yolun zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar. - Necmettin Erbakan




sayfa 21
« önceki   123 ... 202122 ... 525354   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET