Daha evvelki yazilarimdan birisinde, sizlere: Kinaliada’da tek ekmek firini bulundugundan, oldum-olasi cok güzel ekmek cikardigindan ve diger adalara ekmek gönderdiginden bahsetmistim.
Yukardaki fotograflarda bizim firinin postasini, yeni cikmis citir-citir ekmekleriyle birlikte, vapurun iskeleye yanasmasini beklerken görüyorsunuz.
Ellerine sağlık sevgili Selçuk ARAL, resimler çok güzel..
Gerçekten çok güzel francala çıkarırlardı. Kınalıya bizi ziyarete gelenler evlerine dönerlerken mutlaka ekmek alırlardı. Bende her aldığım ekmeğin yarısını yemiş olarak eve dönerdim.
Bazı günler kuyruk olurdu fırının önünde. Hüseyin amca (şimdi Burgaz'da duruyor) bana torpil geçerdi
Fırıncı Mustafa rahmetli olmuş, toprağı bol olsun. Sanırım şimdi oğulları devam ettiriyor..
Nur Banu bilir de, sizlerden bilmeyen birisi ciksa ve bana *Söyle bana Selcuk: Martilari beslerken, Adali'larla - Adali olmayanlar arasindaki fark nedir ?* diye sorsa: Cevabim, *Ada'li olmayanlar vapur güvertesinden martilara simit atar, bizler se onlara dogal gidalarini veririz* olur.
Yukarda gün baterken, sahilde istavrit ayiklayan ve balik artiklarini Marti'lara atan bir Kinaliada'liyi görmektesiniz. Adanin hanimlariysa daha cok kedileri tercih ederler. Hahaha...
Bu hayrat-cesme Adanin merkezinde, Caminin hemen bitisiginde bulunur ve cok kisa bir zaman öncesine kadar suyu akardi. Camiye bu kadar yakin olmasina ragmen buraya kurulus sebebi: Namaz icin abdest almaktan ziyade, yazin günesinde bagri yanmis, gelen gecenin su icebilmesi icindir.
Biraz etraftaki bazi esnafin temizlik islerinde kullanmasindan dolayi, biraz da Pet-Sise-Sularin satisa girmesiyle (?) nedendir bilinmez suyu kesilmistir.