1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
KADIRCEYLAN
13 yıl önce - Sal 06 Nis 2010, 23:07
İsrail tohumları
Bu ihanetin bedelini çocuklarımız ödeyecek, ama nasıl…
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda
115 bin kişi çalışıyor.
70 tane üniversitemiz,
30 tane ziraat fakültemiz,
50 tane tarım araştırma enstitümüz,
10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.
Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı. Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.
İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından biraz araştırıp okuyabilirsiniz. İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...
Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.
Gelelim başka doğrulara.
Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.
Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz.
Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.
Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.
Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız. 50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor.
Buna en güzel örnek
Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.
Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava....
Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.
Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.
Ne korkunç.
Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak.
Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!
Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır.
İkincisi de biz olacağız ,en azindan oyle umit ediyorum. Boyle onemli bir konuyu siz degerli wow turkey uyeleriyle paylasmamak kendi adima ihanettir.
|
 |
reşitözen
13 yıl önce - Sal 06 Nis 2010, 23:32
Bir katkı da ben yapayım...
Aslında bu tür haberler yeni değildir... Lâkin ziraatçilerimizin direnmesi sayesinde bugüne kadar tarımımız iyi dayanmıştır ama artık bu direnci kırmak için yasa çıkarmaktan başka yol kalmamış, anlaşılan...
Denizbank'ın da Ziraat Bankası gibi tarımsal kredi vermesi boşuna değildir...
|
 |
Tuna Yersu
13 yıl önce - Sal 06 Nis 2010, 23:35
Cok guzel bir baslik.. Sacma sapan suni gundemlerle ugrasacagimiza ulkemizin temel problemlerinden birisidir bu..
Ankara Ayas ta meshur Ayas dometesi bu Israil tohumlari yuzunden yokolma noktasina geldi.
Topragi neredeyse oldurdugu soyleniyor..
Ankara da yasiyorum ve cok yakinimizda dunyanin en guzel domatesi yetistiriliyor ama marketlerde bulamiyoruz. Onun yerine hormonlu, icinde cekirdegi bile olmayan tatsiz yuzsuz domatesleri tuketiyoruz.
Burada temel olan Devlet politikasidir. Tarim Bakanligi bu konularda neden bu kadar pasif anlayamiyorum..
|
 |
sdemirel
13 yıl önce - Sal 06 Nis 2010, 23:39
Güzel şeylerde oluyor.
///////
Nuh`un Ambarı ismiyle tohum bankası
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV), " NUH`un Ambarı" ismiyle Ulusal tohum bankamızı oluşturalım" kampanyası başlatıyor. TURÇEV, çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliğine girerek tarımsal ve endüstriyel bitki türlerini koruyacak tohum depol
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği(TURÇEV), " NUH`un Ambarı" ismiyle Ulusal tohum bankamızı oluşturalım" kampanyası başlatıyor. TURÇEV, çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliğine girerek tarımsal ve endüstriyel bitki türlerini koruyacak tohum depolama çalışmaları yürütecek.
Dünyada yaşanan iklimsel değişimlerle, siyasal gelişmelerin tüm insanlığı tehdit edecek açlık ve kıtlığa yol açabileceğinden hareketle ABD Kuzey Kutbuna yakın bölgede 4.5 milyon adet tohum depolama üssü kurulması projesinden hareketle TURÇEV ilk etapta ülke çapında, ikinci etapta ise bölge ülkeleri çapında gerçekleştirilecek, "NUH`un ambarı-Tohum bankamızı oluşturalım" kampanyası başlatıyor.
TURÇEV`in Çevreden Sorumlu Başkan Yardımcısı Tarık Hatipoğlu, Tarım Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere ülkemizde bitkisel üretimle ilgili tüm kurum ve kuruluşları bu kampanyaya destek vermeye çağırarak,"Tarımsal ve endüstriyel türlerin gerek genetik yapılarının korunması, gerekse iklim ve savaşlar gibi olağanüstü koşullarda ülke de yaşayanlarca kullanılabilmesi için yapılacak tohum depolama sistemi için tüm kurum ve kuruluşları başlattığımız `NUH`un ambarı- Kendi tohum bankamızı oluşturalım` kampanyamıza destek vermeye çağırıyoruz" dedi.
Proje ile ilgili başlatılacak kampanyanın ilk adımının dernekçe ` Dünya Su günü` nedeniyle Kayseri`de gerçekleştirilecek 4 günlük panel ve seminerle atılacağını belirten Hatipoğlu, projenin ülke düzeyinde gerçekleştirilmesiyle eş zamanlı olarak bölge ülkeleriyle benzeri bir tohum ve genetik yapı koruma programı başlatmayı planladıklarını belirtti.
Kampanyaya Biyologlar, Gen Mühendisleri, Ziraatçılar, Botanikçiler ve bunların mesleki kuruluşları yanında üniversitelerin ilgili bölümleriyle ticaret ve ziraat odalarını, ilgili bakanlıkları ve de enstitülerini destek vermeye çağıran TURÇEV Başkan Yardımcısı Tarık Hatipoğlu, " NUH`un ambarı- Kendi tohum bankamızı oluşturalım" kampanyasıyla ilgili şu bilgileri verdi:
"Ülkemizde bir çok Tarım ürünü tohumu endemiktir. Üstelik Anadolu coğrafyasında binlerce yıl içinde uyumlu hale gelmiş olan bu türler, yabancı tohumların istilasıyla özelliklerini kaybedip, yok olmaya başlamıştır. Karakılçık adıyla anılan az bilinen esmer buğday türü gibi. Terme, Osmancık, Tosya gibi çok bilinen ama ülkeye özgü olan pirinç türleri mutlaka koruma altına alınmalıdır. Ülkeye özgü Patates, Nohut, Fasulye, Arpa, Çavdar gibi temel gıdasal bitki türleriyle tüm Meyva ve Sebze türleri belirlenmelidir. Bunların yanında ülkemizde sadece yaşayabilen endemik diğer bitki türleri de saptanıp tüm endüstriyel ve tarımsal ürünlerin genetik özelliklerinin korunabileceği bir depolama sistemi oluşturulmalıdır.
Bunun için dernek uzmanlarımızca yaptığımız alan belirleme çalışması sonucu ilk etapta dört ayrı bölge belirledik. Bunlar yüz yıllarca buzulu erimeyen Kaçkarlar, Ağrı Dağı ve Kayseri Erciyes, Demirkazık çevresi. Ancak bu kampanyamız, iklimsel değişmelerin bölgeler üzerindeki etkilerini izleyen bilimsel bir çalışma programını içeren bilimsel projeye dönüştürülerek bilimsellik kazanacaktır. Ulusal ve bölgesel ayakları olan proje sonucunda gerçekleştirilecek sempozyumla depolamanın nerede gerçekleştirebileceğini bilimsel olarak kamuoyuyla paylaşacağız." Ekonews Kaynak:www.ekonews.com
//////
|
 |
Cenk-Kaan
13 yıl önce - Sal 06 Nis 2010, 23:50
Böyle bir önemli meseleyi muhalefet niye gündeme
tasimiyor?
Anlamiyorum.
|
 |
sdemirel
13 yıl önce - Sal 06 Nis 2010, 23:59
Oy getirmezde ondan.
|
 |
reşitözen
13 yıl önce - Çrş 07 Nis 2010, 00:02
sdemirel'in haber verdiği konu aslında daha önce, kıyamet senaryoları karşısında yok olan Dünyamızda yeniden hayatı nasıl başlatabiliriz ? sorusu karşısında NORVEÇ'te uygulamaya konulan tohum bankası projesine dayanıyor... Bu haber 2009 'da yayınlandı, ancak tarayıp da bulamadım... Asıl önemli olan tohumlarımızı korumak ama hastalıklara dayanıklı diyerek, çiftçilerimize başlangıçta ucuz olarak dağıtmaları, bu arada elde edilmiş yerli tohumları da satın alarak, yok etmeleri sonucunda bugünlere gelindi.. Şimdi sera ürünleri olarak ortada bulunan örneğin yeşil biberin içini açıp da bakın bakalım. Bir tek tane çekirdek bulabiliyor musunuz.? Yok ! Aksi gibi tadı da değişik. Yerli biberleri yemiş biri olarak diyebilirim ki bu zehirdir... Migrosda bir ilân gördüm... Kontrollü Tarım diye... Buna dikkat etmek lâzım...
|
 |
makifoguz
13 yıl önce - Pzr 11 Nis 2010, 02:30
Memleketim Konya olması hasebiyle; malumunuz tarım kenti çiftçilerimizin hep dilinde o bilindik söz dolanıyor.İsrail tohumları şöyle, yok israil tohumları böyle ,domates te verim düştü,biber tohuma kalkmaz oldu gibisinden sözler.Bu İsrail tohum da bizi bu kadar kendine mi bağladı
|
 |
Güzel fatih
13 yıl önce - Pzr 11 Nis 2010, 02:52
öyle veya böyle sonuçta geni bozuk israil GDO ları da değiştiriyorsa olmaz olsun bırakalım onların
tohumunu.Hiç mi kalmadı Ebemin Dedemin den kalma tohum vallahi eskiden bir tat alırdık...
Domates de Gavun da Karpuz da şimdi hepsi şemikal madde yazık insan sağlığına kısırlaştırır,
kanserleştirir,vurdum duymazlaştırır sonu çok tehlikeli.
|
 |
Patron
12 yıl önce - Çrş 10 Ağu 2011, 10:25
Ülkemizde kullanılan tüm tohumların binde biri bile İsrail tohumu olmadığı için bu efsaneye dayalı gereksiz başlık kilitlenmiştir.
| Alıntı: |
İSRAİL EFSANESİNİN SONU!
Türk Tohumcular Birliği Başkanı Hakkı Şafak Ses, Türkiye’de her yıl ekilen tohumun yüzde 96,5′inin yerli üreticilere ait olduğunu söyledi.
“Türkiye topraklarına her yıl ekilen tohumların yüzde 96.5′i yerli üreticilerimize ait. Kamuoyunda, biraz da magazinsel bir boyutta yer alan tohum ithalatı ve tohumların ithal olması olayı, gerçekle hiç ilgisi olmayan bir şehir efsanesi. Türkiye’nin yüzde 3,5′lik ithalatının çoğunluğu hibrit sebze tohumudur. Ama o konuda da Türkiye’de şu an 462′yi bulmuş olan tohum sanayici ve üretici firmaları piyasanın yaklaşık yüzde 35′ine hakimdirler. İsrail ve benzeri ülkelerle ilgili ithalatta Türkiye’ye ithal edilen tohumun, yüzde 3,5′lik ithal tohumun sadece yüzde 6′lık kısmı İsrail’den gelmektedir ki, onun karşılığında Hollanda’dan yüzde 51′i, Fransa’dan yüzde 15′i, Almanya’dan yüzde 9′u gelmektedir. Bu konu çok abartılı bir şekilde kamuoyuna sunuluyor. Aslında bunun gerçekle bir ilgisi yok. Şu an sofralarımıza gelen ekmeğimizden, sebzemizden meyvemize kadar üretimi halkımız rahatlıkla emin olmalı ki, yüzde 96′sı Türk çiftçisi ve Türk üreticisinin ürettiği tohumlar ve ondan elde ettiği ürünlerdir.” |
http://www.bugun.com.tr/haber-detay/165059-israil ...aberi.aspx
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|