1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
atlantis_
13 yıl önce - Prş 29 Nis 2010, 13:35
Diğer kentlerin kalaleri hakketten diyarbakırn kalesinin yanında çok sönük kalıyor.Sanırım tarih boyunca önemli bir kent olmakla alakalı bu durum.
|
 |
Mehmet.21
13 yıl önce - Çrş 26 May 2010, 08:45
5.500 metre uzunluğundaki Diyarbakır Kalesi.
(+)İç taraftan duvarların bir kısmı.
Dış Kaleye dahil 72 tane burç vardır.
(+) Keçi Burcu
(+) Saray Kapı
KALE HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER
• Diyarbakır surları bir şehri çevrelemesi ve burçların, beden duvarlarının yüksekliği açısından dünyanın en büyük surlarından biridir.
• Dicle vadisinden yaklaşık 100 metre yükseklikte geniş bir düzlük üzerine kurulmuştur.
• Diyarbakır Surları esas yönetimin içinde bulunduğu İç kale ve surların diğer kısımlarını oluşan Dış kale olarak ikiye ayrılır.
• Diyarbakır Surları ilk defa Hurriler tarafından bugün iç kale olarak adlandırılan yerde şehri içine alarak surlar inşa etmişlerdir. Daha sonra Roma imparatoru ikinci Constantinus zamanında şehir genişleyerek tümünü içine alacak şekilde surlarla çevrilir.
• Surların uzunluğu 5,5 km, yüksekliği 10–12 metre, kalınlığı 3–5 metredir.
• Gökyüzünden bakıldığından Diyarbakır Surları kalkan balığı formundadır.
• Surlarda Karacadağ’dan getirilen magmatik bazalt taşları genel malzeme olarak kullanılmıştır.
• Dış kalenin 82 burcu vardır. Burçlar arasında geniş bir yol vardır, bu duvarlar 70 santimetre kalınlığındadır. Burçlar çoğunlukla yuvarlaktır, ancak dört ve altı köşeli olanlar da vardır.
• Burçlar çoğunlukla iki katlı, bazıları 3–4 katlıdır. Alt katlar depo ve ambar, koğuş, mahzen, sarnıç, üst katlar ise askeri amaçlar için kullanılmıştır.
• Diyarbakır surlarının dört ana kapısı vardır. Bunlar; Dağ kapı, Mardin kapı, Urfa kapı, Yeni kapıdır. Cumhuriyet döneminin başlarında Çift kapı ve tek kapıda açılmıştır.
• Dış kale surları'nı dışarıdan "ikinci bir sur" çevrilmiştir. Bu ön surun da yapıldığı, iki sur arasında geniş ve derin bir hendek vardır. Bu hendek de su bulunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bu dış surların izleri yer yer görülmektedir
• İç kale'yi saran surlarda 16 burç vardır. Burçlar, dört, altı ve sekiz köşelidir.
• İç kale'de 4 kapı bulunur. Kapılar, saray kapısı, küpeli kapısı, Oğrun kapısı (gizli kapı) ve fetih kapısı'dır. Bunlardan saray ve küpeli kapısı şehir içine, diğer ikisi ise şehir dışına açılır.
• Sur burçlarından yapım tekniği, kitabe ve süslemeleriyle en abidevi olan burçlar; Keçi burcu, Ulu Beden burcu, Nur burcu, Yedi Kardeş burcudur.
En son Mehmet.21 tarafından Çrş 26 May 2010, 09:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
İsmail Kılıçaslan
13 yıl önce - Çrş 26 May 2010, 09:35
M.Ö 312 yılında Büyük İskender tarafından Komutan Betlis'e yaptırılan Bitlis Kalesi
(+)
(+)
(+)
(+)
(+)
|
 |
DURSUNC
13 yıl önce - Çrş 26 May 2010, 09:53
ŞEBİNKARAHİSAR KALESİ
tarihi çok eskilere dayanan şebinkarahisar kalesinide es geçmemek lazım.Resim yükleyen arkadaş olursa sevinirim
|
 |
İSMAİL ÇELİK
13 yıl önce - Çrş 26 May 2010, 10:14
Kalelerin Fethi
KALE VE SUR=Ateşli silahların olmadığı zamanlarda şehirlerin savunması ve bazı kilit noktaların muhafazası ve bazı noktalarda askeri birliğin güvenliği amacı ile inşa edilmiş yapılardır.
Ağrlıklı olarak taltan inşa edilmiş olmalarına karşın ahşap ve kerpiçten yapılanlarıda vardır.Ama bunlar günümüze ulaşamamıştır.Ahşap kaleleri ceddimizin sınır boylarında Hunlar döneminde yaptığını Çin kaynakları anlatıyor.Türkistan coğrafyasındada taş az olduğu için sur ve kale inşasında kerpiç çok kullanılmış ama neredeyse hiçbiri gelememiştir.Anca izleri ve çok az kalıntılarıu vardır.Mesela Moğolistan'da Ulan-Ude'de Hunlar'dan kalma bir yer vardır kerpiçten yapılma.
Kaleler ekseriyetle bir tepe noktaya ve mümkün olduğunca sarp yerlere yada yamaçlara yapılırlar.
Bundan maksat savunmayı kolaylaştırmaktır.Bazı kaleler coğrafyayı kullanarak bir kenarına akarsu,deniz v.s engelleride alırlar.Mesela Mersin Silifke Kız Kalesi kıyıdan açıkta bir ada üstündedir.iSTANBUL Şile Kalesi kıyıdan açıkta bir kayalık yükseltinin üstündedir.
Dış çevresi hendek olan sur ve kalelerde vardır.Hendeklerin su ile dolu olduğunu sanılır.Bazıları böyledir ama hepsi sanıldığı gibi su dolu değildi.Ama bir hendeğin varlığı yine savunmayı güçlendiren bir unsurdur.Bu su yazın hastalıklarıda beraberinde getireceğinden durdun ise imkan olsada bazı yerlerde muhtemelen kullanılmamıştır.
Bazı yerlerde 2 kat sur veya iç kale tatbiki vardır.Mesela İstanbul Kara surları iki aslında 3 kattır.İç kesimdeki sur 15-17mt.,dış kesimdeki sur 7-10mt. yüksekliğindedir.3. kat sur için iddialar çeşitlidir.Bunun daha çok yüksektiye değil yerin altına doğru inşa edileceği ama sonraları artık nedense yapılmamış veya yapılamamış olduğu ama bazı yerlerde izlerine rastladığımız bir surdur.Yerin altına doğru yapılma sebebi lağımcıların tünel kazma teşebbüsüne karşıdır.Bu kesimde kuşatmalarda bubi tuzakları ve mızraklar konulduğunu biliyoruz.Yani karşı tarafı ilk duvarın önüne gelmesi bile zor olsun diye zaten hendekte vardı.
Pekiyi nasıl alınıyordu kale ve sur ile çevrili şehirler.Cevap basit abluka.Dışarı ile teması kesme çünkü yiyecekleri eninde sonunda bitecektir.
Tabi abartılı olarak denir ama aslıda vardır bazı gizli geçitler bu ablukayı kırmak için yapılmıştır.İstanbul gibi deniz ulaşımın olduğu kale ve şehirler denizdende yardım almıştır.
Su kaynakları kesilirdi bu yerlerin su ikinci sıkıntı olurdu.O yüzden kale ve eski şehirde kuşatma ihtimaline karşı sarnıçlar yapılırdı.Ama şu bir hakikatki yetersiz beslenme ve bu durgun su kullanımı yüzünden bazen hastalıklar çıkardı.
Kuşatan tarafın en büyük silahı mancınıklardı.Surun zayıf bir noktası(ince olabilir,alçak olabilir,yıkık-dökük olabilir)tespit edilip mümkün olduğunca aynı noktaya isbet ettirmeye çalışırlardı.Tabi İstanbul gibi kalın surları mancınıklar yıkamazdı.Birde sarp yere kurulu kalelere mancınık çıkarılamazdı.
Barutun bulunması ile mancınıklardan taşın yanısıra patlayıcı maddelerde atılmaya başlandı.Top bulununca bir çığır açtı ilk toplar çok etkili değildi ama Fatih dönemi ile beraber top bu sahada yerini aldı ve kale-sur devrini bitirdi.
Koç başları ile kuşatan taraf kapıları kırmaya çalışırdı.Hatta yer müsait isr tekerlekli olan daha ağırları kullanılırdı.Bunu kullananlarınkorunması için kimi zaman üstleri tahta v.s perde ile örtülürdü.Tabi karşı tarafta boş durmaz siz ok ve taş yağdırırdı baş edemezse yağıyı döker sizi bizr güzel yakarlardı.
Barutun bulunması ile sızma yaparak kapıyı havaya uçurmada bu seçeneğe girmiştir.
Lağımcılar tünel kazarak surun altından geçerek içeri sızarlardı.Bundan amaç esasen sızıp kapıları açmaktı yada surun temelini çökertmekti.Barutun kullanımı ile bu daha çok tutulan bir tercih olmuştur.Ama karşı tarafta boş durmaz bunu anlarsa karşı tünel kazar veya lağımı patlatırlardı.Mesela Eğrikapı civarında İstanbul kuşatmasında Osmanlı ordusu tünel kazmış ama fark edilmiştir.
Toplu hücum yapılır ise merdivenler ile surun üstüne çıkmaya çalışılırdı.Bundanda amaç bir grubun kapıytı açmayı başarmasını hedefliyordu.Karşı taraf tabi boş durmuyor size ok ve taş yağdırıyor,merdiveninizi itiyor ve hatta yağ döküyordu.
Bazen şehir kale fethini hastalık kolaylaştırıyordu.Kalede çıkan bir hastalık mutlaka orada huzursuzluk çıkarıyor Kırım'da 14.yy. olduğu gibi bir kale ahalisi terk ediyordu kaleyi.(Veba idi çıkan hastalık)
Tabi kuşatma uzadıkça ve hastalıklar çıktıkça ve yiyecek sıkıntısı başlamışsa kuşatan taraftada huzursuzluk çıkardı.
Bulaşıcı hastalıktan ölenlerin mancınıkla birbirlerine atıldığıda olurdu.
Tarihte Romalılar Hunlar'ın kuşatma kuleleri kullandığından bahseder.Bu tekerlekli araçlar sur ile size aynı hizadan atış avantajı verir asıl gaye sie köprüsünü sura indirebilmektir amaç içeri girip kjale kapılarını açabilmektir.İstanbul kuşatmasındada kullanılmıştır bu kulelerden.
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
|