sayfa 20  |
 |
ömer.cındır
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 19:56
Ozan Tuğbaş bey ilk alıntının cevabı laikliktir.Laikliğin islamda ki yerini önceki mesajlarımda ayetlerle belitmiştim okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.
2. alıntınızın cevabı yine ayetlerde var.Ayetlerde durmadan bir hüküm vermekten bahsedilior.bu hüküm sizce ne olabilirki.Önce ki mesajlarımda dediğim gibi devlet adına hüküm olabilir, aile içi olabilir, iş yerinde olabilir farketmez. Her nerede bir hüküm veriliyorsa islami kurallar çerçevesinde verilmesi gerekir.İslamı incelerseniz bu hükümler zaten mevcuttur.Ve Allah'ta sadece onun hükümleriyle yargılanılmasını veya karr verilmesini istiyor.bunun aksini yapan Allah'ın kurallarını beğenmemiş ve kendi kurallarının daha üstün olduğunu farzetmiş oluyor.buna da dinimizde şirk koşmak deniyor.
3. alıntın; Allah'a şirk koşan herkes firavun konumundadır.buna bende dahil olabilirim.Yaptığınız herhangi bir işte İslamı tam bilmediğiniz için veya bildiğiniz halde Allah'ın kurallarına bakmadan karar verirseniz Firavun gibi olursunuz.Çünkü o da aynı günahı işlemişti.tartıştığımız isimler değil günahlardır.
4. alıntın; Fetvayı diyanet verir benim haddime değil.Fetva da tam kesin olmayan bir konu için Din bilginlerinin araştırmalarla bir karara varmasıdır.Orada benim söylediğime fetva dediğiniz şey zaten Kuranda mevcuttur.Belli olan birşeyi dile getiriyorum.Kuranda bu siteme uyanlardan kafir olarak bahsediliyorsa onların yaptıkları zaten geçersizdir.
En son ömer.cındır tarafından Cum 12 Mar 2010, 19:58 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
hekimoğlu
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 19:57
Atatürk olmasaydı ne olurdu bunu bilemeyiz ama benim görüşüm yine de bir esaret altına girmezdik milli mücadeleyi 1 kişi ile yapmadık malum.
|
 |
Dincer32
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 20:02
Atatürk'ün din ile ilgili görüşlerini pek bilmem de, bir vatandaş olarak ben, Menemen Olayı (Kubilay Olayı), Sivas olayları hafızalarımda var olduğu sürece, din ile ilgili kendi görüşlerim de ona göre, belirli olacak.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Menemen_Olay%C4%B1
|
 |
Orhan Kınık
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 20:03
| Alıntı: |
| Orhan Bey üzerinde yaşayacak ülken olmayacaktı |
İstiklal savaşını Mustafa Kemal'e bağlamanız bir kere baştan sona yanlıştır. Milli mücadele dediğimiz şey bir iç savaştan ibarettir. Ermenilere ve Rumlara karşı verilmiştir. VE BU HALKLAR BU TOPRAKLARDAN ATILARAK İÇ SAVAŞ BİTMİŞTİR. İngilizlere ve İtalyanlara bir kurşun dahi atılmadı. Mustafa Kemal Milli mücadeleye en son katılan kişidir. Kazım Karabekir, Ali Fuad Cebesoy, Refet Bele daha önceden mücadaleye başlamışlardı. Milli mücadeleyi yedidüvel'e karşı değil Ermenilere ve Rumlara karşı verdik.Bazıları Birinci dünya harbiyle Milli mücadeleyi karıştırır.
En son Orhan Kınık tarafından Cum 12 Mar 2010, 20:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
denizdab
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 20:07
| Alıntı: |
İstiklal savaşını Mustafa Kemal'e bağlamanız bir kere baştan sona yanlıştır. Milli mücadele dediğimiz şey bir iç savaştan ibarettir. Ermenilere ve Rumlara karşı verilmiştir. VE BU HALKLAR BU TOPRAKLARDAN ATILARAK İÇ SAVAŞ BİTMİŞTİR. İngilizlere ve İtalyanlara bir kurşun dahi atılmadı. Mustafa Kemal Milli mücadeleye en son katılan kişidir. Kazım Karabekir, Ali Fuad Cebesoy, Refet Bele daha önceden mücadaleye başlamışlardı. Milli mücadeleyi yedidüvel'e karşı değil Ermenilere ve Rumlara karşı verdik.Bazıları Birinci dünya harbiyle Milli mücadeleyi karıştırır.
|
kurtuluş savaşı 19 mayıs 1919'da atatürkün samsuna çıkmasıyla başlamıştır yani atatürk son değil ilk kişi.inanmıyorsanız bakabilirsiniz.zaten kurtuluş savaşını sadece atatürke bağlamak yanlış ama atatürk
kumandandı ve batı cephesindeki orduyu yönetti yani bu atatürkünn başarısıdır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kurtulu%C5%9F_Sava%C ...3%BCrkiye)
|
 |
Ozan Tuğbaş
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 20:11
| Alıntı: |
| . Milli mücadele dediğimiz şey bir iç savaştan ibarettir. Ermenilere ve Rumlara karşı verilmiştir. VE BU HALKLAR BU TOPRAKLARDAN ATILARAK İÇ SAVAŞ BİTMİŞTİR |
Yapmayın Milli Mücadelemizi bu kadar küçümsemeyin ne dediğinizin farkındamısınız siz.İç savaşmış!Hayret milli mücadelemizi bu kadar küçümsemek açıkçası sizden beklediğim bir yorum olmuş.Beklemezdim gibi kibarlıkla yaklaşmayayım.Anzakları nereye sakladınız nerede bu Fransızlar İtalyan'lar.Gelibolu'ya Anzak torunları neden gelip duruyor.Anzaklar ne zamandan beri Ermeni ve Rumlar oldu.İç savaşmış?Yok canım iç savaş da değildir kendini bilmez 3-5 çapulcunun çıkardığı küçük bir hadisedir o kadar önemsemeyelim milli mücadeleyi
|
 |
Doğan Elli
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 20:17
| Alıntı: |
İstiklal savaşını Mustafa Kemal'e bağlamanız bir kere baştan sona yanlıştır. Milli mücadele dediğimiz şey bir iç savaştan ibarettir. Ermenilere ve Rumlara karşı verilmiştir. VE BU HALKLAR BU TOPRAKLARDAN ATILARAK İÇ SAVAŞ BİTMİŞTİR. İngilizlere ve İtalyanlara bir kurşun dahi atılmadı. Mustafa Kemal Milli mücadeleye en son katılan kişidir. Kazım Karabekir, Ali Fuad Cebesoy, Refet Bele daha önceden mücadaleye başlamışlardı. Milli mücadeleyi yedidüvel'e karşı değil Ermenilere ve Rumlara karşı verdik.Bazıları Birinci dünya harbiyle Milli mücadeleyi karıştırır.
|
Yani Orhan Bey siz de bunu söylerseniz...
Sevr Antlaşmasının maddelerine göre Fransızlar yurdun doğusunu, İngilizler güneyini Yunanlılar batısını işgal etmemiş miydi? Milli Mücadeleyi başlatmak ve durumu düzeltmek için Mustafa Kemal önderliğinde 16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan Samsun'a gidilip 19 Mayıs 1919'da Kurtuluş Savaşı'nın fitili ateşlenmemiş miydi?
Önce doğu ve güney tehlikesi bertaraf edildikten sonra 26 Ağustus1922'de Afyon'da büyük taarruz başlamamış mıydı? Ve 30 Ağustosta kati netice alınıp İzmir'e ulaşılmamış mıydı?
Ve sonuçta Lozan Antlaşmamsıyla sonuçlanan kesin zafer elde edilmemiş miydi? Bu yaptığınız Kurtuluş Savaşı'nı küçük görmektir... Bize şu anda internette bunları tartışma olanağı sağlayan o büyük mücadeleyi hafife almaktır...
Tamam haydi Atatürk'ü sevmiyorsunuz saygı da duymuyorsunuz bu çok net... Bari tarihi gerçekleri değişitrmeyin lütfen...
|
 |
Turgay34
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 20:24
Bence başlığın kilitlenmesi için bir neden yok.. Orhan Bey'in mesajlarında bir tek hakaret cümlesi ya da kelimesi gösterebilir misiniz? Verecek cevabınız yoksa başlığı kapatın demek doğru değildir.. Saygı çerçevesinde, hakarete yeltenmeden, belden aşağı vurmadan, mukaddes değerlere dil uzatmadan bilgi dağarcığınızdan bilgiler sunabilirsiniz.. Biz de istifade ederiz..
|
 |
Orhan Kınık
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 20:27
| Alıntı: |
| Anzakları nereye sakladınız nerede bu Fransızlar İtalyan'lar.Gelibolu'ya Anzak torunları neden gelip duruy |
Çanakkale savaşı ile Milli mücadeleyi karıştırıyorsunuz. Birisi 1914 yılında cerayan etmiştir, diğeri 1918 yılının sonlarında başlamıştır.
Samsundan önce Anadoluda müdafai hukuk gibi cemiyetler örgütlenmeye ve mücadeleye başlamıştı. Samsun'dan önce Kazım Karabekir Erzurum'a çoktan ayak basmıştı. Mustafa Kemal'i ısrarla Anadoluya çağıran kişi de Kazım Karabekir paşadır. Her şeyi Mustafa Kemal'e mal etmek isteyen resmi tarihçiler bu gerçeklerden söz etmezler.
Nacizane bildiklerimizi sizlerle paylaşarak resmi tarihin insanlarımızı nasıl aldattığını tarihi nasıl eksik anlattığını göstermeye çalışıyoruz. Sizleri biraz düşünmeye ve soru sormaya sevkedebiliyorsak ne mutlu bize. Buyrun hep birlikte gerçekleri birlikte araştıralım.
|
 |
Doğan Elli
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 20:42
Orhan Bey Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin kuruluş tarihi 15 Mayıs 1919'dur.. Yani mücadele başlamadan bir gün öncesinindir...
Bunun süreci de kısaca şöyledir: 21 Haziranı 22 Hazirana bağlayan 1919 gecesinde Mustafa Kemal hazırladığı Amasya Genelgesi yaıynlanmıştır...Kurtuluş Savaşı'nın ilk zikredilişi bu tamimdir.. Ve genelgeye uygun şekilde önce Doğu illeri için 23 Temmuz'dan 7 Ağustos'a kadar süren Erzurum Kongresi, ve Anadolu'daki sivil toplum hareketini anlşatmak için de 4 -11 Eylül arasında da Sivas Kongreleri toplanmıştır...Her iki kongrenin başkanı da yapılan seçimle Mustafa Kemal olmuştur...
Yani Sayın Kazım Karabekir Paşa'nın yanında her zaman vardı Mustafa Kemal Paşa...
Zaten bu kongrelerden sonra da müdafa-i Hukuk Cemiyetleri tam anlamıyla organize edilmiş, 15 Mart 1919'da da (yani Sansun'a hareketten bir gün önce) artık İzmir'in de işgal edilmesiyle fiili olarak harekete geçmiştir...
|
 |
sayfa 20  |