1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 14  |
 |
Patron
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:22
| Alıntı: |
| bugün beş vakit ezan sesi duyabiliyorsak Atamızın sayesindedir, |
Atatürk gibi bir lidere sahip olmadan da beş vakit ezan sesi duyan 1 milyar insan var dünyada. Atatürk kendisi de doğduğu zaman beş vakit ezan sesi vardı. Onun sayesinde ezan sesi duyabiliyoruz demek ecdadımıza biraz saygısızlık olur bence.
Ezan demişken, Atatürk 1932 yılında ezanın Arapça okunmasını yasaklamıştı. 1950 yılına kadar yasak olarak kaldı. Daha fazla bilgi için : http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=88711
"Atatürk'ün dini görüşleri bizi ilgilendirmez" diyen arkadaşlar da bu olayı düşünmeli.
|
 |
Yağmur_06
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:24
| Alıntı: |
| Siz onu bırakında hilafetin temsilcisi, ulema ordusuna sahip, şeyhulislamların arasında yetişen son padişahı sorgulayın. |
| Alıntı: |
| Herhalde padişahın aldığı din eğitiminin kuvveti konusunda hepimiz hem fikirizdir. Madem ki öyle, neden vatanı parselleyenlere karşı çıkmamış, canını korumayı tercih etmiştir son padişah? |
İşte sorun burada bunlarda bizlere öğretilen Tarih, ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır,
|
 |
OkanDikmen
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:27
Zamanında başka bir başlıkta bu konu ile ilgili düşüncelerimi şu paragraf ile belirtmiştim..
| Alıntı: |
| İnsanları kişisel tercihleri ile değil yaptıkları ile değerlendirmeyi öğrenme vaktimiz gelmedi mi hala?? Kaldı ki bende çeşitli sebeplerden dolayı Atatürk'ün inanan biri olmadığını düşünüyorum. Ama bu umurumda bile değil, çünkü bu konu kendisinden başka kimseyi ilgilendirmez. Onun özel dünyasını kendisine bırakalım da bu ülke için yaptıklarına bakalım.. Bu ülke için yaptığı bir sürü şey onu sevmemize yetmedi de illa ki müslüman olduğundan emin olunca mı onu sevmeye başlayacağız. Buna en hafif tabir ile "nankörlük" derler.. |
Hala da aynı düşüncelere sahibim. Atatürk'ün inancının olup olmaması beni hiçbir zaman ilgilendirmemiştir, ilgilendirmeyecektir. Aynen benim inancımın kimseyi ilgilendirmediği gibi.
Beni rahatsız eden tek konu vardır o da; Atatürk'ün kurtuluş savası öncesinde ve esnasında bu savaşın amacını anlatmak için kullandığı islami referanslı birleştirici eylem ve söylemlerinin yerine Cumhuriyetin ilanı ile birlikte tamamen tersi eylem ve söylemlere yönelmiş olmasıdır.
Kişisel olarak inançlı olup olmadığı veya hangi dinin mensubu olduğu zerre kadar umurumda değildir. Kendisinden başka hiç kimseyi de ilgilendirmez zaten..
| Alıntı: |
| Atatürkün Dinimiz hakkındaki düşünce yapısı ne olursa olsun, bugün beş vakit ezan sesi duyabiliyorsak Atamızın sayesindedir, |
Dünyanın bir çok ülkesinde 5 vakit zan sesi duyulmaktadır. Tabi nüfus/inanç orantısı sebebiyle cami sayısı bizdeki kadar çok olmadığı için fazla ses duyulmuyor olabilir. Aynen bizde kiliselerdeki çan seslerinin pek duyulmadığı gibi.
En son OkanDikmen tarafından Cum 12 Mar 2010, 13:31 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Turgay34
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:30
| Alıntı: |
Siz iyi niyetli olsanız bile, Atatürk'e saldırmayı fırsat edinmiş kişilerin ekmeğine ister istemez yağ sürmüş oluyorsunuz, kadınlarla alem yapıyor demeye kadar getiriyorlar olayı malesef.
|
| Alıntı: |
| hadi şimdi gidin biraz daha bakının yarın için Atatürk için birşeyler bulun.seviye okadar düşüyorki atalara ve ecdadlara karşı birileride çıkar bugün yarın sarayda oğlan sevenlerden eşcinsel padişahlara |
Tarihi bir şahsiyet hakkında subjektif yargıların çok fazla ehemmiyeti yoktur.. Belgeler, kayıtlar haricindeki söylenenlerin hiçbirisinin tarihi değeri olamaz.. Onun için Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk hakkında konuşurken elinizde belgeli, kayıtlı bir bilgi varsa paylaşabilirsiniz.. Tarihi bir tartışmada bunun bir anlamı olabilir.. Ben Atatürkçü olduğumu iddia etmiyorum.. Ama Atatürkçü ve Kemalist olduğunu iddia eden arkadaşlar için Atatürk'ü tarihi tanıklarla tanımaya devam edelim.. Bakınız, aşağıda 1936 Macaristan güzellik kraliçesi olan Zsa Gabor adlı bir bayanın anlattıkları var..
Kaynak: (Zsa Zsa Gabor'in anilarini kaleme alan Wendy Leigh'in "One Lifetime Is Not Enough" adli kitabindan. Delacorte Yayinevi, New York, 1991 ) (wikipedia , Free encyclopedia, Zsa Zsa Gabor).
1936 yilinda Macaristan güzellik kralicesi Zsa Zsa Gabor anlatiyor;
"Acilan buyuk bir kapinin ardindan iceriye girdim. Heyecandan kalbim deli gibi carpiyordu. Mermerle dosenmis yoldan gecerek bahce icindeki eve dogru yoneldim. Cok buyuk bir zeytin agaci evin girisini golgeliyordu. Ust kata ciktim. Ataturk, arkasi donuk, el islemesi genis gurgen bir koltuga oturmus, yanindaki masa uzerinde duran nargilesini iciyordu..
Kirmizi renkli kadife koltuga -yanina- oturmami istedi. Buyulenmiscesine Ataturk'un emrini yerine getirdim. Nargilesinin markocunu bana dogru uzatip icmemi soyledi. Dumani icime cektim. Diger elinde tuttugu raki dolu zumrut kakmali altin kadehi -emrivaki bir tavirla- ellerime tutusturdu.. Kadehteki rakiyi yudumlayarak ictim.. Heyecandan titriyordum.!!
Ataturk ile beraberligimin bundan sonrasini ilk defa acikliyorum.!! Dans eden dansozlerin odadan cikmalarini soyledikten sonra ikimiz basbasa kalmistik. Rakinin verdigi sarhoslukla kendimi ruyada hissediyor, hipnotize olmus gibiydim. Ataturk büyük bir cekicilikle yanima sokulup, benimle deliler gibi sevismeye basladi. Milyonlarca Turk kadininin hayalini susleyen O buyuk insana, Ataturk'e bekaretimi verdim!!
Mustafa Kemal Ataturk, Tanri'nin insanliga ender gonderdigi bir kurtarici, bir politika ustasi, korkusuz bir savasci ve yari insan, yari bir Tanri'ydi!.."
|
 |
Yağmur_06
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:30
| Alıntı: |
| bugün beş vakit ezan sesi duyabiliyorsak Atamızın sayesindedir, |
| Alıntı: |
| Atatürk gibi bir lidere sahip olmadan da beş vakit ezan sesi duyan 1 milyar insan var dünyada. Atatürk kendisi de doğduğu zaman beş vakit ezan sesi vardı. Onun sayesinde ezan sesi duyabiliyoruz demek ecdadımıza biraz saygısızlık olur bence. |
Ezan sesini Atamızın sayesinde duyabiliyoruz derken, Türkiye Cumhuriyetini kurmasını söylemek istemiştim, Atatürk o savaşlarda önderlik yapmayıp Osmanlı başarısız sonuçlar almış olsaydı Cami'lerimizin yerinde kilise olabilirdi.
|
 |
ertem sarı
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:34
ATATÜRK’ÜN DİN VE LÂİKLİK ANLAYIŞI
Atatürk; dini, toplumun devamını sağlayan bir unsur olarak görmekte ve gerekliliğine inanmaktadır. Bu konuda şöyle söylemiştir:
“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddî menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz bu kimselerdir.”
Atatürk, İslâm dininin büyüklüğüne de inanmıştı. Bu konuda şöyle konuşmuştur:
“Bizim dinimiz en makul ve en tabiî bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olabilmesi için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lâzımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur”12.
Böyle düşünen Atatürk acaba ne için Türkiye’yi lâik bir devlet haline getirdi sorusuna iki şıklı cevap verilebilir:
a. Millî bir devlet kurabilmek için.
b. Ülkenin çağdaş uygarlık seviyesine çıkabilmesi için
|
 |
MeteHan!
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:38
| Alıntı: |
Beni rahatsız eden tek konu vardır o da; Atatürk'ün kurtuluş savası öncesinde ve esnasında bu savaşın amacını anlatmak için kullandığı islami referanslı birleştirici eylem ve söylemlerinin yerine Cumhuriyetin ilanı ile birlikte tamamen tersi eylem ve söylemlere yönelmiş olmasıdır.
|
Bu açıklamadan yola çıkarak soruyorum.
Cumhuriyetin kuruluş felsefesi neydi?
|
 |
Doğan Elli
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:49
Bazen bazı şeyler neden bu kadar çok deşilir diye kendi kendime soruyorum...
Lütfen söyler misiniz? Sizin kendi inancınız kendi düşünceniz başkasını ilgilendirir mi? Hayır ilgilendirmez.. Atatürk'ün de kendine göre bir görüşü olmuş olabilir.. Bu da sadece kendisini bağlar...
Vatan, millet olarak bizim yapmamız gerekense onun görüşlerinden değil yaptıklarından feyz almamız..Ve izinde ilerlememiz..
Askeri dehası, ileri görüşlülüğü, çağdaşlığı savunması, inkılapçılığı, devletine ve milletine olan derin bağlılığı... İşte bizim takip etmemiz gereken bunlardır.. Böylece kurduğu Cumhuriyet'i çok daha iyi noktalara getirebilelim...
Yoksa Macaristan güzellik kraliçesiyle beraber olmuş dine inanmazmış çok alkol içermiş bunlar beni zerre kadar ilgilendirmez... Beni ilgilendiren kurduğu Cumhuriyet ve bize ödev olarak bıraktığı kurduğu yolda ilerlemektir...
|
 |
Hakan Sungur
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:51
| Alıntı: |
| Ezan demişken, Atatürk 1932 yılında ezanın Arapça okunmasını yasaklamıştı. 1950 yılına kadar yasak olarak kaldı. |
İnsanları din üzerinden Atatürk'e karşı kışkırtmak için öne sürdüğünüz bu örnekten ne anlamamız gerekiyor? Atatürk, Kur'an'ı aslından çıkararak değiştirmeye mi çalışmıştır? Yaptığı bu şey, namaza davetin Türkçe olarak yapılmasına imkan vermiştir. Ümmetçi bir devletten, ulusçu bir devlete gecişte bu uygulama kolaylıkla anlaşılabilir. Sonrasında yeniden orijinal dilinde namaza davet edilmeye dönülmüştür. Bu süreçte içerikten bir şey kaybedilmiş midir? İnsanlar ibadetlerini değiştirmeye mecbur tutulmuş mudur? Hayır. Bilakis Arapça bilmeyen Anadolu halkı için Türkçe meal Atatürk tarafından hazırlatılmıştır. Biliyorsunuz ki, kimse anasının karnından Arapça ile doğmuyor ya da herkesin dil öğrenmek için eğitim alması mümkün değildi o dönemlerde... Ayrıca bu uygulama günümüz için de geçerli. Mealler sayesinde Kur'an'ı aracısız anlama şansımız var.
|
 |
orkun_01
13 yıl önce - Cum 12 Mar 2010, 13:54
Unutmayalım ki Milli marşımız da Mustafa Kemal'in önderliğinde kabul edilmiştir. Marşımızın özellikle son 3 kıtası dinimizle çok alakalıdır.
Ayrıca şair, sekizinci kıtada Allah'a hitâp etmektedir. Şairin Allah'tan yegâne dileği, mabedinin göğsüne yabancı (düşman) eli değmemesidir. Camilerimiz ve mukaddes saydığımız bütün varlıklarımıza düşman eli değmemelidir. Bu ezanlar ebediyen, Türk yurdunun üstünde inlemelidir. Ezan sesi hiçbir zaman susmamalıdır.
Marşımızın dünyada eşi benzeri yok arkadaşlar. Böyle bir marşı yazandan ve onaylayanlardan Allah (c.c) razı olsun.
İSTİKLAL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl
|
 |
sayfa 14  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|