1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
 |
sedat karahallı
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 14:32
Evren Bey, yazılarınızı ilgiyle takip ettiğimi ve kendi adıma yararlandığım çok nokta olduğunu öncelikle belirteyim.
Konya'yı ve Konya sanayicisini ne kadar tanırsınız bilemiyorum. Biz Konyalılar sanayi ile çok iç içe bir toplumuz. Hatta Konya için Türkiye'nin Çin'i derler.
Babam çelik çatı sistemleri ve zirai makina üzerine çalışan bir sanayiciydi
İşyerimiz 64 metrekare idi. Bu ufacık dükkanda, 3-5 kişi ile her türlü büyüklük ve özellikte çelik çatılar, perforje işleri(bana göre çok değerli bir sanat), sondaj makinaları(bunlardan bazıları tır dorseleri üzerine yapılıyordu, her birinde bir uçak dinamosu, bir motor, büyüklüğe göre 5-8 şanzuman, 8-12 hidrolik sistem bulunurdu), tohum makinaları(Amerikan ve İsrail şirketlerine bile yapıyorduk, yapan kişi sayısı Türkiyede 2-3'ü geçmezdi.), tarım makinaları, endüstriyel asansörler, otomatik kapı sistemleri yapıyorduk. İnanılmaz üretim ve tasarımlarımız vardı. İcadımız olan makinalar vardı. Babam için sanayide prof derlerdi. Babamı üniversite okuduğum dönemde İstanbul'a götürdüm, istanbulu gezmek yerine saatlerce vapuru inceledi ve 'ben bunu bizim dükkanda yaparım' dedi.
Bu güzel hikayenin sonu ne mi oldu?
Bir kardeşimi bu ağır çalışma temposu içinde bir iş kazasında kaybettik. Mekanı cennet olsun.
Babam emekli oldu ve iş yerimizi bu yıl içinde kapattık.
Mal varlığımız 2 ev, bir dükkan, bir araba ve acılar.
Bir hikaye daha: Bir gün Amerikan ortaklı bir tohum şirketi(http://www.may.com.tr/tr/index.asp) işyerimize geldi, bizden bir fasulye tohum makinası yapmamızı istediler. Babam ne özellikler aradıklarını öğrendi ve beraber hesapmlama yaptık, o zamanın parasıyla bir tanesinin maliyeti 750 milyon çıktı. Babam, 'oğlum 2milyar diyelim de pazarlık payı olsun' dedi, ben de 2.5 diyelim dedim, adamlara 2.5 dedik, adamların tepkisi 'tamam, hemen iki tane istiyoruz, buyrun paranız oldu) Sonradan öğrendik ki o adamlar 7'şer milyar maaş alıyormuş. Ve yine sonradan öğrendik ki adamlar benzer makinayı Hollandadan 40 milyara getirmişler, istedikleri randımanı vermemiş(adamlar yüzde 3'ün üzerindeki tane kaybını ve dezenformasyonu kabul etmiyor), geri göndermişler. Adamlar hala bizim makinaları kullanıyorlar.
Bir gün babamdan habersiz firmamızın ismini teneke olarak bastırdım ve ürünlerimize yapıştırdım. Altında JEEP'ler, elinde kağıtlarla gelip, orası burası mı diye şaşkın şaşkın bakan çok kodaman oldu.
Şimdi o yılları yeniden yaşamak vardı:
İyi bir reklamcı ile çalışmış olsaydık.
Kurumsallaşmış olsaydık. Kendi muhasebecimiz olsaydı.
Pazarlıklarımızı yapacak, piyasayı takip edecek bir işletmecimiz olsaydı.
Sabit çalışan elemanlarımız olsaydı(genelde seyyar denilen kişilerle çalışırdık).
OLSAYDI, OLSAYDI, OLSAYDI.....
belki bugün LİDER MACHİNE INDUSTRY ya da LİDER İNDUSTRİEL MACHİNERY(o zamanlar makinaların üzerine bunları kendi çabalarımla baskı yapardım) olacak, dünyaya açılacaktık.
Elimizde inanılmaz bir endüstriyel birikim ve donanım var. Yeter ki ortaya çıkaralım, pazarlayabilelim. Konya için durum bu. Saygılar.
En son sedat karahallı tarafından Pzr 07 Mar 2010, 14:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
hakan sağlam
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 14:39
| Alıntı: |
| Ne kadar talihsiz bir savunma şekli olmuş... Keşke neden açılmaması gerekir, bunun yerine istihdam yaratacak projeler gerekir dediğimi anlamak için yazılarımı okumak lütfunda bulunsaydınız. |
Siz neye gocundunuz onu anlamadım. Bahsettiklerinizi bizde biliyoruz. Dünyayı algılamada gittiği yönü takip etmede ciddi derecede sorunlarınız var. Üniversiteleri sırf istihdam yaratma olarak ele almanız bunlardan bir tanesi. İkincisi bilgiyi ve eğitimi hafife almanız. Üniversitelerin çoğalması, üniversitedeki öğrencilerin çoğalması toplumun kalkınmasına aydınlanmasına,sosyalleşmesine katkıda bulunuyor. Olayı sadece istihdama indirgemek ne kadar doğru? Her şehirdeki üniversiteler o şehrin her yönden gelişmesine katkıda bulunuyor. Biz niye şehirlerimizdeki üniversitelerin sayısını birle sınırlayalım. Ayrıca açılan üniversitelerin bir çoğu özel üniversite devlete herhangibir yük getirmiyorlar. Globalleşen, sınırların kalktığı bir dünyada, Ülkemizde açılan yeni üniversitelerin sadece Türkiyeye hitap ettiğini mi sanıyorsunuz. Bu üniversitelerden mezun olacak insanlar dışarda da pekala iş bulabilirler.Dünya'nın pek çok ülkesinde Türk iş adamlarını, mühendislerini,doktorlarını,öğretmenlerini,avukatlarını görmek mümkün, siz sadece bu insanların vasıfsız işçiler mi olduğunu zannediyorsunuz? Bu insanlar bu ülkenin üniversitelerinden mezun olmuş insanlardır.Saygılar
|
 |
emre yildiz
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 14:48
| Alıntı: |
| Mezununa istihdam sağlayamadıktan sonra üniversite açmak neye yarar? |
Ben görevim gereği günde 10-15 kişi ile görüştüğüm ve bazı usulsüzlükler, suistimaller ve yolsuzluklar nedeniyle bilgilerine başvurduğum oluyor... Emekli Sandığı emeklileri ve çalışanlarına yani memurlara konuyu bir kez anlatıyorsunuz, konuyu hemen anlıyor, rahat bir şekilde sorularınıza cevap veriyor, yolsuzluk varsa genelde yardımcı olmaya çalışıyor. Size nasıl hitap edeceğini, davranacağını da çok iyi biliyor... Ancak, eğitim düzeyi genelde daha düşük olan SSK ve Bağ-Kur sigortalıları ve emeklilerine bazen konuyu 2-3 kez anlatıyorum, sizin üzerinize haberiniz olmadan reçete düzenlemişler, olmadığınız muayene ve tahliller fatura edilmiş diyorum, "iyi de ne olmuş" diyen mi ararsın, katılım payını kastederek "ama parasını ben verdim, sizin ne ilgilendirir" diyenmi ararsın, kendilerini incelemediğimizi defalarca belirtmememize karşın "beni niye soruşturuyorsunuz büyük yolsuzluk yapanlara sesiniz çıkmaz değil mi" diyeni mi ararsın, korkudan ne sorsak hayır diyeni mi ararsın...Bir de, işini bilen sağlık çalışanları da özellikle bu tür gariban eğitimsiz adamlar üzerinden yürütür yolsuzluklarını...Yani diyeceğim o dur ki; eğitim eğitimdir ve her koşulda ve zamanda şarttır, eğitimli insan sosyal hayatta, iş hayatında, aile hayatında her yerde topluma ve ülkemize çok daha faydalıdır...O nedenle Konya'ya 8. üniversiteyi destekliyorum, yakışır memleketime...
|
 |
Evren3516
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 16:21
Sedat Bey,
Sizinle ortak yanlarımız fazlası ile bulunmakta
Buyurun sizin yaşantınız üzerinden konu üzerindeki fikir alışverişlerimize devam edelim...
Babanızın kurmuş olduğu şirket ile ilgili bölümü okurken hem sevindim, hem de üzüldüm. Sevinmemin nedeni üretimi ve sipariş üretimin gereklerini biliyor olmanız. Üzülmemin nedeni de işyerinizin kapanmış olması... Tabii bir de kardeşiniz: Başınız sağolsun...
Konya ile ilgili olarak bilgim metal işleme ve dökümcülük alanında gerçekten çok gelişmiş olduğu. Hatta Renault firmasının kriz öncesinde Konya' da motor üretimi ile ilgili bir fabrika açma planları vardı fakat araya kriz girince ya beklemeye alındı ya da iptal edildi. Tabii bir de son zamanlarda Konya sanayisinin adını daha fazla duyuran Atiker firması da var...
Bu arada kendimden de bahsedeyim, otomotiv sektöründe kalite mühendisliği yaptım, bunun yanında yetkili lpg dönüşüm mühendisiyim. Üniversite eğitimimi de makine mühendisliği üzerine yaptım.
Otomotiv sektöründe ortalama bir genişlikte sayılabilecek bir çevrem var...
Şu anda ne yazık ki işsizim Ne diyelim: Allah Kararlamıştır...
Sizin en büyük sıkıntınız kurumsallaşmamak ve pazarınızı arttırmamak olmuş. Tabii kurumsallaşma ve pazar arttırma, bir "sanayi esnafı" için gerçekten yüksek maliyetler. Gerek gün geçtükçe yükselen üretim teknolojisi ve bu teknolojiye ulaşmak için harcanması gereken paralar, gerekse globalleşen dünya düzeninde işçi ücretlerinin, hammaddenin ve enerji birim fiyatlarının düşük olduğu yerlerin de pazara girmesi nedeniyle rekabet şansı "üretici sanayi esnafı" için gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Bunun sonucu da, her geçen gün yeni bir üretici sanayi esnafının imalathanesini kapatması oluyor.
Eskiden Bursa' da her yıl 10 tane fabrika açılıyorsa, günümüzde 1 tane açılıyor. Buna karşılık eskiden sanayi sitelerinde yılda 1 tane imalathane kapanıyorsa şu anda 10 tane kapanıyor. Bununla beraber ürün üretiminde işçilik payı ve firma karlılıkları gün geçtikçe azalıyor. Örneklendirmek gerekirse, Oyak-Renault, Renault 12 modelini imal ederken fabrika çıkış fiyatı üzerinden %25 işçilik ücreti ödüyordu, şu anda bu rakam %10. Eskiden üretilen araçta müteahhid karı gibi bir kar elde ederken şu anda araç başına karı %3 seviyelerinde.
Gerek üründen elde edilen kar, gerek yüksek teknoloji yatırımları, gerek enerji maliyetleri, gerekse işçilik maliyetleri açısından düşünüldüğünde gerek mevcut işin sürdürülmesi, gerekse yeni bir atölye kurulması gerçekten güç bir hal almaktadır.
Bursa' da OSB' lerinde bulunan fabrikaların takriben %70 ini (kalburüstü fabrikaların ise tamamını) yabancı veya yabancı ortaklı şirketler oluşturmaktadır. Farklı bir deyişle, Türk sanayisi (?) yükselirken Türk sanayicisi düşüştedir. Bunun sonucu olarak normalde Türk sanayicisinin kazanması gereken parayı yabancı sanayici kazanmakta ve normalde Türkiye' de kalması gereken para yabancı ülkelere akmaktadır. Bu durumun normalde gelişmekte olan bir ülke için tersi olması gerekirdi.
Bunun yanında, bu firmaların birkaç istisna hariç tamamında ArGe faaliyetleri yabancı ülkelerde olmaktadır.
Tabii bunun önüne geçebilecek ve Türk Sanayisini koruyacak devlet politikaları ve teşvik sistemleri üretilmesi gerekir.
Konuyu çok dağıttık... Tekrar istihdam ve eğitime dönmek lazım...
Kısa vadede istihdam beklentilerinden ve bu istihdamı sağlayacak personelden daha önceki mesajımda bahsetmiştim. İzininizle bu mesajımdan bir alıntı yapıp üzerine birkaç şey daha söylemek isterim:
| Alıntı: |
Geçen yıl açılan yeni pozisyon (işletme kurulması veya işletmelerdeki büyümeler ve emeklilik sonucu) 100.000 civarında... Bunun yanında, Selçuk Üniversitesi' nin öğrenci sayısı 100.000 (sitede belirtilen rakam üzerinden söylenmiştir). Ortalama 1/4' ünün her yıl mezun olduğu düşünülürse bir yılda Selçuk Üniversitesi' nin istihdama kazandırdığı personel sayısı 25.000. Farklı bir deyişle, Selçuk Üniversitesi gibi 4 üniversite bu rakamı sağlamaya müsait. Geçen senenin kriz yılı olması sebebiyle rakamın düşük olduğunu kabul edip istihdam sayısını 6 katına çıkarttığımızda 24 üniversitenin aslında istihdamı karşılamak için yeterli olduğu görülmekte.
Bunun yanında, Türkiye' deki irili ufaklı üniversite sayısı 100' ün üzerinde..
Şu anda Türkiye' de çalışan kişi sayısı 23 milyon civarındadır. Ütopik bir düşünce ile, bu kişilerin 25 ile 65 yaş arasına eşit olarak dağıldığını kabul edersek, her yıl istihdam edilecek kişi sayısı 575.000 kişi olacaktır
Tabii bu hesaplamada bütün istihdam edilecek kişilerin üniversite mezunu olması şartını da koyduk. Yani sizin çöplerinizi toplayan çöpçünüz de, pazarda domates satan pazarcınız da, ortalığı temizleyen temizlikçiniz de, yolları kompresörle kıran belediye işçiniz de vs. üniversite mezunu olacak... |
Durum böyle iken devlet eli ile yeni üniversite açmak ancak ve ancak ölü yatırım olacak, özel teşebbüs eli ile yeni üniversite açmak da ticarethane açmak mantığından öteye geçemeyecektir.
Size ortalama inşaat maliyetinden de bahsedeyim biraz.. Eski bir binanın bir üniversite merkez binası haline getirilmesinin inşaat maliyeti 2001 fiyatları ile yaklaşık 1.500.000 TL. Tekrar etmekte fayda görüyorum, bu maliyete konu olan inşaat kampüs inşaatı değil, sadece bir binanın modernize edilmesi ve üç dört ay gibi bir sürede biten bir iş... Eğitim öğretim için gerekli olan alet edevat ile (ki bunların içinde dil laboratuarı hariç laboratuar falan yok) işin toplam maliyeti 2.500.000 TL.
Gerçek bir üniversite kampüsünün maliyeti ise 50.000.000 TL den çok fazla olacaktır.
Gelin mütevazi davranalım ve biz bu rakamı 50.000.000 TL kabul edelim. Bu parayı Konya Sanayisi' nde doğru firmalara hibe ettiğinizi düşünün... Gelin burada da bir mütevazilik gözterelim, bu paranın %20' sinin doğru ellere geçmediğini düşünelim, sanayiye ulaşan para 40.000.000 TL olsun. Bu para ile 100den fazla 5 eksenli CNC tezgah alınır ( ki bilenler bilirler ki 5 eksenli tezgah ile metal üzerine yapamayacağınız şey sayısı azdır ve 3 tane CNC tezgah, çevre işleri ile en az 30-40 kişilik istihdam sağlar).
Veya bu rakamın firmalara kendilerini dış pazarlara tanıtması için verildiğini düşünün... Konya Sanayisi ihya olur. Devlet de bu işten kazanır, sanayici veya sanayi esnafı da... Ve istihdam sağlanır
Ben bu nedenle bu paraların üniversite kurulmasına değil, sanayinin desteklenmesine verilmesinden yanayım...
|
 |
sedat karahallı
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 16:52
| Alıntı: |
| Bu para ile 100den fazla 5 eksenli CNC tezgah alınır ( ki bilenler bilirler ki 5 eksenli tezgah ile metal üzerine yapamayacağınız şey sayısı azdır ve 3 tane CNC tezgah, çevre işleri ile en az 30-40 kişilik istihdam sağlar). |
Evren Bey;
Ben Konya sanayilerini iyi bilirim, faal olarak 10 yıl kadar içinde bulundum, akrabalarımın bir çoğu sanayici.
Konya sanayilerinin üretme ve malzeme sıkıntısı yok. Bizim sıkıntımız pazarlama ve kaliteyi yakalama. (Aklıma geldi, Anadolu Lisesinde öğrenciyken, seçmeli dersimiz 'standardizasyon ve kalite' idi, ülkeyi kurtaracak projeler tartışıyorduk, dersin hocası daha sonra bir holding kurdu, yani bu yönde bir birikim ve gayret Konya'da hep olmuştur)
Benim CNC operatörü kuzenlerim var. Türkiye'deki CNC sayılarını araştırmanızı öneririm. Bir gün İstanbul'da bir fuara gitmiştik, Tavyanlı bir CNC üreticisinin temsilcisi bana 'Konya Türkiyeden daha büyük bir ülke mi?' diye sormuştu. Konya'nın Türkiye'nin bir şehri olduğunu söylediğimde çok şaşırmış, Konya'ya Türkiye'den çok CNC sattıklarını söylemişti. Şimdi bu CNC'lerin bir çoğu boşta bekliyor. Dediğinizin aksine yeni CNC'ler alınsa birkatkısı olmaz.
Demem o ki; Konya sanayisinin elinde yeterli sayıda yetişmiş ara eleman, malzeme, CNC ve üretim aşkı var. Sıkıntımız bu aşkı dünyayla buluşturamamak.
İşte bu yeni üniversitelerden yetişen sanayici çocukları babalarının mallarını dünyaya pazarlayacak, kaliteyi yakalamada öncü olacak, şehrin kalkınmasına, üretimin daha da artmasına yol gösterecek.
Atiker amcayı(biz öyle derdik) iyi bilirim. Babamın arkadaşıydı zamanında. Kurumsallaşmayı başardı ve ayakta kaldı. Ama inanın Konya sanayisinin adını daha iyi duyuran onlarca endüstriyel firma var. Değirmen makinaları, otomotiv yan sanayii, dorse ve treyler, metal işleme ve döküm, tarım makinaları, un ve makarna sanayi, tohumculuk gibi alanlarda konya neredeyse rakipsiz
Konya'da işletmeler babadan oğula devrolunur ve bu şekilde varlığını korur. Kardeşimi kaybedince ve ben evden kaçma pahasına(okumama ailemin hiç bir zaman rızası olmadı) başka bir yol seçince geride devralacak başka kimse kalmadı ve işletmemiz kapandı.
Bir çok komşumuzun çocukları bir yandan çalışıp bir yandan okudular ve bu okuyan çocuklar işletmelere ayrı bir hava kattılar. Babalarının pazarlık güçlerini, tanınırlığını artırdılar. Şimdi 100 metrekare dükkanlardan organize sanayi sitelerine taşındılar. Allah yollarını açık etsin.
Konyalılar genelde çocuklarının yanı başlarında olmasını ister. Annem bir gün bana; 'başbakan olsan neye yarar, yanımda olmadıktan sonra' demişti. İşte bu düşüncedeki zengin konyalıların çocukları açılan bu özel üniversitelerde okuyacak ve babalarının işini devam ettirecek. Bu yüzden eğitim şart. 
|
 |
Evren3516
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 17:07
| Alıntı: |
| Siz neye gocundunuz onu anlamadım. Bahsettiklerinizi bizde biliyoruz. Dünyayı algılamada gittiği yönü takip etmede ciddi derecede sorunlarınız var. Üniversiteleri sırf istihdam yaratma olarak ele almanız bunlardan bir tanesi. İkincisi bilgiyi ve eğitimi hafife almanız. Üniversitelerin çoğalması, üniversitedeki öğrencilerin çoğalması toplumun kalkınmasına aydınlanmasına,sosyalleşmesine katkıda bulunuyor. Olayı sadece istihdama indirgemek ne kadar doğru? |
Hakan Bey,
İlk önce konu dışı olarak size "gocunma (?)" nedenimi söyleyeyim... Türkiye' de daha fazla üniversitenin mevcut koşullar altında neden açılmaması konusunda fikirlerimi beyan ederken tarafınızdan "istemezükçü" benzetmesi yapılmasını ve dönemin 1980' lerin başında olan Turgut Özal dönemi ile bir tutulmasını yadırgadım. Özal dönemi ve öncesinde yetişmiş teknik eleman azlığı nedeni ile çalışan üniversite öğrencileri bile takdire şayan paralar kazanıyordu. Oysa günümüzde gereğinden fazla yetişmiş eleman olması nedeniyle ara eleman sıkıntısı çekilirken daha fazla yetişmiş eleman yetiştirmenin bir anlamı olmadığını savunuyorum.
Üniversiteler tabii ki istihdam ile direkt olarak alakalıdır. Siz şimdiye kadar hiç birisinin "ben aslında çöpçü olacağım fakat üniversiteye sosyalleşmek için gidiyorum" dediğini duydunuz mu? İnsan sadece sosyalleşmek ve aydınlanmak için hayatının 4 senesini "spor olsun" diye feda eder mi?
İnsanlar daha iyi bir meslek ve daha iyi bir öğretim için üniversiteye giderler. Bu öğretimin karşılığında beklentileri de öğretim gördükleri ihtisas alanı üzerine çalışmak isterler.
| Alıntı: |
| Her şehirdeki üniversiteler o şehrin her yönden gelişmesine katkıda bulunuyor. Biz niye şehirlerimizdeki üniversitelerin sayısını birle sınırlayalım. Ayrıca açılan üniversitelerin bir çoğu özel üniversite devlete herhangibir yük getirmiyorlar. |
Dediğiniz doğru.. Zaten bu yüzden dönemlerden beri iktidarlar seçim yatırımı olarak üniversiteleri görüyorlar ve bu nedenle gereğinden fazla eğitilmiş eleman yetişiyor.
Özel üniversiteler ise tamamen bir muamma.. Aralarında bu işi gerçekten başarabilmiş bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda üniversite var. Onların dışındakileri ben umut tacirliği olarak görüyorum.
| Alıntı: |
| Globalleşen, sınırların kalktığı bir dünyada, Ülkemizde açılan yeni üniversitelerin sadece Türkiyeye hitap ettiğini mi sanıyorsunuz. Bu üniversitelerden mezun olacak insanlar dışarda da pekala iş bulabilirler. |
Bu konuda hatalı bir bilgiye sahipsiniz. Özel üniversitelerin ( az önce bahsettiğim 3-5 üniversite hariç)ve bir çok devlet üniversitesinin dış ülkelerde akreditasyonları, yani denklikleri yoktur.
| Alıntı: |
| Dünya'nın pek çok ülkesinde Türk iş adamlarını, mühendislerini, doktorlarını, öğretmenlerini, avukatlarını görmek mümkün, siz sadece bu insanların vasıfsız işçiler mi olduğunu zannediyorsunuz? Bu insanlar bu ülkenin üniversitelerinden mezun olmuş insanlardır. |
Dediğiniz bir noktaya kadar doğru, fakat eksik: Bu kişiler o ülkelerin birçoğunda denklik sınavlarına girerek veya çoğunlukla lisans üstü eğitim görerek çalışabilmektedirler. Eğer elinizde 2003 yılı öncesi bir Uludağ Üniversitesi Mühendislik diploması var ise siz dışarıda ancak tekniker olarak iş bulabilirsiniz.
| Alıntı: |
| Emekli Sandığı emeklileri ve çalışanlarına yani memurlara konuyu bir kez anlatıyorsunuz, konuyu hemen anlıyor, rahat bir şekilde sorularınıza cevap veriyor, yolsuzluk varsa genelde yardımcı olmaya çalışıyor. Size nasıl hitap edeceğini, davranacağını da çok iyi biliyor... Ancak, eğitim düzeyi genelde daha düşük olan SSK ve Bağ-Kur sigortalıları ve emeklilerine bazen konuyu 2-3 kez anlatıyorum, sizin üzerinize haberiniz olmadan reçete düzenlemişler, olmadığınız muayene ve tahliller fatura edilmiş diyorum, "iyi de ne olmuş" diyen mi ararsın, katılım payını kastederek "ama parasını ben verdim, sizin ne ilgilendirir" diyenmi ararsın,...... |
Emre Bey,
Bahsettiğiniz konu bizim konumuzdan biraz farklı... Size şu şekilde izah edeyim:
Bahsettiğiniz Emekli Sandığı çalışanları ve emeklileri arasında da lise mezunları çoğunlukta. Siz de bilirsiniz ki KPSS olmadan önce devlet memurluğuna lise mezunları da çok rahat bir şekilde alınıyordu. Bunun yanında, Bağ-Kur sigortalısı olmak için işletme sahibi veya ortağı olmak gerekiyor. Yani normalde emekli sandığı ile en kötü ihtimalle aynı şartlarda olmaları lazım. Bu bahsettiğinizden ancak (affınıza sığınıyorum) "okumak cehaleti alır, eşeklik baki kalır" yanıtı çıkar. Bu işin öğretim ile bir alakası olduğunu düşünmüyorum.
Ek:
Sedat Bey,
Aslında söylediğinizin cevabını ben bir önceki yazımın son paragrafında vermiştim
| Alıntı: |
| Veya bu rakamın firmalara kendilerini dış pazarlara tanıtması için verildiğini düşünün... Konya Sanayisi ihya olur. Devlet de bu işten kazanır, sanayici veya sanayi esnafı da... Ve istihdam sağlanır |
Demek ki Konya' nın ihtiyacı dışa açılmak.. Bu para ile katılınacak fuarlar sayesinde Konya esnafının sesi Dünya' da daha çok çıkar. Bu fuarların katılım ücretleri, sergilenecek ürünlerin nakliyesi gibi bir çok azımsanamayacak gider var.
Bu arada, bahsettiğinizden anladığım kadarı ile Konya' da çok fazla eleman fazlalığı yok, elemanlar dengeli bir şekilde dağılmış..
Ben size biraz Bursa' dan bahsedeyim. Bursa, dışa açılmış olmasından ötürü bir "altına hücum" dönemi geçirmekteydi yakın bir zamana kadar. Her sene Uludağ Üniversitesi yaklaşık 200 makine mühendisi mezunu vermekte. Bu üniversitede okuyup diğer illere gidenler ve başka illerde okuyup Bursa' ya gelenler ile beraber mütevazi bir şekilde her yıl 200 makine mühendisinin Bursa' da iş aramaya başladığını düşünelim. Mühendise doymuş bir pazarda 200 makine mühendisinin istihdam edilmesi için en az 10 tane 150 kişilik personel kapasitesi olan fabrika açılması gerekmektedir (ki normalde 150 kişilik bir fabrika için 10-12 kişi yeter sayı iken biz bu rakamı 20' ye taşıyalım). Bunu sağlayacak kadar fabrika açılmıyor Bursa' da...
Benim derdim ne yazık ki bu...
Annenizin yaptığına gelince.... Ana yüreği bu, evladını hep yanında ister. Benim Bursa' ya gidişimde annemin de gözlerinde yaş vardı. Ama bu konuda biraz daha duygusallıktan uzak davranmak gerekir. Tıpkı hem sizin hem de benim askerlik görevimizi yaptığımız gibi...
|
 |
sedat karahallı
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 18:45
Evren bey, eklemenizi şimdi okudum. Düşüncelerimizde bazı nüans farklılıkları var. Bu, sizin konya'yı, benim bursayı fazla tanımamamızdan ileri geliyor olabilir. Konya ekonomisi diğer illerle kıyaslanamayacak kadar farklıdır. Bu ekonomik modelin bugüne kadar bir araştırma konusu yapılmaması beni hem şaşırtmakta, hem de üzmektedir. Konya'ya yabancı sermaye girişi zordur, çünkü Konyada her şey üretilir ve Konyalılar kendi ürettiklerini tüketmek için çaba harcar.
Konya bu farklı konumu nedeniyle 10 üniversiteyi bile kaldırabilecek bir şehirdir. Ve ben doğrularımda ısrarcıyım. Eğitim, eğitim, her koşulda eğitim.
Fikirlerinizden çokça yararlandığım bölümler oldu. Keyifli ve değerli bir polemik oldu. Tadında bırakmak gerek diye düşünüyorum. Noktayı burada koymak istiyorum.
Dilerim, bir gün sizi Konya'da misafir etme şansımız olur. Sevgiyle.
|
 |
Yusuf Esengül
13 yıl önce - Pts 08 Mar 2010, 10:54
KONYA ÜNİVERSİTESİ İLE MERAM ÜNİVERSİTESİ AYNI MI ACABA?
Konya'da Selçuk Üniversitesi'nin bölünmesi ile oluşturulması planlanan Meram Üniversitesi ile YÖK'ün MEB'e teklif ettiği Konya Üniversitesi aynı olabilir. Eğer aynı ise Konya Merkezde 5 değil 4 üniversite olur.
Konu hakkında çok fazla bilgi yok.
|
 |
sedat karahallı
13 yıl önce - Pts 08 Mar 2010, 14:29
Aynı değil Yusuf Bey. Açıklamada var zaten. İki farklı proje:
| Alıntı: |
| Güçlü, ''Konya, Selçuk Üniversitesi'nin bölünmesi ile kurulacak ikinci üniversiteden daha önemli bir üniversiteye sahip olacak. Bu çalışma Hükümetimizin Konya'ya bir üniversite şehri olarak verdiği önemin de göstergesidir'' dedi. |
|
 |
onurkaya60
13 yıl önce - Pts 08 Mar 2010, 14:38
| sedat karahallı demiş ki: |
Mevcut üniversiteler kötü durumda, yenisini yapmayalım.
Mevcut fabrikalar iyi çalışmıyor, fabrika kurmayalım.
Mevcut yollar randıman vermiyor, yenisine ne gerek var.
Mevcut hastaneler kan ağlıyor, yenisini yapmayalım.
Kusura bakmayında diyecek tek şeyim var:
Mevcut kafalar fikir üretmiyor, yenileri lazım. |
Konuyu nasıl da sıptırmışsınız, tebrik ediyorum.
İşinize gelmeyince yok çarpık eğitim sistemi, yok üniversite mezunları işsiz kalıyor, yok kadrolar yetersiz diye sızlanırsınız ama.
Yol yapmak ile kadrosuyla, yerleşkeleriyle, araştırma faaliyetleri ve fiziki olanaklarıyla dünya akademik kurumları listelerinde üst sıraları oynayabilecek, nitelikli insanlar yetiştirecek bir üniversite inşa etmeyi bir tutmuşsunuz.
Laf olsun torba dolsun.
Asıl siz bu günü kurtarmaya yönelik kafanızı değiştirin.
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|