Bir soru sorduk uzaklastirma aldik..dolar ulkemizde dusuk en az 4 olmali desek herkes yaptigim yorumu begenir cunku burada dolar 2017 ocakta 3.93 du simdi geride diyene herkes begeniyor..komedi dunyasi..yunanistanda bu kadar kotu sartlarda nasil 18 bin dolar cikiyor..onu izah edin..
Yunanistanda yillik gelirin 18 bin dolara dusmesi sonucu degistirmiyor.Cunku 18 bin dolar adamin yillk alim gucu hala Turkiyedeki yillik 8 bin dolar adamdan daha yuksek.Yukarda yazanlar olmus yok yunanistanda almanyada vergiler yuksek felan diye.Onlara ragmen alim gucumuz dusuk. Alin 2015 de yazilmis bir yazi.Tarafli haber sitelerinde ve gazetelerde cikmaz biraz arastirmak lazim.
Türkiye ve Yunanistan’ın Karşılaştırmalı Ekonomik Durumu 0
Buğra Bakan - 12 Temmuz, 2015 Buğra Bakan Ekonomi
İflasın eşiğinde olması sebebiyle son dönemde manşetlerden düşmeyen Yunanistan’ın ekonomik göstergelerini, Türkiye’nin rakamlarıyla karşılaştırmanın, doğru zamanlı bir egzersiz olduğunu ve bu tablodan çıkaracağımız dersler olduğunu düşünüyorum. Tüm değerler yıllık ve Amerikan doları cinsinden, Dünya Bankası kaynaklı son veriler.
Türkiye Yunanistan
Gayri safi milli hasıla 799,54 milyar $ 237,59 milyar $
Kişi başına düşen gelir 8.872 18.377
Satın alma paritesi ile kişi başına düşen gelir 18.884 24.502
Enflasyon %7,2 %-2,2
Devlet borcunun ekonomiye oranı %33 %177
Ekonominin büyüme hızı %2,3 %-0,2
İşşizlik oranı %10,6 %25,6
Dış ticaret dengesi -81 milyar -17 milyar
Dış ticaret açığının ekonomiye oranı %10,1 %7.1
Özel sektör borcunun ekonomiye oranı %32 %45,5
Yukarıdaki tablo şunları söylüyor:
1 – Yunanistan’ın öncelikle devlet ve sonra özel sektör borcu, yönetilemez bir seviyeye ulaşmış. Kamunun borç yükü açısından Türkiye daha avantajlı durumda. Öte yandan özel sektör borç yükü Türkiye’de de alarm veriyor.
2 – Yunanistan %25,6 seviyesinde işsizlik ile boğuşurken, kişi başına düşen gelirin 18.4 bin dolar oluşu, bu ülkedeki dengesiz gelir dağılımının, sistemin koruduğu avantajlı ve öncelikli grupların varlığına işaret ediyor. Bu noktada Yunanistan’ın genç işsizlik oranının %50’ye yaklaştığını ve bunun dehşet verici olduğunu da paylaşmakta fayda var. Belli ki kamu borçlarının önemli bir kısmı şişmiş kamu kadrolarına ve emeklilik maaşlarına gidiyor ve bu da kişi başına düşen geliri üretmeden arttırıyor.
Benzer bir yorum Türkiye için de yapılabilir. Yunanistan’ı, cömert sosyal yardımları, işsizlik sigortası, yüksek asgari ücret oranı, yüksek emeklilik maaşları sayesinde, GINI endeksi denen, gelir dağılımı dengesi sıralamasında, Türkiye’den daha iyi bir sırada görüyoruz. Kişi başına düşen geliri satın alma gücü ile baktığımızda fark azalıyor, ve bu açıdan iki ülke birbirine benzer bir tablo sergiliyor. Yunanistan’ın borçlandığı fonları yatırımlar yerine sosyal yardım ve kamu maaşlarına yöneltmesi, kişi başına düşen geliri geçici bir şekilde arttırıyor fakat borcun ödenmesi için gerekli koşulların oluşmasını engelliyor.
3- Yunanistan’ın enflasyon değerinin negatif olması deflasyon anlamına gelir ve bu enflasyondan daha ciddi bir sorun. Bu noktada yapılması gereken likidite yaratarak sistemi rahatlamak, ama buna da Avrupa Topluluğu’nun finansal yapısı izin vermiyor.
Ekonomistler açısından deflasyon, yani mal ve hizmetlerin fiyatlarının düşmesi durumunda yatırımcı ve tüketici, fiyatların düşeceğini beklentisi ile, yatırımları ve harcamaları durdurur, ya da yavaşlatır. Bu da alıcısı olmayan malların fiyatlarının daha da düşmesine sebep olur. Satış ve kar edemeyen iş yerleri kapanır, işsizlik artar ve ekonomi kaygan bir zeminde toparlanması güç bir girdaba kapılır.
Burada eğer sorun likidite darlığı ve talep düşüklüğü ise, çıkış noktası para basmak ve talebi canlandırmaktır. Avrupa Birliği, Yunanistan’a kemer sıkma politikaları zorlayarak bunun tam da tersini yapmakta. Daralmış bir ekonomiyi, daha da daraltmakta.
Avro bölgesinde olmayan bir ülke, mesela İngiltere aynı durumda olsa, likidite arttırarak ekonomisini canlandırma çabasına girebilir. Bunu Yunanistan yapamıyor. Neden? Çünkü para politikaları Avrupa Merkez Bankası’nın elinde. Avro bölgesinin temel sorunu da burada yatıyor. Mali politikalar ülkelerin yönetiminde fakat para politikaları Avrupa Merkez Bankasında. Bu ikircikli yapı, ekonominin ihtiyaç duyduğu manevraları yapmasını imkansızlaştırıyor. Bu konu AB ve Avronun geleceği açısından çok ciddi bir sorun yaratıyor.
4 – Ekonominin büyüme hızı iki ülkede de alarm veriyor. Türkiye için %5 altında her sonuç kötü, çünkü sadece nüfus artışı ile, hiç bir şey yapmasanız ekonomi 3-5% aralığında büyür. Cumhuriyet devri ortalaması %5’in biraz üzerinde. Yunanistan ekonomisi depresyonda, yani hızla daralıyor. 2012’den beri geçen 14 çeyrekte yani üç aylık dönemde, sadece 2014’te ki üç çeyrek büyümüş, diğer 11 çeyrekte daralmış.
5 – Ticaret dengesi, ekonominin büyüklüğüne oranla iki ülke için de aynı derecede sorunlu ve bu veride Türkiye daha kötü durumda. İki ülke de ihraç ettiğinden fazlasını ithal ediyor. Bu sürdürülebilinir mi? Elbette ki hayır. Yıllardır yazılıyor, Türkiye’nin zayıf noktası cari açığıdır diye, bunun kaynağı işte bu gösterge ve yıllardır bu konuda birşey yapılmıyor. Bu açığın finansı her geçen gün zorlaşmakta ve bu da büyümeyi olumsuz etkilemekte.
Bu tablodan Türkiye’nin alacağı dersler elbette ki var. Mesela kamu borç oranı azalırken özel sektör bu farkı kapatıyor. Burada sürdürülemez bir yapı var. İhracat geliri avro cinsinden olan Türkiye’nin dış borç ödemesi dolar cinsinden. Bu da geçtiğimiz sürede doların avro cinsinden değerinin artması ile, ihracat geliri azalan, borç ödemesi artan bir özel sektör profili yarattı ki, bu yönde gidişat hiç iyi değil. Sürdürülemez politikaların ne zaman balon gibi patlayacağı öngörülemez. Türkiye’nin hala vakti var fakat hızla azalıyor. Bu konuda mevcut siyasi iktidar dahi bazen doğruları söylese de ciddi adımlar atılmıyor.
Özetle Türkiye bir an evvel hem kısa vadede dışa bağımlı likitide sorununu aşmak için iç tasarrufu özendirmeli, hem de ticaret dengesini yakalamamızı sağlayacak uzun vadeli yapısal reformları hızlandırmalı. Avrupa Birliği İktisadı üzerine doktora çalışması yapan dostum Bilgehan Baykal’ın da uyardığı gibi “…iç tasarrufun özendirilmesi de tek başına yetmez ve hatta büyümeye zarar verir. Bu tasarrufun yatırıma dönüşmesi için uygun şartlarda mikro-krediler ve KOBİ kredileri piyasaya yeniden akmalı, ve üretime dönüştürülmeli.” Aksi takdirde gidişat borçların hızla büyümesi ve yönetilemez bir seviyeye gelmesiyle Yunan trajedisine dönüşebilir.
Yunanistan battı da sizin haberiniz yok
Ne var ne yok herşey Almanlara satıldı
Borçlarının kapanması da mümkün değil
Emekli tam maaşları ödenmiyor
Ülkede topu iğne bile üretilmiyor. Sadece doğal yollardan deniz ve kum var o kadar
AB sadakaları olmasa açlıktan geberecekler
Yunanistan sokakları yine karıştı
Yunanistan'ın başkenti Atina'da, bankalara geri ödenmeyen kredi borçları sebebiyle gerçekleştirilen hacizlere karşı düzenlenen protestoya polis sert müdahale etti.
Yunanistan vatandaşları ekonomik darboğazın yanı sıra 8 yıldır devam eden "kemer sıkma" önlemleri nedeniyle gelirlerinin 4`te birini kaybederken, krizin izleri, sosyal yaşamda da kendisini hissettirmeye devam ediyor.
Alıntı:
Ekonomik krizdeki Yunanistan'da, hükümet, üçüncü kurtarma paketi programından çıkmayı hedeflerken, ülkede yüz binlerce kişi zor koşullarda yaşam mücadelesini sürdürüyor.
Yunanistan vatandaşları, ekonomik darboğazın yanı sıra 8 yıldır devam eden kurtarma paketi programlarının getirdiği "kemer sıkma" önlemleri ile gelirlerinin önemli bir kısmını kaybetmenin yüküyle boğuşurken, krizin izleri, başta başkent Atina olmak üzere ülke sokaklarında görülmeye devam ediyor.
Makro ekonomik verilerin geçen yıldan itibaren nispi olarak iyileşme gösterdiği Yunanistan'da, yıllardır kapalı kalan iş yerleri, kent merkezindeki sokakları mesken edinmiş evsizler ve aşevleri önünde uzun kuyruklar oluşturan yaşlılar, krizin boyutunu yansıtıyor.
1,5 MİLYON KİŞİ AŞIRI YOKSUL DURUMDA
Yunanistan İstatistik Kurumu'nun Mart 2018 verilerine göre, 11 milyon nüfuslu ülkede yaklaşık 3,8 milyon kişi yoksulluk ve sosyal dışlanmışlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Halkın yüzde 35,6'sına karşılık gelen bu oran, krizin ilk emarelerini gösterdiği 2009'da yüzde 27,6 seviyesindeydi.
Ülkenin geleceği olan 0-17 yaş arası çocukların ise 3'te biri yoksulluk riski altında.
Araştırma şirketi Dianeosis'e göre, yıllık geliri 4 bin 500 avro altında olan yaklaşık 1,5 milyon kişi "aşırı yoksul" olarak kabul ediliyor. AB verilerine göre, Yunanistan, yoksulluk riski Bulgaristan ve Romanya'dan sonra en yüksek ülke konumunda. Avro Bölgesi'nde en yüksek orana sahip ülkedeki işsizlik oranı son yıllarda gerileyerek 2017'nin son çeyreğinde yüzde 21,2'ye düşse de yüzde 7,3 olan AB ortalamasından oldukça uzakta yer alıyor.
Genç işsizliği, yüzde 60'ın altına gerilese de yüzde 45 ile alarm verici bir seviyede devam ediyor.
427 BİN KİŞİNİN "BEYİN GÖÇÜ"
Yunanistan Merkez Bankası'nın 2016 tahminlerine göre, çoğunluğu 45 yaş altı ve üniversite mezunu yaklaşık 427 bin Yunanistan vatandaşı, umutlarını başka ülkelerde aramak üzere kriz döneminde ülkeyi terk etti. Her 10 gençten 7'sinin ise fırsat bulması halinde yurt dışında çalışmak istediği belirtiliyor.
Ülkede kalan, işsizlerin yüzde 47'si ise yoksulluk ve sosyal dışlanmışlık riskiyle karşı karşıya.
Yunanistan'da yaşam şartları kriz döneminde önemli oranda etkilenen bir diğer kesim ise emekliler oldu.
"Kemer sıkma" önlemleri kapsamında defalarca maaş ve sosyal haklarında kesintiye gidilen emeklilerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 40 eridiği belirtiliyor.
Yunan Esnaf, Sanatkar ve Tüccarlar Konfederasyonu'nun (GSEVEE) 2017'deki araştırmasına göre, hane halkının yüzde 51'inin geliri emekli maaşlarına dayanıyor. Hane halkı geliri ise kriz döneminde 4'te bir oranında azalmış durumda. Ayrıca, Yunanistan genelinde çoğunluğu başkent Atina'da olmak üzere yaklaşık 40 bin evsizin bulunduğu tahmin ediliyor. Atina Belediyesi'nin gerçekleştirdiği bir araştırmada, bu kişilerin yüzde 71'inin kriz döneminde evsiz kaldığı saptandı.
Ana ortağını SYRIZA'nın oluşturduğu Yunanistan hükümeti, ülkenin üçüncü kurtarma paketinden bu yılın sonunda çıkarak yeniden ayakları üzerinde durmayı hedefliyor.
Bu kapsamda, 5,7 milyar avroluk kredi diliminin ay sonuna kadar serbest kalması planlanıyor. "Kemer sıkma" önlemlerine ilişkin gözden geçirme süreci de olumlu bir seyir içerisinde devam ediyor.
GSYH'de geçen yıl yüzde 1,4 ile son 10 yıldaki en yüksek büyüme oranı beklenirken, 2014'ten bu yana süren resesyon sona erse de ekonomi çarklarındaki kıpırdanmanın, Yunan halkına gözle görülür etkisinin ise zaman alacağı öngörülüyor.