arkadaslar yazmis aciklamasini ancak sagdaki tabelaya dikkat cekmek istedim. almanlar dilimizde "ü" harfi almancaya göre cok kullanildigindan biraz alaya aliyorlar bu durumu
bundan dolayi "akrüpülüs" yazmislar
aslinda bizi ti ye alma var ama sonucta karikatür...
akropole bayragimiz yakismis sonucta
kıyakçılığın sonu ayakçılık halk dalkavukluğunun sonu da batakçılıktır
yunan daki durum aynen bu Yunanistanda devletin 74 büyük şirkete sahip
(ulaştırma elektrik su gaz ) Bunlardan devlet demiryollarının 2 yıl evel
800 milyon euro zarar etti Bir yeri çok fena hatırlatıyormu sanada Kamu
sektörü arpalık olmuş yunan da Yılda 14 maaş artı 3 maaş da bayram Noel
Paskalya Meryem Ana Yortusu vs ikramiyesi bilgisayar kulanıyorsa ayretten
prim işe zmanında gelirsen ayretten prim acık havada calışırsan bizdeki
mahrumiyet zammı gibi extra prim vs emeklilik yaşı 40 kamudak
komisyonlardan haybeden para alanlar çok 1930 kurulmuş komisyondan para
alanlar var halen sall abşını al maaşını olayı allah allah bi ğlkenin bi
zamanlarki halini acayip hatırlatıyor be yahu saltanat bitti Üç maaş ikramiye
bitti emeklilk ikramiyesi 100 euroya indi araplıklardaki memur maaşları ile
meklilik maaşları 3 yıl donuruldu asgari ücret düşürüldü emelilik yaşı 60
cıkarıldı kdv oranları yükseltildi tekele ve benzine kallavi bir vergi
salındı asgari üçret düşürüldü bu isyanda ondan bizim popülistlere
kalırsa araplık sistemi değişmeden devam etsin isterler
Herkes konuşuyorda biz bir şeyi atlıyoruz. Türkiye'nin sanayisinin çoğunluğu marmara bölgesinde kurulu. Ortalama her yüzyılda bir marmarada (İstanbul da) 7 nin üstünde deprem olduğu biliniyor ve son depremin üzerinden yüzyıldan fazla bir zaman geçti. Bizim altyapımız, binalarımız ve fabrikalarımız olası bir depreme ne kadar dayanıklı. Allah (c.c.) göstermesin olası bir depremde Türkiye'nin uğrayacağı ekonomik zarar ve işgücü kaybı bizi de yunanistan'a benzer bir duruma getirebilir mi? Bu açıdan şu andaki yaşadıkları kriz bize ders olabilir mi?
Belki bir tekrarlama olacak, ama ben gine tekrarliyayim.
Yunanistan niye batti?
Iyi bir analiz edin. Devlet "serbest piyasa" adi altinda zamaninda herseyi özellestirip satarsa
Almana Franisza, bu duruma düsmesi normal.
Yunanistan AB de de oldugu icin bunu yapmis ve elinde birseyi kalmamis!
Yerli üreticisini yok etmis!
Borcla ve AB nin paralari ile balon bir ekonomi kalkinma yasadi, oda bitti!
Almanya' nin , Fransa'nin üretik sektörünü ayakta tuttular.
Yunanistan, Portekiz bittiler. Ama Almanya, Fransa Hollanda kendilerine
yeni tüketici pazarlari zamaninda hazirladilar.
O da basta Türkiye! Yunanistan in biraktigi boslugu biz dolduracagiz!
AKP ne yazik ki son 5 sene bunu yaptilar.
Almanya, Fransa Türkiye gibi yeni enayilari bulamazsa, kendileri krize girecek.
Simdi Türkiye borclanarak ithal edip tüketmeye basladi.
Türkiye nin Yunanistan krizinden cikaracagi cok dersler var!
Halk dalkavukluğunun sonu
Yunanistan'da "işe zamanında gelen" memurun ayrıca prim aldığını, "ekstra" para kazandığını biliyor muydunuz? Bazılarına da "bilgisayar kullanabilme" primi ödeniyor.
Ormancıların da "açık havada çalışma tazminatı" var mesela. "Mahrumiyet zammı" gibi.
Yılda 14 maaş, artı 3 maaş da bayram (kışın Noel, baharda Paskalya ve yazın Meryem Ana Yortusu) ikramiyesi.
Ne güzel değil mi, keşke bizde de olsa...
Yunanistan'da emeklilik yaşının 40 olduğunu biliyor muydunuz?
Ne güzel, keşke bizde de olsa...
Yunanistan'da devletin 74 büyük şirkete sahip olduğunu (ulaştırma, elektrik, su, gaz vb.) ve bunlardan örneğin yalnızca devlet demiryollarının iki sene önce 800 milyon euro zarar ettiğini biliyor muydunuz?
Kamu sektöründe arpalık olarak kullanılan yüzlerce "haybeden" komisyon var, örneğin tam seksen sene evvel, 1930 yılında kurulmuş "Kopias Gölü'nü işletmeye açma" komisyonundan bugün de tıkır tıkır ek maaş alan memurlar var. Bu tür komisyonlarda on binden fazla memur çalışıyor, yani çalışırmış gibi yapıyor...
Du... Şimdi bu saltanat bitti.
Yunan kamu sektörü battı. (Özel sektörde sorun yok, tavernalarda gece hayatı da bütün hızıyla berdevam. Tabak kırmak artık yasak ama şarkıcının başından aşağı tabakla gül yaprağı dökmek serbest! Bir şişe viskiye de üç yüz euro yazıyorlar. "Buzuki" seven Türk turistlerine duyurulur.) IMF ile anlaşma yapıldı, "acı ilaç" içildi, beylik deyimiyle.
Bakın faturayı kimler ödediler?
Üç maaş ikramiye tarihe karıştı. "Seyyanen" bin euro verilecek, o kadar.
Emekli ikramiyeleri bin euroyla sınırlandı.
Bütün memur ve emekli maaşları üç yıl süreyle donduruldu.
KDV oranları artırıldı. İçkiye, sigaraya ve benzine katlamalı vergi salındı.
Emeklilik yaşı altmışa çıkarıldı. Emekli maaşı için "son üç ayın ortalaması" değil, bütün çalışma hayatının ortalaması alınacak.
Asgari ücret düşürüldü.
İşten çıkarmalarda tazminat oranı düşürüldü. Lokavt kolaylaştırıldı.
Bu önlemlerle Yunan kamu sektörünün iki yıl sonra "toparlanmaya başlayacağı" sanılıyor. Öte yandan sendikalar, bu paketle, "Yunan emekçisinin hayat standardının yirmi yıl geriye gideceğini" açıkladılar. Kaşıkla verilen, kepçeyle geri alınacak.
Ne güzel değil mi, bizde de olsun mu? İster misiniz?
Yağdıralım, ama fatura çıkmasın. Nasıl olacaksa bu, olsun.
Böyle düşünenlerimiz var da, o bakımdan sordum.
Yunanistan'da şimdi grevler dalga dalga gelecek ve herhalde Papandreu da bir dahaki seçimi kazanamayacak. İşin matrağı, kamu sektörünü batıran kendisi değil, bundan önceki hükümetler... Örneğin, Yunan SSK primlerini bankere (Lehmann Brothers'a) yatıran yani kumara süren ve kaybedenler...
Ama sonuç değişmeyecek. Sıkıntıyı gene işçiler ve memurlar çekecekler.
Bu yazının başlığını "kıyakçılığın sonu ayakçılık, halk dalkavukluğunun sonu da batakçılıktır" şeklinde atacaktım ama okurlarımızın "cici bey" kesimi bu tür laflardan rahatsız oluyor, vazgeçtim.
Gene de keyfiyet, bütün "Türk popülistlerine" arz olunur...
Özellikle de, "darbe yaptıktan sonra, özelleştirilmiş olan bütün KİT'leri yeniden devletleştirmeyi" programlarına almış olan bazı eşeklere.Başarılı olsalardı Türkiye'yi kaç zamanda nasıl batıracaklardı ve toplamak için kaç yıl harcayacaktık, merak ederim doğrusu...
zamanında ülkemizde çifte anahtarlar dagıtan , bol keseden vaatler yapan politikacı tipi de bizi defalarca batırdı, elbette devletin temel görevi halkını refah içinde yaşatmak olmalıdır, ama halktan aldıgı vergiyi, kendi politik çıkarı uğruna harvurup harman savurmak olmamalı, mali disiplini elden bırakmamalıdır.
Yunanistanın batış nedenlerinin en başında mali disiplinsizlik gelir.
Buyrun avrupadan bir bakış açısı
Angela Merkel, dün "Basitçe, Avrupa'nın geleceği risk altında." dedi. Alman Başbakanı'nın bu çok tiz retoriği Yunanistan'a milyarlar uzatmak için diğer Alman bakanları umutsuzca ikna etmeye mi çalışıyor? Elbette, ancak sadece bununla sınırlı değil.
Çünkü geçtiğimiz haftalarda Euro bölgesinin bekasını dileyen insanları sarsacak iki şey oldu. İlk olarak, ortak para birimi kulübünün geçtiğimiz birkaç yılda nasıl da dağılabileceği bir anda insanların gözüne ilişti. İkinci olarak, bu ortak para birimi kulübünün neye hizmet ettiğine dair-aynı zamanda bizim (İngiltere) genel seçimlerimize de dolaylı olarak ışık tutan-sorular sorulmaya başlandı. Kısacası, mevcut kriz 16 ülkenin dahil olduğu ve 400 milyondan fazla insanı ilgilendiren ve daha önce de bu derece ciddi bir krizle karşılaşmamış olan ekonomik ve mali bölge için bir varoluş krizidir.
Açık olalım: Euro bölgesi yakın zamanda dağılmanın eşiğinde değil. Yine de geçtiğimiz haftalarda yaşadıklarımız nihai dağılmanın tam bir provasına benzemektedir. Başbakan George Papandreu'nun kamu sektöründe kesintiler yapma planları üzerine göstericiler öfkelendi ve Yunanistan'da dün dikkat edilmesi gereken sahneler yaşandı. Resmi açıklamalara göre Atina'daki banka yangınında üç kişi hayatını kaybetti ve göstericilere karşı polis göz yaşartıcı bomba kullandı. Ve tüm bunlar, daha hükümet en son ve en büyük raunt harcama kısıntısına gitmeden ve vergileri yükseltmeden önce vuku buldu. Bu arada, zengin ülkeler Yunanistan'a düşük faizli kredi verme konusunda ayak sürümekteler.
Bunun nedeni açık. Yunanistan, daha çok bahşiş kutusuna benzeyen keyfi ve düzensiz vergi sistemi ile Euro bölgesinin tartışmasız en güçsüz ülkesi. Bu pazar günü arka bahçesinde yapılacak zorlu seçimle karşı karşıya kalan Merkel'in önünde yabancı bir ülkeye yardım etmek için canhıraş koşuşturmasını engelleyen birçok neden var. Ancak Merkel'in ketumluğu pahalıya mal oluyor. Geçen Noel'de Yunan finans piyasalarında başlayan mali yangın, şimdilerde İspanya ve Portekiz sınırlarına doğru ilerliyor.
Erken müdahale edilseydi, Almanya ve diğer ülkelerden bir miktar Euro karşılığında Atina'nın taahhüdü ile borçlanma ihtiyacı gerçekçi bir sürede azaltılabilir ve sorun daha ucuz ve hızlı bir şekilde çözülebilirdi. Bunun yerine Euro bölgesi 95 milyar İngiliz Sterlini (110 milyar Euro) tutarındaki kurtarma paketini IMF ile paylaşmak zorunda kaldı. Papandreu, borçlanma ihtiyacını 4 yılda milli gelirin % 13,4'ünden % 3'üne düşürebilmek için fantastik bir harcama kısıtlamaları listesinin altına imza atmak zorunda kaldı. Yunan başbakanının, özel sektörden borçlanma yeteneği olmadığı için bu talepleri kabul etmekten başka seçeneği yoktu. Ancak taleplerin gerçekleşmesi imkânsız ve gerçekleştirme girişimlerinin Yunanistan'ı daha zorlu bir ekonomik daralmaya itmesi muhtemeldir. Kurtarma planlarının açıklanması ile bütün bunlar baştan aşağı, A'dan Z'ye tam bir fiyaskoydu. Ve tüm bu sürecin kendisi, acemice atılan adımlar, uyuşmazlıklar ve tıkanıklıklar ortak para birimi kulübünün nasıl dağılabileceğine dair bir önsezi vermekte.
Bu süreçte, aynı zamanda Euro bölgesinin ne işe yaradığına dair sorular soruluyor. Ortak para birimi projesi hem Avrupalı sağcıların hem de solcuların devasa bir Euro bölgesinin serbest piyasa kapitalizminin değişken güçlerine karşı koruma sağlayabileceği fikrinden ortaya çıktı. Ancak bu fikrin çok sınırlı bir kısmı hayata geçirildi. Euro bölgesinin 16 ülkesini kapsayan ortak bir finansal düzenleyici mercinin yokluğunda ortaya çıkan bankacılık krizi, bunu doğruladı. Bununla birlikte, Yunanistan'daki ekonomik çöküş, bu sorunu daha da görünür hale getirdi.
Avrupa Birliği'nin ateşli taraftarı büyük felsefeci Jürgen Habermas, bu hafta bir röportajında bunu dile getirdi: "En zayıf anlarından birinde, Avrupa Birliği gelecekte genişlemesinin en temel sorununu tartışmaya daldı." Bu, sadece Euro bölgesini ilgilendiren bir sorun değil. İngiltere'de de tüm siyasi partiler piyasaları terbiye edemeyecekleri; ancak piyasaların yarattığı sorunları onların ardından silip süpürebilecekleri iddiası üzerinden çalıştılar. Büyük yatırım bankası Lehman Brothers'ın çöküşünden iki yıl sonra, siyasi partilerin söz konusu iddialarının son kullanma tarihleri geçti. Yine de tüm siyasetçiler soruna makul bir çözüm bulmak için mücadele ettiler.
Yunanistan'da hükümet, tasarruf planı çerçevesinde sağlık harcamalarını da azaltma peşinde. Hükümet hastanelere ilaç ve tıbbi malzeme satan firmalara ödemeyi kesti. Hastalar tuvalet kağıdında bile sıkıntı olduğunu söylüyor.
İlişkili fotoğrafları göster
İSTANBUL - Yunanistan'da bütçe açığını kapatmak ve borç yükünü azaltmak için maaşları donduran, ikramiyeleri azaltan ve vergileri artıran hükümet, sağlık sektöründe de tasarrufa gitti.
Hastanelere ilaç ve tıbbi malzeme sağlayan firmaların büyük bir kâr payıyla çalıştıkları ve devleti zarara uğrattıkları ortaya çıkınca, hükümet ödemeleri kesti. Ancak bu kez hastanelerde ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı baş gösterdi.
Doktorların muayene için kullandıkları cihazlardan bile olmadığını belirten Yunanlar, sistemin çöküşün eşiğinde olduğunu ve ameliyatların yapılmadığını belirtiyor.
Bazı hastanelerde tuvalet kağıdı bile kalmazken, sağlık personeli ilaç ve çarşaf olmadığından yakınıyor.
Yunanistan'da bir hastaneye virüs kontrolü için her hafta yaklaşık 100 kan örneği geliyor. Ancak artık bunların yalnızca 50'si yapılabiliyor.
İLGİLİ HABER
Moody's, Yunanistan'ı 'çöp'e düşürdü!
BAKANDAN 'PARTİ BİTTİ' UYARISI
Ülkede herkesin fedakarlık etmesi gerektiğini söyleyen Sağlık Bakanı Mariliza Xenogiannakopoulo, sağlık sektörünü "Parti bitti" sözleriyle uyardı. Bakan, "Mali anlaşmayla devam edeceğiz çünkü sağlık sektörünü temizlemek zorundayız. Ama günün sonunda herkes de şu mesajı alsın: Sağlık sektöründeki parti bitti" diye konuştu.
Hükümetle söz konusu firmalar arasında yeni ödeme planı üzerindeki pazarlıkların sonuçlanmak üzere olduğu ve hastanelerdeki krizin önümüzdeki günlerde aşılacağı belirtiliyor.
Yunanistan'ın başına gelenleri iyi olmuş, beter olsun diyen arkadaşlara sözüm şudur, Gülme komşuna gelir başına. Yarın aynı süreci bugünden yaşayan Türkiye'nin başına aynı şeylerin gelmeyeceğini kimse garanti edemez. Malum her zaman Araplardan 15 milyar takviye gelmesini beklememek lazım. Bunun için Türk ve İslam düşüncesi ile hareket ederek geçmiş olsun, Allah kurtarsın demek çok daha güzel temennilerdir.