Hocam olduğu için İlber Ortaylı diyorum. Olmasa da İlber Ortaylı zaten ama o ayrı.. Sade tarih olarak değil diğer konularla da en az tarih kadar ilgilenen ayrıca 7-8 dil bilen nadir şahsiyetlerden biridir.
İ.Hakkı Uzunçarşılı Gelmiş geçmiş en büyük türk Tarihçisidir..Yukarda adı geçen tarihçilerin büyük çoğunluğu yazdıkları Tarih kitaplarında dip not olarak aldıkları tarihçidir..Hangi Türk tarihçisinin kitabına bakarsanız bakın kaynakçalarını incelediğinizde İ. Hakkı Uzunçarşılı adını mutlaka görürsünüz..2. Olarak Cumhuriyet Tarihçileri içinde Yılmaz Öztuna adını görmezden gelmek de büyük haksızlıktır...Yılmaz Öztuna taraflı Tarafsız herkesin taktirini kazanan yorumları herkes tarafından taktir edilen çok iyi bir tarihçidir..Onunda adını görmek isterdim...
Tarih bilim midir, değil midir tartışması hala süregeldiğini sizde bilirsiniz ve bugün bilim nedir diye sorduğumuzda Tarih'in bilim olmadığını kavrarız sanıyorum. Bir bilginin bilim olabilmesi için nesnel bilgi olması gerekir. Bunun için de önce tasvir edilmesi, sonra tarif edilmesi, akabinde ölçülmesi gerekir.
Tarih'den gelen bilgilerin ne kadarı nesneldir, ne kadarı doğru tasfir edilmiş ve tarif edilmiştir. En önemlisi bir fizik veya kimya deneyi gibi sınayabilir misin, ölçe bilir misin bu bilgiyi ?
O yüzden lütfen bana sert çıkmadan önce bunu düşünseydiniz. Hepimizin bildiği üzere; daima kazananların yazdığı bilgiler yumağından bitaraf hakikati yakalamak çok zordur zannımca. O yüzden geçelim bunu! Ayrıca keşke isim vererek yazsaydınız... Ayıp etmişsiniz.
aydınlanma sonrası dönemde leopold von ranke ile başlayan tarihin profesyonelleşme süreci tabi ki ilk günkü gibi kalmadı. almanca "wie es eigentlich gewesen", yani türkçeye gerçekte nasıl olduğunu göstermek terimiyle çevirebileceğimiz süreç artık kullanılmıyor beyefendi. bize belgeler bir şey söylemiyor. artık tarihçiler belgeleri olduğu gibi yazdıklarına eklemiyorlar, çünkü o yazılan belgelerinde birileri tarafından yazıldığı, yani belli bir görüş açısına göre yazıdığını artık biliyoruz.
her bilim pozitif bilim değildir. yani tarih de bir pozitif bilim değildir fakat beşeri bilimdir. bunun yanında sosyoloji, psikoloji, felsefe de beşeri bilimlerdir. fizik i, kimyayı bilim yapan kesinlikleri değildir izledikleri yöntemdir. kim diyebilirdi ki newtonun uzay-zaman hakkındaki görüşleri kabul edilmesin. einstein geldi mis gibi de bu tezi alt etti.
tarih de, sosyoloji de, psikoloji de yüzyıllardır profesyonelleşme süreci yaşıyorlar, ve bunlar da artık kendilerine tek yöntem değil YÖNTEMLER buldular, bulmaya da çalışıyorlar. beşeri bilimlerle pozitif bilimleri aynı kefeye koymak yüzyıl öncesinde kalmış tartışmalardır.
Alıntı:
İngilizce bilmekle tarihçi olunuyorsa herkes tarihçidir
burada sadece bunu kastetmediğimi sizde çok iyi bilirsiniz. ilber ortaylının hele hele halil inalcık ın akademik geçmişlerine söyleyecek söz yok, benim tepkim burada listede adı geçen diğer kişilere yönelikti. ingilizceyi bilmez, birilerine tercüme yaptırır, gelir orada burada doçent, profesör olur. kendi mağaralarında tıkılıp kalırlar, at gözlüklerini çıkaramazlar. öğrencilerine kadı sicillerini belli bir süresini tam transkripsiyon yaptırırlar, onların da önü açılır, kendisi de salla başı al maaşı olur. türk tarihçiliğinin özellikle anadoluda kilerin malesef iç burkan özelliği bunlar.
o saydığım tarihçiler ise, bütün dünyada akademik yayınlara sahip, saygıdeğer kişilerdir. ingilizceleriyle, diğer yabancı dilleriyle literatürü takip edebiliyorlar. anlatmak istediğim buydu sadece.
[/quote]
Bir bilginin bilim olabilmesi için nesnel bilgi olması gerekir. Bunun için de önce tasvir edilmesi, sonra tarif edilmesi, akabinde ölçülmesi gerekir.
[/quote]
ayrıca bana şu yazdığınız gibi şeyleri internetten bulup, kes yapıştır yaparak burada birşeyler biliyor gibi gezemezsiniz. aşağıda ki link herşeyi açıklıyor sanırım
Seçenekleri denetçilerimize başvurarak çoğalttık.Kadir Mısıroğlu diyen arkadaşlara duyurulur
Arkadaşlar daha önce'de belirttim yazılarım'da bu başlığın ismi ''Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi tarihçisi''
değildir şu an hayatta olan İnsanlar esas alınarak'dan Seçenekler oluşturulmuştur.
Eğer başlık ''Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi tarihçisi'' kim şeklinde olsaydı
...günümüzde dünyada kabul gören türk tarihçileri ingilizce bilen ve yazan tarihçilerdir.
cemal kafadar, oktay özel, edhem eldem, tülay artan, gülru necipoğlu, derin terzioğlu, akşin somel, fikret adanır, hakan erdem, hülya canbakal, mete tunçay gibi tarihçilerimiz varken bu kişilerin isminin dahi verilmesi, bu konu başlığının ne kadar sığ kişiler tarafından tartışıldığını gösteriyor. yazık gerçekten yazık. bizim problemimiz bu zaten, bir şey bilmeyiz, herşeyi bildiğimizi zannederiz ve her şeyi söyleriz.
Kanımca evrensel bir bilim dalı olan "tarih bilimi" konusunda, en başarılı tarihçiler dünyada tanınan ve bilgilerine/tezlerine değer verilen tarihçilerdir.
Maalesef her bilimsel alanda olduğu gibi tarih konusunda da uluslararası düzeyde pek "en iyi tarihcimiz" diyebilecek bir isim yok.
Ben listeye baktığımda, acaba bunların hangisi yabancı bir dilde (Ingilizce,Fransızca,Almanca vs.) bir kitap(lar) yayınlamıştır veya hangi eser(ler)i yabancı dile çevrilerek tarih bilimi dünyasında iz bırakmış?
Bu isimlerin hangileri uluslararası tarih dergilerinde bir bilimsel makaleleri yayınlanmıştır?
Ulusal düzeyde bakarsak tüm isimlerin az çok "tarih bilimimize" bir katkısı olmuştur. Ancak tarih konusu çok evrensel olduğundan bu içe dönük bir değerlendirmenin pek de bir anlamı olmuyor.
Sonuç itibarı ile biz ülke olarak, yaşadığımız coğrafyanın her yerinin tarih koktuğu bir alanda, tarihçileri ve arkeologları yurt dışından (yabancı üniversitelerden) ithal ediyor,sadece kazma-kürek isini kendimiz yapiyoruz. Bizim açımızdan tarihi önemli konuları dünyaya anlatmak konusunda bile (örn. ermeni meselesi) para ve lobi karşılığında yabancı tarihçiler görevlendiriyoruz.
O açıdan süphesiz değerli olan tarihçilerimizi bu başlık altında yarıştırmanın pek bir anlamı yok.
Sorun başka yerde!
Bu şıkların arasında olmasını arzu ettiğim değerli bir öğretim üyesi, aynı zamanda Osmanlı tarihi konusunda uzman.
Çalışmalarını ve tezlerini yazılarını yapmış olduğu başarılı çalışmalarını bir araştırma gerektiğinde başvurduğum değerli hocam değerli bir bilim adamı.
Halil İnalcık:.
26 Mayıs 1916'da dünyaya gelen Halil İnalcık aslen Kırım Tatarıdır. Ailesi, 1905 yılında İstanbul Kanatlarımın Altında'a yerleşmişti ve babası Seyit Osman Nuri, burada bir kolonya imalathanesi işletmişti. Halil İnalcık 8 yaşındayken ailesi Ankara'ya taşındı ve ilkokulu burada Gazi İlkokulu'nda bitirdi. Babasının aileyi terkedip Mısır'a yerleştiği için onu annesi büyüttü. Sivas Öğretmen Okulu'nda yatılı okuyan İnalcık, 1932 yılında Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu'na nakledildi ve buradan 1935 yılında mezun oldu. O dönem Atatürk, tarih tazini bilimsel temeller dayandırmak için Ankara'da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ni kurmuştu. Öğretmen olan İnalcık'a burada eğitim görme hakkı kazandı. Üniversitede Fuad Köprülü, Şemseddin Günaltay, Muzaffer Göker ve Yusuf Hikmet Bayur gibi önemli isimlerden ders alma şansına sahip oldu. 1940 yılında mezun olduktan sonra okulda kaldı ve Yakınçağ Bölümü'nde asistan oldu. 1942 yılında "Tanzimat ve Bulgar Meselesi" adlı tezi ile doktora yaptı. Türk Tarih Kurumu tarafında da yayımlanan bu tezi belgelere dayandırılarak hazırlandığı için büyük ilgi uyandırmıştı. 1972 yılına dek bu üniversitede Osmanlı ve Avrupa Tarihi dersleri verdi. Yine aynı yıl Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü'ne "Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü" olarak davet edildi. 1986 yılında buradan da emekli oldu.
Ben listeye baktığımda, acaba bunların hangisi yabancı bir dilde (Ingilizce,Fransızca,Almanca vs.) bir kitap(lar) yayınlamıştır veya hangi eser(ler)i yabancı dile çevrilerek tarih bilimi dünyasında iz bırakmış?
şaka olduğuna inanmak istiyorum gerçekten. ben gerçekten insanlara inanamıyorum, yani gerçekten inanamıyorum. ismini dahi yeni duyduğu insanlar hakkında nasıl yorumlar yapıyorlar. bunların illa CV lerini, yazdığı makalelerin isimlerini mi vermek gerekiyor!!! allahım allahım nasıl insanlarla muhatap ediyorsun beni..
aydınlanma sonrası dönemde leopold von ranke ile başlayan tarihin profesyonelleşme süreci tabi ki ilk günkü gibi kalmadı. almanca "wie es eigentlich gewesen", yani türkçeye gerçekte nasıl olduğunu göstermek terimiyle çevirebileceğimiz süreç artık kullanılmıyor beyefendi. bize belgeler bir şey söylemiyor. artık tarihçiler belgeleri olduğu gibi yazdıklarına eklemiyorlar, çünkü o yazılan belgelerinde birileri tarafından yazıldığı, yani belli bir görüş açısına göre yazıdığını artık biliyoruz.
Siz tarih ile değil, Felsefe ile daha fazla haşır neşir oluyorsunuz sanırım. Bu atla deve değil. Tarihi bilginin sınanabileceğini, doğrulayıp, yanlışlaya bileceğinizi düşünmüyorsunuz herhalde... Belge fetişisti değiliz. Belgelerin yorumlanması anlaşılması tarihi gelişmelere bakılması gerekir. Ama bu dahi istatistiki bir veri olacaktır, ölçülüp sınayamadığın bir bilgi olacaktır.
Birde farsaça, osmanlıca bilmekle olmuyor diyorsunuz ama beyendiğiniz isimler pek dil konusuna ağırlık vermiyorlar sanırım. Sadece belgeyle olmaz ama, o dönemi okuyamayan, araştırmayan insan nasıl yorumlar anlamak mümkün değil. Herhalde mantıki çıkarımlar yetiyor ve bilim oluyor.
Alıntı:
her bilim pozitif bilim değildir. yani tarih de bir pozitif bilim değildir fakat beşeri bilimdir. bunun yanında sosyoloji, psikoloji, felsefe de beşeri bilimlerdir. fizik i, kimyayı bilim yapan kesinlikleri değildir izledikleri yöntemdir. kim diyebilirdi ki newtonun uzay-zaman hakkındaki görüşleri kabul edilmesin. einstein geldi mis gibi de bu tezi alt etti.
Evet efendim üzülmeyin diye negatif bilim diye bir şey türetmişler sanırım. Bilim olsun da... Einstein neyi alt üst etmiş!
Bugün hala teyyareler Newton'un hesaplamalarına göre uçuyorsa kaybedilmiş bir şey yok demektir. Einstein sadece daha hatasızını üretmiştir. Siz daha elinizdeki verinin doğru olup olmadığını sınayamuyorsunuz ki, nasıl daha hatasızını geliştirecek tarih... Elde edilen yorumun bilginin doğruluğu newton da olduğu gibi ölçülebilir sınanabilir olsa, hata payı olsa kabul edilebilir, tarihte bu yok! Ne kadarı hatalı ne kadarı doğru nereden bilebilirsin ki elde edilen bilginin.
Alıntı:
burada sadece bunu kastetmediğimi sizde çok iyi bilirsiniz. ilber ortaylının hele hele halil inalcık ın akademik geçmişlerine söyleyecek söz yok, benim tepkim burada listede adı geçen diğer kişilere yönelikti. ingilizceyi bilmez, birilerine tercüme yaptırır, gelir orada burada doçent, profesör olur. kendi mağaralarında tıkılıp kalırlar, at gözlüklerini çıkaramazlar. öğrencilerine kadı sicillerini belli bir süresini tam transkripsiyon yaptırırlar, onların da önü açılır, kendisi de salla başı al maaşı olur. türk tarihçiliğinin özellikle anadoluda kilerin malesef iç burkan özelliği bunlar.
Bu tespite katılmamak elde değil. Yanlız saldırırken sadece bakış açınıza göre suçluyorsunuz gibi... Sevmediğiniz insanlara kesin böyledir diyorsunuz sanırım.
Alıntı:
ayrıca bana şu yazdığınız gibi şeyleri internetten bulup, kes yapıştır yaparak burada birşeyler biliyor gibi gezemezsiniz. aşağıda ki link herşeyi açıklıyor sanırım
Efendim bir cümle kopyala yapıştır yapacak kişi değilim. Kerem Doksatı takip ederim okumanızı tavsiye ederim.
Alıntı:
şaka olduğuna inanmak istiyorum gerçekten. ben gerçekten insanlara inanamıyorum, yani gerçekten inanamıyorum. ismini dahi yeni duyduğu insanlar hakkında nasıl yorumlar yapıyorlar. bunların illa CV lerini, yazdığı makalelerin isimlerini mi vermek gerekiyor!!! allahım allahım nasıl insanlarla muhatap ediyorsun beni..
Hiç şaka gibi sormamış. Bende sormuyorum. Bugünün tarihçilerini pek takip etmiyorum, yada okumuyorum diyeyim. Televizyon tartışmalarında kimi görürsek. Eski üstadlarda kalmış biri olarak bu saydığınız şahsiyetlerin gerçekten ciddi bir eseri çalışması var mıdır ? Çok övüyorsunuz bazıları konusunda fikirlerim varda; Mete Tuncay, Hakan Erdem, Cemal kafadar vs vs... Bilgi verinde sadece çığırmış olarak kalmayın. Herkes takip ettiği kadar yazmış...