1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Patron
18 yıl önce - Çrş 22 Eyl 2004, 09:02
iki yüzlü Avrupa
Radikal'in bahsetmediği gerçekler :
| Alıntı: |
Türkiye’den “zina”nın serbest bırakılmasını ve “azınlıklara ana dilde eğitim hakkı” verilmesini isteyen AB, üyeliğe kabul ettiği ülkelerin çoğuna böyle bir şart dayatmamış... Bu da; AB’nin “adamına göre muamele” yaptığını gözler önüne serdi
İRLANDA’DA KÜRTAJ SUÇ
AB’de, kürtaj serbest.. Ne var ki; İrlanda, hem de “AB üyesi” olduktan sonra kürtajı yasakladı.. Dahası, bunu da, “Benim halkım Katolik... İnancımız da kürtajı suç sayıyor” gerekçesine dayandırdı. AB de, buna hiç sesini çıkarmadı!
ONLARA KRİTER YOK
• Estonya: AB dayatmasına rağmen, yüzde 30’luk Rus azınlığa “2 dilde eğitim” hakkı tanımadı..
• Letonya: Hâlâ Rusları vatandaş olarak kabul etmiyor.
• Çek Cumhuriyeti: Almanların yoğun baskısına rağmen, “Sudet Almanları”na mülk edinme hakkı vermedi.
• İrlanda: AB kriterlerine göre, kürtaj yaptırmak serbest.. Ne var ki; İrlanda, hem de “AB üyesi” olduktan sonra kürtajı yasakladı.. Dahası, bunu da, “Benim halkım Katolik... İnancımız da kürtajı suç sayıyor” gerekçesine dayandırdı. AB de, buna hiç sesini çıkarmadı!
• Slovakya; AB’nin “çağdışı” saymasına rağmen, nükleer santrallerden vazgeçmedi, enerji piyasasında liberalleşmeyi de reddetti.
• Slovenya; Kabotaj yasalarında direndi ve liberalleşmeyi kabul etmedi...
Şimdi, hepsi de AB üyesi.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi alıp almamasının kesinleşeceği Aralık’taki zirve öncesinde, Ekim ayında yayınlanacak İlerleme Raporu’nun son şans olduğu iddia ediliyor. Bu sebeple yeni Türk Ceza Kanunu’nun Ekim’deki rapora yetiştirilmesi isteniyor. Aksi taktirde raporun Türkiye hakkında olumsuz içerikte olacağı ve Türkiye’nin AB’den müzakere tarihi almasının imkansız hale geleceği iddia ediliyor. Oysa bu yıl Birliğe giren birçok Doğu Avrupa ülkesinin, en temel konularda bile çok büyük eksiklerle AB’ye tam üye kabul edildikleri anlaşıldı. Ekim ayındaki rutin İlerleme Raporu’na yeni TCK’nın yetiştirilmesini dayatan AB’nin, 1 Mayıs 2004’te birçok ülkenin eski Komünist yasalarla Birliğe dahil olmasına gözyumduğu ortaya çıktı. İşte onlardan bazıları:
ESTONYA VE LETONYA, ESKİ KANUNLARIYLA YÖNETİLİYOR
Estonya ve Letonya, yüzde 30’luk Rus azınlığa Kopenhag Kriterleri’nin gereği olarak Anayasal hükümlerden eşit olarak yararlanma, iki dilde eğitim gibi hakları tanımadı. Hatta Letonya, nüfusunun yüzde 30’unu teşkil eden Rusları vatandaş kabul etmemekte direndi. Komünist rejim dönemindeki yasalarda sadece uluslararası ticaretle ilgili kısımlarda değişikliğe giden Estonya ve Letonya, geri kalan kanunlarda değişiklik yapmadılar. Komünist rejim döneminden kalma toprakta ortak mülkiyet (devlet mülkiyeti) hükmü aynen korunuyor.
ÇEKLER, KOMÜNİST TOPRAK YASALARIYLA BİRLİĞE GİRDİ
Çek Cumhuriyeti, ‘Sudet Almanları’ olarak da adlandırılan ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkeyi terk eden Güney Almanların bir zamanlar yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde bulunan taşınmaz mallarıyla ilgili adımlar atmadı. Özellikle Almanya’nın çok büyük tepkisini çeken Çek Cumhuriyeti, AB’nin Fransa ile Birlik’te sözü en çok geçen ülkesine direnerek Birliğe üye olmayı başardı. Türkiye henüz müzakere tarihi almadan, yabancıların topraklarında mülk edinmesini serbest bırakırken, Çek Cumhuriyeti halen taşınmaz mallarda yabancı mülkiyetini kabul etmiyor.
SLOVAKLAR, ENERJİDE SERBEST PİYASA KANUNLARINI ÇIKARTMADILAR
Slovakya, AB İlerleme Raporları’nda “enerji sektöründeki çağdışı altyapı sistemi” olarak tarif edilen nükleer santrallarından vazgeçmediği gibi, enerji piyasasında liberalleşmeyi de reddetti. Enerjide serbest piyasa şartlarını kabul etmeyen Slovakya, AB’nin “gerekli kanunları çıkart, uygulamayı 10 yıllık zamana yay” önerisine de yanaşmayarak, Komünist yasalarla AB’ye girdi. Slovakya ayrıca, yapılan yoğun baskılara rağmen Çingenelere Anayasal vatandaşlık hakkını tanımadı. Çingene ayaklanmasını güç kullanarak bastıran Slovakya’nın AB’ye girişinde hiçbir zorluk çıkartılmadı.
SLOVENYA’DA KOMÜNİST YASALAR
Adriyatik’teki “Deniz Ekonomik Bölgesi”nin liberalleştirilmesi önerileri Slovenya tarafından kesin bir dille reddedildi. Eski Kabotaj yasalarında direnen Slovenya, Hırvatistan’la yaşadığı sıcak problemlere ek olarak, AB’den gelen dayatmaları da püskürtebildi.
LİTVANYA’NIN NÜKLEER ENERJİ DİRENİŞİ
Litvanya da tıpkı Slovakya gibi, enerji sektörünün serbestleştirilmesine ilişkin kanun dayatmalarını reddetti. Ülkenin enerji konusunda nükleer santrallere olan yüksek bağımlılığı, AB Komisyon raportörleri tarafından sürekli dile getirildi. Öyle ki Litvanya, bu santrallerin kapatılması ve enerjide serbest piyasa kanunlarının çıkartılması için AB’den bir tür rüşvet teklifleri dahi aldı.
VAKIT 22 Eylül 2004 |
|
 |
sipahi
18 yıl önce - Çrş 22 Eyl 2004, 17:10
| Alıntı: |
VVD wil referendum over Turkije
Uitgegeven: 10 september 2004 20:48
DEN HAAG - VVD-fractievoorzitter Van Aartsen wil een referendum over de toetreding van Turkije tot de Europese Unie. Hij volgt daarmee het standpunt van de VVD'ers in het Europees Parlement. Premier Balkenende is tegen een volksraadpleging over Turkije, zei hij vrijdag na afloop van de ministerraad.
http://www.nu.nl/news.jsp?n=406622&c=11 |
Bu hollandadaki hükümet ortagi VVD(*)'nin ileri gelenlerinden van Artsen, Avrupa Parlemantosun da koltuk sahibi olan diger VVD'li üyeler ile bir olup Türkiyenin AB'ye dahil edilip edilmemesi icin Hollanda da referenduma gidilmesini tavsiye etmislerdir.
Herhangi bir AB üyesi ülkenin diger basvuran herhangi bir ülkenin kabulü icin referendum isteyip istemediklerini herhangi bir yerde okuyup, duyup veya izledinizmi arkadaslar?
[(*) = Volkspartij voor Vrijheid en Democratie = demokratik, özgürlükcü halk partisi... iberal! muhafazakar! evet, Fadime Örgü bu partinin bir milletvekili, Ayan Hirsi Ali de.. ]
|
 |
Fatih
18 yıl önce - Çrş 22 Eyl 2004, 17:54
Avrupa Birliğinin mükemmel bir sistem olmadığı aşikar. Kimi zaman bize her zamanki gibi "büyük haksızlık, türk-müslüman olduğumuz için.." duygularını yaşatan bu (evet) ikiyüzlü kararları alıyor. Ama neden? Burç? Kimse nedenini düşünmüyor. Şimdi yine yazıcam ve birileride "yanlış forumda, yanlış forumda..." diye -1 puanımı verecek ama artık durmam imkansız.
Tarih kitaplarımızda dalından aldığı meyvenin hakkını aynı yere asacak kadar adil, onların kitaplarındaysa işgalci-barbar yüzlerce yıllık Osmanlı İmparatorluğu yine yüzlerce yıl hükmünü sürdüğü Avrupa topraklarında "ne kadar adil, hemde güçlü hepimize sahip çıkıverdi valla.." diyerek sevildi falan sanmıyorsunuz herhalde. Biz ne kadar adil, saygılı, sevgili vs vs. olursak olalım işgal ettiğimiz hiç bir toprakta sevilmedik. Sevilmediğimiz için benimsenmedik, benimsenmediğimiz için o topraklardan yıllık vergileri dışında bir şeyde alamadık. Hoş o zamanlar bizim Avrupadan değil Avrupanın bizden alacağı çok şey vardı. Neyse. Kısacası yüzyıllar süren hükmümüz bittiğinde gencecik Türkiyeye yüzyıllar sürecek bir nefreti miras bıraktı belkide. Şimdi bununla boğuşuyoruz.
Türkiye'nin sorunları hem anlattığım bu nedenlerden hemde bazı matematiksel verilerden (o sayılan tüm ülkelerden kalabalığız-hepsinden daha büyük bir ekonomiyiz-hepsinden daha çok sorunumuz var vs vs...) ötürü daha çok göze batıyor, AB tarafından daha az toleransla karşılanıyorsa-ki bence öyle, bunu anlayabilirim.
Reform-rönesans zamanından sonra biz yerimizde sayarken adamların kafdağını aştığı bir gerçek. Tüm bunlara 70 milyonluk bir ülkecik -heleki üstteki paragrafta anlattığım duyguları hissettiği bir ülke- ortak olsun istemiyorlar ne var bunda? Gocunacak ne var anlamıyorum. Ama adamlar bizi ayıla bayıla kabul edecekler çünkü ülkeleri, hala günlük dillerinde yerleşik olarak "anneciğim Türkler geliyor" deyimini kullandıklarını duyduğum Avrupa halkı değil hükümetler, hükümetlerde değil hükümetler üstü toparlaklaşmış dev şirketler yönetir. Bugün BP İngilterenin dış politikasına İngiltereden çok hakimdir desem belki konuya olan hassasiyetimden abartmış olurum biraz ama ne demek istediğimide herkes anlar herhalde. Küreselleşmeyi dünyanın kendisi istedi. Şimdi bırakın insanların istedikleri değil paranın dediği olsun.
|
 |
basakersoz
18 yıl önce - Prş 23 Eyl 2004, 14:12
Dürüst sesler de çıkabiliyor arada. Bu bir itiraf :
| Alıntı: |
Zina nedeniyle Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya çalışan AB'ye, Avrupalı parlamenter Lagendijk isyan etti: Bazı Hristiyan Demokrat partiler 'Zina suç olsun' diyordu. Şimdi kalkıp Türkiye'yi eleştirmeleri şakınlık verici
ÜLKELERİNDE SUÇ OLMASINI İSTİYORLARDI
AVRUPA'nın "Zina Tartıması" bahanesiyle Türkiye'ye uyguladığı iki yüzlülüğü gözler önüne seren açıklama TBMM-Avrupa Parlamentosu Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk'ten geldi. Lagendijk, "Tartışmanın bazı boyutları ikiyüzlülükten uzak değil. Kısa bir süre öncesine kadar kendi ülkelerinde zinanın ceza maddesi olmasını savunan bazı Hıristiyan Demokrat partilerin şimdi aynı önerinin AB normlarına uygun olmadığını söylemeleri şaşkınlık verici" dedi.
TÜRKİYE VE AB'YE SÜKUNET ÇAĞRISI YAPTI
LAGENDİJK, bugün Brüksel'de gerçekleşecek Erdoğan-Verheugen görüşmesi öncesinde taraflara "itidal" tavsiye etti. Türkiye'nin, AB'nin yeni TCK'ya ne kadar önem verdiğini göz ardı etmemesi ve reformlar gerçekleşmeden müzakerelerin başlamasının mümkün olmadığını bilmesi gerektiğini belirtti. "Erdoğan TCK'yı 6 Ekim'den önce yasalaştırmak istediğini göstermelidir" diyen Lagendijk, AB'ye de, "Tek önemli sorun zina konusuymuş gibi davranmaktan vazgeçin" uyarısı yaptı.
Avrupa Parlamentosu milletvekili ve TBMM-AP Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile AB
Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'i sükunete davet etti. Lagendijk, ''katılım müzakerelerinin başlaması tartışması ve
zina konusunun Türk Ceza Kanunu'na dahil edilmesine ilişkin önerilerin heyecanlı günlere yol açtığını'' belirtti. Lagendijk, ''Hem Türkiye, hem AB olayların yatışması için zamana ihtiyaç duymaktadır'' dedi.
TÜRKİYE'YE TAVSİYE
Lagendijk, Türkiye'nin, AB'nin yeni TCK'ya ne kadar önem verdiğini göz ardı etmemesi gerektiğini, reformlar gerçekleşmeden katılım müzakerelerinin başlamasının mümkün olmadığını bilmesi gerektiğini söyledi.
AB'YE TAVSİYE
AB'ye de tavsiyelerde bulunan Lagendijk, ''AB tek önemli sorun zina konusuymuş gibi davranmaktan vazgeçmelidir'' dedi. Hıristiyan demokrat partileri de eleştiren Lagendijk, ''Tartışmanın bazı boyutları ikiyüzlülükten uzak değil. Kısa bir süre öncesine kadar kendi ülkelerinde zinanın ceza maddesi olmasını savunan bazı Hıristiyan demokrat partilerin şimdi aynı önerinin AB normlarına uygun olmadığını söylemeleri şaşkınlık verici'' ifadesini kullandı.
GELİŞME KAYDEDİLDİ
Türkiye'nin, son yıllarda müzakerelere başlanmasını haklı çıkaracak ölçüde gelişme kaydettiğini belirten Lagendijk, ''Şimdi taraflar duyarlı davranmalı ve müzakerelerin başlamasını mümkün kılmak için ortak çaba harcamalıdır'' dedi.
GUARDIAN'IN YORUMU
İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesi, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini başlatma konusunda AB'nin ''en önemli kararlarından birini'' alma zamanı gelirken, ''Avrupalılara has derinlerdeki önyargıların gerçek renklerini göstermeye başladığını'' yazdı. Gazete, Türkler'in 1683 yılındaki Viyana kuşatması sırasında Avrupa'nın gözünde işgalci olduğunu, bugün hala Avrupa'nın bir bölümünün Türkleri böyle gördüğünü belirtti.
YANDAŞLAR VE KARŞILAR
Avrupa ülkelerinin Türkiye'nin üyeliğine yaklaşımlarını gruplandıran gazete, İngiltere, İtalya, İspanya, Portekiz, İsveç, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve İrlanda'nın Türkiye'nin üyeliğine destek verdiğini, Avusturya ve Lüksemburg'un ise üyeliğe karşı tutum takındıklarını savundu. Gazete, Almanya'da hükümet Türkiye'yi desteklerken, halkın ve muhalefetin farklı görüşte olduğunu, Fransa, Danimarka, Macaristan ve Yunanistan'da da benzer tablonun söz konusu olduğunu yazdı. The Guardian; Polonya, Belçika, Hollanda, Slovenya, Kıbrıs Rum kesimi ve Baltık ülkelerinde, Türkiye'nin üyeliği konusunda farklı yaklaşımlar bulunduğunu belirtti. |
23.09.2004 Aktifhaber
|
 |
Yuzbasi Volkan Yuksel
18 yıl önce - Prş 23 Eyl 2004, 14:17
AB halkinin %80'i Turkiye'nin AB'ye girmesini istemiyorsa politikacilar ne yapsin? Kivirmaktan baska careleri yok.
|
 |
irfan x
18 yıl önce - Prş 23 Eyl 2004, 15:13
The Times: Türkiye AB tarihinin en önemli tartışması
İngiltere'de yayımlanan The Times gazetesi, Türklerin Avrupa Birliği üyesi olabilmek için çabaladığı sırada, AB'nin birliğinin tehdit altında olduğunu öne sürdü. Türkiye'nin üyeliğine ilişkin karar öncesinde, 40 yıllık AB'nin, tarihinin en hararetli tartışmalarına hazırlandığını belirten gazete, Avrupa kıtasında konuyla ilgili tartışmaların hem ülkelerin kendi içlerinde, hem de ülkeler arasında giderek yayıldığını yazdı.
Gazete, referandum taleplerinin ortaya gelmeye başladığına işaret etti ve tartışmaların ırk, din, insan hakları, Avrupalı kimliği ve ”hatta garip bir şekilde zina üzerinde” odaklandığını kaydetti. Ortada AB'nin geleceğinin bulunduğunu savunan gazete, “Bazılarına göre bütün jeopolitik dünya düzeni, alınacak bu karardan etkilenebilir” ifadesini kullandı.
Bu hassas tartışmaların büyük ölçüde kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü belirten Times, ABD ve İngiltere'nin Türkiye'nin en büyük destekçisi durumunda olduğunu kraydetti. Her iki ülkenin de, AB'nin Türkiye'ye kollarını açarak, aslında bütün Müslüman alemine medeniyetler arası bir çatışma olmadığı imajını verebileceği görüşünde olduğunu belirten gazete, üyeliğe destek veren çevrelerin ayrıca, Türkiye'nin büyük askeri gücünün Avrupa'yı gerçek bir süper güç haline getireceğine inandıklarını belirtti.
Bu çevrelerin Türkiye'nin genç nüfusunun Avrupa ekonomisini canlandıracağına, işgücü piyasasına dinamizm kazandıracağına da inandığını kaydeden İngiliz gazetesi, Türkiye'nin dışlanmasının radikal İslamcıların elini güçlendireceğine dair görüşlere de yer verdi.
Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanların ise AB'nin Irak, İran ve Suriye gibi ülkelerin bulunduğu sorunlu bir coğrafyaya komşu olacağını öne sürdüklerini belirten Times gazetesi, ayrıca Türkiye'nin toprak ve nüfus büyüklüğü konularının da Avrupa'nın kaynaklarını emecek bir sorun olarak görüldüğünü öne sürdü.
“Avrupa'nın İslamlaşmasına ilişkin derin korkuların da su yüzüne vurduğunu” yazan gazete, özellikle Fransa, Hollanda ve Almanya'nın kendi toprakları üzerinde giderek büyüyen İslam etkisinden endişe ettikleri, Türkiye'nin üyeliğinin AB toprakları üzerindeki Müslümanların oranını yüzde 3'ten yüzde 20'ye çıkaracağını savundu.
Times, yazısını, “Türkler Viyana kuşatmasından 300 yıl sonra yeniden Avrupa kapısını çalıyor. Bu kez muhtemelen kapıyı açtırmayı başaracaklar, ama görecekleri misafirperverlik hala biraz puslu görünüyor” diye tamamladı
|
 |
Alper
18 yıl önce - Prş 23 Eyl 2004, 15:23
| Alıntı: |
In 1683 Turkey was the invader. In 2004 much of Europe still sees it that way
As one of the EU's biggest decisions nears, old prejudices are coming to the fore
Ian Traynor in Vienna
Sipping red wine on a hillside terrace high above Vienna, Helmut pointed to the Polish church next door, convinced that the epic drama played out here in 1683 still spoke to central Europeans down the centuries.
"I know one Turkish bloke," said the Viennese social worker. "He's got two wives. Neither of them can speak a word of German. He beats them up. He's got two sons as well. They're terrified of him. They're just different from us. We're Christians. They're Muslims. And these Muslims are getting more and more extreme. It's time to make a choice. I'm against it."
What Helmut is against, like two out of three Austrians, is Turkey joining the European Union. Gerhard, the landlord serving him his wine, joined in eagerly. "This is Europe and we're in danger of losing our identity with all these people from Turkey and Africa. We Christians are losing our faith while the Muslims are getting more fundamentalist." |
(The Guardian'da dun yayinlanan bu yazinin devami icin http://www.guardian.co.uk/turkey/story/0,12700,13 ...7,00.html)
|
 |
Fatih
18 yıl önce - Prş 17 Mar 2005, 14:01
AB ve çifte standart
| Alıntı: |
BRÜKSEL - Hırvatistan, savaş suçlusu olarak aranan ancak halkının gözünde 'kahraman' olan eski general Ante Gotovina'yı Lahey'e teslim etmeyince, AB müzakere kapısını açmadı. Dün Brüksel'de toplanan AB Dışişleri Bakanları, bugün başlaması gereken üyelik müzakerelerini belirlenmeyen bir tarihe erteledi. Böylece AB, tarihinde ilk kez bir aday ülkeyi 'bekleme odasına' aldı.
Türkiye'yle müzakerelere yeşil ışık yakılan 17 Aralık zirvesinde Hırvatistan'a müzakere tarihi olarak 17 Mart 2005 verilirken 'Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi'yle tam işbirliği' şartı koşulmuştu. 2003'te üyelik başvurusunda bulunduğu AB'ye 2007'de girmeyi uman Zagreb, bu şartı yerine getirmeden müzakereye yeşil ışık bekledi, ama olmadı.
25 dışişleri bakanının toplantısında Hırvatistan konusunda bölünme yaşandı. Avusturya, Macaristan, Slovenya, Slovakya, Malta, İrlanda, Litvanya ve Kıbrıs Rum Yönetimi müzakerelerin başlamasını istedi. İtalya daha esnek davranırken, Britanya, Almanya, Fransa, Hollanda ve İskandinav ülkeleri ertelemede ısrar etti. Zagreb'e yeni tarih vermeyip, 'Lahey'le tam işbirliği yaptığı an müzakerelere başlanacak' söylemini benimseyen bakanlar, yine de "Hırvatistan'a AB'nin kapısı açık kalacak" mesajı verdi. Müzakere kurallarını içeren müzakere çerçevesine onay vererek de Hırvatistan'dan tek beklentinin 1991-1995 Bosna Savaşı sırasında 150 Sırp'ı öldürmek ve 150 binini sürmekten suçlanan Gotovina'nın teslimi olduğunu gösterdi. Kararda, başsavcı Carla Del Ponte'nin "Yeterli işbirliği içinde değil" raporu etkili oldu. Hırvatistan ikinci sınavını, Del Ponte'nin haziranda BM Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporda verecek. Bu tarihe kadar Gotovina teslim edilir de rapor olumlu çıkarsa, AB yeni değerlendirme yapacak.
Hırvat hükümeti tepkili
Hırvatistan Başbakanı İvo Sanader ise, ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini söyleyerek, Gotovina'nın ülkede olmadığında ısrar etti. Sanader, kararın kendisini tatmin etmediğini belirterek, "Duyduğum üzüntüyü dile getirmekte zorlanıyorum. Hırvatistan, mümkün olan en kısa zamanda müzakerelere başlamayı hak ediyor" dedi. Hırvat kentlerinde milliyetçi gruplar Gotovina posteri asarak generale sahip çıkarken Sanader'in yardımcısı Branimir Glaves, "Üyeliğimizi istemiyorlar" diye AB'ye çattı. Adalet Bakanı Vesna Skare ise "Sırplar bize saldırdığında AB yardım etmedi" dedi.
Türkiye'ye de mesaj
AB dışişleri bakanları, kararın, 3 Ekim'de müzakereye başlayacak Türkiye ile Balkan ülkelerine insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dair güçlü mesaj vermesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin önünde de 3 Ekim'e kadar Kıbrıs'ı kapsayan Ankara Anlaşması'nın ek protokolünü imzalama şartı var. AB üyeleri, konulan şartın yerine getirilmemesine karşın Hırvatistan'la müzakerelerin başlatılmasının diğer ülkelere olumsuz sinyal olacağının altını çizdi. Özellikle Fransa, müzakerelere ilişkin olarak konulan kurallardan taviz verilemeyeceğini vurguladı. |
Bence bu çok değerli bir haber lakin her değerli haber gibi boyalı basında yer bulamadı kendine. Şimdi Gotovina denen adamı tanımıyorum fakat uluslarası toplumca savaş suçlusu Hırvat toplumuncaysa kahraman olarak anıldığı ortada.
Her ülkenin böyle çözümü zor iç meseleleri var. Uluslarası toplumla çatışılan konularda insanların sağduyulu olabilmeleri önemli.
AB kendi içindeki uygulamalarında adil olmayabilir. Lakin üyelik için yapılması gerekenleri her ülkeye eşit şekilde dayatıyor bu aşikar. Şimdi hemen, bizden sonra başvurdukları halde bizden önce üyeliğe kabul edilen minnacık doğu avrupa ülkelerini örnek verenler çıkacaktır. Onlara o ülkelerin toplam nüfusundan kalabalık, toplam ekonomisinden büyük ve toplam sorunlarından daha çok sorunu olan kocaman bir ülke olduğunu hatırlatayım Türkiye'nin.
|
 |
SALTUK
18 yıl önce - Prş 17 Mar 2005, 15:20
simdi yukaridaki haber ile asagidaki haberi alt alta okudugumuzda sizinde kafanizdan acaba? diye geciyor mu?
| Alıntı: |
Türk generalleri savaş suçlusu mu!
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, açıklama yapmıyor adeta feryat ediyor: "Irak'ta söz hakkımız yok.
1999'daki terörle mücadele etme gücünün gerisindeyiz" diyor.
Binlerce PKK'lı teröristin Türkiye'ye sızdığına dikkati çekiyor.
Büyükanıt Paşa, yine diyor ki, "Ortada çok ciddi bir durum var.
Olağanüstü Hal uygulamasının kalkması ve kimi yasaların değişmesi mücadele gücümüzü azalttı..." .
SAVAş SUÇLUSU, SOYKIRIMCI .
Ancak, bir başka tehlikeli gelişme daha var! Çoluk çocuk demeden katleden, evleri, ormanları yakan, devletin ekonomik gücünü yıkıntıya uğratan bölücülere karşı mücadele velen Türk generalleri, sinsi oyunlarla sanık sandalyesine oturtulmaya çalışılıyor.
Avrupa insan Hakları Mahkemesi aracılığıyla, sahte belge ve uydurma ifadelerle tazminata mahkum ettirdikleri Türkiye'den milyarlarca lira tırtıklayan bölücüler, şimdi bellerini kıran Türk askeriyle hesaplaşma peşinde.
Bunun için de PKK'nın Ankara'daki siyasi kanadı görevlendirildi.
Yine sahte belge ve yalan ifadelerle kotarılan dosyalar koli koli Avrupa Birliği'ne gönderiliyor.
Bölücülerle savaþan Türk generallerine "Savaþ suçlusu, soykýrýmcý" damgasý vurmak istiyorlar.
Böylece, halen görev yapmakta olan personelin mücadele gücünü zayıflatıp, perişan oldukları dağlarda zafer kazanmayı amaçlıyorlar!.
iMZALA BASKISI YAPILIYOR .
Ancak Türkiye henüz Uluslarası Ceza Mahkemesi (UCM) Anlaþması'nı onaylamadı.
Avrupa Birliği, bu konuda sürekli baskı yapıyor.
Uluslararası Af Örgütü’nün başlattığı kampanya bağlamında AKP hükümetine, hukukun üstünlüğü ve uluslararası adalete bağlılığını kanıtlayarak UCM Roma Statüsünü onaylaması için çağrıda bulunuldu.
Başbakan R.Tayyip Erdoğan’a mektup gönderildi ve Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerine bağlı olarak, Roma Statüsünü kabul etmeyi öncelikli olarak ele alması istendi.
Duyumlarımıza göre AKP Hükümeti de UCM'yi onaylama eğiliminde.
inşallah yanılırız ve böyle bir müjdeli haberi de bekliyoruz.
ABD'nin "asla" diyerek karsi çiktigi bu anlaşmaya imza atmamız halinde, birebir benzetmek doğru olmasa da Hırvatistan'ın düştüğü duruma çekilmek isteniyoruz.
Avrupa Birliği, "bagimsizlik savascisi" ilan ettiği terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan'ın salıverilmesini isteyip, Hırvatistan gibi Türkiye'ye de son dakikada "general kriteri" dayatabilir.
YÜKSEK MEVKiDEKi KişiLER .
Türkiye için tuzaklarla dolu olan UCM'nin amaçları anlatılırken şöle deniliyor: "Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarının sorumlularının sadece bir kısmı, asla ulusal mahkemelerce yargı önüne çıkarılmadı -faillerin çoğu bu suçları, fiillerinden dolayı mahkeme önüne getirilmeyeceklerinin kesinlikle imkansız olduðu bilinciyle işlediler.
Bu suçların sorumlularını mahkeme önüne getirmek için birinci derecede sorumlu şahıs durumunda olan ulusal savcıları harekete geçirecektir; böylece Kurbanlar ve aileleri, adalet ile gerçeğe ulaşma ve uzlaşma sürecine başlama şansına sahip olacaklardır.
Ulusal mahkemeler bu tip suçlar konusunda her zaman yargılama yetkisine sahip olacaktır.
“Tamamlayicigik” ilkesi ışığında, UCM sadece ulusal mahkemeler isteksiz veya görevini ifa edemez durumdayken rol oynayacaktır.
Örneğin; hükümetler kendi vatandaşlarına -özellikle bu kişiler yüksek mevkideyseler- gene soruşturma açmak konusunda isteksiz olabilirler veya iç çatışma sonucu ceza muhakemesi sisteminin çöktüğü yerlerde bu tür suçlarla ilgilenebilecek yetkili bir mahkeme bulunmayabilir."
YENICAG |
|
 |
Ufuk
17 yıl önce - Sal 27 Eyl 2005, 13:00
Bizden kürtçe yayınlar isterken kendileri Türk'çe yayınları kaldırıyor. Üstelikte gerekçe ve yapılan savunma da çok ilginç???
Eğer bize uyarlarsak, biz Türk'lerde kürtçe yayınlardan çok rahatsızız, üstelik, kürtler çok daha uzun yıllardır bizimle yaşıyor, Türk'çeyi bülbül gibi şakıyor olmaları gerekir
| Alıntı: |
İsveç devlet radyosu, 28 yıldır süren Türkçe yayınları kaldırma kararı aldı.
Kararda Türkçe’nin, anadili Türkçe olmayan dinleyiciler arasında psikolojik rahatsızlık yaratabileceği unsurunun göz önüne alındığı belirtildi. İsveç'teki Türkçe radyo programı ‘Merhaba’nın yayınları 15 ocak 2006'da sona erecek.
Ülkede yaşayan en büyük göçmen dilleri arasında yer alan Türkçe’nin, İsveç’teki Süryani ve Kürt gruplar için çok hassas bir siyasi dil olduğu vurgulanarak, bu dilde yayının, bu kişiler üzerinde olumsuz etki yapabileceği belirtildi ve kaldırılması gerektiği vurgulandı.
Türkiye’nin Stockholm Büyükelçisi Necip Egüz, İsveç Dışişleri Bakanlığı nezdinde hemen harekete geçerek, Türkiye’nin bu konuda hazırlanan raporda Türkçe anadiline yönelik bakıştan rahatsızlık duyduğunu bildirdiği öğrenildi.
İsveç’teki Türklere ait Türk dernek ve federasyonları da programın kaldırılmaması için imza kampanyası başlattı.
İsveç radyosunun program şefi ise “Türkler 40 yılı aşkın bir süredir İsveç’te yaşıyor. Şimdiye kadar İsveççe’yi öğrenmeliydiler. Öğrenmediler ise, bu onların sorunu'' diye konuştu. |
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|