1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Süha
13 yıl önce - Pts 01 Şub 2010, 15:33
İST » İstanbul Boğazı Haberleri
BOĞAZ TRAFİĞİ DENİZDE DE DOLU!
| Alıntı: |
İstanbul Boğazı'ndan geçen yıl 9 bin 299'u tanker olmak üzere toplam 51 bin 422 gemi geçiş yaptı
Dünyanın en önemli bir o kadar da tehlikeli doğal dar su yolu olan İstanbul Boğazı’ndan 2009 yılında 9 bin 299’u tanker olmak üzere 51 bin 422 gemi geçiş yaptı.
Ulaştırma Bakanlığı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, coğrafi yapısı, darlığı, kuvvetli akıntıları ve keskin dönüşleri ile dünyanın önemli fakat bir o kadar da tehlikeli doğal dar su yolu olan 17 mil uzunluğundaki İstanbul Boğazı’nda, günde 2 bin 500’ün üzerindeki bölgesel deniz trafiği ile 2 milyonu aşkın insan taşınıyor.
Deniz trafiğinin bu kadar yoğun yaşandığı İstanbul Boğazı’ndan 2009 yılında 32 bin 297’si uğraksız olmak üzere 51 bin 422 gemi geçiş yaptı. Bu gemilerin 3 bin 871’i 200 metreden daha büyük olurken, gemilerin 18 bin 588’i de geçiş sırasında kılavuzluk hizmetlerinden faydalandı.
Çanakkale Boğazı’nda ise bu sayı 32 bin 559’u uğraksız olmak üzere 49 bin 453 olarak gerçekleşti. Bu gemilerin 5 bin 177’si 200 metreden daha büyük olurken, 25 bin 73 gemi geçiş sırasında kılavuz aldı.
İstanbul Boğazı’ndan geçiş yapan gemilerin yüzde 18’ini, Çanakkale Boğazı’ndan geçiş yapan gemilerin de yüzde 19,3’ünü tehlikeli yük taşıyan tankerler oluşturdu.
İstanbul Boğazı’nda 2009 yılı boyunca geçiş yapan 9 bin 299 tanker, başta petrol olmak üzere toplam 144 milyon 660 bin 44 ton tehlikeli madde taşırken, 9 bin 567 tankerin geçiş yaptığı Çanakkale Boğazı’ndan da 152 milyon 105 bin 494 ton tehlikeli madde nakledildi. Taşınan tehlikeli madde miktarlarında bir önceki yıla göre, 4 milyon tonun üzerinde bir artış görüldü.
Buna göre, İstanbul Boğazı’ndan günlük ortalama 141 gemi, 25 tehlikeli madde taşıyan tanker geçişi olurken, Çanakkale Boğazı’ndan ise günlük 135 gemi, 26 tanker geçişi gerçekleşti. |
Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=Radi ...egoryID=77
|
 |
İSMAİL ÇELİK
13 yıl önce - Pts 01 Şub 2010, 15:56
Boğazdan geçişlerin kritik olmasının sebepleri;
1)Boğaz çok geniş değil 698mt.ile 3600mt. arasında genişliği ama daha çok 1000-1500mt. civarında.
2)Boğazda keskin kıvrımlar var.(gemi araba gibi direksiyonu çevirince dönmez hemen)
3)Oldukça etkili olan akıntılar var.Bilhassa Yeniköy,Arnavutköy,Aşiyan ,Kanlıca civarı en etkili olduğu yerler.
4)Boğazda oldukça yoğun bir trafik var her 10 dak. bir gemi geçiyor diyebiliriz,ayrıca karşılıklı olarak şehiriçi deniz trfaiğide var birde gezinti tekneleri,balıkçı tekneleri ve sandallar.
5)Çok yerleşim var kıyıya yakın ve tarihi yapılarda var.
6)2 asama köprü var.
7)2 yüksek gerilim hattı var ve radarda yalancı görüntü oluşumuna sebep olabiliyor.
8)Yağış ve sis anında oldukça düşen görüş mesafesi.
9)Trafiğin 2 yönlü oluşu.
10)BOYU 150MT. GEÇEN YERLİ GEMİLERE KILAVUZ KAPTAN MECBURİ İKEN YABANCI GEMİLERE TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMASI ,YANİ MECBURİYET OLMAYINCA BAZILARININ ALMAMASI.YANLIŞ BİLMİYORSAM TEHLİKELİ MADDE TAŞIYAN GEMİLER İÇİNDE BU BÖYLE.
Pekiyi müspet haber yokmu ?Var tabiki.Radar sistemi büyük bir açığı kapattı 1990 tarihli boğazlar tüzüğüne görede tehlikeli madde taşıyanlar sıra ile alınabiliyor yani bekletebiliyoruz.Kıyı Eminiyetinin ilk müdahale ekibi var artık yangınlar için.Ama yabancı gemilerede kılavuz kaptan mecburiyeti getirilmelidir.Tabi bu milletlerarası anlaşmalar ile olacak bir şey.
Pekiyi 1990 sonrası boğazlarda trafik niye arttı?Doğu bloku ülkelerinin dışa açılması ve ekonomilerine bunun yansıması ve Tuna-Ren nehri arasındaki kanalın açılması ile artan deniz trafiği.
|
 |
Süha
13 yıl önce - Cum 05 Mar 2010, 22:03
KURU YÜK GEMİSİ İSTANBUL BOĞAZI'NDA ARIZA YAPTI
| Alıntı: |
İSTANBUL Boğazı'nda, Malta bayraklı ALEXANDRA isimli kuru yük gemisi arıza yaptı.
Kocaeli Dil Ovası İskelesi'nden Rusya'nın Rostov Na Done Limanı'na gitmekte olan 4 bun 96 grostonluk, 136 metre boyunda, 13 personel bulunan boş kuru yük gemisi ALEXANDRA saat 04.20 sıralarında Kuleli önlerinde makine arızası yaptı. Yardım talebinde bulunan gemiye, İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri tarafından Kurtarma 3, Kurtarma 6 römorkörü ve Kıyı Emniyeti 10 hızlı tahlisiye botu gönderildi. Makinesinde meydana gelen arıza yüzünden hareket kabiliyetini kaybeden gemiyi, yardıma gelen Gemi Kurtarma 3 ve Kurtarma 6 römorkörü yedeğe aldı. Gemi saat 06.30 sıralarında Ahırkapı'ya demirletildi. |
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14017311.asp
|
 |
Süha
13 yıl önce - Pts 15 Mar 2010, 22:27
PLATFOM, BOĞAZ TRAFİĞİNİ KAPATTIRDI
| Alıntı: |
Marmara Denizi'nden Karadeniz'e 5 saat 15 dakikada geçiş yapan Platform için İstanbul Boğazı deniz trafiğine kapandı.
Tuzla'dan Romanya'nın Köstence limanına gitmekte olan St. Vincent bayraklı 200 Metre boyundaki C MASTER isimli Platform, Marmara Denizinden Karadeniz'e geçiş yapmak için Kılavuz kaptan eşliğinde saat 06.45 sıralarında Boğaza giriş yaptı. Platformun geçişi ile İstanbul Boğazı çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı. 5 saat 15 dakikada Boğazdan geçen C MASTER saat 12.00 sıralarında İstanbul Boğazı'ndan Karadeniz'e çıkış yaptı. Singapur bayraklı açık deniz römorkörü BOA MAGNITOR tarafından çekilen platforma, Türkiye Deniz İşletmeleri ait TDİ Zübeyde Ana ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne KEGM’e ait Söndüren 3 römorkörü eşlik etti.
Platformun geçişini tamamlamasının ardından çift yönlü trafiğe kapatılan İstanbul boğazı yeniden gemi geçişine açıldı. |
Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=Radi ...egoryID=77
|
 |
Süha
13 yıl önce - Pzr 21 Mar 2010, 16:34
BOĞAZ’DA FACİADAN DÖNÜLDÜ
| Alıntı: |
‘Giant Pescadores’ adlı Panama bayraklı gübre yüklü gemi, dün akşam saatlerinde Kandilli açıklarında arıza yaparak demir attı.
223 metre uzunluğundaki gemi, yardım sinyali verdikten sonra Bebek açıklarına kadar yavaş yavaş ilerledi. Bu sırada Belize bayraklı 119 metre uzunluğundaki ‘Bora’ isimli kuru yük gemisi, arıza yapan gemiye kıç tarafından hafifçe çarptı. Çarptıktan sonra sürüklenen gemi kıyıya sürttü. Kıyıya sürten gemi geri manevra yaparak açıldı. Çarpma anında kıyıda bağlı olan tekne sahipleri büyük korku yaşadı. Her iki gemi de Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait römorkörlerle Kumkapı açıklarına çekildi. |
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/bogaz-da-faciadan-donu ...efault.htm
|
 |
Süha
13 yıl önce - Prş 25 Mar 2010, 13:15
BOĞAZ'DA TEHLİKE YARATAN GEMİ KURTARILDI
| Alıntı: |
İstanbul Boğazı'nda makine arızası nedeniyle tehlikeye maruz kalan Suriye bayraklı ''Hafez'' adlı gemi kurtarıldı.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, Ukrayna'dan aldığı çelik yükü ile Suriye'ye gitmekte olan 121 metre uzunluğundaki ''Hafez'' adlı gemi, gece saatlerinde İstinye önlerinde makine arızası yaptı. Deniz tehlikesine maruz kalan gemiyi kurtarmak amacıyla İstanbul Gemi Trafik Hizmetlerine ait 2 tahlisiye botu ve bir kurtarma römorkörü olay yerine sevk edildi.
Seyir, can, mal ve çevre emniyeti alınırken, gemi makine arızasının giderilmesinin ardından Büyükdere açıklarına doğru ekiplerin refakatinde gitmeye başladı. Ancak bu kez ''dümen arızası'' bildiren gemi, kontrolsüz bir şekilde Beykoz'a doğru sürüklendi.
Makineleri durmuş halde sürüklenen gemi, kurtarma römorkörünün verdiği hizmet ile kontrol altına alındı. 18 personeli bulunan gemi, emniyetli bir şekilde Büyükdere'ye çekildi.
Olayla ilgili herhangi bir çevre kirliliği tespit edilmediği bildirildi. |
Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=125060
|
 |
Süha
13 yıl önce - Cmt 17 Nis 2010, 02:30
NEUE ZÜRCHER ZEITUNG: BOĞAZ'IN 'BAYPAS'A İHTİYACI VAR
| Alıntı: |
BERN, 15/04(BYE)--- Tirajı günde 125.228 olan Neue Zürcher Zeitung'un 15 Nisan 2010 tarihli sayısında, Thomas Fuster imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Viyana çıkışlı haber-yorumun çevirisi şöyledir:
--Anadolu Üzerinden Yeni Bir Petrol Boru Hattının, İstanbul'un Tam Ortasından Geçen ve Giderek Artan Tanker Trafiğini Azaltması Planlanıyor--
Boğaz'dan gerçekleşen çok sayıda petrol sevkiyatı Türk hükûmetini rahatsız ediyor. Gelecekte petrolün Karadeniz'den Akdeniz'e gemilerle değil öncelikle boru hatları yoluyla ulaşması planlanıyor.
İstanbul Boğazı, sadece manzarası nedeniyle dünyanın en ilgi çekici boğazlarından biri değil. 35 kilometre uzunluğundaki boğaz, İstanbul'u Avrupa ve Anadolu yakası olarak ikiye ayırıyor ve uluslararası gemilerin potansiyel olarak en tehlikeli sevkiyat rotalarından biri. 14 dar dolambaçtan gemiler kıvrılarak geçiyor. En dar yeri sadece 660 metre genişliğinde. Bazen karşıdan gelen gemilerin kaptan için görünmez olduğu kör noktaların aşılması gerekiyor. Milyonluk metropolün iki yakası arasındaki vapur trafiği ve akıntılar, Boğaz'da güzergâh belirlemenin en modern teknikle bile bir tehlike olarak kalmasına neden oluyor.
12 milyon kişinin gözleri önünde sürekli kazalar yaşandı. Geçen yıl 18 binin üzerinde tanker Boğaz'dan geçerken İstanbul yakınlarında 8 kişinin hayatını kaybettiği 67 kaza gerçekleşti. Özellikle petrol tankerleri tehlike yaratıyor. Bunların sayıları 1995 yılından beri iki kattan fazla artış gösterdi. 1994 yılında bir Rum petrol tankerinin yük gemisiyle çarpışması hâlâ hatırlanıyor. Bu kazada 30 kişi hayatını kaybetmiş ve 20 bin ton ham petrol boğaza akmıştı. 1979 yılında bir Rumen tankeri, Yunan yük gemisiyle çarpışmış, 90 bin ton petrol boğaza akmış ve 43 kişi yaşamını kaybetmişti. Boğaz haftalarca kapalı kalmış ve şehir çevre kirliliğiyle yıllarca mücadele etmişti.
Gerçi, Orta Asya'daki enerji sevkiyatçıları ve Avrupa'daki tüketiciler arasında bir köprü işlevi görmek, Türkiye'nin ekonomik hedefleri arasında yer alıyor. Ancak bu ticaret için en önemli rotanın ülkenin nüfusu en yoğun olan şehrinden geçmesi hükûmeti rahatsız ediyor. Petrol tankerlerinin trafiği İstanbul'da büyük güvenlik ve çevre kirliliği riski yaratıyor. Aynı zamanda Karadeniz ve Marmara Denizi arasındaki dar koridor sık sık tıkanıyor. Özellikle kış aylarında gemiler geçiş sağlanana kadar haftalarca bekliyor. Böylece ticaret sınırlı biçimde gerçekleşebiliyor, coğrafya gemi artışına sınır koyuyor.
Ankara'nın planları gerçekleşirse Boğaz'dan ulaşımı sağlanan petrolün büyük bölümü gelecekte boru hatlarıyla sevkedilecek. Burada anahtar rolü Türkiye'nin Karadeniz'deki en büyük şehri olan Samsun ve Akdeniz'deki Ceyhan arasında yapımı planlanan boru hattı üstleniyor. Samsun-Ceyhan boru hattının 550 kilometre uzunluğunda olması ve günde 1,5 milyon varil petrol sevkiyatını gerçekleştirmesi planlanıyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse şu anda Boğaz'dan 2,2 milyon ila 2,4 milyon varil petrol sevkiyatı gerçekleşiyor. Uzmanlara göre bu sayı gelecek on yılda artan enerji açlığı nedeniyle iki katına çıkacak.
Hükûmet, Samsun-Ceyhan boru hattının 2012 yılından itibaren işlemeye başlaması ile Boğaz'daki petrol tankeri trafiğinin yarıya düşmesini umuyor. Ankara uzun vadede Boğaz'ın petrol sevkiyatından tamamen kurtarılmasını amaçlıyor. Hürriyet gazetesine kısa bir süre önce açıklamada bulunan bir hükûmet yetkilisi, tüm petrol firmalarının Hazar bölgesinde, Rusya'da, Orta Doğu'da ve Karadeniz'deki faaliyetleri için Boğaz'ın uzun vadede güvenilir bir sevkiyat rotası olmadığını bilmeleri gerektiğini ifade etti. Buna inandırmak pek kolay olmayacak. Petrolün tankerlerle taşınması hâlâ petrol boru hatları üzerinden sevkiyatından daha ucuza mal oluyor.
2007 yılının Nisan ayından beri yapımı süren boru hattının maliyeti 2 milyar dolar tutarında. Boru hattı, Çalık Enerji ve İtalyan Eni'nin yarı yarıya katılımıyla inşa ediliyor. Rus devlet firmaları Transneft ve Rosneft de katılım için ilgili olduklarını bildirdiler. Rusya'nın katılımı merkezî önem taşıyor. Şu anda özellikle Rus petrolünün Boğaz'dan sevkiyatı gerçekleşiyor. Bunun yanında özellikle Rus yük gemileri sahipleri, uzun yıllardan beri Türkiye tarafından sıkılaştırılan önlemlerden ve uzun bekleme sürelerinden şikâyet ediyor.
Rusya'nın katılımı özellikle boru hattının ticari başarısının garanti altına alınması için önem taşıyor. Bu başarı, sevkiyatı yapılan petrole yeterli talebin sağlanmasına bağlı. Gerçi Eni, boru hattını İtalyan firmanın da ortağı olduğu Kashagan petrol yatağının kapasitesiyle kısmen doldurabilir. Ancak bu petrol yeterli değil. Rus tarafından temin edilen sevkiyat garantisi, büyük önem taşıyor. Bu garantilerin büyüklüğüne göre Rusya, boru hattında yüzde 50'ye kadar pay sahibi olacak. Ancak bu kadar güçlü bir etki, özellikle ABD'de biraz endişe uyandırıyor.
Samsun-Ceyhan boru hattına Rus katılımı konusundaki müzakereler, Rusya ve Türkiye arasındaki enerji siyaseti bağlamında bir dizi iş birliğiyle sonuçlandı. Böylece Türkiye'deki ilk nükleer santralin, Rus Atomstroyexport tarafından inşa edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Moskova, boru hattına uzun süredir çekimser yaklaşıyor. Bulgaristan'ın Karadeniz'deki limanı Burgaz ve Yunan Aleksandoupolis arasındaki rakip boru hattı projesine öncelik veriliyor. Bu boru hattıyla da Rusya, Karadeniz'den Ege'ye petrol sevkiyatı yapabilir. Böylece sadece Boğaz'ı değil Türkiye'yi de atlayabilir.
Samsun-Ceyhan boru hattından 280 km daha kısa olan bu rakip boru hattı, Bulgaristan'da geçen yıl temmuz ayında gerçekleşen hükûmet değişikliği nedeniyle bir süreden beri durgun. Bu suskunluk Türkiye'nin işine geliyor. Moskova'nın Sofya'ya karşı hayal kırıklığını kendi yararına kullanıyor ve Rus tarafını kendisine çekiyor. Boğaz'ın ağır tanker trafiğinden kurtarılması isteniyor ancak bu, bu yüzden Hazar bölgesinden ve Rusya'dan gelen petrolün Türkiye'den geçmemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Böyle bir durumda sevkiyat gelirleri kaybedilecek. Aynı zamanda Boğaz ulaşımının yabancı rotalara kayması, Türkiye'nin uluslararası enerji ticaretinin transit ülkesi olma iddiasına da engel teşkil eder.
--Montrö Anlaşması--
1936 yılında, Montrö'de sadece Türkiye'ye İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerinde egemenlik hakkını garanti eden bir anlaşma imzalanmakla kalmadı. Bu anlaşmayla barış zamanlarında bayraktan ve yükten bağımsız olarak, jeostratejik olarak önem taşıyan geçitten sınırsız gemi trafiğinin gerçekleşmesi hakkı da tanındı. Soğuk Savaş döneminde savaş gemilerinin ve uçak taşıyıcılarının geçmesi bağlamında tartışmalara yol açan anlaşma, 1990'lı yıllardan itibaren de artan yük gemisi trafiği nedeniyle trafik güvenliği ve çevre koruması tartışmalarını beraberinde getirdi ki bu sorunlar Montrö'de düzenlenmemişti. Anlaşma hâlâ geçerliliğini korusa da Türkiye 1994'ten sonra sivil yük gemilerine değişik kısıtlamalar getirdi. |
Kaynak: http://www.haberx.com/neue_zurcher_zeitung_bogazi ...,201).aspx
|
 |
Süha
13 yıl önce - Pts 19 Nis 2010, 23:46
İSTANBUL BOĞAZI, GEMİ TRAFİĞİNE KAPATILDI
| Alıntı: |
İstanbul Boğazı ''düşük görüş'' nedeniyle saat 20.50'den itibaren her iki yönden gemi trafiğine kapatıldı.
İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi'nden yapılan açıklamada, İstanbul Boğazı'nın ''düşük görüş'' nedeniyle saat 20.50'de her iki yönden gemi trafiğine kapatıldığı bildirildi. |
Kaynak: http://www.aa.com.tr/tr/bogaz-gemi-trafigine-kapatildi.html
|
 |
Süha
13 yıl önce - Sal 20 Nis 2010, 14:44
İSTANBUL BOĞAZI, GEMİ TRAFİĞİNE TEK YÖNLÜ OLARAK AÇILDI
| Alıntı: |
Sisin yol açtığı ''düşük görüş'' nedeniyle dün gece çift yönlü transit gemi geçişlerine kapatılan İstanbul Boğazı, tek yönlü olarak açıldı.
İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezinden alınan bilgiye göre, dün gece saat 20.50 sıralarında çift yönlü olarak ''düşük görüş'' nedeniyle transit geçişlerine kapatılan Boğaz'da, Marmara Denizi'nden Karadeniz'e tek yönlü olarak gemilerin geçişlerine izin verilmeye başlandı.
Diğer yöne ise gemi trafiğinin saat 17.00'de açılacağı bildirildi. |
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=975198
|
 |
Süha
13 yıl önce - Cmt 31 Tem 2010, 13:36
MARMARA VE BOĞAZLARDA ÇEVRESEL RİSKLER VE ALINABİLECEK TEDBİRLER KONFERANSI
| Alıntı: |
Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Hasan Zuhuri Sarıkaya, Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ''Marmara ve Boğazlarda Çevresel Riskler ve Alınabilecek Tedbirler'' konulu konferansa iştirak ederek bir konuşma yaptığı.
Müsteşar Sarıkaya konuşmasında, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin 8.333 kilometre uzunluğundaki sahil şeridi ve stratejik konumu sebebiyle karasuları, boğazları, iç suları ve münhasır ekonomik bölgesinde yoğun bir deniz trafiğiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Türkiye'nin denizleri, yüksek verimliliği, ekonomik değeri, ekolojik ve biyolojik yapısı ile ''MARPOL Anlaşması'' kapsamında hassas alanlar olarak nitelendirildiğini belirten Sarıkaya, buna karşın, İstanbul Boğazı'ndan 2009 yılında 51.422, Çanakkale Boğazı'ndan ise 49.453 geminin geçiş yaptığını, bu trafiğin beşte birlik bir bölümünü tehlikeli kargo ve petrol ürünleri taşıyan gemilerin oluşturduğunu ifade etti.
''Son yıllarda İstanbul Boğazı'ndan geçen gemi sayısındaki ve boyutlarındaki artış, özellikle petrol ve tehlikeli yükteki artışlar, boğazdaki kirletilme oranını her geçen gün artırmakta ve çevre açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır'' diyen Müsteşar Sarıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Gemilerden kaynaklanan deniz kirliliği kazasal ve operasyonel kirlilik olarak sınıflandırılabilmektedir. Gemilerin seyir sırasındaki normal operasyonları sebebiyle ürettikleri yağlı atıklar, pis sular, çöpler, sera gazı emisyonları ve partikül maddeler, deniz ve hava kirliliği oluşturdukları gibi oluşabilecek bir kaza neticesi, taşınan yükün veya yakıtın denize dağılmasıyla da büyük kirlilikler meydana getirebilmektedir.''
Büyük Deniz Kazaları
Marmara ve boğazlarda meydana gelen deniz kazalarıyla alakalı bilgi veren Sarıkaya, 1 Mayıs 1979 tarihinde ''Independanta'' tankeri ile Yunan bandıralı tankerin Haydarpaşa önlerinde çarpışması sonucu meydana gelen yangının günlerce sürdüğünü, İstanbul'da büyük korkuya sebep olan kazada 95 bin ton petrolün denize döküldüğünü hatırlattı.
13 Mart 1994'te Kıbrıs Rum kesimi bandıralı ''Nassia'' tankeri ile kuru yük gemisinin çarpıştığını ve çarpışma neticesinde yangın çıktığını, 30 kişinin hayatını kaybettiğini, denize dökülen 5 bin ton petrolün denizde günlerce yandığını anlatan Müsteşar Sarıkaya, 12 Aralık 1999'da da ''Volganeft 248'' adlı tankerin lodos etkisiyle Florya'da kırıldığını, 1000 ton fuel oil’ün denize döküldüğünü hatırlattı.
Sarıkaya, 6 Ekim 2002 tarihinde ''Gotia'' adlı geminin seyir halindeyken rotasından çıkarak Türkiye Denizcilik İşletmeleri iskelesine çarptığını, çarpma sonucunda hasar gören yakıt tankından 25 ton yakıtın denize döküldüğünü söyledi.
Müsteşar Sarıkaya, deniz ekolojisini bozabilecek bir diğer büyük riskin gemilerin dengesini sağlamak ve zor deniz koşullarına karşı seyir güvenliğini artırmak maksadıyla gemiye alınan balast suları olduğunu ifade etti.
Türk deniz alanlarının, balast sularıyla taşınan zararlı sucul organizmalardan ve patojenlerden en çok etkilenen bölgelerden biri oluğunu vurgulayan Sarıkaya, şöyle devam etti:
''Petrolün deniz yoluyla nakli ve buna bağlı olarak artan deniz taşımacılığı özellikle Karadeniz, Türk boğazları ve Akdeniz'de gemi trafiğinin yoğunlaşmasına sebep olmaktadır. Özellikle petrol taşımacılığının Karadeniz'den diğer denizlere doğru gerçekleşmesi, bu taşımacılığı yapan gemilerin Karadeniz'e yüksüz gelmeleri ve balast suyu taşımaları sonucunu doğurmaktadır. Karadeniz petrollerini taşıyan tankerler geçen yıl Marmara Denizi'ne 1,5 milyon ton balast suyu deşarj etmişlerdir. Balast suları ile taşındığı bilinen alg patlamasına sebep olan zararlı kırmızı alg türleri, Marmara Denizi'nde yaşayan deniz ekosistemi ve özellikle de bu bölgede yaşayan 15 milyon habitat için risk oluşturmaktadır.''
''Bir biyolojik koridor olan İstanbul Boğazı'nın deniz canlılarının geçiş yolu olması, farklı bitki-hayvan topluluklarının çeşitliliği, kısa burunlu yunuslar gibi tehdit altında bulunan ve korunması gereken 33 deniz canlısını barındırmasından dolayı ekolojik olduğu kadar değerli tarihi ve kültürel özelliklere de sahiptir'' diyen Müsteşar Sarıkaya, bu sebeplerden dolayı, gerek kıyıdaş ülkeler, gerekse geçiş yapan bayrak devletlerinin oluşması muhtemel deniz kirliliklerine karşı çok daha duyarlı olmalarının önem arz ettiğini vurguladı.
Sarıkaya, İstanbul yarımadasının UNESCO tarafından 1974 tarihli ''Dünya Kültürel ve Doğa Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme'' kapsamında ''Üç Bin Yıllık Tarihi ile İnsanlığın Ortak Mirası'' olarak nitelendirilmesinin yanı sıra 13 milyon insanın yaşadığı bir kentte ekolojik, coğrafik, kültürel ve tarihi özelliklerin olduğu ve artan gemi trafiğinin Marmara ve boğazlar için çevresel risk oluşturduğunun da unutulmaması gerektiğine dikkati çekti.
Türkiye'de toplam 197 limanda gemi atıklarının alınması hizmetinin verildiğini, Marmara ve boğazlardaki 100 limanda bu hizmetin etkin olarak sağlandığını belirten Müsteşar Sarıkaya, gerek gemilerin operasyonel faaliyetlerinden kaynaklanan kirliğin önlenmesi, gerekse deniz kazalarına müdahale için hazırlıklı olmak için hukuksal, teknik ve idari çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi. |
Kaynak: http://www.cevreorman.gov.tr/COB/HaberDuyuru/gunc ...?sflang=tr
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|