Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
muratmuratçelik

13 yıl önce - Cmt 23 Oca 2010, 02:17
Türkiye'nin Doğası - Böcekler


Alıntı:
Böcek, eklem bacaklılar (Arthropoda) şubesinin böcekler (Insecta) sınıfından canlılara verilen ad.

Günümüzde tanımlanmış hayvanların 4/5’ i bu sınıfa girer. Böcekler, dünyada en çok çeşitliliğe (tür sayısına) sahip olan hayvanlar olarak da bilinmektedirler. Yaklaşık 1.000.000 kadar yaşayan türü vardır, her yıl birkaç bin tür buna eklenmektedir. Toplam tür sayısının 2.000.000 olduğu kabul edilmektedir. Kural olarak karasal hayvanlar olmakla beraber, derin denizlerin dibi dışında tüm biyotoplara uyum yapmış birçok türe sahiptir. Kutuplardan okyanuslara kadar hemen her ekosistemde ayakta kalmayı başarabilmiş canlılardır. Canlılar aleminin belki de en kalabalık sınıfıdır. Bu sınıfta 32 takım yer almaktadır.

Vücutları cephalo (baş), thorax (göğüs) ve abdomen (kuyruk) olmak üzere 3 bölümden oluşur. Bazı gruplarda bu vücut bölümlerinde kaynaşmalar görülebilir. Baş bölgesinde bir çift anten ve bir çift bileşik göz bulunur. Sınıf özelliği olarak göğüsleri 3 segmentlidir ve her segmentten bir çift bacak çıkar. Çoğunda 2. ve 3. göğüs segmentlerinden birer çift kanat çıkar. Hayvanlar aleminde "uçma" ilk defa bu grupta ortaya çıkmıştır, ancak böceklerin kanatları, kuşların kanatlarından farklı yapıdadır. Abdomen (göğüs) 11 segmentlidir ve hiçbir segmentte üye bulunmaz. Son segmentlerde yapısal değişiklikler sonucu oluşmuş kavuşma organı, cercus uzantıları veya yumurta yerleştirme borusu gibi yapılar görülebilir.

Dış iskelet bulunur. Büyüme esnasında dış iskeletin neden olduğu kısıtlama, deri değişimi ile telafi edilir. Vücutlarında sadece çizgili kas bulunur.bu yüzden çok hızlı hareket ederler. Solunum trake sistemiyledir. Açık dolaşım sistemi görülür. Vücutta dolaşan solunum sıvısı "hemolenf" adını alır ve çoğunlukla renksiz, bazen de soluk yeşil-sarı renktedir. Vücutları bez bakımından zengindir. Çekici veya itici koku, mum, zehir, ipek, yağ, tükürük, antikoagülan madde gibi birçok maddeyi salgılamak üzere özelleşmiş çok sayıda bez taşırlar. Duyu organları ve sinir sistemleri iyi gelişmiştir. Birçok grupta, özel görevleri olan duyu organlarına rastlanır (yeri geldikçe açıklanacaktır). Avlanmak veya avcılarından korunmak için son derece başarılı uyumlar kazanmışlardır. Renklenmeleri büyük çeşitlilik gösterir. Bazılarında ışık çıkarma özelliği görülür.

Kural olarak yumurta ile çoğalırlar ve gelişmelerinde çoğunlukla bir metamorfoz görülür.

Bazı gruplarda koloni hâlinde sosyal yaşam örnekleri görülür. Yaşam ve beslenme şekillerine göre, ağız parçaları, anten ve bacak yapıları farklılık gösterir.

Bu konuda birikimlerinizi paylaşmak isterim.

muratmuratçelik

13 yıl önce - Cmt 23 Oca 2010, 03:13



muratmuratçelik

13 yıl önce - Çrş 02 Hzr 2010, 15:34



Ertuğrul MERTEL

13 yıl önce - Çrş 02 Hzr 2010, 17:38



Yusuf Esengül
13 yıl önce - Çrş 02 Hzr 2010, 18:08



muratmuratçelik

12 yıl önce - Pts 20 Arl 2010, 13:07

Alıntı:
Uyuz böceği insanın derisi içine girerek tüneller halinde (2 mm-3 cm uzunlukta) yerleşip üreyen, devamlı deride tünel açan, kabarcıklar, delikler ve yaralar meydana getiren bir parazittir. Kıl diplerinde iltihaplı dermatit de yaparlar. Böcek yassı, oval, kitinle örtülü ve kirli sarı renklidir. Kısa, kalın ve kıllı bacakları vardır. 0.4 mm boyunda ve 0.3 mm enindedir. Deri altına yumurtlayarak ürer. Yumurtlamadan iki hafta sonra hastalığın başlaması vücutta genellikle parmak araları, bilek ve dirseklerin iç kısmı, koltukaltı, karın ile bacakları sarması ile olur. Deride kazdığı tünellerin üzerinde içi su ve parazit dolu kabarcıklar oluşur. Özellikle geceleri artan şiddetli allerjik kaşıntılar olur. Buna uyuz hastalığı denir. Uyuz insanlardan el sıkma ile, kullandığı eşyalar ve bir arada yaşama ile bulaşır. Özellikle okul, yurt, kışla gibi toplu yaşam yerleri en kolay bulaşma ortamıdır. Bilgisiz ve fakir ortamda daha çok görülür.
"Uyuz böceği kedi, köpek gibi memeli hayvanlarda da hastalık yapar. Hububatla da geçen cinsi vardır.




Uyuz böceği derimizin altına girip dolaşabiliyor. Gerçekten enteresan.

Alıntı:
Tahta kurusu 2 ile 5 mm boyunda, pas kırmızı renginde bir böcek türüdür. Böceğin 6 tane bacağı, başında 1 çift anteni vardır. Şekli oval ve yassıdır. Tahta kuruları beslenmeden 550 gün yaşayabilir. Tahtakurusu kan emdiği sürece üreme yapar. Her üremesinde 200 tane yumurta yapar. Tahta kurusu ev içerisinde yatak arası, koltuk dikiş araları, mobilya altı gibi yerlerde yerleşir. Özellikle akşamları ortaya çıkar ve kan emer. Özellikle sıcak, ılık ve nemli ortamlarda çok çabuk gelişir ve çoğalır.

İstanbul Arnavutköy semtinde boğaza nazır ahşap bir evde bir müddet kalmıştım öğrenciliğimde. Bu tahta kurularından çektiğimi anlatamam.
http://www.tahtakurusu.gen.tr/


muratmuratçelik

12 yıl önce - Sal 28 Arl 2010, 10:56

Alıntı:
Salyangozlar sürünerek hareket eder, ayakları yoktur. Hareketlerini vücutlarında salğıladıkları ve sadece salyangozlara özel olan saıgılarının üzerinde ilerleyerek sağlarlar. Hatta yaz aylarında salyangozun geçtiği yerlerde sümüksü parlak bir iz şeklinde görülür. Salyangozlar kabuklarının kenarlarına yakın olan küçük bir delikten aldığı havayla solunum yapar. Ağızlarının içinde şerit şeklindeki üzeri küçük dişlerle kaplı dilini törpü gibi kullanarak bitkileri koparıp yiyerek beslenir. Salyangozların sırt kabuğu ve bedeni arasında sümüksü bir sıvı bulunur. Bu sıvı salyangozların vücutlarının sürekli nemli kalmasını ve hareket etmelerini sağlar. Bu nedenle vücutlarının büyük bölümü su olan salyangozlar, kış aylarında donarak ölür, çok sıcak havalarda ise vücutlarında ki su kuruyacağından yaz aylarında da kuruyarak ölürler. Bu nedenle Salyangozlar çoğunlukla nemli bölgelerde yaşar, daha kurak yerlerde yaşayanlar ise nem oranının yükseldiği akşam saatlerinde ortaya çıkarlar.

Salyangozlar bol yağış olan bölgeleri daha çok severler. Bu nedenle en çok Marmara ve Karadeniz bölgelerinde görülen salyangozlar, bazı ülkelerde yiyecek ürünü olarakta kullanılır. Bu nedenle salyangoz ticareti yapan büyük şirketler vardır. Salyangozlar insanları ısırmazlar ve zehirsizdirler. Yaz aylarında çiftleşen salyangozlar çift eşeylidir. Bu sebeple üremeleri için karşı cinse ihtiyaçları yoktur. Salyangoz her yumurtlama döneminde 100-200 arası yumurta bırakır.








Fotoğraflar kendi çekimimdir. Çok enteresan bir seyahat izlemiştim ve fotoğraflamak epey vaktimi almıştı.



muratmuratçelik

12 yıl önce - Prş 05 May 2011, 08:15

Alıntı:
Ergin Tanımı : Toprak renginde, bazen tam siyah bazen kırmızımsı, bazen kirli beyaz, bazen de bu renklerin karışımı alacalı
desenli renktedir. Baş üstten bakıldığında üçgen şeklinde vücut yassıca oval görünümlüdür.Yaşayışı : Yaşam süresi 1 yıldır. Yılda 1 döl verir. Erginler kışı yüksek yerlerde (KIŞLAK) uyuşuk halde geçirir. İlkbaharda havalar ısınınca OVA'ya göç başlar. Kışlamış erginler ovada Beslenir, Çiftleşir, Yumurtlar ve Yeni Nesil Ergin olur.


Alıntı:
Kımıl (Aelia rostrata), insanlığın hububat tarımına başladığı ilk bilenemez çağlardan beri en büyük zararı buğday ve diğer hububat ekili tarlalarda var olan ürünler bağlamında insanlığın emeğine ve geleceğine zarar vererek varlığını sürdürebilen bir tür küçük zararlı böcektir. Türkçeye Arapçada bit anlamına gelen kelimeden (قمل) geçmiştir.

İnsan uygarlığı çağlar boyunca kımıl ile bir zararlı olarak mücadele ederken elinde bulunduğu hububat türlerini genetik olarak ele alıp daha dayanıklı hububat türleri üretmeye zorlayarak dolaylı bir katkı da vermiştir. Bu çalışmlar başlangıçta her ne kadar zararlı mücadelesi olarak başlamışsa da genetik kodlara müdahale edilebilme olarak birim alana denk ürün artışı sağlayabilecek kodlarda çözülmüştür. Bu açıdan özünde zararlı olan kımıl, diğer yandan insanı daha iyi olanı ve dayanıklı olanı teşvik etmesiyle de önem kazanmaktadır.

Türkiye'de kımıl zararlısı gündeme 1950'li yıllarda gelmiştir. Ondan önce tam olarak bilinememesi başka soruları da beraberinde getirmektedir. Bazı kaynaklarda bu zararlının birden ortaya çıkması değişik teorilerinde üretilmesine neden olmakla birlikte üç farklı değerlendirme yapılmaktadır: yurt dışından alınan tohumluklarla gelmiş olabileceği, zaten var olma ama farkına varılamam durumu ve atmosferden başka coğrafyalardan hava akımlarıyla gelmiş olabileceği şeklinde de görüşler vardır. Ancak asıl olan halen bu konu tarımsal ziraat içinde önemli bir konu olduğudur.

1950'li yıllarda birçok hububat ekim alanında ürünün kımıllar tarafından halkı kıtlığa mahkûm etmesi de ilgili yörelerin kültüründe derin izler bırakmış ve halk oyunlarına, türkülere de konu olmuştur.

Türkiye'de hububat tarımı ile uğraşan ve geçimini bundan sağlayan kırsal alanlarda en çok bilinen ve her yıl ilkbaharla birlikte zararlı mücadelesi için çalışmalar yapılır. Kımıl ile mücadele için il ve ilçelerde yer alan tarım müdürlükleri bünyesinde özel ekipler bu amaçla halkı bilinçlendirme çalışmaları yürütürler ve gerektiğinde de aktif olarak saha mücadelesine katılırlar.




Özellikle radyo haberlerinde sıkça "süne" ve "kımıl" mücadelesi sözüne rastlarız. Çiftçimizin baş belasıdır bu iş ortakları. Kımılın 1950 lerden sonra görülmeside son derece ilginç bir durum. O zamana kadar neden yoktu acaba. Neyse ilk resim meşhur "süne" ye ikinci resimde en az onun kadar meşhur olan "kımıl" a ait.


muratmuratçelik

12 yıl önce - Sal 10 May 2011, 18:41

Alıntı:
Tespih böceği çok ayaklı olup küçük haşere grubunun bir parçasıdır. Boyları türlerine göre değişken olan bu haşereler birkaç mm den 3 cm kadar olan türleri de vardır. Vücudunun üstü bir kabukla kapalı olup bölmeli haldedir. Vücut üzerindeki kabuk bölmeleri arasında yumuşak deri bulunur. Tesbih böceği bunun sayesinde kendisine tehlike geldiğinde kendini yuvarlayarak tespih tanesi şeklini alır. Zaten ismini de buradan alır. Tespih böceği türüne bağlı olarak farklı renklerde olabilirler. Renk olarak gri, kül rengi, kahverengi ve mat renklerde olabilirler. Tespih böceğinde bütün haşere türlerinde olduğu gibi baş kısmında 1 çift antenleri vardır.

Tespih böceği yaşam alanı olarak pis rutubetli ve nemli yerleri tercih ederler. Genellikle evlerin banyo, tuvalet, mutfak, çatı ve bodrumunda bulunurlar. Tespih böcekleri evin iç kısmında ise saksıların dip kısımlarında, kapı ve pencere diplerinde bulunurlar.

Tespih böcekleri besin olarak bitkisel beslenirler. Çok nadir olarak hayvansal ürünlerden tüketenler vardır. Tespih böceği evlerde açıkta bıraktığımız sebze ve meyvelerden beslenir. Tespih böcekleri açıktaki bu sebze ve meyvelerden yedikten sonra salyalarını ve dışkılarını bırakırlar. İnsanlar sebze ve meyveleri yıkamadan tükettiği zaman bu haşere salyaları ve yumurtalarını tüketmiş olurlar.

Tespih böceğinin salyasını tüketen insanlar mikrop ile tanışmış olur ve bu salyalar ile gelen hastalığı kapmış olur.
Tespih böceğinin bazı türleri insanları ısırır ve insandan kan emer.

Tespih böcekleri geceleri daha çok aktiftirler. Gündüzleri ise pasif olarak dinlenirler. Beslenme işini genellikle geceye saklarlar.

Tespih böcekleri ayrıca evdeki saksılara da zarar verirler.



Gokhan Bayraktar
12 yıl önce - Sal 10 May 2011, 18:42



sayfa 1
123 ... 101112   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET