Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Deniz Gezmiş Kimdir?
« önceki   123 ... 171819 ... 414243   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 18

Deniz Gezmiş Kimdir?
Milli Kahraman 37.6%  37.6%  [260]
Vatan Haini 27.5%  27.5%  [190]
Sıradan Bir Öğrenci 7.1%  7.1%  [49]
Gladionun Adamı 6.9%  6.9%  [48]
Hiçbiri 21.0%  21.0%  [145]
Toplam Oy : 692

ibrahim alıcı
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:59

Alıntı:
Merak etme genç dostum senin yaşın yetişmez belki ama biz olayları içinde yaşadık kimin ne olduğunu biliriz okumaktan söz ediyorsunda sadece CIA uşağı çaklalrın kendini temize cıkartmak için yazdıkları palvraları okursan eksik bilgilenmiş olursun


Elbette o günleri yaşamamış olabilirim ancak yaşımış kadar araştırma yaptım.

1968'den 1980'e kadar yaşanan olaylar'da herkesin vicdan muhasebesi yapması gerekmektedir.

Kitap konusun'da sıkıntım yok bir iki kitapla'da araştırma yapmam.

Size kaynak sunabileceğim kitaplar:

Yaşar Okuyan-O YILLAR
Bülent Ruscuklu-Demokrat Parti'den 12 Eylül'e
Ertuğrul Mavioğlu-Asılmayıp Beslenenler
Ahmet Er-27 Mayıs'dan 12 Eylül'e hatıralarım
Hakkı Öznur-Derin Sol Çatışmalar Cinayetler İnfazlar
Ökkeş Şendiller-Kanlı Oyun
Göksal Çetin-Sağ ve Sol karşısında Cemil Meriç
Selcan Taşçı-Bedel
Liderler Hapishanesi-Oral Çalışlar
Muhsin Başkan-Sadık Yalsızuçanlar
Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım-Hasan Cemal

Oral Çalışlar'dan,Hasan Cemal'a kadar okudum,kütüphanem'de mevcut kitaplar.Bunlar objektif olarak nitelendirdiklerim,hatta Sol'a kayanlar'da var aralarında.
Diğer kitaplar'ı kaynak göstermedim bile.

Asıl siz tek yönlü yaklaşıyorsunuz,40 senedir Medya sizin elinizde.TRT Şahların Labirenti diye bir belgesel yaptı,bazıları yerinden hopladı.Hoplamayacaksın,Gerçeklerle yüzleşeceksin.


Gezmiş'in yoldaşı Hasan Cemal'den itiraflar

Alıntı:
Deniz Gezmiş’lere mısır patlatır gibi bomba patlattıranlar...

Deniz Gezmiş’lere mısır patlatır gibi bomba patlattıranlar...

Alık gibi hep aynı filmi seyretmek zorunda mıyız? Geçmiş peşimizi hiç bırakmayacak mı?

Bu bir kader mi?

Geçmişle yüzleşerek, hesaplaşarak, böylece geçmişten gerekli dersleri çıkararak bu filmden ne zaman kurtulacağız?

Üzerinde darbe yazan o rezil filmi tarihin raflarına artık ne zaman bırakacağız?

Bu kısır döngü kırılmayacak mı?

Bu bir çıkmaz.

Demokrasiyle ilgili bir çıkmaz. Bundan kurtulmadan Türkiye’de demokrasinin, hukukun, insan hakları ve özgürlükler düzeninin kurulamayacağını ve yalanda yaşamaya devam edeceğimizi ne zaman öğreneceğiz?
CNN Türk’de salı akşamı Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programında ‘68 kuşağı ile Deniz Gezmiş efsanesini tartışırken aklıma takıldı bu sorular.

40 yıl önce, 40 yıl sonra...

Kırk yıl önce de sağda solda gençlere bomba patlatıp darbenin yolu açılmak isteniyordu. Bu kepaze oyunun içinde ben de vardım.

Bugün de oynanıyor bu oyun.

Bir kişi, eline verilen bombaları önce Cumhuriyet gazetesine atıyor; sonra aynı kişinin eline tabanca tutuşturulup kanlı Danıştay baskını yapılıyor.

Ve Türkiye’de tıpkı kırk yıl önceki gibi bir darbe ortamı oluşturulmak isteniyor. Ve bizden daha hâlâ bu oyuna seyirci kalmamız, kayıtsız kalmamız talep ediliyor.

Tarafsız Bölge’de kırk yıl öncesine ait bazı olayları isim vermeden anlattım. İsmini vermediğim emekli subay İrfan Solmazer’di, 1960’da 27 Mayıs darbesini yapan Milli Birlik Komitesi’nin üyesi.

Türkiye’nin 12 Mart darbesine(1971) gittiği günlerde, çalıştığım Devrim dergisinin Kızılay’daki bürosunun hemen yakınındaki Mason Derneği’nin bahçesine bize yakın devrimci gençler dinamit atmıştı. O dinamit lokumları İrfan Solmazer’in arabasının bagajında getirilmişti.

12 Mart öncesindeki cuntacılık faaliyetlerine katılmış, o tarihlerde bizim gruba yakın duran, emekli deniz subayı Erol Bilbilik, İrfan Solmazer’i şöyle anlatır:
“Bir gün Orhan Kabibay‘ın (27 Mayıs darbesinin beyin takımından emekli kurmay albay ve 12 Mart’ın içinde de yer alan CHP milletvekili, HC) evinde toplandık.

Hidayet Ilgar, Talat Turan, İrfan Solmazer ve daha birçok kişi vardı. Bir ara İrfan Solmazer bana, ‘Erol, sen denizcileri ihmal etmişsin’ dedi.

Kimi ihmal ettiğimi sorunca, Sarp Kuray’ı, Deniz Gezmiş’i ihmal etmişsin, hiç temas kurmamışsın. Ama ben onlara İstanbul’da, Ankara’da mısır patlatır gibi bomba patlattırıyorum’ dedi.

Başka ne yapıyorsunuz diye sorunca, İrfan Solmazer’in yanıtı şu oldu:
‘Deniz Gezmiş’i, Sarp Kuray’ı filan oturtuyorum. Amerikan Büyükelçiliği’nin ön kapısının kurşunla taranmasına demokratik olarak karar veriyoruz. Emri ben veriyorum.

(Deniz Gezmiş, ABD Büyükelçiliği’ni tara ve yok ol!) diyorum. Sarp Kuray’a, (Git şurayı bombala!) emrini veriyorum.

Bu işlerden Orhan Kabibay’ın mutlaka bilgisi vardı.

Dolayısıyla Deniz Gezmiş’i, Sarp Kuray’ı kullandılar. İrfan Solmazer 12 Mart’a 24 saat kala Almanya’ya uçuruldu.”(*)
Devrimci gençler kullanıldı.

Darbe geldi, Demirel’i düşürdü.

Tanklarıyla solu ezdi.

Demokrasinin kolu kanadı kırıldı.

Bu arada İrfan Solmazer Almanya’ya uçurulurken, Deniz Gezmiş’ler için gerçek bir hukuk cinayeti işlenerek idam sehpaları kuruldu, Sarp Kuray’lara cezaevlerinin, işkenceevlerinin kapıları ardına kadar açıldı.

Türkiye bugün yine bir darbe sürecinde yol alıyor.

2003-2004 darbe tertipleri bir duraktı; eski deyişle akim kaldı. Geçen yıl 367 ve 27 Nisan muhtırası başka duraklardı. Şimdi bir başka durakta, Anayasa Mahkemesi kararını bekliyoruz.

Ve darbe süreci kesilecek mi, yoksa AKP kapatılarak başarıya mı ulaşacak, bilemiyoruz.

Kırk yıl önce Deniz Gezmiş’lerin devrimci heyecanını kullanarak,’Onlara mısır patlatır gibi bomba patlattırarak’ darbeye ortam hazırlamak isteyenler, bir süredir yine sahnedeler...

Hiç mi umurunuzda değil acılar?

Yine devleti kurtarmak adına demokrasinin kolunu kanadını kırmanın mı peşindesiniz?

Kırk yıl sonra hiç olmazsa Deniz Gezmiş’lerin anısını rahat bırakın. Celal Doğan’ın deyişiyle, bir deriden iki post çıkmaz!
Çekin ellerinizi Deniz’lerden!

Bütün bu yaşananlarla hepimiz yüzleşsek, hesaplaşsak, kendi sorumluluk paylarımızı içimize sindirebilsek ve daha önemlisi, darbelerden, darbecilerden hesap sorabilmiş olsaydık, Türkiye bugün hâlâ darbe süreci içinde yol alabilir miydi?

Yarın bir yazı daha...
———————————
* Erol Bilbilik, Cumhuriyet gazetesi, 10 Mart 1996, s.8. Bu alıntı için bak: Hasan Cemal, Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım, s.48, Doğan Kitap.


http://www.denizgezmis.name.tr/yazarlar/hasan_cem ...anlar.html

O gün o gençlerin heyecanlarını görüşlerine katılmasam bile anlıyorum,saygı duyuyorum.ANCAK ACIDIR'Kİ KULLANILDILAR!!!


En son ibrahim alıcı tarafından Cmt 29 May 2010, 18:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


ahmetgülen
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 18:00



J Antuan Türkoğlu
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 18:08



ibrahim alıcı
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 18:22



ibrahim alıcı
13 yıl önce - Prş 24 Hzr 2010, 05:01



yaşar1965
13 yıl önce - Prş 24 Hzr 2010, 05:42



Yağmur_06
13 yıl önce - Prş 24 Hzr 2010, 12:21



mustafa altun
13 yıl önce - Pts 28 Hzr 2010, 11:47



sefer bayraktar
13 yıl önce - Pts 28 Hzr 2010, 12:13



erdal ırgat
13 yıl önce - Pts 28 Hzr 2010, 12:26

Alıntı:
Deniz ve Yusuf 25, Hüseyin ise 23 yaşındaydı… Tam anlamıyla bir hukuk cinayetiyle öldürüldü bu üç insan…

Bu üç gepe genç insanın katledilmesi için en çok heves edenlerden biri Süleyman Demirel’di… Dönemin AP grubu iki elleri havada bu alçakça idam kararlarını onaylıyordu… AP grubundan “3′e 3″ sesleri yükseliyordu… Dönemin AP milletvekillerinin neredeyse tamamının yüzleri gülüyordu “3′e karşı 3″ derken… O “üç” diye kastettikleri Zorlu, Polatkan ve Menderes’ti… 27 Mayıs cuntasının alçakça katlettiği üç insan…


Bu görüşe aynen katılıyorum... Emperyalistlere karşı, inandıkları davada, "hukuk cinayeti" işlenerek öldürüldüler...Üstelik, öldürdükleri tek kişi yokken.... Bir de, Erdal Eren var...17 yaşında olduğu için idam edilemeyeceğinden doktor raporu ile yaşı, büyütüp asıldı... Aynı cunta zihniyeti , tarihte görülmeyen, bu kadar insafsız bir hükme imza attı...



sayfa 18
« önceki   123 ... 171819 ... 414243   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET