1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 17  |
| Deniz Gezmiş Kimdir? |
| Milli Kahraman |
 
|
37.6% |
[260] |
| Vatan Haini |
 
|
27.5% |
[190] |
| Sıradan Bir Öğrenci |
 
|
7.1% |
[49] |
| Gladionun Adamı |
 
|
6.9% |
[48] |
| Hiçbiri |
 
|
21.0% |
[145] |
|
| Toplam Oy : 692 |
|
 |
ibrahim alıcı
13 yıl önce - Prş 27 May 2010, 20:10
Deniz Gezmiş’lere mısır patlatır gibi bomba patlattıranlar...
Deniz Gezmiş’lere mısır patlatır gibi bomba patlattıranlar...
Alık gibi hep aynı filmi seyretmek zorunda mıyız? Geçmiş peşimizi hiç bırakmayacak mı?
Bu bir kader mi?
Geçmişle yüzleşerek, hesaplaşarak, böylece geçmişten gerekli dersleri çıkararak bu filmden ne zaman kurtulacağız?
Üzerinde darbe yazan o rezil filmi tarihin raflarına artık ne zaman bırakacağız?
Bu kısır döngü kırılmayacak mı?
Bu bir çıkmaz.
Demokrasiyle ilgili bir çıkmaz. Bundan kurtulmadan Türkiye’de demokrasinin, hukukun, insan hakları ve özgürlükler düzeninin kurulamayacağını ve yalanda yaşamaya devam edeceğimizi ne zaman öğreneceğiz?
CNN Türk’de salı akşamı Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programında ‘68 kuşağı ile Deniz Gezmiş efsanesini tartışırken aklıma takıldı bu sorular.
40 yıl önce, 40 yıl sonra...
Kırk yıl önce de sağda solda gençlere bomba patlatıp darbenin yolu açılmak isteniyordu. Bu kepaze oyunun içinde ben de vardım.
Bugün de oynanıyor bu oyun.
Bir kişi, eline verilen bombaları önce Cumhuriyet gazetesine atıyor; sonra aynı kişinin eline tabanca tutuşturulup kanlı Danıştay baskını yapılıyor.
Ve Türkiye’de tıpkı kırk yıl önceki gibi bir darbe ortamı oluşturulmak isteniyor. Ve bizden daha hâlâ bu oyuna seyirci kalmamız, kayıtsız kalmamız talep ediliyor.
Tarafsız Bölge’de kırk yıl öncesine ait bazı olayları isim vermeden anlattım. İsmini vermediğim emekli subay İrfan Solmazer’di, 1960’da 27 Mayıs darbesini yapan Milli Birlik Komitesi’nin üyesi.
Türkiye’nin 12 Mart darbesine(1971) gittiği günlerde, çalıştığım Devrim dergisinin Kızılay’daki bürosunun hemen yakınındaki Mason Derneği’nin bahçesine bize yakın devrimci gençler dinamit atmıştı. O dinamit lokumları İrfan Solmazer’in arabasının bagajında getirilmişti.
12 Mart öncesindeki cuntacılık faaliyetlerine katılmış, o tarihlerde bizim gruba yakın duran, emekli deniz subayı Erol Bilbilik, İrfan Solmazer’i şöyle anlatır:
“Bir gün Orhan Kabibay‘ın (27 Mayıs darbesinin beyin takımından emekli kurmay albay ve 12 Mart’ın içinde de yer alan CHP milletvekili, HC) evinde toplandık.
Hidayet Ilgar, Talat Turan, İrfan Solmazer ve daha birçok kişi vardı. Bir ara İrfan Solmazer bana, ‘Erol, sen denizcileri ihmal etmişsin’ dedi.
Kimi ihmal ettiğimi sorunca, Sarp Kuray’ı, Deniz Gezmiş’i ihmal etmişsin, hiç temas kurmamışsın. Ama ben onlara İstanbul’da, Ankara’da mısır patlatır gibi bomba patlattırıyorum’ dedi.
Başka ne yapıyorsunuz diye sorunca, İrfan Solmazer’in yanıtı şu oldu:
‘Deniz Gezmiş’i, Sarp Kuray’ı filan oturtuyorum. Amerikan Büyükelçiliği’nin ön kapısının kurşunla taranmasına demokratik olarak karar veriyoruz. Emri ben veriyorum.
(Deniz Gezmiş, ABD Büyükelçiliği’ni tara ve yok ol!) diyorum. Sarp Kuray’a, (Git şurayı bombala!) emrini veriyorum.
Bu işlerden Orhan Kabibay’ın mutlaka bilgisi vardı.
Dolayısıyla Deniz Gezmiş’i, Sarp Kuray’ı kullandılar. İrfan Solmazer 12 Mart’a 24 saat kala Almanya’ya uçuruldu.”(*)
Devrimci gençler kullanıldı.
Darbe geldi, Demirel’i düşürdü.
Tanklarıyla solu ezdi.
Demokrasinin kolu kanadı kırıldı.
Bu arada İrfan Solmazer Almanya’ya uçurulurken, Deniz Gezmiş’ler için gerçek bir hukuk cinayeti işlenerek idam sehpaları kuruldu, Sarp Kuray’lara cezaevlerinin, işkenceevlerinin kapıları ardına kadar açıldı.
Türkiye bugün yine bir darbe sürecinde yol alıyor.
2003-2004 darbe tertipleri bir duraktı; eski deyişle akim kaldı. Geçen yıl 367 ve 27 Nisan muhtırası başka duraklardı. Şimdi bir başka durakta, Anayasa Mahkemesi kararını bekliyoruz.
Ve darbe süreci kesilecek mi, yoksa AKP kapatılarak başarıya mı ulaşacak, bilemiyoruz.
Kırk yıl önce Deniz Gezmiş’lerin devrimci heyecanını kullanarak,’Onlara mısır patlatır gibi bomba patlattırarak’ darbeye ortam hazırlamak isteyenler, bir süredir yine sahnedeler...
Hiç mi umurunuzda değil acılar?
Yine devleti kurtarmak adına demokrasinin kolunu kanadını kırmanın mı peşindesiniz?
Kırk yıl sonra hiç olmazsa Deniz Gezmiş’lerin anısını rahat bırakın. Celal Doğan’ın deyişiyle, bir deriden iki post çıkmaz!
Çekin ellerinizi Deniz’lerden!
Bütün bu yaşananlarla hepimiz yüzleşsek, hesaplaşsak, kendi sorumluluk paylarımızı içimize sindirebilsek ve daha önemlisi, darbelerden, darbecilerden hesap sorabilmiş olsaydık, Türkiye bugün hâlâ darbe süreci içinde yol alabilir miydi?
Yarın bir yazı daha...
———————————
* Erol Bilbilik, Cumhuriyet gazetesi, 10 Mart 1996, s.8. Bu alıntı için bak: Hasan Cemal, Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım, s.48, Doğan Kitap.
http://www.denizgezmis.name.tr/yazarlar/hasan_cem ...anlar.html
|
 |
ibrahim alıcı
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 00:18
Deniz Gezmiş'in savunmasından bir kesit:
| Alıntı: |
| Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil sizlersiniz. Çünkü Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız. Ve Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız. Ta ki 38 yurtsever subay ses çıkarana kadar ve onları devirene kadar. Ve bugün aynı savcılar bu şahıslar hakkında da idam kararı istemektedir. Süleyman Demirel'in Anayasa'yı ihlaline ve despotizmine ve ülkeyi Amerika'ya satmasına ses çıkarılmadı. |
Deniz Gezmiş geleneği'nin devamı olan ve Türkiye Komünist Partisi'nin haber organı sayılan Haber Sol'un 27 Mayıs'a ateşli şekilde savunması:
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/adnan-m ...beri-28833
Burada liberal görüşleri ile tanıdığımız,iktidar partisini beğenen,demokrasi dışı faaliyetlerin karşıtı olan sevgili üyelerimize defalarca kez bahsettim.Geçen sayfada Şahların Labirenti adlı belgeseli paylaştım.Deniz Gezmiş'in 27 Mayıs Darbecileri ile hatta 1971'de darbe yapan cunta'da ki bazı generaller ile olan diyaloglarından bahsettim ama sevgili liberal üyelerimiz Deniz Gezmiş'i bizatihi Demokrasi Kahramanı olarak ilan ettiler.
Kafanızı kumdan çıkarınız,Genç Siviller ve diğer liberal kuruluşlar eylemlerinde Hem Adnan Menderes'in hem'de Deniz Gezmiş'in resmini taşıyıp ''Bir daha asla'' diyebilirler ancak Türkiye'de bugün SOL olarak adlandırılan TKP'sinden,EMEP'ine,ÖDP'sinden,İŞÇİ Partisi'ne kadar hepsi ama hepsi DARBESEÇER'dir.27 Mayıs'ı hepsi sahiplenir.Türkiye'de 27 Mayıs'ı darbe olarak nitelendiren SOL kuruluş yoktur yoktur yoktur.
Ne kadar kendini Sol olarak adleden Yapılanma var ise 27 Mayıs'ı bugün sahiplenmektedir.Kişiler'den bakmayanlar olabilir tek tük çıkar bunlar ama bu yapılanmaların İdeologları Gezmişler,Çayanlar bizzat 27 Mayıs'a sonuna kadar bağlılardır ve bugünkü bütün Sol diye tabir edilen en uç yapılanmalar dahil 27 Mayıs'çıdır.
Paylaştığım Sol haber portalı,bırakın Ulusalcıları falan UÇ Solcuların sitesi'dir ve görüşleri'ni aynen belirtmişlerdir.
Bu cümleleri tekrarlamaktan yoruldum ancak yine'de tekrar etmek istiyorum
Muhsin Batur'ların tarihte üstlendiği roller bellidir,Yön Bildirisine imza atanlar bellidir,Doğan Avcıoğlu'nun geleneği bellidir,Deniz Gezmiş'in askeri üniforma ile gezişi bellidir.
Dolayısıyla Türkiye Solu'nun hiç birzaman karşılığı:Demokrasi ve Hukukun üstünlüğü'nü savunan,İnsan Hakları açısından toplumun genelini koruyucu,kollayıcı bir anlayışa sahip olduğu söylenemez.
Türkiye'de Sol:Her zaman Fırsat Bekleyici,Cuntacı,başka meşru olmayan yollardan kendini ifade etme metod ve yöntemiyle hareket eden bir siyasi hareket'in adıdır.
Gariban Anadolu Çocuklarına faşist demişlerdir,Kendilerini daha bir Demokrasi ile ilişkilendirmişler,Uzak Ülkelerin Figürleri ile kendilerini alakalandırmışlardır ancak o uzak ülkelerin ellerinde'ki kanı herzaman görmezden gelmişlerdir.
|
 |
erkanyure
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 00:31
Sol'un sözcüsü değilim ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sol hiçbir zaman darbeleri desteklemez. 27 Mayıs'ın sol tarafından beğenilen yanı 1960 ihtilali değil, 1961 anayasasıdır! Çünkü demokratik hak ve özgürlükler getirmiştir. Zaten eğer 1961 anayasası oluşmasaydı, 12 Mart ve 1980 darbeleri olmazdı. Bu darbelerin en büyük nedenlerinden biri de işte bu 1961 anayasası ile kitlelere sağlanan demokratik hakların geri alinması içindir.
Bence bir tez oluşturacaksanız "o bunu dedi", "bu onu dedi" gibi kaynaklardan çok, olayların analizini doğru yapmalısınız.
|
 |
0345 özer er
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 13:15
| Alıntı: |
| Muhsin Batur'ların tarihte üstlendiği roller bellidir,Yön Bildirisine imza atanlar bellidir,Doğan Avcıoğlu'nun geleneği bellidir,Deniz Gezmiş'in askeri üniforma ile gezişi bellidir |
zaten muhsin baturdan başka hiçbir bilgin yok,çamur atmaktan başka amacın,yaz dur bu masalları çocuklara anlat onlar inanır.
sen bir deniz gezmiş olamazsın o fikirleri kafanda barındamazsın,emperyalizme karşı ülkenin bagımsızlıgına dair hiçbir önderliginde olamaz.
deniz gezmiş bir önderdi hiçbir solcu darbeyi savunmaz savundu demek solcuları hiç tanımamak ve sol düşmanı olmak.
o kadar uzun yazmana gerek yok denizi karalayamazsın şu ülkeye deniz ve arkadaşları kadar katkın olsa.
|
 |
ibrahim alıcı
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 16:24
Özer abi istirham ederim lütfen ben solculara bütün darbeleri savunuyorlar demiyorum,benim dediğim neden 27 MAYIS'ı sahipleniyorlar???
Onların mağdur oldukları Faşizan Darbe,kendilerinin mağdur olmadıkları DEVRİM!
Bakınız Rahmetli Deniz Gezmiş'in savunmasından bir kare:
| Alıntı: |
| Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil sizlersiniz. Çünkü Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız. Ve Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız. Ta ki 38 yurtsever subay ses çıkarana kadar ve onları devirene kadar. Ve bugün aynı savcılar bu şahıslar hakkında da idam kararı istemektedir. Süleyman Demirel'in Anayasa'yı ihlaline ve despotizmine ve ülkeyi Amerika'ya satmasına ses çıkarılmadı. |
TKP'si,EMEP'i,ÖDP'si hepsi 27 Mayıs'ı devrim olarak niteliyor.Abesle iştigal eden durum budur.
12 Eylül'ü lanetliyor Sol Kesim,27 Mayıs'a da bir devrimdir diyor böyle çelişki olamaz.
Resmen DARBESEÇERLİK'dir bu.
Deniz Gezmiş'in kurduğu Türksolu dergisine bir bakın siz,27 Mayıs'a Can feda diyorlar.İşçi Partisi'ni,CHP'yi falan saymıyorum bile,onların 27 Mayısçı olduğu zaten biliniyor ama Radikal Sol TKP bile sahipleniyor ya bu kadarına pes.
|
 |
J Antuan Türkoğlu
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:30
Deniz gezmiş ve arkadaşlarına dil uztanlar kendi mesup oldukları siyasal hareketin o zamanki Özel harp dairesi de görevli silahlı kuvvetler mensupları aracılığı ile CIA Ajanlarından aldıkları patlayıcıları Beyazıt Meydanında masum öğrencilerin üzereine attıklarını unutmuş gözüküyorlara gerçi yaşları çok çok genc olduğundan bu olayları hatırlamazlar
| Alıntı: |
enis yalçın (katliam mağduru)
23 yaşındaydım o zamanlar iktisat fakültesi son sınıfta okuyordum. sabah aranarak girmemize rağmen okul içinde bıçaklı, zincirli, sopalı saldırıya uğradık. okul içinde kalan arkadaşlarımız arka kapıdan çıkmak için ısrar etmiş, zorla ön kapıdan çıkarılmaya çalışılmış. ön tarafta mahşeri kalabalık slogan atarak ilerliyordu. her gün yeteri kadar polis olmasına rağmen o gün güvenliği sağlayacak yeterli polis yoktu. tam eczacılık fakültesinin oraya döndük "bomba" diye bir sesle irkildim. bomba o anda üzerimde patladı.ne kadar baygın kaldım bilmiyorum. vücudumun sağ tarafı tamamen bomba parçalarıyla parçalanmıştı. sonra gözümü farkettim. gözüm parçalanmıştı. 18 yıl süren tedaviden sonra onu da kaybettim.
olaydan önce ülkücüler bize 15 gün okula gelebilirsiniz 16. gün gelemeyeceksiniz demişlerdi. hakikaten 16. gün katliam oldu.
ramize akyol (bombayı atan ülkücü zülküf isot'un ablası)
örgüte katıldıktan sonra bir gün mahzene çağırmışlar.solcu bir gence işkence ediyorlarmış. o gittiğinde genç baygın ya da ölüymüş. ona "al bu jopu komüniste sok" demişler. yapmış. " yapmasaydım bana sokarlardı" demişti. " tamam artık adam oldun sen de katil oldun, birini öldürdün çıkamazsın" demişler. 16 mart katliamına kadar bir solcuyu öldürmek onun için bir görevmiş gibi davranırdı. gel diye haber aldığında çok tedirgindi. " gitme oğlum burada emniyettesin" dedim", "hayır abla emir geldi gitmek zorundayım" dedi.
döndüğünde çok perişandı. "ne oldu" dedim. bir gün ışıkları kapattı, dizime yattı.ağladığını hissettim. " onca insan katlettik abla" dedi. " bomba atmak benim görevim değildi, bana attırdılar çok pişmanın çok vicdan azabı çekiyorum"
katliam yerine polis minibüsü ile gitmişler. silahları, cephaneyi mustafa doğan (polis memuru) sağladı. latif akdı, sıddık polat bunların da minübüste olduğunu anlatıyordu. hep birlikte olay yerine gitmişler.
" o kadar insan katlettim yaralandı mı, öldü mü bilmiyorum. o bağırmalar çağırmalar gözümün önünden gitmiyor abla".
bir gün "artık yeter. beni tanıdığın bir emniyetçi varsa götür, itiraflarda bulunmak istiyorum ama söz ver bana işkence yapmasınlar, biz yaptığımız için nasıl olduğunu biliyorum" dedi. ama kısmet olmadı. en yakın arkadaşına derdini açtı. o da gidip örgüte haber vermiş. üç ay sonra öldürdüler.
yahya gergin (katliam sırasında üniveristede görevli polis memuru)
görevimiz okuldan çıkan öğrencileri son grup okuldan çıkana kada, yanda ve arkada tertip alıp güvenliklerini sağlamaktı. kapının sağında 15-20 tane sağ görüşlü öğrenci bulunuyordu. son grup çıktıktan sonra bu grup slogan atmaya başladı. slogan atınca başımızdaki amir bunları dağıtalım diye talimat verdi. biz de bunları uzaklaştırdık. tekrar geri döndük. o anda merdivenin diğer ucunda görevli iki polis arkadaştan biri bomba diye bağırdı. hepimiz kendimizi yere attık. patlamanın ardından silahlar ateşlenmeye başladı. biz de o anda hedefi kestiremiyorduk. "hedef polis mi kalabalık mı" diye. silahlar sustuktan sonra iki arkadaş kaçanları kovalamaya başladı. ben de arkalarından mp5 makinalı tüfekle koşmaya başladım. laleli caddesini geçtikten sonra suçlular kaçtı. arka sokaklarda olayda kullanılan iki tabancayı bulduk. biz ilk koşmaya başladığımızda arkadan, yetkililerden olması lazım ; sonradan öğrendim o zamanın komiser muavini olan reşat altay (ogün samast olayından sonra trabzon emniyet müdürlüğünden alınan) " geri dönün" diye bağırdı. bence bu daha önceden tertiplenmiş bir şey. her gün en az 30-40 polis olurken o gün sadece 9 kişiydik. olaydan bir hafta sonra bir kaç tane polis bu bombanın atılacağına dair istihbaratı ele geçiriyor. cumhuriyet gazetesinde bu belge yayınlandı. yayınlandıktan sonra o dönem müdür muavini olan vural beşyal bizim birliğe gelip "içimizde hainler şerefsizler var. bu yazıyı basına sızdırmışlar" dedi.
siz söyleyin, bombayı önceden öğrenip güvenliği sağlamayan mı şerfesiz? belgeyi sızdıran mı?
kaynak:15 mart 2007 tempo dergisi. haftanın röportajı |
|
 |
ibrahim alıcı
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:34
Hahaha
CIA'nın,KGB'nin kimleri kullandığını herkes biliyor.Zincirbozan adlı 2007 yapımlı olaylara gayet objektif bakan film'de bunu gayet iyi gördük.
Hatırla Sevgililer'den şunlardan bunlardan 40 yıldır nemalandığınız yeter,40 yıldır bu medya size çalıştı,açıp okuyunuz biraz.
Bugün PKK'nın bile fitilini ateşleyenler bellidir.Doğu Devrimci Kültür Ocakları'nın DEVSOL'u oluşturması aslında herşeyin göstergesidir.
Geçiniz Özel Harp Dairesi'ni falan bunlar hikaye şeylerdir.
Elbette bu olaylarda CIA,MOSSAD,KGB bağlantılı şeyler olmuştur,Çorum Olaylarındaki Alexandar Peck ismi zaten olayları özetler niteliktedir.
Zincirbozan Filmini izlemenizi tavsiye ederim.
Hasan Cemal'in kimse kızmasın kendimi yazdım adlı kitabında kimin ne kadar kullanıldığı apaçık bellidir.
Yabancı değerlerin fikir ve ideolojileri için mücadele edenler ile,Vatan-Bayrak-Ezan savunması yapanların arasında ki farkı bu millet gayet iyi bilir.
En son ibrahim alıcı tarafından Cmt 29 May 2010, 17:43 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
J Antuan Türkoğlu
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:42
Merak etme genç dostum senin yaşın yetişmez belki ama biz olayları içinde yaşadık kimin ne olduğunu biliriz okumaktan söz ediyorsunda sadece CIA uşağı çakalların kendini temize cıkartmak için yazdıkları palvraları okursan eksik bilgilenmiş olursun
Okuma için bir başlangic sana kontrgerilla kıskacında türkiye suat parlar in bibliotek yayin evinden cikan kitabi
Natonun gizli orduları -Daniele Ganser
1.daniele ganser isimli bir isviçreli akademisyenin** kitap haline getirilmiş doktora tezidir. tam adı "nato'nun gizli orduları - batı avrupa'da gladio operasyonları ve terör" olan kitapta çeşitli avrupa ülkelerinde örgütlü bir gizli teşkilatın faaliyetleri çeşitli tanıklıklarla göz önüne serilmektedir. o ezan bayrak diye hizmet ettiklerini söylediklerinin hangi kurumlarda ve ne eğitimi aldıklarını da iyi bilir bu millet
özel harp dairesi için hikayedir diyenlere daha söyliyecek bir şey yok
|
 |
ahmetgülen
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:54
Benim yaşım o günlere yetiyor. Devrimci - ülkücü kavgaları vardı. Dikkatimi çeken bir grup Türk Bayraklı, sopalı-taşlıydı. Diğer grup rus bayraklı veya kırmızı bir bayrak vede ellerinde silahlar. Sopalı grup yumurta ekmek yiyordu, öbürü lüks yerlerde yiyor, amerikan kotu giyiyordu.
Bir grup amerika, çin, rusya ya küfrediyordu. Diğeri ya rusyaya, ya da çine küfretmiyordu, birileride arnavutluk bayrağı açıyordu, bir türlü çözemiyordum onları.
Ama duyuyorduk yinede, mesela o zamanki devrimci Aydınlık dergisinin finansmanı amerikadan gelmişti deniyordu.
|
 |
J Antuan Türkoğlu
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:58
Valla ben hiç amerikan kotu giyip lüks yerlerde yemek yiyen solcu görmedim ama cıa ile içli dışlı olupda ölümünden sonra ingiliz bankalarında milyonlarca sterlinlik serveti bulana sağcı liderler gördüm
|
 |
sayfa 17  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|