Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Deniz Gezmiş Kimdir?
« önceki   123 ... 161718 ... 414243   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 17

Deniz Gezmiş Kimdir?
Milli Kahraman 37.6%  37.6%  [260]
Vatan Haini 27.5%  27.5%  [190]
Sıradan Bir Öğrenci 7.1%  7.1%  [49]
Gladionun Adamı 6.9%  6.9%  [48]
Hiçbiri 21.0%  21.0%  [145]
Toplam Oy : 692

ibrahim alıcı
13 yıl önce - Prş 27 May 2010, 20:10



ibrahim alıcı
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 00:18

Alıntı:
Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil sizlersiniz. Çünkü Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız. Ve Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız. Ta ki 38 yurtsever subay ses çıkarana kadar ve onları devirene kadar. Ve bugün aynı savcılar bu şahıslar hakkında da idam kararı istemektedir. Süleyman Demirel'in Anayasa'yı ihlaline ve despotizmine ve ülkeyi Amerika'ya satmasına ses çıkarılmadı.


Deniz Gezmiş geleneği'nin devamı olan ve Türkiye Komünist Partisi'nin haber organı sayılan Haber Sol'un 27 Mayıs'a ateşli şekilde savunması:

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/adnan-m ...beri-28833


Burada liberal görüşleri ile tanıdığımız,iktidar partisini beğenen,demokrasi dışı faaliyetlerin karşıtı olan sevgili üyelerimize defalarca kez bahsettim.Geçen sayfada Şahların Labirenti adlı belgeseli paylaştım.Deniz Gezmiş'in 27 Mayıs Darbecileri ile hatta 1971'de darbe yapan cunta'da ki bazı generaller ile olan diyaloglarından bahsettim ama sevgili liberal üyelerimiz Deniz Gezmiş'i bizatihi Demokrasi Kahramanı olarak ilan ettiler.

Kafanızı kumdan çıkarınız,Genç Siviller ve diğer liberal kuruluşlar eylemlerinde Hem Adnan Menderes'in hem'de Deniz Gezmiş'in resmini taşıyıp ''Bir daha asla'' diyebilirler ancak Türkiye'de bugün SOL olarak adlandırılan TKP'sinden,EMEP'ine,ÖDP'sinden,İŞÇİ Partisi'ne kadar hepsi ama hepsi DARBESEÇER'dir.27 Mayıs'ı hepsi sahiplenir.Türkiye'de 27 Mayıs'ı darbe olarak nitelendiren SOL kuruluş yoktur yoktur yoktur.

Ne kadar kendini Sol olarak adleden Yapılanma var ise 27 Mayıs'ı bugün sahiplenmektedir.Kişiler'den bakmayanlar olabilir tek tük çıkar bunlar ama bu yapılanmaların İdeologları Gezmişler,Çayanlar bizzat 27 Mayıs'a sonuna kadar bağlılardır ve bugünkü bütün Sol diye tabir edilen en uç yapılanmalar dahil 27 Mayıs'çıdır.
Paylaştığım Sol haber portalı,bırakın Ulusalcıları falan UÇ Solcuların sitesi'dir ve görüşleri'ni aynen belirtmişlerdir.

Bu cümleleri tekrarlamaktan yoruldum ancak yine'de tekrar etmek istiyorum


Muhsin Batur'ların tarihte üstlendiği roller bellidir,Yön Bildirisine imza atanlar bellidir,Doğan Avcıoğlu'nun geleneği bellidir,Deniz Gezmiş'in askeri üniforma ile gezişi bellidir.
Dolayısıyla Türkiye Solu'nun hiç birzaman karşılığı:Demokrasi ve Hukukun üstünlüğü'nü savunan,İnsan Hakları açısından toplumun genelini koruyucu,kollayıcı bir anlayışa sahip olduğu söylenemez.
Türkiye'de Sol:Her zaman Fırsat Bekleyici,Cuntacı,başka meşru olmayan yollardan kendini ifade etme metod ve yöntemiyle hareket eden bir siyasi hareket'in adıdır.
Gariban Anadolu Çocuklarına faşist demişlerdir,Kendilerini daha bir Demokrasi ile ilişkilendirmişler,Uzak Ülkelerin Figürleri ile kendilerini alakalandırmışlardır ancak o uzak ülkelerin ellerinde'ki kanı herzaman görmezden gelmişlerdir.


erkanyure

13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 00:31



0345 özer er

13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 13:15

Alıntı:
Muhsin Batur'ların tarihte üstlendiği roller bellidir,Yön Bildirisine imza atanlar bellidir,Doğan Avcıoğlu'nun geleneği bellidir,Deniz Gezmiş'in askeri üniforma ile gezişi bellidir

zaten muhsin baturdan başka hiçbir bilgin yok,çamur atmaktan başka amacın,yaz dur bu masalları çocuklara anlat onlar inanır.
sen bir deniz gezmiş olamazsın o fikirleri kafanda barındamazsın,emperyalizme karşı ülkenin bagımsızlıgına dair hiçbir önderliginde olamaz.
deniz gezmiş bir önderdi hiçbir solcu darbeyi savunmaz savundu demek solcuları hiç tanımamak ve sol düşmanı olmak.
o kadar uzun yazmana gerek yok denizi karalayamazsın şu ülkeye deniz ve arkadaşları kadar katkın olsa.


ibrahim alıcı
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 16:24

Alıntı:
Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil sizlersiniz. Çünkü Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız. Ve Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız. Ta ki 38 yurtsever subay ses çıkarana kadar ve onları devirene kadar. Ve bugün aynı savcılar bu şahıslar hakkında da idam kararı istemektedir. Süleyman Demirel'in Anayasa'yı ihlaline ve despotizmine ve ülkeyi Amerika'ya satmasına ses çıkarılmadı.


TKP'si,EMEP'i,ÖDP'si hepsi 27 Mayıs'ı devrim olarak niteliyor.Abesle iştigal eden durum budur.
12 Eylül'ü lanetliyor Sol Kesim,27 Mayıs'a da bir devrimdir diyor böyle çelişki olamaz.
Resmen DARBESEÇERLİK'dir bu.
Deniz Gezmiş'in kurduğu Türksolu dergisine bir bakın siz,27 Mayıs'a Can feda diyorlar.İşçi Partisi'ni,CHP'yi falan saymıyorum bile,onların 27 Mayısçı olduğu zaten biliniyor ama Radikal Sol TKP bile sahipleniyor ya bu kadarına pes.



J Antuan Türkoğlu
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:30

Alıntı:
enis yalçın (katliam mağduru)

23 yaşındaydım o zamanlar iktisat fakültesi son sınıfta okuyordum. sabah aranarak girmemize rağmen okul içinde bıçaklı, zincirli, sopalı saldırıya uğradık. okul içinde kalan arkadaşlarımız arka kapıdan çıkmak için ısrar etmiş, zorla ön kapıdan çıkarılmaya çalışılmış. ön tarafta mahşeri kalabalık slogan atarak ilerliyordu. her gün yeteri kadar polis olmasına rağmen o gün güvenliği sağlayacak yeterli polis yoktu. tam eczacılık fakültesinin oraya döndük "bomba" diye bir sesle irkildim. bomba o anda üzerimde patladı.ne kadar baygın kaldım bilmiyorum. vücudumun sağ tarafı tamamen bomba parçalarıyla parçalanmıştı. sonra gözümü farkettim. gözüm parçalanmıştı. 18 yıl süren tedaviden sonra onu da kaybettim.
olaydan önce ülkücüler bize 15 gün okula gelebilirsiniz 16. gün gelemeyeceksiniz demişlerdi. hakikaten 16. gün katliam oldu.

ramize akyol (bombayı atan ülkücü zülküf isot'un ablası)

örgüte katıldıktan sonra bir gün mahzene çağırmışlar.solcu bir gence işkence ediyorlarmış. o gittiğinde genç baygın ya da ölüymüş. ona "al bu jopu komüniste sok" demişler. yapmış. " yapmasaydım bana sokarlardı" demişti. " tamam artık adam oldun sen de katil oldun, birini öldürdün çıkamazsın" demişler. 16 mart katliamına kadar bir solcuyu öldürmek onun için bir görevmiş gibi davranırdı. gel diye haber aldığında çok tedirgindi. " gitme oğlum burada emniyettesin" dedim", "hayır abla emir geldi gitmek zorundayım" dedi.
döndüğünde çok perişandı. "ne oldu" dedim. bir gün ışıkları kapattı, dizime yattı.ağladığını hissettim. " onca insan katlettik abla" dedi. " bomba atmak benim görevim değildi, bana attırdılar çok pişmanın çok vicdan azabı çekiyorum"
katliam yerine polis minibüsü ile gitmişler. silahları, cephaneyi mustafa doğan (polis memuru) sağladı. latif akdı, sıddık polat bunların da minübüste olduğunu anlatıyordu. hep birlikte olay yerine gitmişler.
" o kadar insan katlettim yaralandı mı, öldü mü bilmiyorum. o bağırmalar çağırmalar gözümün önünden gitmiyor abla".
bir gün "artık yeter. beni tanıdığın bir emniyetçi varsa götür, itiraflarda bulunmak istiyorum ama söz ver bana işkence yapmasınlar, biz yaptığımız için nasıl olduğunu biliyorum" dedi. ama kısmet olmadı. en yakın arkadaşına derdini açtı. o da gidip örgüte haber vermiş. üç ay sonra öldürdüler.

yahya gergin (katliam sırasında üniveristede görevli polis memuru)

görevimiz okuldan çıkan öğrencileri son grup okuldan çıkana kada, yanda ve arkada tertip alıp güvenliklerini sağlamaktı. kapının sağında 15-20 tane sağ görüşlü öğrenci bulunuyordu. son grup çıktıktan sonra bu grup slogan atmaya başladı. slogan atınca başımızdaki amir bunları dağıtalım diye talimat verdi. biz de bunları uzaklaştırdık. tekrar geri döndük. o anda merdivenin diğer ucunda görevli iki polis arkadaştan biri bomba diye bağırdı. hepimiz kendimizi yere attık. patlamanın ardından silahlar ateşlenmeye başladı. biz de o anda hedefi kestiremiyorduk. "hedef polis mi kalabalık mı" diye. silahlar sustuktan sonra iki arkadaş kaçanları kovalamaya başladı. ben de arkalarından mp5 makinalı tüfekle koşmaya başladım. laleli caddesini geçtikten sonra suçlular kaçtı. arka sokaklarda olayda kullanılan iki tabancayı bulduk. biz ilk koşmaya başladığımızda arkadan, yetkililerden olması lazım ; sonradan öğrendim o zamanın komiser muavini olan reşat altay (ogün samast olayından sonra trabzon emniyet müdürlüğünden alınan) " geri dönün" diye bağırdı. bence bu daha önceden tertiplenmiş bir şey. her gün en az 30-40 polis olurken o gün sadece 9 kişiydik. olaydan bir hafta sonra bir kaç tane polis bu bombanın atılacağına dair istihbaratı ele geçiriyor. cumhuriyet gazetesinde bu belge yayınlandı. yayınlandıktan sonra o dönem müdür muavini olan vural beşyal bizim birliğe gelip "içimizde hainler şerefsizler var. bu yazıyı basına sızdırmışlar" dedi.
siz söyleyin, bombayı önceden öğrenip güvenliği sağlamayan mı şerfesiz? belgeyi sızdıran mı?

kaynak:15 mart 2007 tempo dergisi. haftanın röportajı


ibrahim alıcı
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:34



En son ibrahim alıcı tarafından Cmt 29 May 2010, 17:43 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


J Antuan Türkoğlu
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:42



ahmetgülen
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:54



J Antuan Türkoğlu
13 yıl önce - Cmt 29 May 2010, 17:58



sayfa 17
« önceki   123 ... 161718 ... 414243   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET