1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 11  |
| Deniz Gezmiş Kimdir? |
| Milli Kahraman |
 
|
37.6% |
[260] |
| Vatan Haini |
 
|
27.5% |
[190] |
| Sıradan Bir Öğrenci |
 
|
7.1% |
[49] |
| Gladionun Adamı |
 
|
6.9% |
[48] |
| Hiçbiri |
 
|
21.0% |
[145] |
|
| Toplam Oy : 692 |
|
 |
ibrahim alıcı
13 yıl önce - Prş 04 Mar 2010, 05:23
Erim`in 04.00 mektubu: Deniz Gezmiş`i asmayın
| Alıntı: |
Dönemin Başbakanı Nihat Erim`in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesini önlemek için 04.00`de Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı`na mektup yazdığı ortaya çıktı.
BİLAL ÇETİN/ ANKARA 12 Mart Muhtırası`nın ardından Başbakan olan Nihat Erim`in anıları yakın tarihimize ışık tutuyor. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanan iki ciltlik `Nihat Erim Günlükler` isimli kitapta Erim`in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesini önlemek için 04.00`da Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı`na yazdığı mektuba da yer veriliyor. Kitapta, Erim Hükümeti`nden CHP`nin bakanlarını çekme kararını alması nedeniyle dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay`ın İnönü ve CHP için `Ceheneme gitsinler` dediği bilgisi yer alıyor. Erim`in hayattayken yayınlanmasına izin vermediği günlükleri, Ahmet Demirel tarafından derlendi. İdamı durdurun mektubu 04.00`de verildi Nihat Erim`in `Günlükleri`nde yer alan ve yakın tarihimize ışık tutan bazı bölümlerde şu bilgiler yer alıyor: Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına yönelik ilk kanunun Meclis`te kabul edilmesi üzerine dönemin Başbakan`ı Nihat Erim, Cumhurbaşkanı ile Ankara Sıkıyönetim Komutanı`na mektup yazdığını bildiriyor. Gezmiş ve arkadaşlarının idamını öngören kanunun Meclis`te gece 03.30`da kabul edilirken, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı`na gönderilen mektupta ise `Özel Kalem Şefi Osman Canan tarafından Ankara Skyönetim Komutanlığı Nöbetçi Subayı Piyade Üsteğmen Hasan Güneycan`a verildi. Saat 04.00 notu bulunuyor. Nihat Erim`in Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı`na yazdığı mektup ise Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan`ın idamına ilişkin kanunu iptal ettirmek üzere CHP`nin Anayasa Mahkemesi`ne başvuracağı belirtilirek, ileride telafisi imkansız durum ortaya çıkmaması için infazın yapılmaması isteniyor. Hangi demokrasi 12 Mart 1971 Muhtırası`yla ilgili olarak Nihat Erim günlüğünde şu satırlar yazıyor: `12 Mart saat 17.00`de hükümet çekilmiş. İstifa tezkeresinde Demirel, `Hukuk devleti ve Anayasa ile bağdaşmayan bu tutum karşısında çekildiğini` söylüyor. CHP`ye gelince. İnönü istifa üzerine `Demokratik usül yürüyor` demiş. Hangi demokrasi, hangi Anayasa. Ültimaton veriyor kumandanlar. Hükümet çekiliyor. Doğrusu Demirel`in istifasında yazdığıdır. İnönü 12 Mart gecesi yeni bir demeçle ilkini tahsis ediyor. `Benim söylediğim bir temennidir` dedi. `Ben şapkamı alır giderim` Hükümeti kurma görevinin kendisine verilmesinin ardından kabineyi nasıl oluşturduğuna ilişkin günlükte şu bilgiler yer alıyor: `CHP`den İstanbul Milletvekili Amiral Sezai Orkunt`a Ulaştırma Bakanlğı teklif ettim. Kabul etti. Fakat ertesi gün ona da gene ordudan itiraz geldi. Deniz Kuvvetleri Kumandanı Amiral Celal Eyiceoğlu`Eğer o bakan olursa, şapkamı alır giderim` demiş. Dünya Bankası`na gitmiş Atilla Karaosmanoğlu`nun Washington`a telefon ederek çağırdım. MİT onun için `solcu` diye rapor verdi. Dinlemedim. Dünya Bankası Genel Müdürü Mr. McNamara`dan acele Amerikan istihbarat teşkilatı kanadından sordurdum. Şu cevap geldi: `Parlak bir beyin, sonsuz vatan sevgisi vardır, yalnız kendi kafasında olmayanlarla çalışmayı sevmez` Sunay: Faruk`a güveniyorum! Sunay`la buluştuk. Bana `Faruk`a güveniyorum. Memduh Tağmaç orduda fazla sevilmez, teması yoktur. Faruk sevilir` dedi.` `Cumhurbaşkanı ile buluştuk. Tağmaç`ı çağırmamıştı. Komutanların süre uzatımı konusunda şunları söyledi: `Faruk Gürler`in Genelkurmay Başkanlığı`nı yakmayalım. Tağmaç`ı Haziran`da kontenjan senatörü yapalım. Faruk böylece Genelkurmay Başkanı olur` dedi. Muhsin Batur bana birkaç gün önce `Albay ve daha yukarı rütbedekilerin iki yıl süre ile toplam süreleri uzatılırsa mesele kalmaz`dedi. Sunay bunu uygun görmedi. `Çok mesele çıkar. Yol olur. Yeni 1 Mart Muhtırası vermek heveslerini teşvik eder` dedi. `Siyasilerin davranışları istismar ediliyor` `Faruk`a güveniyorum. Memduh Tağmaç orduda fazla sevilmez, teması yoktur. Faruk sevilir` dedi.` `Cumhurbaşkanı devlet ileri gelenlerini yeni yıl dolayısıyla kabul etti. Siyasiler de vardı. AP Genel Başkanı Demirel ile el sıkıştık. Cumhurbaşkanı bu barışmayı arzu ediyordu. 27 Ekim`den beri görüşmemiştik. Benim o gün verdiğim demeç, onun cevabı da ağırdı. Sunay bana `Şunla konuş biraz` dediyse de fırsat olmadı. Yalnız birarada resimler çektirdik. Genelkurmay Başkanı Tağmaç bugün bana eve geldi. `Siyasilerin son zamanlardaki sözleri ve davranışları orduda istismar edili-yor.` dedi. İmzasız bir mektup almış. Bir generalin yazmış olabileceğini tahmin ediyor. Mektupta Cumhurbaşkanı`na atıp tutuluyor. Benim Demirel ile Çankaya`da barıştırılışımı Sunay`dan biliyorlarmış. Mektubu yazan `Biz 12 Mart`tan sonra faaliyeti durdurmuştuk. Şimdi gene toplantılar yapmaya başladık` diyormuş.` `Cehenneme gitsinler` Saat 11`de Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Ankara sıkıyönetim komutanının Trabzon, Giresun, Ordu illerinin sıkıyönetim konulması teklifi ele alındı. Ben konuştum: `Sıkıyönetimi yaymakla birşey halledilemez,önce siyasi mesele halledilmeli. Ankara komutanı dün bildiri yayınladı. Bana sormadan yaptı. Halbuki yazı ile tedbir istemişti. Cevabını beklemeden bunu yaptı. Şimdi, İnönü bakalım buna karşı ne yapacak?` Cumhurbaşkanı benim işi gene istifaya getirdiğimi, bunun doğru olmadığını, liderlerinde benden şikayetçi olmakla beraber , kendilerine düşeni yaptıklarını söyledi. Ben cevap verdim `Kapris yapmıyorum. Geleceğimi görüyorum. Osmanlı tarihinde sadrazamın kellesi gider, parça parça ederler, ama kapıda 20 kişi sadrazam olmak için bekler. Bugün de başbakan olmak isteyen liyakatlı kişiler hamdolsun var. Zaruret görmesem bırakmak istermiyim` dedim. Az önce başyaver bir haber getirdi: CHP Merkez Yönetim Kurulu bakanlarını hükümetten çekme eğiliminde imiş. Ankara Skıyönetim Komutanın`nın bildirisi karşısında `İşte` dedim. `Görüyorsunuz. Ben bunu tahmin ettim` Cumhurbaşkanı İnönü`ye ve CHP`ye bir küfür savurdu, `Cehenneme gitsinler` dedi.` Ecevit demagog `CHP kurultayı 5 Mayıs`ta başladı. Dün gece Ecevit`çilerin zaferi ile bitti. İnönü bugün genel başkanlıktan çekilmiş. Yeni bir dönem, Tarihi bir olay. Bunca mücadeleden gelip çıkan İnönü, Ecevit`e yenildi. Ama kendi hatası yüzünden Biz ona 1970 kurultayından önce Ecevit`in işi nereye götüreceğini, CHP`yi parçalayacağın söyledik. `Ecevit komünist` diyenlere ben katılmıyorum. Ama tehlikeli bir adam. Oportünist, demagog ve yalanı rahat söylüyor.` `İnönü memleketin batmasına sebep olacak` `Dün akşam yemeğini orduevinde komutanlarla birlikte yedik. Yüksek Askeri Şura üyeleri. İnönü ile görüşmemizi anlattım. Muhsin Batur müstesna, hepsi İnönü`nün lüzumsüz alınganlık gösterdiği kanaatinde. Tepki gösterdiler: `İnönü için savcıların yazdığı az bile. Gençleri kışkırtmadı mı?`` Erdal İnönü de ODTÜ olaylarından suçlu` diyenler oldu.` `Sabahleyin Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Cihat Alpan telefon etti. İnönü saat 11.00`de Cumhurbaşkanı`na gidecekmiş. İnönü`nün Sunay`a Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idam edilmemesini telkin için gittiği anlaşılıyor. Akşam 18.30`da Cumhurbaşkanı beni çağırdı anlattı. Sonra Tağmaç`ın da çağrılmasını söyledim. Geldi, söyledik. `Bekliyordum, biliyordum. Yarın sıkıyönetimin uzatılmasına gene karşı çıkacak. Silahlı Kuvvetlerin hevesini kıracak birbirine katacak. Bu memleketi bu hale getiren CHP`dir. CHP ve İnönü memleketin batmasına sebep olacaklar. Bakın göreceksiniz` dedi. |
http://www.tumgazeteler.com/?a=900802
|
 |
Osman Yavuz
13 yıl önce - Sal 20 Nis 2010, 20:22
Allah'in isi...
| Alıntı: |
Deniz Gezmiş'i idam eden hakim öldü
12 Mart muhtırası döneminde, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarına karar veren Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı emekli Tuğgeneral Ali Elverdi yaşamını yitirdi
İlişkili fotoğrafları göster
ntvmsnbc ve Ajanslar
Güncelleme: 13:27 TSİ 18 Nisan. 2010 Pazar
İSTANBUL - 68 kuşağının sembol isimleri, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam kararlarını veren emekli askeri hakim Ali Elverdi, 86 yaşında öldü.
Elverdi'nin,yediği yemeğin, nefes borusuna kaçması sonucu boğulduğu belirtildi.
Ali Elverdi, yıllardır tartışılan idamlarda, "Ankara 1 no'lu Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı" sıfatıyla imzası olan isimdi.
"3 fidan" diye anılan Gezmiş, Aslan ve İnan için 9 ekim 1971'de alınan karar, 6 mayıs 1972'de infaz edilmiş, Emekli Tuğgeneral Elverdi de idamları izlemişti.
Emeklilik sonrası siyaset de yapan Ali elverdi, Çankaya'daki evinde yemek yerken fenalaştı. hastaneye kaldırılırken, ambulansta ölen emekli hakimin, yediği yemeğin, nefes borusunu tıkadığı açıklandı.
Emekli Tuğgeneral Elverdi, salı günü, askeri törenle toprağa verilecek. |
Bu siradan bir olum haberi esasinda.
80 kusur yasina gelmis bir adam oluyor.
Ama olum sebebi belki de Allah'in buyuk bir hikmetini ortaya koyuyor.
| Alıntı: |
| Elverdi'nin,yediği yemeğin, nefes borusuna kaçması sonucu boğulduğu belirtildi. |
Son anlarini yasarken acaba gozlerinin onune idamina karar verdigi gencler de gelmis midir? Kendisi nefes alamazken, idam edilen gencler de ayni sekilde bogazlari dugumlenerek, boyunlari kirilarak olmemis miydi? Ve kendisi ambulansta hastane yolunda kimbilir ne kadar ecelin nefesini hissetti...
|
 |
ali fares
13 yıl önce - Sal 20 Nis 2010, 22:02
YUSUF PENCEREDEN İZLEDİ
Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan darağacı, başgardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiğimizde Deniz bu odaya alınmıştı ve pencerenin tam karşısındaki koltukta oturuyordu. Deniz’in biraz sonra can vereceği darağacı, tam karşısında duruyordu. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz’i darağacına çıkardılar. İnfaz sürerken, odaya Yusuf’u getirdikler. Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler ve o da, Yusuf’un infazını saniye saniye gördü. Bunu kitabımda bile yazmadım, sadece Yusuf Aslan’ın, “Duydum Deniz’in sesini” sözlerine yer verdim. Biraz sonra aynı darağacında ölecek birine, arkadaşının infazını seyrettirmekten daha ağır bir işkence olabilir mi?
25 DAKİKA CAN ÇEKİŞTİ
İNFAZ kesinleşince darağacında can vermenin ne kadar süreceğini düşündüm. Hukuk Fakültesi’nde okuduğumuz “Adli Tıp” kitabında, asılarak ölümün birkaç dakika içinde gerçekleşeceği yazıyordu. Deniz’in infazını unutamıyorum. Deniz’in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi anlatamam. Avukat arkadaşım Mükerrem Erdoğan’la birlikte cezaevi doktoru ile tartışmaya başladık. Bunu fark eden cellat yanımıza yaklaştı ve “Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandım. İnfaz çift ilmik kullandığım için uzadı” dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazın, çift ilmik atılarak 25 dakika sürmesinin adı da, “işkencedir”. Cellatın açıklamasından sonra duruma itiraz edince, Yusuf ve Hüseyin’in infazlarında tek ilmik kullanıldı.
87 YILIMIN EN ZOR ANI
Halit Çelenk idam gecesini “87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi sizlere anlatamam” sözleriyle ifade etti. Çelenk idamın üzerinden 35 yıl geçmesine karşın o geceyi dair her şeyi çok net hatırlıyor.
MAHKEME BAŞKANI SİGARA İÇTİ.
DENİZLERİN idamı sırasında gözümün önünden gitmeyen bir başka sahne ise, idam cezasını veren mahkemenin başkanı Ali Elverdi’nin, bir ağaca dayanarak sigara içmesidir. Deniz, Yusuf ve Hüseyin darağacına doğru yürürlerken Elverdi, sigarasını tüttürüp havaya üflüyordu. Ben bu davranışı da, bir işkence olarak tanımlıyorum. Çünkü o sigara acı değil, bir keyif sigarasıydı.
DENİZ'İN AYAKLARI MASAYA DEĞDİ...
DENİZ, sehpaya çıkarıldıktan sonra ayaklarının altındaki tabureyi kendisi tekmeledi. Tabure masanın üzerinde bir süre döndükten sonra düştü. Ancak Deniz boşlukta asılı kalmadı. Çünkü boyu uzun olduğu için ayakları masaya değiyordu. Bu durumu gören Savcı Yardımcısı Veysi Sami, cellatı uyararak, “masayı çek, masayı çek” diye bağırdı. Bu süre içinde Deniz’in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Darağacındaki kişinin o saniyelerde neler yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Deniz’in boyunun uzun olduğunu bile bile, ayaklarının değeceği bir masa konulması, “işkence”den başka hangi sözle açıklanabilir?
Yassıada’da babama aktör gibi rol yaptırdılar
ADNAN Menderes’in, idamına saatler kale prostat kontrolünden geçirilmesine ilişkin tartışmalar sürerken, Menderes gibi idama mahkum edilen, ancak yaşı nedeniyle cezası infaz edilmeyen 3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a, tutuklu bulunduğu Yassıada’da rol yaptırıldığı ortaya çıktı. Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy, yıllardır gösterilen Bayar ve Menderes’in Yassıada’ya getiriliş sahnesine ilişkin filmin, bir mizansen olduğunu söyledi.
1960 İhtilali’ne ilişkin belgesellerde de kullanılan görüntülerin, Bayar, Menderes ve gözaltındaki diğer siyasilerin Yassıada’ya getirilmelerinden çok sonra çekildiğini belirten Nilüfer Gürsoy, “Babamın ve Menderes’e aktör gibi rol yaptırmışlar.
Babamın intihar girişimine, rol yapmaya zorlanması neden olmuş” dedi. Gürsoy, idam cezası infaz edilen Adnan Menderes’e ilişkin görüntülerin çoğunun gerçekleri yansımadığını belirtti. Menderes’in, odadan odaya geçişini gösteren filmin de mizansen olduğunu vurgulayan Gürsoy, “Gerek babamın, gerekse Menderes’in ayrı ayrı tutuldukları odalardan çıkmalarına izin dahi verilmiyordu. Menderes’e zorla rol yaptırıldığı gibi, filmde sevimsiz görünmesi için makyaj yapılarak kamera karşısına geçirildiğini de biliyorum” dedi.
|
 |
bulent.u
13 yıl önce - Sal 20 Nis 2010, 22:38
Saf bir genç...
O zamanlar Sovyetler Birliği çok güçlüydü. O denli güçlü olması, Amerikaya baş kaldırması, popüleritesini arttırıyordu...Ve üniversite gençliğinin sosyalizme hayranlığı Türkiye için bir tehdit oluşturuyordu.
Sosyalizm çok modaydı. Solcu olmayanlar entellektüel kabul edilmezdi. O zamanlar sosyalizm, komünizm özgürlük gibi gösteriliyordu. Türkiyede bu ideolojiyi körükleyip oy toplayan partiler epey oy aldılar, iktidar oldular...
Sonrası malum. Sovyetler birliği çökünce, sosyalizmin havası kalmadı. Tehdit olmaktan çıktı. Eski sosyalistler Atatürkçü oldular.
Eğer Deniz Geçmiş bugün yaşasaydı. Yine aynı ideoloji peşinde koşarmıydı acaba ?
Yada Deniz Gezmiş bugün aynı ideolojilerle ortaya çıksa idam edilir miydi ?
Asla.
|
 |
mesut_tr
13 yıl önce - Sal 20 Nis 2010, 22:55
Allah'in isine bak ya, onlari daragaci'na yollarken ve aci icinde ölmelerini seyrederken kendi Allah'in nimetlerini tadarken ölüyor..
Hayat iste, etme bulma dünyasi, siradan bir yemek yiyecekken bogulup gidiyo, ne kadar da tuhaf, deniz'i, hüseyin'i, yusuf'u daragacina yollamisti zamaninda.. 
|
 |
esra_06
13 yıl önce - Çrş 21 Nis 2010, 17:40
kesinlikle milli kahramandır Atatürk'ten sonra bu ülkenin görmüş olduğu en büyük ikinci kahramandır!
|
 |
MeteHan!
13 yıl önce - Çrş 21 Nis 2010, 17:43
İdamı esnasında telkin için gelen imamı istememiş.
Bir arkadaş söylemişti.
|
 |
esra_06
13 yıl önce - Çrş 21 Nis 2010, 17:46
| Alıntı: |
| kardeş heralde şaka yapıyorsun.başlıkta milli kahraman deniyor.başka şeyle karıştırmayın.1000ler ce milli kahramanımız var.sen siteye proveke icinmi girdin ? |
bu benim düşüncem lütfen herkes birbirinin düşüncesine saygılı olsun! ayrıca ne provekesi ya sadece görüşümü paylaşıyorum
|
 |
ibrahim alıcı
13 yıl önce - Çrş 21 Nis 2010, 18:08
| Alıntı: |
İdamı esnasında telkin için gelen imamı istememiş.
Bir arkadaş söylemişti. |
Darağacın'da üç fidan'ı okudum.Evet,tabiki'de telkin için imam istemediler.
Herkes kendi inancın'dan dolayı sorumludur,Asılan gençler'de Allah inancı olmaması kendilerine kalmıştır.Ancak bu gençler'in inançlara'da saygısı yok'du,Deniz Gezmiş camii cemaatine saldırmış birisi'dir.
Günahlarını Allah affetsin,Mekanı cennet olsun ne diyelim.
Bu memleket'de idam edilmeden önce namaz kılan,elinde Kur'an ile tekbirlerle o idam sehbası'na yürüyen,ip boynuna geçirildiğin'de başkaları gibi slogan atmayan Vatana,Devlete sövmeyen son sözü ''Kelime-i Şadadet'' olup,Allah devlete ve millete zeval vermesin diyen gençler'de oldu.
Ancak o gençler üzerin'den kimse nemalanmadı,bugün isimleri bile bilinmez çünkü onların tek derdi din ve devlet aşkıydı.
|
 |
Mehmet.21
13 yıl önce - Çrş 21 Nis 2010, 19:10
Deniz Gezmiş'in hakkında hiçbirşey bilmesem dahi; onu bu kadar insan seviyorsa
ve ölümüne sebep olan yöneticiler bu ülkeyi o zamandan beri bir yerelere getirip geliştiremedilerse ben bu genç insana saygı duyarım.
|
 |
sayfa 11  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|