1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 10  |
 |
ercan tuna
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 19:51
yada
| herif bir tanede çam alalım |
cümlelerini AVM'lerde duyuyordum söyleyenlerde yurdum insanı orta direk vatandaş Oo gece iyi yıllar diyen herkese sizede hayırlı akşamlar diyerek noktayı koydum
|
 |
Halime BÜYÜKGÜZEL
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 20:05
"Çam ağacı süslemek bir Türk geleneğidir"
Bu ve benzeri konulara dair Cumhuriyet Üniversitesi Prof. Dr. Necati DEMİR hocamızın yaptığı bir çalışmayı inceleme fırsatım olmuştu. Çalışmanın sonucu baya etkileciydi.
Çam ağacı süslemek; Türklerde genelde yılbaşı sayılan nevruz günlerinde Gök Tanrı'ya şükretmek için, çağ ağacının etrafında oturulmasıyla ortaya çıkmıştır. Zaten göçebe yaşayan Türkler, baharın gelişiyle çadırlarından çıkar, ağaç altlarını oturma yerleri olarak kullanılarmış. Zamanla çeşitli çiçekler ve renkli bitkilerle ağaçlara renk katılmış ve farklı bir gelenek olarak nevruz günlerinde ağaç gölgesinde oturmalar olmuştur. Mete Han zamanında başlayan bu gelenek daha sonra batılı ülkelerin sahip çıkmasıyla bizlere unutturulmuş..
Türkler, her zaman ağaca, doğaya çok önem verdikleri için mutlaka her gittikleri yere ağaçlar diker, ve bir şekilde inandıkları dine göre Yaratıcı'ya şükrederlermiş.. Hala da öyle değil mi, Peygamber Efendimizin hadis-i şerifi üzerine ("kıyamet gününde bile ağaç dikiniz") ağaç dikmeyi seviyoruz, insanların nefes almasına vesile olduğu için ağaçları önemsiyoruz..
Geçmişte de yine aynı mantıkla ağaç kutsal sayılıp, çiçeklerle süslenmiş olabilir..
Ki bence doğru.
Bu doğruluğa inanmamın sn Çığ ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Noel inancıyla özleştirildiği için bize uzak geliyor olabilir; ancak eski Türk topluluklarının anlatılıdığı görsel çizimlerde ağaç ön plana fazlasıyla çıkarılmıştır.
Biz sahip çıkmazsak, başkalarının olur.. Tıpkı Nevruz'a sahip çıkılmaya çalışıldığı gibi.. Tıpkı; zeybeğin, ebru sanatının, baklavanın, yoğurdun ...vb. Yunanistan'a mal edilmeye başlanması gibi..
Ön yargılardan sıyrılıp, düşünmekte fayda var..
Temizliği bile bizden öğrenen avrupa milletlerinin ağaca değer vermesi, evlerinde baş köşeye koymaları şaşırtıcı..
|
 |
Kemal Yılmam
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 20:37
Çam ağaçları sıcak olmayan, karasal iklimlerde yani soğuk yerlerde yetişir. Orta Asya'da tam böyle bir yerdi.
Ayrıca Türklerin hayat ağacı efsaneleride vardır. Bir ağacın yarıldığı ve içinden türedikleri destan vardı, şimdi adını hatırlamıyorum.
Tarih dersinde görmedim ama Edebiyat dersinde okuduğumuz destanlarda Türklerde ağacın kutsal olduğu anlaşılabiliyordu. Ayrıca Gök Tanrı inancına görede kutsal olan doğal şeyler vardı. Dağ, nehir ve ağaç gibi.
Ben o programıda izlemiştim. Muazzez İlmiye Çığ, bunun günlerin uzamaya başlaması nedeniyle yapıldığını söylüyordu. Ayrıca ağaç süsleme işininde 16.yy da başladığını söylüyor. Yani ''Türkler küçük çam ağacını evlerine koyup, şöminelerini yakıp cingıl belsi söylüyorlardı'' demedi.
Birde unutmayınki tuvalet, matbaa, barut, pusula gibi şeyler Doğu'dan Batı'ya geçmiştir. Bu niye geçmesin.
Kaldıki pantolan bile ilk kez Avrupa Hunları'ndan görülüp alınmış.
Birde Dr.Çığ ''Alın bunu evinize koyun''da demedi. Sadece bulunan belgeleri anlattı. Birde bu belgeleri kendisinin bulmadığınıda, başkasının kendisine bunu söylediğinide açıklamıştı.
Tarih araştırılarak gelişir. Şu an da bildiğimiz Tarihin dışında bir sürü şey olmuş olabilir.
Orhun hitabeleri bile 19.yy'da bulunmuştu. Troy'da öyle.
Yani bazı yeni şeyler araştırıla araştırıla ortaya çıkacak. Beklemekle olmuyor.
Kaldıki Sovyetler dağıldığından beri Orta Asya'da bir çok araştırmalar yapılmaya başlandı. Daha yapılacak ve yapıla yapıla bazı yeni şeyler öğreniceğiz.
|
 |
Alper 34
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 20:38
| Alıntı: |
| Çam ağacı süslemek; Türklerde genelde yılbaşı sayılan nevruz günlerinde Gök Tanrı'ya şükretmek için, çağ ağacının etrafında oturulmasıyla ortaya çıkmıştır. Zaten göçebe yaşayan Türkler, baharın gelişiyle çadırlarından çıkar, ağaç altlarını oturma yerleri olarak kullanılarmış. Zamanla çeşitli çiçekler ve renkli bitkilerle ağaçlara renk katılmış ve farklı bir gelenek olarak nevruz günlerinde ağaç gölgesinde oturmalar olmuştur. Mete Han zamanında başlayan bu gelenek daha sonra batılı ülkelerin sahip çıkmasıyla bizlere unutturulmuş.. |
Nevruz kelimesi farsça bir kelimedir ve "yenigün" anlamına gelir türk adeti değil farsi adetidir türkler iran medeniyetinden çok etkilenmiştir bundan dolayıdırki farsçadan türkçeye bir çok kelime geçmiştir dahası bir zamanlar farsça devlet dili olmuş ve son olarakta nevruzda ateşten atlama hadisesi , islam öncesi farsilerin mecusi (ateşe tapma) inancından kalmış olma ihtimali yüksektir her ne olursa olsun nevruz iran kökenli bir etkinliktir.
| Alıntı: |
| Türkler, her zaman ağaca, doğaya çok önem verdikleri için mutlaka her gittikleri yere ağaçlar diker, ve bir şekilde inandıkları dine göre Yaratıcı'ya şükrederlermiş.. Hala da öyle değil mi, |
Öyle olsaydı ortaasyada ve anadoluda bir amazon ormanı olması lazım gelirdi
|
 |
Kemal Yılmam
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 20:42
| Alıntı: |
| Öyle olsaydı ortaasyada ve anadoluda bir amazon ormanı olması lazım gelirdi |
Zaten Ankara Savaşın'da Timur'un fillerini saklıya bileceği kadar büyüklükte ormanlar Ankara ve çevresinde varmış. Ama daha sonra insanlar tarafından bu ormanlar yok edilmiş.
|
 |
Halime BÜYÜKGÜZEL
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 21:00
Alper Bey,
Perslerin tarihine iyi bakmak lazım..
Kaldı ki, Orta Asya bozkırlarında Nevruz Milli Bayramdır. Ergenekon'dan çıktığımız, yeniden doğduğumuz gündür..
Kemal Bey, söylediklerinize bütünüyle katılıyorum.
Saygılar.
|
 |
Tevfik Akdora
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 21:07
| Alıntı: |
| Öyle olsaydı ortaasyada ve anadoluda bir amazon ormanı olması lazım gelirdi |
Bu bilimsel tespiti için Alper34'ü kutlamak lazım.Tarihi böyle yorumlayan eşsiz beyinlere bu ülkenin ihtiyacı olmuştur hep(umarım bu bir şakadır).
|
 |
Alper 34
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 21:19
| Alıntı: |
Alper Bey,
Perslerin tarihine iyi bakmak lazım..
Kaldı ki, Orta Asya bozkırlarında Nevruz Milli Bayramdır. Ergenekon'dan çıktığımız, yeniden doğduğumuz gündür.. |
Halime hanım bende buna vurgu yaptım perslerin ,yani farsilerin büyük bir medeniyet inşa ettiğini ve bu medeniyetten türklerin çok etkilendiğini ifade etmeye çalıştım nasılki müslümanlık bizlere araplardan gelme bir din olmasına karşın bugün dilimizde kullanılan peygamber,namaz,abdest gibi kelimeler farsçadır.
| Alıntı: |
| Bu bilimsel tespiti için Alper34'ü kutlamak lazım.Tarihi böyle yorumlayan eşsiz beyinlere bu ülkenin ihtiyacı olmuştur hep(umarım bu bir şakadır). |
Bu ülkenin sazanlara daha çok ihtiyacı var.
|
 |
Halime BÜYÜKGÜZEL
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 21:39
Alper Bey,
Fars adıyla İran sınırlarında kurulan bir devlet var mıdır? Ya da orası asırlardır Türk Yurdu değil midir?
Bugün "Güney Azerbaycan" adıyla anılan bölge neresidir?
İstanbul'dan sonra en fazla Türk nüfusunun olduğu şehir İran'da değil midir?
Yani burdan hareketle, İran'ın asırlardır Türk Devleti, Nevruz'un ise Türk Milli Bayramı olduğunu söyleyebiliriz..
Kelimeler konusunda etkilenme olmuştur evet ancak Nevruz geleneği öz be öz Türk geleneğidir.
Ateşe tapanlarla - Nevruz arasında ilişki kurmak bence yanlış bir tutum. Nevruz sadece ateşten atlamak değildir. Kaldı ki, Türkler Ergenekondan demirleri eriterek ve Asena'nın gösterdiği yoldan çıkmışlardır. Nevruzda kullanılan ateş, Türklerin ana mesleklerinden olan demirciliğe atıfta bulunmak içindir.
Bizim olana sahip çıkmak lazım..
Sonra sokaklarda Bayram Günü cinayetler işlenir..
Türk'ün Milli Bayramı, Türk'e yaraşır şekilde kut'lanılmalıdır.
|
 |
Tevfik Akdora
13 yıl önce - Pzr 03 Oca 2010, 21:49
| Alıntı: |
| Bu ülkenin sazanlara daha çok ihtiyacı var. |
Ciddi bir konunun içine saçma yorumlarıyla limon sıkan biri olarak benle birlikte halime hanım ve kemal beye de aynı ithamı gerçekleştirmiş olmak biraz garip doğrusu.
| Alıntı: |
| Zaten Ankara Savaşın'da Timur'un fillerini saklıya bileceği kadar büyüklükte ormanlar Ankara ve çevresinde varmış. Ama daha sonra insanlar tarafından bu ormanlar yok edilmiş. |
| Alıntı: |
Kemal Bey, söylediklerinize bütünüyle katılıyorum.
Saygılar |
Konuya dönersek; Muazzez İlmiye Çığ gibi bir bilim insanının sözlerine bu kadar muhalif olunmasının ana sebebinin yine sitedeki bilindik laik-dindar tartışmasına getirilmesi olduğunu düşünüyorum. Sayın Çığ'ın bu tip konulardaki görüşlerine her ne kadar katılmasamda Sümer Uygarlığı hakkındaki yazılarını okuyup ta kendisine saygı duymamak mümkün olamaz.
|
 |
sayfa 10  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|