Ana Sayfa 892 bin Türkiye Fotoğrafı
Ölüm
« önceki   123456 ... 91011   sonraki »
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Zafer

3 yıl önce - Prş 02 Arl 2010, 16:53
Ölüm


Vallahi de ölüm var, billahi de ölüm var. Bir de bilirseniz ölümden sonra kabir hayatı var, sorgu var, cevabınız yoksa ateşi insanlardan olan cehennem var. Nasıl korkmak gerekiyorsa Allahtan ve bela da nasıl söz verdiysek aynen öyle kul olun..

Lezzetleri acılaştırıp ağız tadınızı bozan ölümü çokça hatırlayınız. Ölüm zengine de var, fakire de, güçlüye de var güçsüze de, herkese hak olan ölüm için haırlığınız nedir? Yarına değil akşama çıkacağımıza dair senet yok elimizde, ölüm öyle ki ruh ya bir damla gibi ya da ıslak yüne dolaşan pıtrak gibi çıkacaktır, ölüm meleği gelmezden evvel nefsinize galip gelip, dünya malından eliniz ieteğiniz içekin, Allah'a kulluk etmekte gecikmeyin.

Vaadeniz doldu ölüm meleği geldi canınızı kabzetti işte bundan sonra gelen ölüm meleği ay yüzlüyse işiniz kolay yok zindan karası kötü kukulu biriyse işiniz zor, hem de çok zor, kabire kondunuz sorgucu Münker ve Nekir melekleri geldi diyecekler ki Rabbin kim, dinin ne, peygamberin kim? Cevabınız hazır mı?

Alıntı:
Ebu Hüreyre'den; Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Ölü defnedildiğinde, ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker diğerine de Nekir denir. Ölüye: "Bu adam (Rasûlüllah) hakkında ne diyorsun?" diye sorarlar. O da hayatta iken söylemekte olduğu; "O, Allah'ın kulu ve Resûlüdür. Allah'tan başka Allah olmadığına, Muhammed(s.a.s.)in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim" sözlerini söyler. Melekler; "Biz de bunu söylediğini biliyorduk zaten" derler. Sonra kabri yetmiş çarpı yetmiş zira' kadar genişletilir ve aydınlatılır. Sonra ona "Yat!" denir. "Aileme dönüp onlara haber versem mi?" diye sorar. Onlar da; "Akrabalarından en çok sevdiği kimseden başkası kendisini uyandırmayan, güveğinin uyuması gibi uyu!" derler. Böylece, yattığı yerden, Cenab-ı Allah onu tekrar diriltinceye kadar uyur.

Eğer münafık ise, "İnsanların söylediklerini duyup aynısını söylerdim, bilmiyorum" der. Melekler de, "Böyle söylediğini zaten biliyorduk" derler. Sonra arza: "Onu sıkıştır" denir. Arz onu sıkıştırır da kaburga kemikleri birbirine geçer. Allah onu yattığı bu yerden tekrar diriltinceye kadar kendisine azap edilir." (Tirmizi, Cenâiz, 70)


Ölüm dünyadan ayrılışımız, ahiretimizin başlangıcıdır.

Ölüm haktır ve her canlı ölümü tadacaktır. Ölmezden evvel ölümü çokca düşünmeyi ve Rabb'imize layık bir kul, peygamberimize layık bir ümmet olmayı cümle alemlere de hayırlı bir insan/evlat olmak için çaba gösterelim.

Ölüm acıdır.. Ölüm gerçek.. Şu musalla taşında yatan arkadaşınız/ailenizdenbiri/akrabanız/komşunuz yerinde siz de olacaksınız.. Ölümü hiç unutmayın. imanınızı her daim taze tutun.

Ölmezden evvel ölümü bilin..


Zafer.. :(


sosa1405
3 yıl önce - Prş 02 Arl 2010, 16:55

Ölüm ölüm ne güzel şey.. Güzel olmasaydı hiç ölürmüydü Muhammed (sav)..

İsmail270116
3 yıl önce - Prş 02 Arl 2010, 16:56

Harika bir konu ve çok anlamlı bir yazı olmuş tebrik ederim.Ölümü bir nebze olsun hatırlamak bile bazen çoğu şeyi değiştiriyor insanın hayatında. Ama ne yazıktır ki biz(insanlar) Dünya hayatı hiç bitmeyecekmiş gibi yaşıyoruz."Her nefis ölümü tadacaktır" bunu hiç bir zaman aklımızdan çıkarmamamız gerek.
Bunca nimet,bunca güzellik var ama neden ? Bunun bir sebebi yada bu nimetlerin bir karşılığı olmalı.
Ölümden korkmamalı,yaptığımız amellerden korkulmalı.


yavuz_016
3 yıl önce - Prş 02 Arl 2010, 16:59

Kabir azabı olarak çekilecek olan günahlarımız asıl hesap günü olan ahiret gününde ne olacak acaba?

BuGRaCaN
3 yıl önce - Prş 02 Arl 2010, 17:19

Resulullah (sav) Ebu Seleme (ra)'nin yanına girdi. Ebu Seleme'nin gözleri açık kalmıştı, onları kapattı. Sonra: "Ruh kabzedildi mi göz onu takip eder" buyurdu. Ehlinden bazıları feryad ı figan koparmıştı. Aleyhissalatu vesselam: "Kendinize kötü temennide bulunmayın, hayır dua edin! Çünkü melekler, söylediklerinize amin derler!" buyurdu. Sonra ilave etti: "Allahım, Ebu Seleme'ye mağfiret buyur! Derecesin! hidayete erenler arasında yükseli. Arkasında kalanlar arasında ona sen halef ol! Ey Alemlerin Rabbi! Ona da bize de mağfiret buyur! Ona kabrini geniş kıl, orada ona nur ver!"


levent tmr
3 yıl önce - Prş 02 Arl 2010, 17:24

İRTİHAL

Ölüm bir eşek şakasıdır
Gelir geçer göçer

Can Yücel


MURAT ÇELİK

3 yıl önce - Prş 02 Arl 2010, 17:33

Alıntı:
Kabir azabı olarak çekilecek olan günahlarımız asıl hesap günü olan ahiret gününde ne olacak acaba?


küçük günahların cezası kabirde görülecektir. büyük günahlar ise cehennemde görülecektir. çekilen ceza tekrardan cezalandırılmaz. korkunun ecele faydası yoktur. bir gün mutlaka her faniyi yakalayacak olan ölüm gelip kapımızı çalmadan "bu gün ALLAH için ne yaptım" diye sormak lazım kendi kendimize. ve kabirde sorgu melekleri gelip "namazların nerede" dediği zaman "kılamadım, vaktim yoktu, dünya hayatının güzelliklerine daldım" dememek için yarın ölecekmişiz gibi ahiret hayatı için çalışmak için hiç vakit kaybetmememiz lazım ve kaza namazları ile birlikte 5 vakit namazlarımızı büyük bir huşu içinde eksiksiz kılmamız lazım. mümkünse kul hakkı olan yakınlarımızdan helallik almak lazım ve ahirette Cenabı Hak'kın huzuruna kul hakkı ile gitmememak lazım.Cenabı Yaradan bütün Ümmeti Muhammedi kabir ve cehennem azabından korusun. bizleri ölümü herzaman hatırlayıp hakiki müslüman olarak yaşamayı nasip eden kullarından eylesin.(amin)


Hayrunisa can
3 yıl önce - Cum 03 Arl 2010, 20:38
ölüm


Her insan doğar, büyür, yaşar ve vadesi yetince ölür yani dünyasını değiştirir ebedi dünyaya adım atar ve bu insanın iradesi dışında olan bir doğa kanunudur Yüce Allah Kuran-ı Kerimde belirtmiştir

Kerim AK

3 yıl önce - Cum 03 Arl 2010, 21:46

Alıntı:
ölüm gelip kapımızı çalmadan "bu gün ALLAH için ne yaptım" diye sormak lazım

Bilinen veya bilinmeyen tüm kainatta hiç bir şey ALLAH için hiç bir şey yapamaz,kim ne yaparsa yapsın sadece kendi için yapar buna namaz,oruç,haç vb. bütün kulluklarda dahildir.

Gelelim Ölüm denen kaçınılmaz sonumuza;Erzurumlu İbrahim Hakkı, «Marifetnâme» isimli eserinde, Hazreti Muhammed'in sav ağzından ölüm olayını şöyle nakleder: «Meyyit (ölümü tadmış kişi), bedenini kimin yıkadığını, kimin kefenlediğini, namazını kimlerin kıldığını, ardından kimlerin geldiğini, lahde kimlerin indirdiğini ve kimlerin telkin verdiğini bilir.»Meyyitin yanında haykırıp, saçınızı başınızı yolmayın, ona eziyet edersiniz uyarısı da, gene meyyitin sizi görüp hâlinizden üzüntü duymasından ileri gelir.
Ölüm denen madde bedeni kullanamama hâlini tadmış kişinin mezarda «ruh olarak» diri, aklı şuuru yerinde ve dışardan gelen hitapları algılar bir halde olduğunu bize en iyi idrak ettirecek olan BUHARİ isimli hadis kitabında mevcut bir çok hadise bakılabilir.Rasûlullah Efendimiz;Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki, söylediklerimi siz onlardan daha iyi işitmezsiniz!.diye kabirdekiler için söylemiştir.İnsanlar, mezara ölmüş olarak konur ve sonra da onlar kıyâmette dirilirler şeklindeki gerçek dışı inanışı, bundan daha iyi düzeltecek bir hadis olamaz. İnsanlar, aynen şu andaki kadar aklı şuuru yerinde olarak mezarlara konurlar ve dışarıdan kendilerine yapılan hitapları rahatça işitirler.
Şimdi düşünelim... Kişi, mezârda «diri» yani «şuuru yerinde» olarak mevcut olmasa, böyle bir azab söz konusu olur mu hiç?.. Soruluyor Hz. Peygamber'e... “Ya Rasûlullah, müminlerin hangisi daha akıllı, şuurludur?.. -Ölümle başına geleceği en çok hatırlayan ve ölümötesi hayatı için en güzel şekilde hazırlananı... İşte onlar en akıllı- şuurlu olandır...” Gene bir başka ifadesinde şöyle buyuruyor: “-En şuurlu, ileri görüşlü insan odur ki, nefsini ilâhî hükümlere tâbi kılar ölümden sonra yararını göreceği fiîlleri yaparAshabdan ibni Mes'ud, kâbirde görülen azab hakkında: -Mutlaka günahkâr olanlar, kâbirlerinde azab olunurlar. Hatta hayvanlar onların seslerini işitir... dediğini Resûlullah'dan işittiği kayıtlıdır.
Bu konuda daha pek çok Rasûlullah uyarısı vardır, ilgili hadis kitaplarında okunabilir. Netice şudur ki: KİŞİ ÖLMEZ, “ÖLÜM”Ü TADAR!. Yaşam boyutunu değiştirir!.. Ölümü tatmak, denilen olay, kişinin madde bedenin kumandasını yitirip, «ruh» adı verilen halogramik dalga bedenle yaşamına kaldığı yerden devam etmesidir. Bu hâl dolayısıyla, kabre konan her kişinin şuûru yerinde aklı başındadır! Kıyâmete kadar da şuurlu olarak yaşamına devam eder. Kıyâmette de o günün şartlarına göre, yeni bedene kavuşur.
ÖLÜM tadıldıktan sonra neler olup bitiyor? ÖLÜM tadıldıgı anda kişi bir süre çevresindeki dünyayı algılamaga devam eder... Çevresinde olup bitenleri, yapılan konuşmaları, üzüntü ve feryatları aynen biyolojik bedenle yaşıyormuşçasına algılar.Bu devrede adeta bitkisel hayattaki bir insan gibidir.. Dışarıda tüm olup bitenleri algılıyor, fakat dışarıya hiç bir mesaj veremiyor.ÖLÜMÜN TADILDIĞI andan itibaren başlayıp, mahşere kadar devam edecek olan yaşam boyutuna BERZAH alemi denilir... Ölümle başlayan hayat kişinin ölümü tadıp, ruh yani halogramik dalga bedenle bâ's olmasından sonra başlayıp, kabir içinde maddeyi algılar biçimde yaşamı devam ettikçe sürer... Gerek kabire konmadan ve gerekse kabre konduktan sonra çevresinde olup biten herşeyi bu süre içinde algılamaya devam eder... Bu hâlin misâli şu dünya yaşamımızdaki henüz uyumadan evvel yataktaki hâlimize benzer ...
Yatağa yatan kişi nasıl henüz uyanıktır ve çevresinde olup bitenleri farketmektedir; yatağın sert veya yumuşaklığını hissetmektedir; işte aynı şekilde mezara konan kişi de ilk aşamada çevresinde ve mezar icinde olup biten her şeyi seyretmektedir... Yatağa girmiş uyumaya hazırlanan kişi nasıl yarı uyur vaziyette hem dışarıda olup bitenleri farkeder hem de rüya türünden şeyleri görmeye başlarsa, kabirdeki kişi de aynı şekilde hem madde mezarın dışınde ve içinde olanları algılamaktadır; hem de yavaş yavaş KENDİ KABİR ALEMİNE girmeye hazırlanmaktadır,sorgu olayından sonra (Bu sorgu olayı zahiren ve batınen çok farklı anlaşılacak bir konudur,sadece belli bir birikimi olan arkadaşlarla özelden paylaşabilirim)Bu sorgulamanın ertesinde kişi ya KÂBİR ÂLEMİNE intikal eder, ya da BERZAH ALEMİNE.
KABİR Alemi yaşamı, aynen aynen rüya alemine benzer; ne var ki, kişi rüya gördüğünün farkında değildir ve yaşamını aynen dünyada yaşıyormuşçasına değerlendirir.Nasıl dünya yaşamını gerçek yaşammıs gibi algılarsa kişi dünyada yaşarken; ayni sekilde, kendi kabir alemine geçen kişi de o boyutu gerçek yaşam gibi hisseder... Bu ya “kabir cenneti” denilen şekilde son derece huzur ve zevk verici rüyalar şeklinde devam eder; ya da “kabir cennnemi” denilen biçimde kabus türünden son derece korkunç, ızdırap verici görüntüler içinde sürer.. Bu devre kıyamete kadar böylece devam eder... Bu, kabir içindeki kişinin, kabir aleminin yaşantısıdır.. “Kişinin kabri ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarindan bir çukurdur” hadisi şerifiyle Peygamberimiz bu duruma işaret eder...
Bir de “BERZAH alemi yaşamı” vardır...FİYSEBİLİLLAH ALLÂH yolunda ŞEHİD olmuş kimseler ile, “ölmeden ölmüş” diye tarif edilen evliyaullah ve nebilerin, kabir alemi kısıtlamalarından kurtulmuş olarak, “RUH BEDENLERİYLE” serbest dolaşım şeklinde süren yaşam şeklidir.. BERZAH YAŞAMINDA... ŞEHİDLER, EVLİYAULLAH ve NEBİLER Berzah alemi içinde serbestçe gezerler dolaşırlar ve mertebelerine göre de birbirleriyle iletişim kurarlar.
Kişi, ÖLÜMÜ TATTIKTAN sonra ya kendi kabir aleminde ya da mertebesine göre berzah aleminde yaşamına devam eder. İşte, herkesi, böyle bir yaşam bekliyor!.


Hüseyin Keskin

3 yıl önce - Sal 07 Arl 2010, 14:46

Ölüm diye birşey yok ki aslında sırf bu dünyada ölüceğiz ama diğer tarafta cennete gidenler hep yaşayacak.


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET