1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 20  |
 |
alperenfatih
5 yıl önce - Sal 19 Eyl 2017, 18:51
| Alıntı: |
Bir de hiç unutamadığım bir şey var. 2005 yılında 6 yaşındaki kızımın hastanede vefat haberi gelince elimde olmayarak Allah'ım neden demişim. Hala bunu söylediğim için pişmanım. Aklıma geldikçe tevbe ediyorum Allah'ım diyorum |
Ali Bey sizin de başınız sağolsun evlat acısı da ağır bir imtihan, inşaallah sabır sizi ahirette kurtaracak. Zaman zaman ben de bu acıyı düşünüyorum düşüncesi bile dayanılmaz Allah sabır versin
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Sal 19 Eyl 2017, 20:01
Ömrün; Yarısı siyah , yarısı beyaz...Yarısı gençlik , yarısı ihtiyarlık. hala bitmeyen isteklerimiz var. Hala tükenmeyen arzularımız var...Ama bir gün kulağımıza gelecek bir ses:
"Ahirete yolcu var"... Son nefesin vaktini bilmeden yaşadığımız Dünya'da, Rabbim razı olduğu kullarından eylesin inşallah,Amin.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 20 Eyl 2017, 10:15
Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine:
– Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız, buyurur. Melekler:
– Evet, derler. Allah Teâlâ:
– Kulumun gönül meyvesini (ciğerparesini) mi kopardınız, buyurur. Melekler:
– Evet, derler. Allah Teâlâ:
– Peki, kulum ne dedi?, buyurur. Melekler:
– Sana hamdetti ve ‘innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn’ diye istircâda bulundu, derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ:
– O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da “hamd evi” koyun! buyurur.
Kaynak; Hadis-i Şerif, Tirmizi, Cenaiz 36
|
 |
Efe_Marma
5 yıl önce - Çrş 20 Eyl 2017, 13:45
dün öğlen eve geldim. mutfağa girdim. buzdolabını açıp ne yesem diye bakarken bir anda "el fatiha" sesi yükseldi. balkondan bir baktım cenaze var. çok şükür öğle yemeğim çıktı dedim. hemen ölü evine gittim. başınız sağolsun dedim. 2 pide 1 ayran getirdiler.
|
 |
Feminist_gs
5 yıl önce - Prş 21 Eyl 2017, 01:47
Soguk kanlilikla karsiliyorum. Kisa süre önce dayimi kaybettim. Kendisini cok seviyordum. Hatta gurbetten memlekete kadar gidip görmek nasip olmadi kendisini. Geri dönmeye hazirlanirken vefat haberini alip cenazesinde görmek nasip oldu. Kendisiyle helallestigimde sadece durup izledim onu.
Ardindan sunu düsündüm:
Gündelik dünya telasina sarf edilen ugras, caba, insanlara ve ise güce kafa yormak aslinda ne kadar bos ve gecici oldugunu net bir sekilde anladim ve görmüs oldum. Geride kalanlar hayatlarina bir sekilde devam ediyorlar. Onlar icin bence ölüm 3 günlük bir acidan baska bir sey degil. Bazen vefat eden insan kendini yiprattigiyla kaliyor, geride kalanlara hic bir sey olmuyor.
Bazi seylere sahit oldukca...
Sevdiklerinle daha cok ve güzel vakit gecirme istegi geliyor insanin icine. Kalbini kirdigim birisi oldumu diye düsünmüyorda degil insan.
Okunan sela insaninda tüylerini diken diken etmiyor da degil hani.
"Hersey bombos" dersiniz ve o "herseyin bombos olusunun" hissi gelir insanin icine. Tarif edilemez bir sey bu. Allah kimsenin acisini yasatmasin demeyecegim, bence yasatmali. Bir insanin ölümü bazi insanlarin kendilerinde biseylerin farkina varabilmeleri icin hatta kendilerine ceki düzen verebilmeleri icin iyi bir vesile olabilir. Gec kalmadan tövbe istigfar etmeye, kirilan kalpleri onarmaya ve gec kalinmislari yasamayada vesile olabilir.
Bu baslik altinda uzun uzun yazabilirim aslinda ama fazla sıkıcı olmamak gerek. Demem o ki ölüm hayatin bir parcasidir ve hepimiz bunu tadicaz. Önemli olan bunu kendimizde nasil degerlendirdigimiz.
|
 |
Misafir 6d0
5 yıl önce - Prş 21 Eyl 2017, 01:51
ölüm allahın emridir
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Prş 21 Eyl 2017, 10:36
İman edenler müslüman olarak ölmeyi isterler
"Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!" (YUSUF/101)
De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir. (EN'AM/162)
"Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler. (A'RAF/126)
-
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cum 22 Eyl 2017, 09:10
Azrail'in Güzelliği.!
-Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra...
Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
-''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum.
-"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
--"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."
Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:
-"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"
-"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
-"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.
İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
Ertesi gün O'na:
-"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin
Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
-"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"
-"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."
Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
-"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
-Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!..
Herkes Azrail (a.s.) nasıl bilir ve beklerse,
O da onlara öyle gözükürmüş.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cmt 23 Eyl 2017, 09:07
Sevgili kardeşlerim.!
Bu dünya vefasızdır. Hiç kimseye yar olmamıştır, bizlere de olmayacaktır.
En üst makamlarda oturanlar, tüm yetkileri ellerinde top- layanlar ve ellerinde demir gibi sağlam tapuları bulunanlar, tüm mallarını, mülklerini bırakıp gitmişlerdir.
Ölüm, yalnız onların değil, hepimizin ve tüm canlıların müşterek kaderidir.
Vaktimiz gelince, sayılı nefeslerimiz tükenince, devletin tepesinde de olsak, tıp profesörü de olsak, beyaz kefene bürü- nüp bu vefasız dünyadan göçüp gideceğiz.
Yaşam boyu hırsla, ihtirasla didinip biriktirdiğimiz mallar, arkamızda dövüş, kavga ve mahkeme kararı ile paylaşılırken, sevap ve günahlarımız bizimle birlikte kabre girecektir.
|
 |
Lokum Adam
5 yıl önce - Cmt 23 Eyl 2017, 09:09
Ölüm ALLAH C.C'nün emridir, kaçış yolu bulunmamaktadır ve illa ki olacaktır. O yüzden Ahiret Hayatına güzel hazırlanmalıyız.
|
 |
sayfa 20  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|