1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 253  |
 |
turgutkuzan
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 12:24
| Alıntı: |
Allah göktedir. Bu ayetlerle sabittir. Örneğin Mülk 16, Taha 5. Allah'ın mekandan münezzeh olmasından kasıt Allah'ın bütün mekanları hakimiyeti altında tutmasıdır.
Allah her yerdedir veya mekansızdır gibi sözler sonradan ayetlerin tevil edilmesiyle uydurulmuştur. |
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.
Benim aklım karıştı.
(Haşa) Allah (c.c.)'ın daha önce bir mekanı yoktu, yerim yurdum belli olsun diye, yaratıkları için mekanlar oluştururken kendi içinde mekan olarak gökleri mi YARATTI?
Yoksa
Daha önce başka bir yerde ikamet ediyordu da, gökleri YARATINCA, burası daha güzel oldu artık burada mı ikamet edeyim dedi?
Öyleyse daha önce ikamet ettiği yeri, ikamet etmesi için kim YARATMIŞTI?
|
 |
Hasan metaşeker
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 12:34
Şöyle ilk başta hiç bir şey yok sadece Allah var. Allah alemleri yaratmaya karar veriyor. Gökleri ve yeri 6 günde yaratıyor ardından da arşa istiva ediyor. (Karar kılıyor, oturup yerleşiyor gibi bir anlamı var.) Bu arada bu dediğim ayet kendi şahsi fikrim değil.
|
 |
Ali clarkkent
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 12:34
Allah mekandan münezzehtir
Selefi genç diyor ki:
Mülk suresinin, (Göktekinin sizi yere geçirmesinden, taş yağmuruna tutmasından emin mi oldunuz?) mealindeki 16. ve 17. âyetleri, Allah’ın gökte olduğuna kesin delildir. Bunun için Allah mekandan münezzeh demek yanlıştır.
CEVAP
Bizi yere geçirecek, taş yağmuruna tutabilecek olan elbette Allahü teâlâdır. Ancak burada gökteki ifadesinden oradakinin Allah olduğunu söylemek yanlış olur. Mesela Boğaz köprüsü Demirel’in, Fatih köprüsü ise Özal’ın eseridir cümlesinden, bu köprüleri bizzat yapanların Demirel ve Özal olduğu anlaşılmaz. Başkaları yapmıştır, ama bunlar yaptırdığı için onlara nispet edilmiştir. Canları alan da Allahü teâlâdır. Fakat Azrail aleyhisselam vasıtası ile aldırır. Bize taş yağdıracak olan da Allah’tır. Fakat bunu bir melek vasıtası ile yapar. Bunun için gökteki denmiştir. Yani gökteki görevli melek demektir. İmam-ı Beydavi de, (Sizi yere batıracak veya sizi taş yağmuruna tutacak olan Allah’ın bu âlemin tedbirine vekil ettiği melekten emin misiniz?) diye açıklıyor.
Kaynak: https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1741
|
 |
turgutkuzan
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 17:18
| Alıntı: |
| Şöyle ilk başta hiç bir şey yok sadece Allah var. Allah alemleri yaratmaya karar veriyor. Gökleri ve yeri 6 günde yaratıyor ardından da arşa istiva ediyor. (Karar kılıyor, oturup yerleşiyor gibi bir anlamı var.) Bu arada bu dediğim ayet kendi şahsi fikrim değil. |
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.
Ayetler müstakil olarak değerlendirmeye tabii tutulduğunda YANLIŞ ANLAMALAR olabiliyor.
Bu nedenle ayetten anladığımızı başka ayetlerin destekleyip, desteklemediğine bakmamız gerekiyor.
Bakara Suresi 255. Ayet meali :
Allah... O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kâimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir?
O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp-kuşatamazlar.
O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır.
Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.
Hadîd Suresi 4. Ayet meali :
O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a kurulandır.
Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Kâf Suresi 16. Ayet meali :
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.
Enfâl Suresi 24. Ayet meali :
Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.
|
 |
Ertuğrul MERTEL
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 18:10
Mülk suresi 17.ayet üzerinden yapılan Tartışmaları Görünce meseleye ait görüşümü yazayım ben de .
ALLAH C.C ZATI ile Zamandan ve Mekandan MÜNEZZEHTİR Meselesi Kesindir .
HİÇ BİR KİMSE (MELEKLER DE DAHİL) O BİLDİRMEDİKTEN SONRA ZATI İLE İLGİLİ BİLGİYE HAİZ OLAMAZ . Bu sebeple ALLAH BİLİNEBİLİRLİĞİ KADARI İLE BİLİNEN BİR İLAHTIR .
Onun SOMUT Kudretinin yansıması Öncelikle TÜM SEMAVAT'ta gözükür ve Onları dizayn eden O'dur .
YERİ VE GÖKLERİ 6 GÜNDE YARATTI AYETİNDE SEMA / GÖK alemi Çoğul olarak[b] SEMALAR ifadesi ile gelir . [/b]
Ama Arkadaşların bakıp verdiği Mülk suresi 17.ayette ve Öncesindeki 16.ayetteki kelimede ise SEMAVAT geçmiyor . ESSEMA ifadesi ile BELİRLİ BİR KAT SEMA'dan bahsediliyor bir kere .
O zaman Buradan anlaşılması gereken Mevzu .
ALLAHIN GÖĞÜN BELİRLİ BİR KATINDAKİ GÜCÜNÜ KULLANARAK ORADAN GELECEK AZAPTAN EMİN OLMA MESELESİDİR , Orada bahsedilen .
Peki .
BU SOMUT OLARAK NEYE İşaret etmektedir . 1.KAT SEMA'daki BULUTLAR FIRTINA KASIRGA gibi DOĞA GÜÇLERİNE işaret ediliyor diyebiliriz burada . Dediniz diyelim . (Bana göre ACELECİ bir YORUM bu. İzah edeceğim )
PEKİ 16.AYETTEKİ aynı İFADE'yi Nasıl yorumlayacaksınız ...
ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِيَ تَمُورُۙ
BELİRLİ KAT SEMADAKİNİN
SİZİ YERİN DİBİNE GEÇİRMESİNİ nasıl anlayacaksınız .
Mevzu Oradaki BELİRLİ bir KAT SEMANIN işaret edilmesiyle ... Konu Klasik anlamdaki bir DOĞA Olayı değildir artık . DEMEMİZ GEREKİR .
Kuranı Keriym Bambaşka şeylerden bahsediyor .
BELİRLİ KAT SEMA'daki BİLEŞENLERLE
Yeryüzünün Üstündeki hayatın Kontrol edilebilirliği veya Gökyüzünde FIRTINA ve KASIRGA Oluşturulabilmesi meselesini AYET işaret ediyor .
Bu sebeple ...
ORADAKİ işaret edilen ALLAHIN O SEMADAKİ KOYDUĞU KURALLAR ÜZERİNDEN ,
Onu Kullanan birilerinin ,
Zatından doğan İLİMLE işlere müdahalesi meselesi işlenmiştir .
Neden bu anlamı verdim .
AYETTE MEN FİSSEMAİ Şeklinde geçiyor .
MEN İfadesi
KLASİK YERYÜZÜNDE YAŞAYAN ve AKILLI NEFİS SAHİBİ KİŞİYE ATFEN KULLANILIR
Ve Buradaki MEN İfadesiyle O Güce ermiş Kişilere KARŞI
KENDİNİZİ EMİN HİSSEDİYOR MUSUNUZ anlamına bürünür ayet .
Peki Bu tartışmada Ayetin dediği ile KONUNUN Tam alakası nedir .
ALLAH'a Mekan izafesi ile konunun alkası bile yok .
ÇÜNKÜ ...
MEN Kelimesini ALLAHIN ZATI İÇİN KULLANAN BİR TANE AYET GÖSTEREMEZSİNİZ .
Çünkü MEN Ölümlü varlıklar için kullanılan bir ifadedir .
Kısaca NERESİNİ tutsanız elinizde kalır bu tartışmanın .
Bu MEN'e ait anlamın bu olduğuna dair Delil de
Rahman suresi 26.ayette APAÇIKTIR .
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۚ
Onun üstünde olan BÜTÜN MEN OLANLAR (Her YAŞAYAN AKILLI NEFİS SAHİBİNİN DÜZENİ) Geçicidir .
|
 |
Ertuğrul MERTEL
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 18:34
| Alıntı: |
Benim aklım karıştı.
(Haşa) Allah (c.c.)'ın daha önce bir mekanı yoktu, yerim yurdum belli olsun diye, yaratıkları için mekanlar oluştururken kendi içinde mekan olarak gökleri mi YARATTI?
Yoksa
Daha önce başka bir yerde ikamet ediyordu da, gökleri YARATINCA, burası daha güzel oldu artık burada mı ikamet edeyim dedi?
Öyleyse daha önce ikamet ettiği yeri, ikamet etmesi için kim YARATMIŞTI? |
Turgut Kazan .
ALLAH ARŞ'A istiva etti ayeti ...
MELEKLER KATINI KUŞATTI Şeklinde NEt çevrilmesi gerekir .
Çünkü ARŞ diye İfade edilen TAHT
Meleklerin dünyayı yönettiği SALTANATIN sembolik ifadesidir .
Bu sebeple ALLAH C.C Önceden MELEKLER yerde olduğundan ONLARI YERDEN GÜDÜYORDU . FAKAT Melekler Zamanla Göğe ve Başka Bir Gezegene (Allah en doğrusunu bilir) yerleştiler ve Bu 6000 yıl süren dünyanın YAKIN ZAMANDAKİ EVRELERİNDEN birisinde oldu .
Şeklinde ayeti anlamamız lazım .
Bu sebeple .
ARŞI KONTROLÜ ALTINA ALDI demek gerekir .
YANİ Orada BÜTÜN ALEMDE OLAN İŞLERİ ALLAH ADINA TAKİP EDEN VE ONA SAYGI DUYUP TAZİM EDEN MELEKLERİN YÖNETİMİ VARDIR .
Şeklinde ayeti anlamamız lazım .
KURANA SONRADAN EKLENDİĞİNİ Söyleyen 19'cuların bahsettiği
Tevbe 128-129 ayetlerde .
ALLAHA TEVEKKÜL ET .
O RABBUL ARŞİL AZİYM'dir der .
Yani MELEKLERİN YÜCE / KONTROLÜ ÇOK GENİŞ VE GÜÇLÜ TAHTININ ORDUSU
Onun KONTROLÜNDEDİR .
der .
Bu sebeple
MELEKLERİN YÖNETİM KATI OLARAK KURAN'DA GEÇEN ARŞ kelimesini görmekteyiz .
Ve Onun MANEVİ Kontrolü ALLAH'ın indindedir diye CİBRİL bildirmektedir . ONLARI DA ÇEPEÇEVRE KUŞATIŞ BİR ALLAH VARDIR .
MELEKLER DAHİ ALLAHIN HİLAFINA HAREKET EDEMEZ .
SEN MELEKLERİ BAZ ALAN İŞLERİ BIRAK .
EĞER BİRİSİNE GÜVENECEKSEN
ZAMANDAN VE MEKANDAN MÜNEZZEH OLUP ONLARI DAHİ KUŞATMIŞ RABLERİNE TEVEKKÜL ET ve Sırtını Meleklere dahi yaslama diye AYET gelmektedir .
ALLAH'ın bir İŞARETİ ile MELEKLER ORDUSU Sana Asker olur .
Denmektedir kısaca O ayetlerde .
Ve Bu Ayet GAYBİ bir ayettir .
Kuran bütünlüğünde bakıldığında BU AYET AHİR ZAMAN ile ilgilidir .
|
 |
Hasan Pullu
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 18:44
Ebu Hanife :
”Rabbimin gökte mi yoksa yerde mi olduğunu bilmiyorum diyen kimse kâfir olur.
Aynı şekilde,
“Allahü teâlâ Arş’ın üzerindedir, Arş’ın gökte mi yoksa yerde mi olduğunu bilmiyorum” diyenin durumu da böyledir.”
--------------------------------------
Şimdi sünniliğe göre Allah göktedir ve Allah'ın eli, yüzü ve nefsi vardır.
Kelamcılar ve cehmiyye bu ifadeleri hoş görmediği için bunlara yeni çözümler getirdiler.
Ve sünnilerle kelamcılar arasında tartışma başladı.
Ebu hanife de Allah gökte demeye direnenlere yukarıdaki sözü söyleyerek tüm kapıları kapattı.
Sünnilere göre Allah arşının üzerinde gökteydi. Birileri bunu bilmiyorum derse kafir olur diyordu Ebu Hanife. Çünkü Allah arşa istiva etti ayetini ve Allah'ın gökte olduğuna dair birçok ayet ve hadısi inkar ediyordu bunu diyen kişi.
Bazı akıllılar tamam ben "Allah arşa istiva etti" ayetini inkar etmiyorum Allah arşta ama arş yerde mi gökte mi bilmiyorum diye lafı dolandırınca Ebu Hanife ikinci cümleyi de ekledi. Arş yerde mi gökte mi bilmiyorum diyen de kafir olur diyerek Allah gökte demekten kaçamazsınız demiş oldu.
Bazı tayfa Ebu hanifenin bu sözünü "Allah yerde mi gökte mi bilmiyorum diyen kişi kafir olur çünkü Allah mekandan münezzehtir" demek istedi diye tevil etmeye çalışıyor. Oysa ikinci cümle birinci cümlenin paralelinde Arşın gökte oluşunun (yerini) inkarına delalet ettiği için burada birinci cümlede de Allah'ın gökte oluşunun inkarının küfre nispet edildiği rahatlıkla anlaşılır.
|
 |
Ertuğrul MERTEL
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 19:24
Biz O Çağda GÖK neyi ifade ederi bugün bilmiyoruz ki ...
Kendi kafamıza göre GÖK diyoruz .
Onlar GÖK' deyince MELEKLERİN KATINI ANLIYORDU . Müslüman Alemi MELEKLER konusunda O kadar UNUTMUŞ ki herşeyi .
GÖK deyince .
Zannediyor ki FİZİKİ GÖK'temiydir yerde midir şeklinde anlaşılıyor .
Allah GÖK'tedir diyen Cariyenin AZAD sebebi de Dediğim Açıklama sebebiyledir .
ONUN TASARRUFU MELEKLERİN GÜCÜNÜN ÜSTÜNDE 'dir anlamına geliyor . VE ONLAR ALLAH NE DER İSE ONU YAPABİLİR . ONLARIN KENDİLERİNE GÖRE BİR PLANI OLSA DAHİ ALLAH ONLARI KUŞATIR VE PLANLARINI GEREKİRSE BOZAR demek . Çünkü Yerdekileri İşte O GÖKTEKİLER yönetiyor ...
Onları da ALLAH .
GÖK TANRI inancı da aynı şekilde . KURAN ASINDA GÖK TENGRİ inancı ile BİREBİR uyumlu bğr METİN . Çünkü Dünküler MELEKLERİ çok iyi biliyordu ve Onların GÖKTE olduklarını . Onlarında Üstünde Tasarruf sahibi Olan TANRI DEMEK GÖK TENGRİ .
KURANDAKİ DEYİMİ İSE .
ALLAH ARŞA İSTİVA ETTİ .
Bugünkü Müslümanlar O konuda ZIR CAHİL .
Kendi dünümden biliyorum.
Bizim DİNİ Eğitim sisteminde MELEK diye bir şey yok .
|
 |
Nihat Joseph Ilkay
1 yıl önce - Çrş 16 Şub 2022, 20:41
Allah'ın nerede olduğu konusunda Kuran bize herhangi bir bilgi vermiyor. Hiçbir şeye benzemeyen (İhlas 4) bir varlığa fiziki bir makam belirlemek gerçekci değildir. Kuranda geçen; Allah arşa istiva etti (Furkan 59), Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvendemisiniz (Mülk 16) Gökte ve yerde olan tek Allahtır (Enam 3) ayetlerinde geçen konumlar Allah'ın fiziki konumu hakkında değil, gücü ve saltanatıyla ilgili sembolik anlatımlardır. Eski Ahitte, Allah evreni 6 evrede yarattıktan sonra 7. evrede istirahat ettiği yazar. Kuran'da Allah'ın arşa istiva etmesi bu iddiaya karşı bir cevaptır. Kral tahta oturdu cümlesi Kralın fiziki olarak bir yerde oturduğunu değil yönetimin başında faal olarak bulunduğunu anlatır. Allah arşa istiva etti cümleside yaratılıştan sonra Allah'ın bir kenara çekilmediğini yönetimde faal olduğunu anlatır.
|
 |
turgutkuzan
1 yıl önce - Prş 17 Şub 2022, 11:46
| Alıntı: |
| ALLAH C.C ZATI ile Zamandan ve Mekandan MÜNEZZEHTİR Meselesi Kesindir . |
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.
Besairul Kuran Tefsiri isimli eserin Mülk suresi 16. ayeti ile ilgili bölümünde şu ifadeler mevcuttur :
| Alıntı: |
Allah zamandan ve mekândan münezzehtir diyoruz ve işi eksik bırakıyoruz.
Peki soruyoruz şimdi: Madem ki Allah zamandan ve mekândan münezzehtir, o halde bugün, bu saatte yok mu Allah?
Yani idrak ettiğimiz şu zamanda Allah yok mu? Öyle değil mi?
Şu anda bir zaman içindeyiz, bu zamanda Allah yok mu?
Veya eğer Allah mekândan münezzehse, peki burada yok mu Allah?
Mekândan münezzeh diyoruz ya!
Şu içinde bulunduğumuz mekânda Allah yok mu?
Hayır burada da, bu zamanda da Allah vardır.
Öyleyse bu anlatım tarzı da yanlıştır.
Halbuki bakın Allah kendini bize anlatırken böyle anlatmıyor.
“Allahu münezzehün zamanun, münezzehün me-kânün”
diye bir âyet, ya da hadis yoktur. Bu bizim anlatımımızdır ve yanlıştır. Bakın halbuki Allah kendini bize anlatırken bu ifadeleri kullanmıyor.
....
“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.” (Şûra 11)
Allah’ın benzeri hiçbir şey yoktur. Allah’ın ZATINDA, sıfatlarında ve fiillerinde benzeri yoktur.
Zâtı, sıfatları ve fiilleri konusunda hiçbir şey Allah gibi değildir.
Âyet-i kerîmedeki ‘misl’ kelimesinden anlıyoruz ki, Allah’ın değil aynısını düşünmek, O’nun benzeri bile yoktur.
Zatı konusunda bu böyle olduğu gibi, sıfatları konusunda böyledir.
O’nun sıfatlarına sahip hiç kimse yoktur.
Fiilleri konusunda da O’na benzer kimse olamaz.
Yani O’nun yaptıklarını yapacak yoktur, O’nun sıfatlarına sahip olan yoktur.
Buna göre şöyle diyeceğiz:
Allah semâvâttadır, Allah semâdadır, ama bildiğimiz, bilmediğimiz varlıkların, gördüğümüz görmediğimiz maddelerin semâda oluşu gibi semâda değildir.
Çünkü O hiçbir şeye benzemez, hiçbir şey de O’nun misli değildir. Allah semâdadır ama meselâ yıldızın semâda oluşu gibi değildir.
Allah semâdadır ama bulutun semâda oluşu, yahut kuşun semâda oluşu gibi değildir.
Allah semâdadır ama Allah'ça bir semâda oluşla semâdadır diyoruz.
Allah arzdadır da ama benim gibi mi? Hayır. Soba gibi mi? Evin arzda oluşu gibi mi?
Hayır, Allah'ça bir arzda oluşla Rabbimiz arzdadır diyoruz.
Rabbimizin sıfatları konusunda da aynı şeyleri söylemiyor muyduk?
Meselâ bakın Allah’ın görmesi gibi konularda hiç problem çıkmamıştır.
Allah’ın gördüğü konusunda tüm ümmet ittifak etmiştir.
Ama nasıl gördüğünü bilmeyiz demiş ve işi bitirmişlerdir.
Allah'ça görür demişler ve hiç de ihtilafa düşmemişlerdir bu konuda.
Veya Allah işitir mi? Evet. Peki nasıl işitir? Allah'ça işitir.
İşitmek için bizim gibi kulağa, ses ihtizazlarına ihtiyacı yoktur O’nun.
Peki Allah'ın eli var mı? Bu sefer bocalamışlar. Acaba el mi ki? Desek mi ki? Demesek mi ki?
Acaba mutlak mı, değil mi? Halbuki önceki gibi deseler iş bitecek. Yani evet, Allah elinden söz ediyor ama mahiyetini bilemeyiz, Allah'ça bir ele sahiptir deseler iş bitecek.
Ama nedense kimi konularda bunu derken, nasılını bilmeyiz derken, kimilerinde akıllarına gelmiyor galiba.
İşte burada da böyledir. Rahmân olarak, Rahmetiyle, ilmiyle, güç ve kuvvetiyle, Allah’ça bir sıfatıyla, Allah’ça bir var oluşla Allah hep yanımızda ve bizimle beraberdir.
O’nu bir yerlere hapsetmeye hakkımız yoktur.
Hadîd sûresinde şöyle buyrulur:
Siz neredeyseniz o Allah sizinle beraberdir. Siz neredeyseniz, hangi ortamdaysanız, Allah sizin yanı başınızdadır, sizinle beraberdir.
Rabb, Rezzak, Rahmân, Kâdir olarak hep bizimledir. Yerken, içerken, konuşurken, severken, küserken Allah hep yanımızdadır. |
|
 |
sayfa 253  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|