Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
Besim
18 yıl önce - Pts 06 Eyl 2004, 18:18



Vedat BEHAR

13 yıl önce - Çrş 02 Eyl 2009, 14:11

Alıntı:
Madem elimizi bulaştırdık...

Aslında sıkıcı ve B.S.'nin "uyarı" sadedinde söylediği gibi, "tehlikeli" bir konuya girdiğimin farkındayım. Ne yapalım, başladık bir kere, bitirelim gitsin.

Konuyu biliyorsunuz:

Bir Türk Yahudisi olan Benjamin Yafet, "Debarkader" adlı yazışma grubunda aylardır Türkiye'ye ve Türklere küfrediyor, tehditler savuruyor. Yahudiler olarak and içmişler, İsrail bugün her türlü Arap devletlerinin toplamını harp halinde kesin yenermiş ve isterse de yok edebilirmiş. Bu denkleme İran'ı ve Türkiye'yi de katabilirmişiz, sonuç değişmezmiş. Kaldı ki, "Türkiye'ye askeri silah teknolojisi transferini kendileri, yani İsrail" yapıyormuş. Ayrıca bir termo nükleer bomba Texas eyaleti büyüklüğünde bir memleketi harabeye çevirebilirmiş, filan.

Bir deli zırvası deyip geçmek de mümkündü.

Fakat bu deli, aylardır aynı grupta Yeni Şafak gazetesini ve bazı yazarlarımızı hedef gösteren yazılar yazıyor. Kimse de itiraz etmiyor.

Ben deşifre edince kıyamet koptu.

Bir arkadaşı (Denis isimli biri) Benjamin Yafet'e, sonuna kadar haklı olduğunu, ama beyinsiz vedreler ve boktan Türklerle (bunlar biz oluyoruz) uğraşacağım derken "İsrail'in çıkarlarına zarar verdiğini" yazıyordu.

Denis adlı kişinin (soyadı bende saklı) Benjamin Yafet'e yazdığı ikinci uyarı mektubu da şöyle:

"Selam Beno,

Hükümetin kontrolündeki sağcı basının İsrail ve Yahudiler hakkındaki iftira ve çarpıtma içeren yazıları konusunda seninle hemfikiriz. Hemfikir olmadığımız husus, bu olguyla nasıl mücadele edilmesi gerektiğidir.

Ben, hükümetin kontrolünde olmayan Vakit türü paçavralarla TC devletinin savcılarının uğraşması gerektiğini, bunun da Hahambaşılığın yaptığı gibi yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yeni Şafak türü gazetelerle ise mücadelenin, bu kişilerin yazdıkları zırvaları ABD ve AB kamuoyuna maletmekle, onları bilgilendirmekle yapılabileceğini düşünüyorum.

Mainstream Sabah ve Hürriyet türü gazetelerin ise, yazarlarını eğiterek, onlarla diyalog kurularak yapılabileceğini düşünüyorum..."

Bunlar Türk...

Bir bölümü ABD'de, İsrail'de yaşıyor ama, kimliklerinde "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır" yazıyor. İsrail'in çıkarları öyle gerektirdiği için, Sabah ve Hürriyet gibi gazetelerin yazarlarını "eğiteceklermiş", bizim gibilerin (beyinsiz vedrelerin ve boktan Türklerin) yazdıklarını da ABD ve AB kamuoyuna maledeceklermiş; yani jurnalleyeceklermiş. Ötekisiyle Hahambaşılık uğraşıyormuş zaten.

Önceki gün, bütün bu yazışmalara (iki gündür örneğini verdiğim tehdit ve küfürlere) yataklık eden Debarkader yazışma grubunun moderatörü Rafael Sadi'den bir mektup aldım.

Sadi, özetle, Yafet'in yazdıklarına katılmadığını ama Debarkader'in "demokratik bir platform" olduğunu ve herkesin fikrini özgürce seslendirebileceğini, bir mesajdan yola çıkarak bütün bir Yahudi ve İsrail toplumunu mahkum etmemem gerektiğini söylüyor.

Dahası, Benjamin Yafet'in grupla ilişkisinin kesildiğini, ama "ettiği küfürleri çıkarırsak, yazdıklarında temelde haklı olduğunu" göreceğimizi iddia ediyor.

Bu tartışmayı daha fazla uzatmak istemiyorum, ama bazı söyleyeceklerim var.

Önce Sadi Bey'e...

Sadi Bey, ikinci yazımda bütün bir Yahudi toplumunu suçlamadığımı, itirazlarımın temelinde "cemaat içinde azınlık olan ama sesi çok çıkan bazı çürük yumurtaların" bulunduğunu tüm açıklığıyla yazmıştım.

Bir kez daha yineliyorum işte.

Fakat nedense, tüm çürük yumurtalar da, moderatörlüğünü yaptığınız grupta toplanmış durumda. Geriye doğru bir tarama yapın bakalım, Türkiye aleyhtarı olmayan kaç mesaj gösterebileceksiniz bana?

Hem, Benjamin Yafet temelde haklıysa, niçin gruptan attınız?

Hadi diyelim ki İsrail'in (ya da Türkiye'nin) çıkarlarına zarar veriyordu ve atıldı; bunu niçin daha önce (ben deşifre etmeden önce) düşünmediniz? Yafet aylardır aynı şeyleri yazıyor. Niçin zamanında müdahale etmediniz?

Bir çift söz de Denis adlı şahsa:

Denis koçum; arada sırada özel maillerini alıyorum. Kendince bilgi verip, bazı yanlışlarımı düzeltiyorsun. Sağduyulu, sevecen, muhatabını incitmemeye özen gösteren bir üslubun var.

Fakat gıyabımda (gıyabımızda) yazdıklarında, nedense (neden acaba?) bambaşka bir halete bürünüyorsun; "beyinsiz vedre", "boktan Türkler" vs...

Bu kadar "iki yüzlü" olmayı nasıl başarıyorsun? (Ahmet Kekeç)


Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama

MADDE 216. - (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


emreberkay
13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 09:55



sayfa 2
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET