Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
Elazığ Efsaneleri

Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)

EN ÇOK İLGİNİZİ ÇEKEN EFSANE?
SÜT KALESİ EFSANESİ
8.3%
 8.3%  [2]
ÇAYDA ÇIRA EFSANESİ
16.7%
 16.7%  [4]
ARAP BABA EFSANESİ
29.2%
 29.2%  [7]
HAZAR BABA EFSANESİ
0.0%
 0.0%  [0]
HAZAR GÖLÜ EFSANESİ
37.5%
 37.5%  [9]
TAŞ OLAN KADIN EFSANESİ
8.3%
 8.3%  [2]
Toplam Oy : 24

Emre Özdemir23
4 yıl önce - Cmt 05 Arl 2009, 20:17
Elazığ Efsaneleri


SÜT KALESİ EFSANESİ



(+)


Harput kalesinin bir adıda Süt kalesidir. Bu kaleye süt kalesi denmesinin ilginç bir hikayesi vardır. Kalenin temelleri atılır. Kale duvarları yükselmeye başlar. Ancak o yıl başlayan su kıtlığına bir çare bulunmaz. Aynı yıl bu su kıtlığının aksine hayvanların sütleri oldukça boldur. Zamanın hükümdarı emir verir. Harç için süt kullanılıcaktır. Hayvanlar sağılır. Harç süt ile karılır, kale tamamlanır.

Diğer bir efsaneye göre ise kalenin pek çok dehlizi vardır. Bu dehlizlerden birinde güzellerden bir kız yaşarmış. Ancak büyülü olduğundan sürekli kendisi için yaptırılan bir altın köşkte uyumaktaymış. Yanlız her yıl bir kez uyanır. ''süt kalesi yıkıldı mı? Katırlar kuzuladı mı ? Dere hamamının yerinde yeller esiyor mu ?Diye sorar, sonra yeniden uykuya dalarmış. Eğer bu sayılanlar gerçekleşirse Harput yıkılacak, kıyamet kopacakmış. Bazı kişilerin bu kızın sesini duyduğunu da kulaktan kulağa söylenir.

ÇAYDA ÇIRA EFSANESİ



Elazığ halkoyunlarının incisi çayda çıra oyunu elde tabaklara konan mumlarla karanlık bir mekanda başlanarak oynanır. Elazığ'ın ulusal ve uluslararası tanıtımında büyük rolü ve adeta simgesi olan bu halkoyunun doğuşu hakkında çeşitli efsaneler anlatılır. Bu efsanelerden en yaygını şöyledir:

Uluovayı ortadan ayıran Haringit çayının kıyısında kurulu bir köyde düğün vardır. Bu köyün ileri gelenlerinden birinin oğlu evlenmektedir. Yenilir, içilir, günlerce eğlenilir. Artık düğünün son gecesidir. Eğlence olanca coşkusu ve güzelliği ile devam etmektedir. Aniden ay tutulur. Bu olay pek hayra yorumlanmaz. Düğüne katılanlar bunu uğursuzluk olarak yorumlarlar. Davetliler tedirgin olurlar. Düğünün neşesi kaçar, coşkusu donar.Damadın annesi Pembe hatun buduruma çok üzülür. Ne kadar mum varsa köyde toplatır, tabaklara dizer ve orada bulunanların ellerine tutuşturur. Kendisi de başa geçerek mumların ışığında oynamaya başlar. Çalgıcılar hemen bu oyuna uygun müzik bulurlar. Davetliler coşar eğlence devam eder. Böylece çayda çıra oyunu ve melodisi ortaya çıkar.

ARAP BABA EFSANESİ



(+)


Harput'ta Alaca mescidin sol tarafından bir iki metre aşağı indikten sonra kayalar üzerinde küçük bir kapı görülür. Bu Arap baba türbesinin kapısıdır.Türbe dikdörtgen şeklindedir.Zeminin tam ortasında yeşil kumaşla örtülü tahtadan bir sandukça içerisinde Arap babanın cesedi bulunur. Cesedin başı yoktur. Sonradan buraya kesik bir baş konmuşsada kesik başın cesetle hiç bir ilgisinin olmadığı görülür. Bütün uzuvlarıyla olduğu gibi varlığını sürdüren cesedin göğüs ve karnı nisbeten çökmüş, özellikle el ve ayakları tırnaklarına varıncaya kadar şaşılacak bir biçimde sağlamdır. Cesedin uzun zaman mumyalanmış olduğu ifade edilmişsede bu konuda yapılan çalışmalarda sağlıklı bir sonuca varılamamıştır.

Arap Baba hakkında pek çok efsane anlatılır. Bunlardan en fazla söyleneni şöyledir.

Harput ve yöresinde bir yıl yağmur yağmaz. Kuraklık ardından kıtlık kapıya dayanır. Halk perişandır. Alacalı mescidin yakınındaki bir evde Selvi adlı yaşlı bir kadın rüyasında Arap babanın başı kesilipte bir dereye atılırsa yağmur yağacağını görür. Yaşlı kadın önceleri buna pek bir anlam vermez. Ancak aynı rüyayı üç gece üst üste görünce karar verir ve bir gece Arap babanın cesedinin başını gövdesinden ayırır. Kesik başı dereye atar. Gerçektende yağmur yağmaya başlar. Ama ne yağmur... Yağmur değil adeta tufan. Dereler coşar, her yanı sel basar bir türlü dinmek bilmez. Yağmuru dört gözle bekleyen insanlar bu seferde bu felaket karşısında muzdarip olurlar. Selvi kadın rüyasında Arap babanın kesilen başı yerine konulursa yağmurun dineceğini görür. Arar,bir kesik baş bulur, yerine koyar yağmur durur.

Harputlular bu olay üzerine Selvi kadının korkunç bir hastalığa yakalanarak günlerce ızdırap çektiğini sonrada öldüğünü söylerler.

HAZAR BABA EFSANESİ



(+)


Büyüklerimizden duyduğumuza göre, Hazar Baba, Karaoğlan ve Kuşakçı ismindeki evliyalar üç kardeşlermiş. Bu dağlarda zamanında şehit olmuşlar. Mezarları da bu dağlardadır. Haccehan diye bir kız kardeşleri de varmış. Onun da Kürk Köyü'nün üst tarafındaki dağda ziyareti var.
Cuma akşamları Kuşakçı Baba'nın gemici feneri elinde İmran Göze suyuna inip abdest aldığını görenler vardır. Oğlu olmayanlar iki-üç sene Karaoğlan'a gidip Allah yolunda kurban keserler; Cenab-ı Hak bunlara bir oğlan çocuğu verir.

1938'den 1940'a kadar bu üç dağdan birbirine bomba sesiyle birlikte bir top ışık gidip gelirmiş. Hazar Baba, Kuşakçı Baba, Karaoğlan birbirleriyle kavga ediyorlar derlermiş.

Hazar Dağı Efsanesi



(+)


Büyüklerimizden duyduğumuza göre, eskiden Hazar Dağı'ndan bin kişilik bir asker kafilesi geçiyormuş. Mevsim kışmış. Burada tipiye yakalanmışlar. Bin kişilik ordunun tamamı burada telef olmuş.

''Hazar'' aslında ''bin'' demektir. Bu dağda ismini buradan almıştır. Sonuç olarak; Hazar Gölü ve Hazar Dağı efsanelerinin Anadolu'da derlenen diğer metinlerle benzerlikleri ile, bunlarda asırlardır muhafaza edilmiş olan bazı İslam’i değerler, bize bu yörenin Türk-İslam karakterinin efsanelerde canlı bir şekilde yaşadığını göstermektedir.

HAZAR GÖLÜ EFSANESİ



(+)




(+)




(+)


Gölün ortasındaki kilisenin papazı, gündüzleri kiliseden çıkar, arazisini gezermiş. Harman zamanı harmanını çıkarır, akşamlan geç vakitlerde kiliseye geri dönermiş. Papazın çok güzel bir kızı varmış. Kıyı köylerdeki bir Türk gencine aşık olmuş. Delikanlı geceleri yüzerek kiliseye gelir, kızla buluşurmuş.

Oğlan, kıza:
''Gece pencereye bir mum bırak; ben uzaktan ışığı görüp geleyim'' diye tembih etmiş. .

Bu iş uzun boylu böyle devam ettikten sonra, yöre halkı tarafından duyulmuş. Papaza demişler ki:

''Yahu, senin kızın bir Türk delikanlısı ile geceleri buluşuyor, aşk yapıyorlar''
Papaz yine tarlasına gitmiş; gece biraz geç dönmüş. Gelmiş ki hakikaten kızı pencereye mum koymuş. Papaz gidip mumu oradan kaldırmış.
O sıralarda aşığı kızla buluşmak için suda imiş. Adayı karanlıkta bulamamış. Dolaşmış, dolaşmış; nihayet yorgun düşerek suda boğulmuş.

Kız sabaha yakın bir zamanda oğlanın gelmediğini görünce, hemen yatağından kalkmış ''seslenirsem belki canlı olarak kurtarabilirim'' diye düşünmüş. Kiliseden uzaklaşmış. Geri dönerken kaybolmuş. İkisi birden gölde boğulmuşlar.

Bunların dünyada bitmeyen aşk oyunları, suyun altında devam etmekte imiş.

TAŞ OLAN KADIN EFSANESİ

Çok zaman önce Keban'ın güneyinde geçen çayda, bahar ile birlikte seller akmaktadır ve çayın gelişmesi mümkün değildir. Sabahleyin kucağında çocuğuyla hayvanlarını bu çaydan geçirmek isteyen kadın, çayın kenarına gelir ve bu durumu görünce Allah'a yalvarır.
"Yarabbi bize acı ve merhamet et. Bana acımıyorsan, çocuğuma acı... Bu seli durdur. Eğer bu seli durdurursan ve karşıya geçersem, bu fakir halimle bu koyunlardan birini sana kurban keseceğim" der. Kısa bir zaman sonra yağış durmuş ve seller durulmuştur. Kadında sırtında çocuğu ve koyunlarıyla birlikte çaydan karşıya geçmiş. Ardından kadın; verdiği sözü hatırlayarak " Ya Rabbi eğer suları durdurursan sana bir kurban kesecektim demiştim."

İşte sana kurban der ve saçından bulduğu biti yakalayıp, iki parmağı arasında ezerek yoluna devam eder. Tam o sırada, Allah'ın gazabına üzerine iner ve taş kesilir.

Halen "çırçır" mevkiinde uzaktan bakıldığında 2,5 metre yüksekliğinde kadın ve sırtında çocuğuyla olan olayın anısını yaşayabilirsiniz.

ALINTIDIR...

NİCE EFSANELER YAŞAMIŞ ELAZIĞ'IN EFSANELERİNDEN ŞİMDİLİK BU KADARINI PAYLAŞTIK...DİĞER EFSANELERİDE BULUP PAYLAŞMAK DİLEĞİYLE...


Emre Özdemir23
4 yıl önce - Pts 07 Arl 2009, 19:24

nerdesiniz wowturkey üyeleri...


En son Emre Özdemir23 tarafından Sal 08 Arl 2009, 19:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


hakan topaloglu

4 yıl önce - Sal 08 Arl 2009, 15:23

Sadece Gakkoşlar için açmadın herhalde başlığı değilmi kardeş
Paylaşım çok iyi saolasın. Efsaneler bizim ortak değerlerimizdir.


hakan topaloglu

4 yıl önce - Sal 08 Arl 2009, 15:31

hAZAR GÖLÜ İLE İLGİLİ BAŞKA BİR EFSANE
HAZAR GÖLÜ EFSANESİ:
Gölün yerinde eskiden büyük bir şehir varmış. Şehre dilenci bir kadın gelmiş. Belki de bu Cenab-ı Allah'ın gönderdiği Hızır A.S. mış. Tuz istemiş, sadece bir evden bu kadına tuz vermişler. Kadın da orada beddua etmiş:
''İnşallah, bu gece sabaha kadar şu evin dışında evleriniz su keser'' Hakikaten de orası sabahleyin su kesmiş, suyun içinde sadece bir ev kalmış. Dilenciye tuz verdiği için o evi su kesmemiş.


Emre Özdemir23
4 yıl önce - Sal 08 Arl 2009, 19:07

tabiki herkes için değiştirdim


erkanozkann

3 yıl önce - Cum 12 Ağu 2011, 22:02
Hz. İbrahimin Babası Azer Baba Efsanesi


Azer, Hz. Ibrahim'in babasıdır. Yazları Urfa çok sıcak olur. Azer, aşiretiyle yazın buraya yaylaya gelir; kış başlayınca da tekrar Urfa'ya dönermiş. Bir yaz aşiretiyle Hazar Dağı'na geliyor. Burada bir kavga çıkıyor ve bu dağda Azer aşiretiyle beraber ölüyor, Dağın sarp bir yerindeki mağaraya sığınıp orada şehit oluyor. Azer ismi oradan kalmıştır. Mağaranın içinde Azer'in mezarı söylenen bir kabir vardır . Orayı ziyaret edenler mezarın yanına beş on kuruş para atarlar.
Hz İbrahimin babası Azer'in mezarının Hazar Babada olduğu söylenir,tabi ispatlanamamış bir konu,Urfa da olduğunu söyleyenlerde var,ama isminden de bir benzerlik kurabilrsek,olabilir mi?Bilmiyorum olabilir


İMREN H H
1 yıl önce - Cum 08 Mar 2013, 23:51
hazar baba dağ


  (+)

Yusuf Karabulut

1 yıl önce - Cmt 22 Hzr 2013, 14:24

Hazar gölünün hikayesinden çok etkilenmişimdir. Gölün altında batık şehrin olduğu iddia ediliyor..

Barış23

1 yıl önce - Cmt 22 Hzr 2013, 17:38

Yusuf kardeşim gölün altında batık şehir olduğu iddia edilmiyor. Orada ilk dalış 1992 yılında yapılmış ve batık şehrin varlığı ortaya çıkarılmış.hatta atlas dergisinde fotoğraflarıda yayınlandı.


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET