MehmetYıldız
doğru aynen yazıyor.fakat kuranda daha güzel şeylerde yazıyor.onların mealini yazsan daha makbul olur.o hurileri sahip olmak için güzel ahlak da gerekmiyor mu
Laiklik bu gibi durumları engellemek için gerekliydi işte ama yerine oturan bir ideoloji olmadı, bir insanın hem laik hem dindar olması söz konusu değilmidir? Ben siyasi duruşuma dini alet etmiyorsam,falanca parti dini savunuyor diye yaptığı bütün olumsuzlukları görmezden gelir peşinden gidersem bu ahmaklıktır fakat ben inançlarımı yaşayarak bu duygularımıda siyasi düşüncelerime karıştırmaz isem bu laikliktir. Laiklik kavramında insanların baş örtüsünden ötürü kamu dairelerinden mahrum edilmesini asla onaylamıyorum bunu bırakın laiklik mevzusunu insan ayrımından ötürü beğenmiyorum ama işte bu şekil başlık açan kendi dar beyinlerince bizleri kafir ilan eden insanları gördüğümde deliyorum! İşte bu baş örtüsünü diline dolayan her parti yukarıda bahsettiğim gibi insanları sömürmekten öteye gidemeyenlerdir bakınız bu mevzu kaç yıldır var? Ortaya atanların hangisi elinde fırsat varken yaptı? Yapmaya çalışıyor göründü ama yapmadı engellediler dedi bunlar değilmi istediği şekilde anayasa değiştiren neden bunuda yapmadı? Sadece bunu siyasi koz olarak kullandıkları için. Bu olay değişmedi değişmeyecek, bu kadar iyi bir siyasi aracı ortadan kaldırmazlar değilmi? Bizde ancak burada konuşuruz.
insanlarımız hala laikliği anlayamadı ya da anlatılamadı.
Çok uzun süre belkide asla anlayacağınıda sanmıyorum, malesef insanlarımız okumak ve araştırmak konusunda da sığ. Bir insan karşıt olduğu şeyide araştırmalı sağlamasını yapmak için ama bizde tam tersi yaşanıyor belli öğretiler çocukluktan itibaren yükleniyor beyine ve asla araştırmadan ilk aldığı yükle son nefesini veriyor arada bu öğretiye yenilerini ekler ise ne ala.
Kuran-ı Kerim'de Nebe Suresinde: 31-34. Şüphesiz Allaha karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır diyor. Buradaki: ...kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ... şehveti tetikleyen bir cümle olmamış mıdır?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
Allah Tealâ ateş ehli olan kötülerin durumlarından bir miktar bahset tikten sonra cennet ehli olan iyilerin kurtuluş ve zafer yerinden de söz et miştir, onlar ateşten kurtulup cennete sokulmuşlardır. Bunun Allah'ın bir lütfü ve ihsanı olduğu açıklanmıştır. İyilerin ve kötülerin durumlarının gösterilmesi, düşünme ve karşılaştırma, cennete götüren kulluğa teşvik ve ateşe götüren masiyet, küfür ve yalanlama konusunda uyan için bir zemindir. Özet olarak Allah Tealâ kâfirlere olan vaadini andıktan sonra iyile re olan vaadini de açıklamıştır.
Allah Teâlâ, kullarının uhrevî nimetlere dair yaklaşık bir fikir edinmelerini sağlamak ve onlar da bir arzu uyandırmak için, birçok âyette olduğu gibi burada da idrak ve anlama gücüne göre temsilî bir anlatımla bu dünyada en çok ihtiyaç duydukları, arzuladık ları, sevdikleri maddî-bedensel hazlardan örnekler vermiştir. Bu anlatımda Kur'an'ın ilk muhataplarının beklentilerinin dikkate alındığı da söylenebilir, keza bu anlatımdan, âhirette cennete girmeyi hak eden her bir insana, dünyadaki ame line zihnî ve ruhî kemaline, mutluluk anlayışına ve beklentisine göre neleri istiyor ve bekliyorsa onların verileceği sonucunu çıkarmak da mümkündür
Bu anlatım. Cennette mü'minler için hazırlanan eşleri tasvir etmek tedir. Bunlar genellikle iki kısımdır: Biri, Cennet yaratıldığı zaman orada yaratılan «Huri» denilen ve mahiyeti bizce bilinmeyen bakire ve yaşıt eş lerdir. Diğeri, dünyadaki sâliha eşlerdir ki, Cennet'e girince onlar da huri misali yaşıt duruma gelir ve taze kız görünümü alırlar.
Bir nevi ahirette ahirette cinsel yaşam olacakmı sorusuna cevaptır.
Nebe Suresi 33’de "Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızları" bazıları kabul etmiyorlar ve kevaib kelimesinin üzüm tanesi olduğunu söylüyorlar, bu doğru mudur?
Tefsir kaynaklarının hemen hepsi, “yaşıt” manasına gelen “etrab” kelimesini kızlar için kullanmışlardır. Bu kelime şu ayetlerde geçmektedir:
“Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için büyük başarı ve mutluluk vardır. Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.”(Nebe,78/31-34)
“Onların beraberinde, gözleri kocalarından başkasını görmeyen yumuşak bakışlı, aynı yaşta güzeller vardır.”(Sad, 38/52).
“Ve onlar yükseltilmiş döşekler/mobilyalar üzerindedirler. Biz oradaki kadınları, yepyeni bir yaratılışla yaratıp, sûret ve sîretlerini son derece güzelleştirdik. Böylece onları, ashab-ı yemin için bakire kızlar, kocalarına âşık yaşıtlar kıldık.”(Vakıa, 56/34-38).
Bu kelimenin kadınlar / kızlar için kullanılmasında anlaşılmayan bir taraf yoktur. Bu yorumlar, değişik hadislerde yer alan “Cennet halkının hepsi 33 yaşlarında olur.” mealindeki ifadeye de uygundur.
Ancak bazı tefsirlerde erkeklerin yaşı otuz üç, kadınların yaşı on altı olacağı bilgisine yer verilmiştir.(bk. Alusî, Nebe suresi, ilgili ayetin tefsiri).
Kadınların / kızların yaşının cennette on altı-yirmi civarında olması, Nebe suresinde yer alan “Kevaib” kavramına daha uygundur. Çünkü, “Kevaib” Kaib veya Kaibet’in çoğuludur. Bu kelime hem kalıbı hem de manası itibariyle “Nahid/Nahidet/Nevahid” kelimesiyle aynıdır. Erkek için “NAHİD” denildiği zaman, onun ergenlik çağına giren bir delikanlı olduğuna işaret edilmiş olur. Kadın için “NAHİDET” denildiğinde ise, onun göğüslerinin tomurcuklandığı anlamına gelir(bk. Taberî, Razî, İbn Kesir, Şevkanî, Alusî).
Kaynaklardan bazıları Kevaib kelimesinin Kaib’in çoğulu olduğunu söylemişlerdir. Bu kelimenin erkekler için kullanılmadığını düşündüğümüzde, bunun yalnız kadınlara mahsus bir kalıp olacağından dişilik ekin olan ta harfini almasına gerek olmayabilir. Nitekim, hayız halindeki bir kadın için de “Haiz” kelimesi kullanılmaktadır. Çünkü erkek hayız görmez, bir karışıklık söz konusu değildir.
İmam Maverdi’ye göre, “Kevaib” iki manaya gelir. Birincisi İbn Abbas’a ait olup “Nevahid = Erginlik çağına girmiş kızlar” manasına; diğeri Dahhak’a ait olup “Azârâ = bakire kızlar” manasına gelir(bk. Maverdi, ilgili ayetin tefsiri).
Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Nebe suresindeki ayette “göğüsleri tomurcuklu” şeklinde tercüme edilen “kevaib”in asıl manası erginlik çağına ermiş, bakire genç kızlar demektir. Erginlik çağına girmiş kızların bu erginlik çağının ilk belirtisi göğüslerinin tomurcuklanması olduğu için, kaynaklarda daha çok bu mana verilmiştir. Halbuki asıl mana “ergenlik yaşına ermek” tir; “göğüslerin tomurcuklanması” ise asıl mana değil, lazım-ı manadır. Nitekim İbn Aşur’a göre de “Kevaib”, Kaib’in çoğuludur, on beş ve civarındaki yaşa girmiş (erginlik çağına girmiş) kızlar içi kullanılır. Çünkü, o çağa ayak basmış kızların göğüsleri tomurcuklanır(bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).
Bu sebeple ve de özellikle hissiyatı mülevves olan bu asırda kelimenin asıl manasını ön plana almak ve ilgili ayeti “ergenlik çağına girmiş genç yaşıt kızlar” şeklinde meallendirmek daha uygundur.
Bizim kanaatimize göre de, ayette “göğüslerin tomurcuklu” vasfına değil, “kızların erginlik çağına” işaret edilmiştir. Bu mana Kur’an’ın belagatına, edebiyatına ve edeb-i nezihanesine daha uygun görünmektedir. Eski zamandaki hissiyatın safiyeti / duyguların safveti yanında, erkeklerin reculiyet hissiyatının bâlâ-pervâzâneleri de bu lazım-ı mananın ön plana çıkarılmasında büyük rol oynamıştır. Yani temiz ve safiyane duygularının duygusallığı sebebiyle, “Kevaib”in asıl manası olan “ergenlik çağı” ifadesi yerine, ikinci derecede bir mana olan ve asıl mananın bir gereği olan “tomurcuklu göğüsler...” ifadesi tercih edilmiştir.
Çok uzun süre belkide asla anlayacağınıda sanmıyorum, malesef insanlarımız okumak ve araştırmak konusunda da sığ. Bir insan karşıt olduğu şeyide araştırmalı sağlamasını yapmak için ama bizde tam tersi yaşanıyor belli öğretiler çocukluktan itibaren yükleniyor beyine ve asla araştırmadan ilk aldığı yükle son nefesini veriyor arada bu öğretiye yenilerini ekler ise ne ala.
haklısın.. laiklik çok yanlış anlatıldı hep dinle bağdaştırıldı dinsizlik olarak yorumlandı bunda her kesimin suçu var... laikliği sonuna kadar savunuyorum ama şöylede bi gerçek var bireyler insanlar laik olamaz sistem devlet laik olur tabi bireylerde resmi kurumlarda bu laik sistemin bozulmaması için bir takım kurallara uymak zorunda. Ama sivil hayatta kimse kimseye karışamaz.
Çünkü inanmayanlar daha çok bilim bilmeyenlerden çıkar
Değil mi mesela Sokrates, Chomsky,Einstein bilim bilmeyen cahil cüheladır.
Tamam o zaman bilet paralarınız benden dünyanın çevresini dolaşın ve güneşin battığı yere ulaşın. Kutuplarda 6 ay gece 6 ay gündüzse oralarda nasıl oruç tutacağız? 6 ay mı sürecek?
Alıntı:
Valla "memeleri yeni tomurcuklanmış" hurilere pek özenmediğimi söyleyemem. İnsanın içi bir hoş oluyor.
Erotik hikaye gibi mübarek..
Alıntı:
Erkeklere tomurcek meme var, peki, kadinlara ne gibi seyler vaat edilmis? Sirf meraktan soruyorum.
Kemalist idolojinin asimilasyonu deyince salya sümük aglayip inkar ediyorsunuz. Bunlari yazan bir müslüman evladi olabilir mi. Bu kadarmi unutturuldu baglari bukadar mi koparildi, aziz türk milleti islamla. 1923 den 2010 a 87 senede atasi dedesi ecdadi islam olan bu nesilleri, ister alevi ister sünni olsun islamin özünden, tehvidden, cemden semahdan askdan, muhabbetten uzaklastirdin da ne oldu. alin size 5 kusak sonra ne olmus nesiller, buyrun asimilayon olmusmu olmamis mi siz karar verin.
Alin size o zaman bu miletin 1000 senelik islam anlayisini birde koca yunusdan dinleyin. bu kadar mi mahrum kaldiniz bu pinarlardan pes dogrusu.
aşkın aldı benden beni
bana seni gerek seni
ben yanarım dün ü günü
bana seni gerek seni
ne varlığa sevinirim
ne yokluğa yerinirim
aşkın ile avunurum
bana seni gerek seni
aşkın aşıklar oldurur
aşk denizine daldırır
tecelli ile doldurur
bana seni gerek seni
aşkın şarabından içem
mecnun olup dağa düşem
sensin dünü gün endişem
bana seni gerek seni
sufilere sohbet gerek
ahilere ahret gerek
mecnunlara leyla gerek
bana seni gerek seni
eğer beni öldüreler
külüm göğe savuralar
toprağım anda çağıra
bana seni gerek seni
cennet cennet dedikleri
birkaç köşkle birkaç huri
isteyene ver anları
bana seni gerek seni
yunus'dürür benim adım
gün geçtikçe artar odum
iki cihanda maksudum
bana seni gerek seni
İslam'da kadının yeri adıyla başka bir başlıkta vardı fakat konu bu başlıkta ilgili yere gelmiş bu nedenle bu başlıkta sormak istiyorum, yukarıda cennette erkeklere vadedilen huriler sureler ışığında detaylı bir şekilde açıklanmış, aynı detaylı açıklamalar surelere dayandırılarak kadınlar içinde yapılabiliyor mu?
Ayrıca, "Kur'an"da ya da "Kur'an" alimlerince neden erkekler için cennet vaadi dolayısıyla erkeklerin en çok arzulayabileceği, hoşlanabileceği dişi kişiler ergenlik çağına yeni girmiş ya da 15 yaşında ya da memeleri yeni tomurcuklanmış vb. şeklinde tasvir edilmiş. Böyle bir cennet vaadiyle aslında bir erkek için 15 yaşında ya da ergenliğe yeni girmiş ya da memeleri yeni tomurcuklanmış küçük kızların arzulanması da normalleştirilmiş olmuyor mu?