1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
Tarlan Bara
13 yıl önce - Cmt 21 Ksm 2009, 17:47
Ben de bu konu altında bir iki şey yazayım dedim ama Sayın Halil2006 arkadaşımız söylemek istediklerimin hemen hemen hepsini yazmış. Türkiyede filimlerden gördüklerimiz, medyadan duyduklarımız, genelde sadece bir taraflı, ve umumiyete yabancı memleketler hakkında yanlış bir fikir veriyor. Hatırlarım, Bakırköyde büyürken "New York un sokakları altın kaplıdır" diyenleri ne kadar çok duymuştum, ve hayalimde bu sözü hakikat olarak görüyordum. Nereye giderseniz gidin hakikat ile hayalinizin arasındaki fark bir uçurum gibi olacak. Size gayet kısa bir fizik formulası vereyim: yaşam tarzı = kaabiliyet. Bu her yerde aynıdır. Eğer yabancı bir ülkede yalnızlık duyuyorsanız sorun kendinize, niye? Cevap verdiğinizde o yolun yarısını geçmiş olacaksınız.
Vatan hasretine gelince, bu da halledebileceğiniz en zor konu olacak. Buna cevap verebilmek için kendi kendinize gayet samimi olarak düşünmeniz lazım. Neye hasretsiniz, dünemi bu günemi? Düne dönmek imkansız ama hakikatte çoğumuz düne hasretiz. Ben memlekete en son 1990 da gelmiştim.
Hayalime yerleşmiş şeylerden ortada hiç bir tanesi kalmamış. Kendimi doğup büyüdüğüm yere değil de yabancı bir memlekete geldim zannettim. Vatan hasreti hala içimde ama dünkü vatan için.
| Alıntı: |
| amerikan toplum yapısı genelde insanların altınıoymaya yönelik çalıştığı için arkadaşlıklar bile menfaat üzerine kurulu |
Sayın Turgutakbaş, Burada biraz yanlışlık yapıyorsunuz. Hükumetlerle toplum halkı karıştırmayın lütfen. Burada da herhangi bir menfaate bakmadan arkadaş olanlar var ve Türkiyede de menfaati göz altına alarak arkadaş olanlar var. Insanlık her yerde aynı. Kimi öyle, kimi böyle. Eğer dikkat ederseniz her ülkede hükumetlerinin yaptıklarından hoşlanmayan çok kimse görürsünüz.
|
 |
Engin
13 yıl önce - Cmt 21 Ksm 2009, 19:31
| Alıntı: |
| yoksa master doktora için avrupa diye ölenlermi dersiniz ... |
dostum Türkiye'de tıp hariç yükseköğretimin vasatın altında olduğunu iddia ediyorum. Türkiye'de master=vakit kaybı. (bir kaç özel üniversitedeki belli bölümler hariç)
yurtdışı nereyi konuştuğumuza göre değişir.
yalnızlık konusu karışık. bir Türk arıyorsanız her gittiğiniz yerde, küfrederek, orhan baba dinleyerek dertleşmek istiyorsanız, evet yalnız kalabilirsiniz.
bence yurtdışında yaşanılacaksa entegre olmanın tek çözümü Türkiye'yi tamamen unutmak. her gün arkadaşlarla internetten görüşüp, Türk gazetelerini takip etmeye son vermek. bunun yerine yaşadığınız ülkenin sorunlarını, sevinçlerini paylaşmaya bakmak. ancak böyle oranın insanları ile paylaşacak malzemeniz olur.
iyi insan kötü insan genellemesi yanlış. dünyanın her yerinde iyi insanlar da var kötü insanlar da.
|
 |
umit1
13 yıl önce - Cmt 21 Ksm 2009, 20:24
| Alıntı: |
ostum Türkiye'de tıp hariç yükseköğretimin vasatın altında olduğunu iddia ediyorum. Türkiye'de master=vakit kaybı. (bir kaç özel üniversitedeki belli bölümler hariç)
|
Cok Dogru,zaten ancak tıp doktorlari ABD de "özel muamele" gorurler ki kazanclarda buna uygundur.
Boğaza nazir misyoner okulunda neden bir tıp fakültesi olmadiginı hep merak etmisimdir zaten.
|
 |
Osman Yavuz
13 yıl önce - Cmt 21 Ksm 2009, 20:26
| Alıntı: |
| Yurtdisindayim , zenginim ama Yalnizim ! Genelde sonuc bu oluyor hele Amerikada isen kesinlikle zengin ama yalnizsin |
Burasini pek anlayamadim.
Demek istenen
Amerika'daki herkes zengin mi?
Amerika'daki herkes yalniz mi?
Amerika'daki her zengin yalniz mi?
Amerika'daki her yalniz zengin mi?
Her sekli ile pek te gercekci degil.
Amerika'da 300 milyon insan yasiyor. Zengin olup ta yalniz olan herhalde ya insanlari sevmiyordur, ya da asosyal yapida bir insandir. Yalnizligi ya secimdir ya da kendi hatasidir.
Sadece Amerika degil, dunyanin her ulkesi icin ayni. Eger kisi yalniz kaliyorsa ya secimdendir, ya da hatasindandir.
Zenginlik konusu cok baska.
ABD'deki insanlar ile Turkiye'deki insanlar arasinda zenginlik konusunda hic bir fark yok. Kart borclarini hesaba katmazsak elbette
| Alıntı: |
•At the end of 2008, Americans' credit card debt reached $972.73 billion, up 1.12% from 2007. That number includes both general purpose credit cards and private label credit cards that aren't owned by a bank. (Source: Nilson Report, April 2009)
•Average credit card debt per household -- regardless of whether they have a credit card or not -- was $8,329 at the end of 2008. (Source: Nilson Report, April 2009)
•The average outstanding credit card debt for households that have a credit card was $10,679 at the end of 2008. One year earlier, that average was $10,637. (Source: Nilson Report, April 2009)
•As of March 2009, U.S. revolving consumer debt, made up almost entirely of credit card debt, was about $950 Billion. In the fourth quarter of 2008, 13.9 percent of consumer disposable income went to service this debt.
•The average American with a credit file is responsible for $16,635 in debt, excluding mortgages, according to Experian.
•Total U.S. consumer debt (which includes credit card debt and noncredit-card debt but not mortgage debt) reached $2.56 trillion at the end of 2008, up from $2.52 trillion at the end of 2007. (Source: Federal Reserve's G.19 report, February 2009) |
http://www.creditcards.com/credit-card-news/credi ...s-1276.php
Zengin gibi gozukenler borc icinde yuzuyor olabilirler. Balona bakip icindeki hava yuzunden dolu sanmamak lazim
|
 |
Güzel fatih
13 yıl önce - Cmt 21 Ksm 2009, 20:34
| Alıntı: |
| Zengin gibi gozukenler borc icinde yuzuyor olabilirler. |
Fakir Milyonerlik de denir.Varmi Paran Cümle alem Kulun,yokmu Paran Pulun yoksa dardir yolun
|
 |
erdogans
13 yıl önce - Cmt 21 Ksm 2009, 20:56
çok göreceli bir kavram ama yıllar içindeki tecrübelerimle bir yeri değerli yapan şeyin oradaki insanın olduğunu tespit ettim. Bir akrabam yıllarca Türkiye de bir şehrin yolunu tuttu. düzenli olarak o şehre yakınını görmeye gitti. Bu seyahatlerinden de hep mutlu oldu, Fatma teyzesini görecekti orda. Günlerden bir gün kara bir günde, Fatma teyzesi vefat etti. cenazeye gidişi son gidişi oldu, o şehre. Daha sonrada bir daha gitmedi oraya. Peki dedim, yılarca gittin. hiç mi içinden gidip şöyle bir şehirde gezmek gelmiyor içinden.. Hayır dedi. O şehri şehir yapan. Fatma teyzemdi.
iki seneden beri Amerika'dayım. ilk gelişimde, uçak biletimi alıp dünyanın öbür ucu olan buraya yoka geldim. ne göreceğimi ne yaşayacağımı bilmeksizin. Tam bir macera duygusu. Bütün değerlerimi Türkiye'de bıraktım. Herkeze hoşçakal demeyi ve el sallamayı eksik etmeden. Amerika'ya gelişimle birlikte hem bir şaşkınlık hem bir beklediğini bulamamayı hemde elimi çabuk tutup iş güç bulup sokakta kalmamanın stresini yaşadım. insan çok şeyde öğreniyor bu çabalama içinde. Bir çok insan maddi durumları el vermediği için evleri mutlaka bir başkalarıyla paylaşıyor. Bende öyle yaptım. Ayrıca bir çok insan, sıfırdan başladığı için, artık restorant, cafe ne bulursa giriyor çalışıyor. Bende öyle yaptım. Burası insanlarla dolu, cıvıl cıvıl bir şehir. aslında yalnızlık yok. bunun adı anca kalabalık içinde yalnızlık olur. Eğer hasta olduğunuzda bir sıcak çorba getireniniz yoksa, işinizi kaybettiğinizde gel kardeşim deyip seni yanına çekeniniz yoksa, sıcak bir sohbet edeniniz yoksa, kalabalık içinde yalnızsınızdır. yaşadığınız şehirde, gittiğinizde her zaman bulduğunuz, sıcak gülüşünü gördüğünüz, yaşadığı yere senin için anlam katanlarınız yoksa, yalnızsınızdır. Pişirdiğiniz yemeği, paylaşabilecek, bencil olmayan, paylaşmasını bilenleriniz yoksa, yalnızsınızdır.
|
 |
erdogans
13 yıl önce - Cmt 21 Ksm 2009, 21:17
Ben Avrupa da da belli bir süre yaşama şansına sahip oldum. şimdi ise amerika. Avrupa ile amerika arasında ilk belirlediğim tespit, avrupadaki milliyetçilik duygusunun (aslında bence milliyetçilik bastırılmış ırkçılıktır) Amerika ya göre çok daha aşırı olduğunu tespit ettim. Avrupadaki ülkeler milletlerden oluşur. yani ırklardan. ingiliz ırkı, alman ırkı, fransız ırkı. Malesef biz türkler Avrupa'nın zencileriyiz. Tıpkı Amerika daki zenciler gibi. ötekiyiz, istenmeyeniz. belki bu bizim az gelişmişliğimizle ilgilidir. çimlere basarak geçen, etrafı kirleten insanlarımızla ilgilidir. Yada belkide aslında bizim cahilliğimizle ilgili değildir. belkide Almanya'da 40 seneden beri yaşayan, yada orda doğmuş Türklerin Almanya'da iyi eğitim almamalarıyla, alman politikalarıyla ilgilidir.
sebebi her ne olursa olsun, bizden farklı olan insanları ötekileştirmek, kabullenememek bence ırkçılıktır. ırkçılık sadece, ırk ayrımı yapmak değildir. kadınları ayırmak, gay ve lezbiyenleri ayırmak, başı örtülüleri ayırmak, örtüsüzleri ayırmak, en büyük ırkçılık kendinden olmayana iş vermemektir.
Yıllarca ingiltere'de yaşadım. ingiltere yi de ingilizleride severim. ama orası hep ingiltere olarak kalacaktır. ingilizlere aittir. siz ingiliz vatandaşıda olsanız hiç bir zaman ingiliz olamayacaksınız. hep türklüğünüz olacak. bazı basamakları çıkarken ingilizlere göre daha çok zorlanacaksınız.
Amerika içinse genel kanı, burdaki beyazların bir çok alanda öncelikli olduğu yargısı. Bunu zaman içinde yaşayıp tespit edeceğim. şuan için birşey söyleyebilmem zor.
bazıları diyor ki, türkiyedeki üniversitler berbat... bakın türkiyede muhasebeciydim. gayet te iyi bir muhasebeciydim. adım gibi biliyorum. burda bir fırsatım olsa, bir yerde muhasebe asistanı olarak işe başlasam, daha ilk günden itibaren çok iyi bir performans sergileyip paramı kazanacağım. ama, amerika da okumamışsan ollllmazzzz çıkıyor karşına, durum avrupa da da aynı. neden olmasın ki, ne yani, türkiyedeki muhasebe burdakinden çok mu farklı. aksine yüzde doksan aynı. peki o zaman niye işe alınmıyorum yada alınmıyoruz. iş konusunda bu liste daha uzayıp gider. neyse ben yinede iş konusunda amerika yı avrupa dan ayrı tutuyorum. burası avrupaya göre daha açık bir ülke. ama yurt dışı gerçeği burda da değişmiyor. çoğumuz, ilk gelişlerimizde alt düzey işlerle başlıyoruz. şanslılarımız yükseliyor. şanslı olmayanlarımız ya aynı şekilde devam ediyor. yada türkiye ye dönüyor.
|
 |
erdogans
13 yıl önce - Cmt 21 Ksm 2009, 21:30
Bayan yada erkeksiniz, yurt dışındasınız, gece olmuş, siz yine yalnız odanızdasınız. yalnız uykuya dalıyorsunuz. ikinci gün oluyor. işe gidip geliyorsunuz. yine gece, yine yalnız yatıyorsunuz. üçüncü gün oluyor, yine gece yine yalnız uyuyorsunuz. günleriniz böyle geçiyor. şevkat yok, aşk yok, seks yok. bir gün karşınıza biri çıkıyor. güzel yada yakışıklı. beğeniyorsunuz. ama paracı. başka bir gün, bir başkası çıkıyor. beğeniyorsunuz ama o sizi beğenmiyor. zaten kültürleride farklı, bir türk gibi hiç bir zaman sizi anlamıyor. hiç bir zaman bir türk gibi olmuyor. sonra yine gece, yine yalnızlık. aşk olmayınca, aklınıza çocukta gelmiyor. aşksız, eşsiz, çocuksuz bir hayat yaşıyorsunuz.
kimileriniz diyecek ki, bu kişilere göre değişir, göreceli bir kavramdır. hem aynı şeyler türkiye içinde geçerli. belkide söylediğiniz şey doğrudur. yada değildir. ama gerçekler ise yalnız geceler..
|
 |
serkanen
13 yıl önce - Pzr 22 Ksm 2009, 15:57
Bu durumun kaynağını Engin açıkça söylemiş. Yurtdışında yaşıyorsanız Türkiye'ye ait, Türkiye'yle ne varsa silmelisniz kafanızdan. Sadece Türkler değil Avrupa'daki ülkelerideki tüm azınlıklar aynı şekilde yaşıyor ne kadar uzun yaşarlarsa yaşasınlar onlar her zaman yabancı olarak görülüyor.
Dil konusunda Avrupa ülkeleri tutucu. Nedense bize yeterince hümanist olmadığımızdan dem vurup dururlar ama kendileri azınlıkların kendi dillerini konuşmalarını pek istemezler. Kendi ülkelerinde yaşayacaksanız dillerini bilmeniz gerekli.
Yalnızlık konusu da biraz Türkiye özlemi ile alakalı çünkü gittiğiniz ülkede arkadaşlıklar her zaman umduğunuz gibi olmayacaktır. Hemen bir dost bir kanka bulamayacaksınız. Arkadaşım dedikleriniz sizi anlamayacak belki, çoğu zaman hayal kırıklığına uğrayacaksınız.
Sonuç olarak tüm bu sorunlar beklentilerimizle alakalı yurtdışına çıkarken aklınızı zengin olacam, çevre yapacam diye koşullandırıp beklentilerinizin karşılanmadığını görünce umutsuzluğa düşmeniz kaçınılmaz olacaktır.
|
 |
Karaman Ahmet
13 yıl önce - Pzr 22 Ksm 2009, 16:36
Engin´e
| Alıntı: |
| bence yurtdışında yaşanılacaksa entegre olmanın tek çözümü Türkiye'yi tamamen unutmak. her gün arkadaşlarla internetten görüşüp, Türk gazetelerini takip etmeye son vermek. bunun yerine yaşadığınız ülkenin sorunlarını, sevinçlerini paylaşmaya bakmak. ancak böyle oranın insanları ile paylaşacak malzemeniz olur. |
Senin bahsettigin entegre olmak degil, asimile olmak.
Okul yillarimda Afganistan dogumlu ve Iran asilli bir bayan arkadasimin asliyla ve dogum yeriyle alakali rahatsizligini gören makro ekonomi ögretmenimizin bir lafi vardi.
NEREDEN GELDIGINI BILMEYEN, NEREYE GIDECEGINI HIC BILEMEZ!!!
Evet, o ögretmen ogün beni gösterip, "bak Ahmet´e, o kadar olumsuzluklara ve önyargiya ragmen inadina gururla yanlizca tatilden tanidigi anavataniyla, inanciyla gurur duyuyor ve bu gurur onun kendine güven duygusunu pekistiriyor" demisti.
Bir Alman ögretmenin Almanyada dogmus bir Türk ögrencisinin vatan sevgisine positiv yaklasimi acaba nereden kaynaklaniyor?
Onun o gün söyledi bu söz bir cok kez kendini kanitlamis bir sözdür. Kendi kültürünü ögrenemeyen kültürsüz, kendi dilini ögrenemeyen dili zayif bir insan zayifligi sebebiyle kendisini yabanci bir kültüre adapte etmekte zorlanir ve asosyal bir yasamin pencesine düser.
Kendisi istemesede, onu görüntüsünden dolayi ecdadiyla yüzlestiren ve asagilamak isteyen insanlarin agzinin payini veremezse, ezilir ve ezik bir karaktere mahkum kalir.
Evet, yurt disinda ayakta kalabilmek, yanliz olmamak icin asimile olmak degil, entegre olmak, kendi kültürünü insanlara yakinlastirmak ve onlarin önyargilarini yenmek, onlarin hayatini zenginlestirmek asil recetedir. O önyargilarini yenmis insanlar sizi sayarak ve yaninizda bulunarak yanliz birakmayacaktir. Siz kökünüzle, gecmisinizle yani kendinizle barisik olduktan sonra, sizi siz oldugunuz icin kabul eden ve bu samimi durusunuzu özümseyen bircok seveniniz etrafinizda olacaktir.
Son söz olarak Alman ögretmenim kulagima küpe olan o sözünü tekrar etmek istiyorum.
NEREDEN GELDIGINI BILMEYEN, NEREYE GIDECEGINI HIC BILEMEZ!!!
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|