Malatya’da M.Ö. 7000 yıllarına kadar inen bir kültür varlığı var. Ama ;
Malatya’ya Gelen turistlerin çoğunun Malatya merkezinde en fazla 1 gün konakladığını biliyor musunuz? Gelen turistlerin çoğuda Nemrut Dağı’na çıkmak için ilimize geliyorlar. Bunun sebebi de Malatya da gezilecek ve görülecek tarihi öneme sahip eserlerin mevcut olmaması mı?
Malatyalı, çok zengin bir tarihsel mirası olduğunu, turizm değerlerine ve bu değerleri konuklarına sunma bilgi ve becerisine sahip mi?
Turizm değerlerine ve bu değerleri konuklarına sunma bilgi ve becerisine sahip şehirler, çok az maliyet isteyen yatırımlarla şehirlerine büyük getiriler kazandırıyorlar.
Turizm faaliyetleri, belirli bölgelerdeki faaliyetlerle sınırlı kalmamalı, alternatif turizm olanakları gündeme gelmeli ve diğer bölgelerde yoğun bir biçimde turizm faaliyetine katılmalıdır.
Malatya turizmine büyük katkısı olabilecek turistik yerler hakkında birkaç örnek:
İLÇE SIRALAMASINA GÖRE
BAZI YERLERİN FOTOĞRAFLARINA ULAŞAMADIM. ARKADAŞLARA DUYURULUR.
AKÇADAG
(+)
Levent Vadisi : Çeşitli jeolojik olaylar sonucunda meydana gelen vadide farklı büyüklükte mağaralar mevcuttur. Bazı mağaralarda Geç Hitit Çağı’na ait olduğu düşünülen kaya kabartmaları bulunmuştur.
Ferik Kale : Kale M.Ö 1200 yıllarda Hititler tarafından savunma amaçlı yapılmıştır. Düvencik Köyü kol köyü Taş evler ve şemşik köylerinin sınırında bulunmaktadır
Jeolojik Mağara: Malatya-Kayseri karayolunun 42. kilometresinde, Akçadağ ilçesine bağlı Sarı hacı köyünün Dere yatağı mevkiinde yapılan duble yol çalışması esnasında dinamit patlatılması sonrasında iş makinesi ile çalışılırken fark edilen çöküntünün üzeri açıldığında dev bir mağara ile karşılaşıldı. Mağaranın jeolojik dönemden kalma doğal bir mağara olduğu belirtildi.
(+)
Sultansuyu Harası: Malatya’ya 30 kilometre mesafedeki Sultansuyu Harası’nda Türkiye’nin en hızlı atları yetiştirilmektedir. Hara ile Sultansuyu Barajı çevresinde piknik ve dinlenme imkanları bulunmaktadır.
Arga Tepesi: İlçe merkezinde yer alan höyük Eski Tunç Çağı ve Hitit kültürlerini barındırır. Büyük bir yerleşim alanı olmasına karsın, ilçe merkezinin höyük kenarına kurulması nedeniyle daralmış ve tahrip edilmiştir.
Ören Höyük: Ören beldesindeki höyük Tunç Çağı iskânını barındırır. Bilimsel çalışma yapılmayan höyük, iyi korunmuştur.
İkinciler Höyük: İkinciler Köyünde tarlalar arasında kalan höyükte yoğun tahribat
olmuştur. Tunç ve Demir Çağı iskanına sahne olmuş höyükte bilimsel kazı yapılmamıştır.
Ulu Camii: Arapgir’ de Eski Şehir denilen önceki yerleşme yerindedir..Dış kısmı muntazam sıralı silme tastan yapılmıştır. Duvar iç dolgularında moloz tas kullanılmıştır. Giriş kapısı ekseni üzerinde arka arkaya iki kubbeli bölüm, tam karsıda da mihrap yer alır. Mihrabı abartılı bir büyüklüğe sahiptir ve geometrik motiflerle süslenmiştir. Minaresi ve kitabesi olmayan caminin, planı ve süsleme özelliklerine bakılarak, 14’ncü asrın baslarında yapıldığı tahmin edilmektedir.
Mir-i Liva Ahmet Pasa Camisi: Arapgir ilçe merkezinde, İsaoğlu Mahallesi ile Çarsı Mahallesinin birleştiği yerdedir. Kitabesine göre cami, 1128h. (1716m.) tarihinde, Osmanlı padişahı III. Ahmet’in annesi Rabia Gülnus Ematullah Sultan’ın kethüdası, Arapgirli Veliyüddin oğlu Hacı Muhammed Efendi tarafından yaptırılmıştır. Cami kubbesiz olup, dik dörtgen planlı ve tamamen kesme tastan inşa edilmiştir. Minaresi batı kösesinde yer alır ve tastan inşa edilmiştir.
Gümrükçü Osman Pasa Camisi. Gümrükçü Osman Pasa Mahallesinde (Eski Şehir) , Arapgir Çayı’na dökülen bir derenin kenarında, tamamen muntazam sıralı kesme tastan yapılmış, tek minareli, tek kubbeli bir camidir. 1820 yılında Gümrükçü Osman Pasa tarafından yaptırılmıştır.
Cafer Pasa Camisi: Eski Arapgir ‘de Gümrükçü Osman Pasa Mahallesinde bulunmaktadır. Kitabesine göre 1683 tarihinde Cafer Pasa tarafından tamir ettirilmiştir. Ancak yapı 14. yüzyılda Şeyh Hasan tarafından yaptırılmış, İlhanlı Beyliği eseridir. Kare planlı yapı, tek kubbeli, tek minareli basit yapıdır. Halen ibadete açık olan cami bakıma muhtaçtır.
Yeni Camii: Eski Arapgir’de,Minaresi olmayan cami, kesme tastan yapılmıştır ve tamamen harap vaziyettedir. Tarihini aydınlatacak bir kitabesi yoktur. Akkoyunlu (1398-1515) eseri olduğu tahmin edilmektedir.
Millet Hanı: Arapgir merkez Köseoğlu Mahallesi'nde,Çarşı Camii'nin güney batısındadır. Han, hicri 1305'te (m.1889) kilisenin vakfı olarak inşa edilmiştir.
Molla Eyüp Mescidi: Ispanakçı Mustafa Pasa Kütüphanesi diye de bilinir. Girişi batı duvarının kuzey kösesinde toprak seviyesinden aşağıda yapılmıştır. Kayalara yaslanan kuzey duvarı, içte yer alan ağır payelerle desteklenmiştir. Yan duvarlar sağır kemerlerle donatılmıştır. Kemer ayakları ise üçe bölünmüş üçgenlerle tezyin edilmiştir. Mihrap tahrip olduğundan özelliği bilinmemektedir. Minaresi ve kitabesi olmayan yapı bir Osmanlı eseridir.
(+)
Çarsı Hamamı. Büyük isaoğlu mahallesinde yer alır. Tamamen moloz tastan yapılmıştır. İki kubbelidir. Kitabesine göre 1806 yılında yapılmış olup, üç bölümden oluşmaktadır.
Elmasik Hamamı: Ermeni mahallesi olarak bilinen mahallede bulunan hamam iki kubbeli olup, tasla inşa edilmiştir. Giriş kapısı kesme tastandır. Kitabesi bulunmayan, dikdörtgen planlı hamamın 19. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Harap durumdadır.
Osman Pasa Hamamı. Hamam, 19. yüzyıl eseridir. Dikdörtgen alan üzerine oturan yapının dış duvarları kesme, iç duvarları ile kubbe moloz tastan inşa edilmiştir. Hamam üç bölümlü olup, harap durumdadır.
Osman Pasa Çeşmesi: Taç kapının bulunduğu duvar üzerindeki çeşmedir. 1209 h. (1794 m.) tarihinde Dergah-Ali kapıcı başılarından Osman Ağa’nın validesi Ümmü Gülsüm Hatun tarafından yaptırılmıştır.
Eski Arapgir Kalesi: Sert kayalar üzerine inşa edilmiş kalenin temel kısımları blok tastan diğer kısımları ise kesme tastan yapılmıştır. Kaleye ulaşılan yol boyunca gözetleme mazgalları bulunmaktadır. Anadolu Selçuklular dönemi eseridir.
Eski Arapgir Kale Köprüsü: Arapgir çayı üzerine inşa edilmiştir. Arapgir kalesine ulaşım sağlar. Kalenin yapımına bağlı olarak Selçuklular döneminde inşa edilmiştir.
Meydan Köprüsü: Arapgir’in dört kilometre kuzeyinde Kozluk Çayı üzerindedir. Köprünün, Osmanlı Padişahları'ndan 4. Murat (1623-1640) tarafından yaptırıldığı rivayet edilir. Köprü, hala kullanılır durumdadır.
(+)
Büyük Kozluk Köprüsü: Kozluk çayı üzerinde yer alır. 45 m uzunluğunda, 4,60 m genişliğinde ve 7,5 m yüksekliğindedir. İlhanlılar döneminde yapılmıştır.
(+)
Çobanlı Konağı: Osmanlı paşalarından Cevat Şakir Pasa konağı adıyla da, Halil Namık Pasa Konağı adıyla da bilinir. Giriş katı ile birlikte üç katlıdır. Taş malzeme ile örtülü duvarların aralarına ahşap hatıllar atılmış; çatısı sacla kaplıdır.
Kızık Kutsal Balıklar Parkı: Kızık köyünde bir su kaynağında bulunan balıklar yöre halkınca kutsal kabul edilirler. Köylülerin bıraktığı yemek kaplarındaki artıklarla beslenen balıklar “bulaşıkçı balıklar” olarak da anılırlar. Turizm Bakanlığı’nın geçmiş yıllarda sağladığı ödenekle köye çevre düzenlemesi yapılmış ve balıklar buraya alınmıştır.
Kara Höyük: Kara höyük köyündedir. Tarlalarla çevrili höyükte bilimsel çalışma yapılmamıştır. Tunç Çağı ve Hitit dönemine ait yerleşime rastlanmıştır. iyi korunmuştur.
İsa Höyük: Malatya-Arguvan karayolu üzerindeki İsa Köydedir. Yoğun olarak Eski Tunç Çağında iskan görmüştür. Bilimsel çalışma yapılmamış olup, iyi haldedir.
Mor hamam Höyük: Fırat kenarındaki höyük Mor hamam Köyündedir ve Uzun oğlan Höyük diye de bilinir. İlk Tunç Çağından başlayarak iskan görmüştür. Kaçak kazılarla höyük tahrip edilmiştir.
Ulu Camii: Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat zamanında 1224 yılında yapılmıştır. Caminin Mimarı Mansur bin Yakup’tur.Caminin kitabesi şehir müzesindedir. Eyvanlı Cami planlarının Anadolu’daki tek örneğidir. Plan ve yapımında kullanılan malzeme bakımından Büyük Selçukluların İran’daki cami yapım tekniğinin bir uzantısıdır. Mihrap önü kubbesi, buna bağlı eyvan ve iç avlu yapının özünü oluşturur. Eyvanın ön yüzü patlıcan moru çiniler ve tuğla dekorasyonla geometrik motiflerle süslenmiştir. Camiden dışarıya açılan, biri batıda diğeri doğuda yer alan iki anıtsal kapısı vardır. Tamamen tuğladan yapılan minarenin gövde kısmı ayaktadır.
Melik Sunullah Camisi/Vaiz Baba/Vaiz Ocağı: Bazı kaynaklarda Karaca köy Cami ismi ile anılmakta olan bu esere halk arasında, Vaiz Baba veya Vaiz Ocağı ismi de verilmektedir. A. Gabriel’in Adile Camii ismi ile andığı bu eseri “Koca Vaiz Türbesi” seklinde adlandıranlar da vardır. Önemli bir ziyaretgahtır. Son zamanlarda yeniden inşa ile küçük bir mescit haline getirilmiştir. Minare kaidesi üzerindeki Memluk kitabesi 796 h. (1394 m.) tarihlidir. Bu kitabe, minarenin Memluk Sultanı Melikül-Zahir Berkuk zamanında Abdullah Hüsnü oğlu Çerkes tarafından yaptırıldığını bildirmektedir.
Karahan Camisi: 1583 yılında Malatya Miralayı Hüsrev Bey tarafından yaptırılan bu Osmanlı eseri kareye uygun planlıdır. 1900 yılında restore edilen caminin son cemaat yeri revaklarla çevrilidir.
Ak Minare Camisi: Eski Malatya’dan geçmekte olan Derme Deresi’nin kenarında ve surların dışındadır. Tamamen muntazam sıralı kesme tastan yapılmıştır. Minaresi cami mekanından biraz uzakçadır. Kare plan üzerine yaptırılmış, tek kubbeli güzel bir camidir. 980 h. (1573-74 m.) senesinde Zaim Yusuf oğlu Himmet Bey tarafından yaptırılmıştır.
Sütlü Minare: Çermik diye de bilinir. Kitabesi olmamakla birlikte, kullanılan malzeme ve yapım tekniğinden Osmanlı dönemi olduğu tahmin edilebilir. camisi yıkılmıştır. Halen yıkılmak üzere olan minare tek şerefelidir.
Toptaş Camisi: Şehir surlarının epeyce dışında ve adını taşıdığı mahallededir. 996 h. (1588 m.) tarihinde Miralay Hüseyin Bey tarafından tamir ettirilmiştir. 1681 ve 1827’de tamir ettirildiği bilinmektedir. 1960’lı yıllarda da tamir edilmiştir.
Sahabiye-i Kübra Medresesi: Ulu Caminin güneyinde yer alan meşhur bir medresedir. A. Gabriel, F. Grenard’dan naklen medresenin, “Sultan Keykavüs zamanında mimar Semahaddin Muhammed İbni Osman ve Tekvor oğlu Stefan isimli usta tarafından yapılmış olduğunu” yazmaktadır. Prof. Dr. Nejat Göyünç, “Melikü’l-Esref (1363-1376) zamanında Mizamir Sahabeddin Hızır Bey’in bu
medreseyi yaptırmış olduğunu” yazmaktadır.
Namazgah/Musalla: Anadolu Selçuklu Devleti döneminde taptırılmıştır. Kitabesinde, 640 h. (1243 m.) tarihinde Secaaddin İshak oğlu Kemaleddin Kamyar (Selçuklu kumandanı ve ilim adamı) tarafından yaptırıldığı yazılıdır. 878 h. (1474 m.) tarihinde Memluk Sultanı, Melik’ül Esref Ebü’l Nasır Kayıtbay tarafından tamir ettirildiği üst kitabede yazılı bulunmaktadır. 1964 yılı Ekim ayında, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce tamir ettirilmiştir.
Alacakapı Mescidi: 1585 yılında yaptırılan cami, sonradan büyük onarım görmüş, tuğla minare 20. yüzyılda yaptırılmıştır. Üzeri ahşap çatıdır. Kare planlıdır.
Halfetih Minaresi: Hötüm Dede adıylada bilinir. Tamamen tuğla malzeme ile yapılan minare 13. yüzyıl eseridir. Şahabiye-i Kübra Medresesi’nin güneyinde bulunan bu minarenin camisi yıkılmıştır. Silindirim gövde tuğladan olup şerefesi ve petek kısmı yıkılmıştır. Minarenin Pabuç kısmının üzerinde ve şerefe altında firuze renkli yıldız şeklindeki çinilerin oluşturduğu bir bordür bulunmaktadır. Ancak bu çini şeritten günümüze çok az çini parçası gelebilmiştir. Yapım tekniği ile kullanılan malzemeden Ulu Camiyle çağdaş olduğu görülmektedir.
Emir Ömer Türbesi: Eski Malatya surları içindedir. Kare bir plan üzerine oturtulmuştur. 1563 yılında yaptırılmıştır.
Ahmed Duran Mescidi ve Türbesi: Muhammet Sabit Bey tarafından 1792 yılında inşa edilmiştir. Battalgazi’nin sadık bir subayı olduğuna inanılır.
Hasan Basri Türbesi:Hasan Basri Türbesi, şimdiki Karakaya Baraj Gölü’nün altında kalan Korucuk köyünden geçen Tohma’nın kıyısındaydı. Barajın yapılmasından önce türbe Eski Malatya’daki yeni yerine taşınmıştır. Battal Gazi’nin arkadaşlarından olduğuna inanılır.
Sıddı Zeynep Kümbeti: Battalgazi surları içinde yer alır. Sekizgen bir yapıya sahiptir, üzeri piramit bir çatı ile örtülüdür. inşa tarihi bilinmemektedir.
Kanlı Kümbet: Battalgazi Meydanbası Mahallesinde eski mezarlığın içinde inşa edilmiş mezar anıtıdır. Kare plan üzerine inşa edilmiştir. Altta kripto, üstte ise ziyaret edilen türbeden oluşmaktadır. Kripto tastan diğer kısımlar ise tuğladan örülmüştür. Selçuklu dönemine aittir.
(+)
Eski Malatya Şehir Surları: Malatya-Sivas karayolunun sağ kanadı boyunca uzanıp geniş bir alanı kapsar. Yapımına Roma İmparatoru I.Titus zamanında başlanmıştır. Daha sonra Bizans İmparatoru Justinianus(522-565) zamanında son halini almıştır. Beşgen bir görünümdedir.
Silahtar Mustafa Pasa Kervansarayı: Eski Malatya Alacakapı mahallesinde dikdörtgen alan üzerine inşa edilmiştir. Açık avlu ve kapalı hol kısımlarından oluşur. Hantal ve kalın duvar örgüsünün görünümünü, pencereleri yukarıdan açılmakla giderilmeye çalışılmıştır. 1637 tarihinde IV. Murat’ın silahtarı Bosnalı Mustafa Pasa yaptırmıştır.
Kırkkardesler Şehitliği: 13.yy Selçuklu dönemi mezarıdır. Burada 40 Selçuklu şehidinin mezarı bulunmaktadır.
Karakaya Baraj Gölü: Battalgazi ilçesine 5 kilometre mesafededir. Baraj kenarında piknik ve dinlenme olanağı bulunmaktadır.
Somuncu Baba Camisi: Ana mekanı kare olup tek bir kubbeyle kapatılmıştır. Kubbe içten tromplar, dıştan altıgen kasnak üzerine oturur. Cami içinde Şeyh Hamid-i Veli ve oğlu Halid Tayyib’in sandukaları bulunur. Minare ve cami arasında, temellerin üzerinde L planlı iki katlı medrese yer alır. İkinci kat tamamen yıkıktır. Caminin ön kısmındaki bölme Abidin Pasa tarafından yaptırılmıştır. Tek minareli olan cami, 17.yy.da yapılmış bir Osmanlı eseridir.
Somuncu Baba Camisi Minaresi: Eski Darende Somuncu Baba Külliyesinin hemen bitişiğindedir. Eski bir camiye ait minare 1907 yılında yaptırılmıştır. Bu tarihe göre Şeyh Hamid-i Veli zaviyesinin minaresidir. Kare kaideli ve onaltıgen gövdeli, minare tek şerefeli olarak tastan inşa edilmiştir. Bitişiğinde bulunan cami sonradan yapılmıştır.
İkiz Türbe: Osmanlı dönemine ait iki mezar, yöre belediyesince çevrilip koruma altına alınmıştır.
Şehitlik:
Mehmet Pasa Kütüphanesi: Kare planlı, kesme tas duvarlı ve tek kubbelidir. Kitabesine göre 1763 yılında Darendeli Osmanlı paşası Sadrazam Mehmet Pasa tarafından yaptırılmıştır.
Sadrazam Rıza Paşa Kabri : Darendeli Hasan Rıza Paşa, önemli devlet adamlarından biridir. Cebecizâde Mehmet Paşa"nın torunlarındandır. Hasan Rıza Paşa, Bursa-Kocaeli mutasarrıflığı ile Halep ve Anadolu (Konya) valiliği yapmıştır. Halep'de iken Zekeriya (a.s.) Camii"ni tamir ettirmiştir. Aynı devirde 5 Cemaziyelevvel 1238/18 Ocak 1823"de Halep valiliğine tayin edildikten sonra, ceddi Cebecizâde Mehmet Paşa Kütüphanesi"ne her biri ayrı cüzler halinde bulunan bir takım yazma Kur'ân ve kitaplar vakfetmiştir.
Mehmet Paşa Camii Minaresi :Cebecizâde Mehmet Paşa"nın cami, medrese, dershane ya da kütüphaneden müteşekkil bir külliye kurmuş olduğu bilinmektedir. Külliye vakfiyesine göre Cebecizâde Mehmet Paşa Camii, külliyenin müştemilatından olan medresenin avlusuna kurulmuştu ve kütüphanenin kuzey tarafında ve aynı hizada bulunmakta idi. Kütüphane ve medrese 1191/1777 tarihinde yaptırılmıştı. Külliyeye ait vakfiye ise 1192 /1778 tarihinde tescil edilmiştir.
Hüseyin Paşa Camii Minaresi : Bu cami, eski şehir mevkiindeki eski çarşının bulunduğu yerde kurulmuş olduğu için "Çarşı Camii" adı ile tanınmıştır. Bazar Camii adı ile de anılır. Ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Hüseyin Paşa tarafından tamir ettirilmesinden sonra onun adı ile anılmıştır.
Hacı Müşrif Camii Minaresi : Kesme taştan yapılan minare, onaltıgen gövdelidir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri"nin soyundan olan Abidin Paşa, Şeyhzâde Zeynelabidin Paşa (ö. 1099/1687) adı ile de tanınmıştır. Zaviye mahallesinin Hacı Müşrif mevkiinde bir medrese, cami ve bir minare inşa ettirmiştir. Camii"nin minaresi halen mevcuttur. Medresesi kayıtlara göre, 19. yüz yılın sonlarında harap olmuş vaziyetteydi . Cami"in Hacı Müşrif adı ile de tanınması, içinde bulunduğu mahallin adını almış olması dolayısıyladır.
Şeyh Hamid-i Veli Kitaplığı: Somuncu Baba Caminin ön salonunda ceviz dolaplar içine oluşturulmuştur. Bağışlanan kitaplarda meydana gelmiş 2000 civarında el yazması, eski ve yeni harfli el baskısı kitaplardan oluşmuştur.
Seyid Abdurrahman Gazi Camii ve Külliyesi: Modern mimari tasarımla tamamen taş işçiliğinden yeniden inşa edilmiştir. Tohma ırmağı kenarında bulunmaktadır.
Ulu Camii Minaresi: Ulu Caminin esas mekanı yoktur ve sadece minaresi ayaktadır. Kitabesi olmamasına karsın, yapım tarzı ve isçiliğinden caminin Beylikler Dönemi (14. yüzyıl) eseri olduğu tahmin edilmektedir. Tek şerefeli caminin külah kısmı tahrip olmuş ve kesme tastan inşa edilmiştir.
Danabey Minaresi: Eski Darende’de kesme tastan inşa edilen ve şerefe korkulukları ile külahı yıkılmış olan minare; kayıtlara göre 1727 yılında Osmanlı paşalarından Hacı Hüseyin Paşa tarafından yapılmıştır.
Yusuf Paşa Bedesteni: Eski Darende ilçesinde yer alan dikdörtgen bir yapıdır. İki bölümden
oluşur. Birinci bölümde karşılıklı olarak altı dükkan bulunur. İkinci bölümde karşılıklı dokuz
dükkan yer alır. Yusuf Paşa"nın oğlu İbrahim Paşa söz konusu bedestenin doğu tarafına bir bedesten yaptırmıştır. İbrahim Paşa"nın 1193 tarihli vakfiyesinde de babası Yusuf Paşa"nın Darende çarşısında kurmuş olduğu bedesten ve konumu hakkında bilgiler verilmektedir.
Hasan Pasa Hamamı: Çarsı Hamamı diye de bilinir. Hamam dikdörtgen planlıdır. Erkek ve kadınlara ayrılmış iki bölümden oluşur. Kitabesi olmayan hamam 1838 yılında Hacı Hüseyin Paşa’nın kardeşi Hasan Pasa tarafından yaptırılmıştır.
Zengibar Kalesi: Yörede Senkbar ismi ile de anılan kalıntı, tahminen Osmanlı dönemi eseridir. ilçenin kuzey yamaçlarında bulunan kalenin giriş kapısı kalmıştır. Kale, kesme tastan yapılmıştır.
Aslantaşlar:
M.Ö. 1750 yıllarında Kuşşara Kralı Anitta, Anadolu'yu tek bir yönetim altında toplayarak siyasi birliği sağlamıştır. Bu dönemde Malatya'nın büyük bir ihtimalle siyasi birliğe katıldığı sanılmaktadır. I. Hattusilis, kuzey Suriye yolunu emniyet altına almış, yerine geçen oğlu I. Mursilis ise Anadolu birliğini Halep ve Babil seferlerinden sonra sağlamış. Malatya'nın bu krallar döneminde kuzey Suriye ile Anadolu arasında önemli yol kavşağında olması nedeniyle Hitit birliğine girdiği ve bir Hitit şehri olduğu kabul edilebilir.
Tas Köprü: Tohma Çayı üzerinde ve doğal vadinin hemen bitiminde köprü gözü olarak bilinen tas köprünün bir gözü onarılmış olup, ulaşımı sağlamaktadır.
Nadir Köprüsü: Tohma Çayı üzerinde son dönem Osmanlı eseridir. Üç gözü olan bu köprünün bir gözü kapatılmış; diğer iki gözü betonarme ile onarılmıştır.
Kavlak Köprüsü: ilçede bulunan ve halen kullanılan tas köprüdür. Son Osmanlı dönemi eseridir.
Doğal Akvaryum: Somuncu Baba mevkiinde Tohma Çayı Vadisi içerisinde yer alan kayalar içerisinde balıklı gölün kaynağı durumundadır.
Somuncu Baba Boğazı: ilçedeki balıklı göl ve Somuncu Baba Camisi ile başlayıp tas köprüye varan dik kayalardan meydana gelen, Tohma Çayı’nın ortadan aktığı doğal bir boğazdır.
Tohma Çayı Vadisi: Somuncu Baba Camisi, doğal akvaryum, balıklı gölü içine alarak tas köprüye kadar uzanan ve dik kayalık yamaçlardan oluşan vadinin, tas köprüye yakın bölgesinde doğal bir hamam (sıcak su kaynağı) bulunur. Yörede buraya Gevher veya Gavur Hamamı denmektedir.
Günpınar Şelalesi: Günpınar köyü sınırları içerisinde Tohma Çayı yatağında yer alan, 50 metre yüksekliğinde kayaların arasından suyun aktığı bir şelaledir.
Roma Mezarı: Yenice beldesi merkezinde yer alan Masatepe mevkiindeki höyükte bulunan mezar anıt, içten düzeltilmiş ve dıştan moloz ve toprakla dolgunlaştırılmış tastan inşa edilmiştir. Çift mekanlı yapıda ahşap sanduka içinde kadın cesedi bulunmuştur. Taşınır nitelikteki küçük buluntular Malatya Müzesinde teshire sunulmuştur. Tahminen M.Ö. I. yüzyıla aittir. Bölgede üç adet höyük daha bulunmaktadır.
Merkez Höyük: Eski Darende’dedir. Roma devri höyüğü olduğu tahmin edilmektedir.
Kötükale:
Kızıkhisar:
Balaban İçmesi: Darende İlçesi, Balaban Bucağına 1 km uzaklıktadır. Mide, böbrek rahatsızlıkları ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.