Ana Sayfa 930 bin Türkiye Fotoğrafı
Cem Tamer
5 yıl önce - Sal 10 Ksm 2009, 15:28
Makale




ATATÜRK SOYADININ VERİLMESİ HAKKINDA

Türkiye'de Cumhuriyetin ilanı gibi; yanlış bilinen konuların başında Gazi M.Kemal'in Atatürk soyadını alışı gelmektedir. Ülkemiz vatandaşlarımızın önemli bir kısmı, M.Kemal Paşa'ya Atatürk soyadının verilmesinin halkın genel kanaati ve meclisin iradesi ile olduğunu düşünmektedir. Bu yazımda konunun esası hakkında size bazı bilgiler vereceğim.

İsmet Paşa ve 22 arkadaşının 24 Kasım 1934’te Mayıs ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) kanun teklifi vermesiyle başlayan süreçte adımlar hızlıca atılmış ve aynı gün 2865 sayılı Resmî Gazete’de 2587 numaralı kanunla Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya ‘Atatürk’ soyadı verilmişti. Meclisin bu kadar hızlı karar alabilmesi (1 gün içinde) sizi yanıltmasın. 24 Kasım 1934 tarihinin niteliğine baktığımızda, tek parti iktidarı ile Osmanlı'nın tüm izlerinin silinip, eski ulemanın (bilginlerin) tamamıyla tasfiye edildiği, rejimin tüm kurum ve kuruluşları ile vatandaş üzerinde ağırlığını hissettirdiği yıllardır.



2587 sayılı bu yasa ve Mustafa Kemal'in "Atatürk" soyadı Ankara Radyosu'nda açıklanırken, spikerin bir dil sürçmesi nedeniyle, yayın sırasında "Anatürk" diye okunduğuna ilişkin bir rivayet de nakledilir ki; bu konunun ne kadar hızlı geliştiği gösterebilecek bir vesikadır.

Öte yandan daha önce imzasında olduğu gibi Mustafa Kemal’e ‘Atatürk’ soyadının verilmesi meselesinde de Dilaçar’ın adı geçiyor. Ermeni asıllı Agop Martayan Dilaçar, savaş başlayınca 19 yaşındayken Türk Ordusunda silah altına alınmış, önce Kafkas cephesine ardından Tehcir Kanunu kapsamında Şam’a gönderilmişti. Mustafa Kemal’le dostluğu Şam’da başlamıştı. Bu ilişki ileriki yıllarda gelişmiş ve Dilaçar, 18-25 Ağustos 1934 tarihleri arasında düzenlenen II. Türk Dil Kurultayı’ndan sonra Türk Dil Kurumu (TDK) başuzmanlığına getirilmişti. Çalışmaları sebebiyle her zaman Atatürk’ün takdirini kazanan bu vatandaşa 1935’te Mustafa Kemal’in emriyle Dilaçar soyadı verilmişti.

Naim Hazım Onat ve Falih Rıfkı Atay'ın anılarında bu şöyle anlatılmaktadır:

"Saffet Arıkan'ı çok severdim, onun da bana içten sevgisi vardı. Bir akşam gene Atatürk'ün sıfrasında yanyana oturuyorduk. Atatürk'ün soyadı üzerinde konuşuluyordu. Bunun çok güzel bir buluş olduğundan bahsedilirken, Büyük Önder, Arıkan'ı göstererek: "Beyefendinin Armağanıdır." Demişlerdi. O sırada kendisinden öğrenmek istemiştim: Arıkan, bunu siz mi buldunuz? Gülümseyerek cevap verdi: "İltifat buyuruyorlar." (?)



Atatürk soyadı; Dilaçar'ın çalışması olmakla beraber, M.Kemal'e teklif edilen 14 soyadı adayı vardır. Bu soyadlar Naim Hazım Onat'ın tavsiyesi üzerine Mustafa Kemal Paşanın seçtiği soyaddır.

Diğer aday soyadlar şöyledir:

mustafa kemal etel
mustafa kemal etil
mustafa kemal etealp
mustafa kemal arız
mustafa kemal ulaş
mustafa kemal yazır
mustafa kemal emen
mustafa kemal çogaş
mustafa kemal salış
mustafa kemal begit
mustafa kemal ergin
mustafa kemal tokuş
mustafa kemal beşe

Saffet Arıkan da bu listeye Türkata ve Türkatası soyadlarını eklemiştir.

Çankaya'da yapılan toplantıda liste okunduktan sonra, Mustafa Kemal Paşa, toplantı salonunda bulunan Naim Hazım Onat'a: "siz ne dersiniz?" diye sormuş Onat da şu cevabı vermiştir: "Türkata ve Türkatası kelimeleri gerek yazılışta gerek söylenişte bana biraz tuhaf geliyor. Arkadaşlar, biliyorsunuz tarihimizde Atabey ünvanı vardır; anlamı da askerlikte müşavir, hoca demektir. Bu ünvanı taşıyan bir çok Türk büyüğü vardır. Biz de Türk'e her alanda atalık etmiş, Türklüğü kurtarmış, istiklaline kavuşturmuş olan büyük Gazi'mize Atatürk diyelim. Bu bana; şivemize da daha munis, daha uygun gibi geliyor."

Aynı zamanda 2622 sayılı kanun ile de, Atatürk soyadının başkası tarafından kullanılamaması ve soyad olarak alınamaması kanunlaştırılmıştır.

Bunun üzerine gazi, Atatürk soyadını benimsemiştir.
Özetle Gazi M.Kemal Paşa'ya Atatürk soyadı, Türk Milleti tarafından değil, 1934 yılında tek parti iktidarı döneminde 1 günlük bir yasa ve bizatihi kendisi tarafından seçilerek verilmiştir. Halkımız bu soyadını sonraki dönemde benimsemiştir.


Kanun no :2587
Kabul Tarihi:24.11.1934

Yayımlandığı R.Gazete :Tarih:27.11.1934
Sayı:2865
Yayımlandığı Düstur: Tertip:3, Cilt:16, Sayfa:4

Madde:1-Kemal Öz adlı cumhur reisimize ATATÜRK soyadı verilmiştir.
Madde:2-Bu Kanun neşri tarihinde muteberdir.
Madde:3-Bu kanun Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur.

2622 SAYILI KANUN

1- Kemal Öz adlı Türkiye Cumhur reisine 24.11.1934 tarih ve 2587 sayılı kanunla verilmiş olan ATATÜRK soyadı tek şahsına mahsustur, hiç kimse tarafından öz veya soyadı olarak alınamaz, kullanılamaz ve kimse tarafından hiçbir surette bir kimseye verilemez.

2- ATATÜRK adının başına ve sonuna başka söz konarak öz veya soyadı alınamaz ve kullanılamaz
3- Bu kanun hükmü 24/11/1934 tarihinde başlar.
4- Bu kanun hükmünü yerine getirmeye Dahiliye Vekili memurdur.

Cem TAMER / Atatürk Soyadının Verilmesi Hk.
10.11.2009



raufkibar

5 yıl önce - Çrş 11 Ksm 2009, 22:36

İKİ KERE OKUDUM FAKAT ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI GÖREMEDİM

Ne var bunda .Halk vermiş ,meclis vermiş meclise de yetkiyi Amerika vermemiş halk vermiş .Ne kadar isabetli karar olmuş değilmi.


Burhanettin Akbaş

5 yıl önce - Çrş 11 Ksm 2009, 22:48

Zaten 21 Haziran 1934’te 2525 sayılı Soyadı Kanunu çıkmıştı. Her Türk vatandaşının genel ahlak kurallarına uygun Türkçe bir soy adı alması zorunluluk taşıyordu. Gazi Mustafa Kemal'in Atatürk soyadını alması da bu çerçevede gayet normaldir. Kanunları Meclisler çıkartır, Meclisler de halkın iradesini temsil ederler. Atatürk'ün 1934 yılında halkın iradesini yanına almadığını varsaymak abesle iştigaldir.

Ali Kocaçiftçi
5 yıl önce - Çrş 11 Ksm 2009, 23:33

Bilglendirici bir konu olmuş.

Ama bazı şeyler eksik.

Atatürk'ü küçümsemek, soyadını zorla aldığına dair açık cümleler gibi..


MUSTAFABASCI
5 yıl önce - Çrş 11 Ksm 2009, 23:49

Kendi almış veya değil çokta önemli bir konu değil. Atatürk adı çok yakışmış ve çokta yakışıyor. Bende bir Türk evladı olarak veya halktan biri olarak bunula hep gurur duyarım.


SERDARR1

5 yıl önce - Çrş 11 Ksm 2009, 23:55

Hep demiyormuyuz meclis = halk diye ha meclis vermiş ha halk vermiş
Güzelde bir başlık olmuş....


Ahmet Nadir İşisağ

5 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 00:00

Burada tartışılması için düşünülen önniyet veya artniyet olarak yapılmak istenen nedir anlayamadım.Mustafa Kemal'in ricası üzerine çevresindeki çalışma arkadaşlarından kendisine bir soyadının bulunmasını istemiş ve ATATÜRK de karar kılmış ve de bu kanunlaşmış.Bunun neresinde buzağı arayacağız anlayamadım doğrusu?........

ilkera
5 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 00:02

Ne de güzel bir soyisim secmis, her harfi, her hecesi, her kelimesi , icerdigi tüm anlamlar ile kendisine pek bir yakismis. Degil sadece Türk halkina , tüm Dünya halklarina sorsalar yine herkesin layik görecegi harika bir soy isim olmus. Türk Milletinin büyük Atasi, Atam; Pasam, Mustafa Kemal Pasam; Dünya tarihinin gelmis gecmis en büyük askeri dehasi; ondan daha büyük siyaset ve devlet adami; büyük devrimci ATATÜRK'ÜM.. Seni bir kez daha minnetle aniyoruz.

Eyüp Emre
5 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 00:06

Ha meclis ha halk ne fark eder? Meclis=halk olduğunu bilemeyecek kadar aciz misiniz? Hadi diyelim halka sorulsa halk karşı mı çıkacaktı ATATÜRK soyadına? Saçma bir başlık, tarihimizi doğru düzgün açıklayan ve bilgili kişiler tarafından açılmış başlıklar istiyoruz.

Oguzhan34
5 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 00:29

Bilindiği gibi, 1934 yılında çıkartılan 2525 sayılı kanunla, her Türk'ün bir soyadı taşıması mecburi hale getirildi. Soyadı kanunu, Büyük Millet Meclisi'nce kabul ve Resmi Gazete ile yayınlanıp ilan edildikten sonra, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal için de bir soyadı almak gerekti. Bunun için gerekli fikri çalışmalara başlanmıştı

Fakat Gazi Mustafa Kemal'e verilecek soyadı ne olmalıydı?

Bu husuta gerek "Atatürk sofrası"nda ve gerek Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu'nda ona layık bir soyadı bulmak için, bazı ileri gelen dil ve tarihçilerin de katılmasıyla, toplantılar yapılmış, bazı isimler tespit edilmiştir. Tespit edilen isimler şunlardı "Etel-Etil,Etealp, Korkut, Araz, Ulaş, Yazır, Emen, Çogaş, Salır, Begit, Ergin, Tokuş, Beşe".Bu isimler Atatürk'e arz edilmiş ve Atatürk'ün , "arkadaşlarla bir kere konuşalım" demesi üzerine ikinci bir görüşmeye bırakılmıştır. Çankaya'da yapılan son toplantıda, CHP Genel Sekreteri (sonradan Milli Eğitim Bakanı)Saffet Arıkan'ın bir yazısında kullandığı söylenilen "Türkata" , "Türkatası" gibi iki ad da kendisine arz edilmiş fakat Atatürk'ün , "bir de arkadaşlar , ne buyururlar, bakalım" demesi üzerine Konya Milletvekili rahmetli Naim Hazım Onat Bey , "Müsaade buyurulur mu paşam ?" diye söz istemiş, Atatürk de, "arkadaşlar lütfen hocamızı dinleyelim", diyerek sözü Onat'a bırakmıştır.

Naim Hazım Bey, Türk Dil Kurumu'nda da çalışmış Türkçeyi-Osmanlıcayı çok iyi bilen , her iki alanın gramer ve sentaks kurallarını gerçekten kavramış bir sahsiyetti. Naim Bey, bu husustaki düsüncelerini şu şekilde açıklamıştır.

"Türkata, Türkatası gerek yazılışta, gerek söylenişte bana biraz tuhaf geliyor. Arkadaşlar biliyorsunuz tarihimizde bir 'Atabey' sözü ünvanı vardır. Anlamı da, yine biliyorsunuz: Beyin, emirin, şehzadenin, hatta hükümdarın ilimde, idarede, askerlikte mürebbisi, müşaviri, hocası demektir. Atabey, kullanılmış, tarihe geçmiş bir ünvan-ı resmidir. Bu ünvanı taşıyan bir çok Türk büyüğü vardır. Binaenaleyh biz de Türk'e her alanda atalık etmiş, Türklüğü kurtarmış, istiklaline kavuşturmuş olan büyük Gazimize 'ATATÜRK' diyelim, bu soyadını verelim. Bu bana şivemize de daha munis , daha uygun gibi geliyor."

Gazi, Naim Hazım Onat'ın açıklamasını daha yerinde bulmuş, hatta ona teşekkür etmiş, böylece "ATATÜRK" soyadı üzerinde oy birliği ile durulmuştur. Bundan sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na şu üç maddelik kanun teklifi verilmiştir.

"Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal'e Atatürk Soyadının verilmesi hakkında Kanun

Madde 1. Kemal öz adlı (öz adı Kemal olan) Cumhurreisimize "ATATÜRK" soyadı verilmiştir.
Madde 2. Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3. Bu kanun , Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur. "

Kanun, T. B. M. M. 'nin 24 kasım 1934 tarihli toplantısında oy birliği ile kabul edilmiş ve 2587 numara ile tespit olunmuştur. Bu kanun , usulü gereğince 27 Kasım 1934 tarihli Resmi Gazete ile de "neşr ve ilan "edilmiştir.

Mustafa Kemal, "Atatürk" soyadı ile Türk tarihine dayanmaktadır. Soyadına kaynaklık eden "Atabey" ünvanı Selçuklu devri Türk devletlerinde yaygın olarak kullanılan bir ünvan olup. "Atabeylik" de, Türk devlet geleneği ve hayatında yer alan önemli bir Türk kurumudur. Tarihi Türk milli kültürünün derin izlerini taşıyan bu soyadındaki "Türk " adı da onu "milli bir lider" ve Türk milletinin en önemli "ortak paydası" haline getirmektedir.

Mustafa Kemal Paşa'nın Naim Hazım'a "ÜLKÜ ONAT" isim ve Soyisim vermesi.

Atatürk soyadını alan Mustafa Kemal , bir akşam Naim Hazım'a ; " Hoca! idealler erişilemeyen şeylerdir. Şu idealin Türkcesini bul. ." deyince Naim Hazım, "Paşam bizde "Ulku Dağı"vardır. Bu Türkçe'de göz yanılgısıdır. Vardım sanırsınız erişemezsiniz. O Ulku Dağı ulaşılamayan yer olur ..." deyince Atatürk;
-Şu Ulku dağını ses uyumuna uydur . . . dedi.
Naim Bey: Ülkü çıkar Paşam!. . . dedi.
Atatürk Naim Hazım'a : Yahu hoca!. . sen dürüst adamsın ingilizler dürüste 'On ist" (honest) der, fransızlar "Onet" (honnête) der. Senin soyadın "Onat"olsun deyince
Naim Bey: Teveccühünüz"paşam der.

Ve Atatürk Naim Bey'e Ülkü ismiyle birlikte NAİM HAZIM BEY, BAY ÜLKÜ ONAT yazılı 8-11-1934 tarihli ve K. Atatürk imzalı belgeyi verir ve Naim Bey'in ismi NAİM HAZIM ÜLKÜ ONAT'dır.

Naim Hazım Ülkü Onat (1889-1953)

Dil Bilgini, Naim Hazım Ülkü Onat 1889 yılında Konya'da doğdu. Konya'da medrese öğrenimi gördü. Bir süre Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı. Meşrutiyet döneminde olduğu gibi Milli Mücadele döneminde de cesur kalemleriyle hizmet veren Babalık Gazetesinde yazıları yayınlandı aynı zamanda Konya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez heyetinde yer aldı. 1936-1938 yılları arasında Ankara DTCF'de Arapça dersleri verdi. Yeni dönemde TBMM'de Konya Milletvekili olarak görev yaptı. Türk Dil Kurumu Derleme Kolu Başkanlığı görevinde bulundu. Konya'da yayınlanan Babalık gazetesinde, Sebil-ür Reşad, Türk Dili Belleten, Ulus dergi ve gazetelerinde şiir ve yazıları yayınlandı. Arap dili ve edebiyatı alanında uzman sayıldı. Türkçe-Arapça Karşılaştırmalar ve Arapça'nın Türk Diliyle Kuruluşu adlı iki yapıtı vardır. Türkçemize bir çok kelime kazandıran ve önemli katkıları olan Naim Hazım Onat zaman zaman Mustafa Kemal Paşa ile sabahlara kadar Türk Dili ile ilgili çalışmalarda bulundu. Divan teşkil edecek kadar şiiri olan Naim Hazım bunların tamamını ölmeden önce Ankara'da Milli Kütüphane'ye bağışladı. Naim Hazım Türkçe'nin Arapça'dan arınmış bir hale gelmesine çok çalışmıştır. Konya Milletvekiliği, Türk Dil Kurumu çalışmaları ve Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim görevliliğinden yorgun düşen Profesör Naim Hazım Ülkü Onat;5 Mayıs 1953 de;Karaciğer kanserinden Ankara'da vefat etti. İstanbul Zincirli Kuyu mezarlığına defnedildi.

Naim Hazım'ın Biz Türküz adlı şiirinden :

Hiç bir düşman bize karşı gelemez,
Hücümda süngümüz pek korkuludur.
Hürmetle yad eder her millet bizi,
Biz Türküz adımız uludur.
(Naim Hazım, 30 Nisan 1922 Konya Babalık Gazetesi)


Kaynak:
Hemşehrimiz Atatürk (Sayfa 66-68) Yrd. Doç. Dr. Öğ. Bnb. Ali Güler
Milli Mücadele'de Konya Kuvay-i Milliyecileri (Ahmet Atalay



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET