Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7
recep demirbas
12 yıl önce - Cum 06 Ksm 2009, 00:54

vapurlar kışın personeliyle brilikte kenarda yatacağına adalara çalışsın işte saat başı ?

Volkan Cordan

12 yıl önce - Cum 06 Ksm 2009, 01:10

Alıntı:
vapurlar kışın personeliyle birlikte kenarda yatacağına adalara çalışsın işte saat başı ?


Bu durumda da hemen "yüksek yakıt masrafı" itirazı geliyor. Ne derece doğru ve mantıklı, onu bilemem...çünkü elimizde yakıt ile ilgili rakamlar yok.
Ama işe sadece TICARI amaçlı dahi baksak...bir gemi kuruma hangi durumda para kazandırır?
Seferde olduğu sürece para kazanır, kenarda yattığı zaman yakıt harcamaz ama personel gideri, maliyet gideri,vergiler,sigorta primleri vs. işlemeye devam eder.

Havacılıktan örnek vermek gerkirse:
Düşünen THY milyonlarlarca dolar masraf yapar ve yeni uçaklar alır, ama bu uçaklar %60 doluluk oranı olmadığı için yerde bekletilir,ama ödemeler devam eder...yakıttan tasarruf edeceğim derken,daha büyük bir zarar kalemi oluşur.

IDO için üç aşağı beş yukarı aynı durum söz konusu.
Zararın izahı ve çözümü Adalar hattını bu şekilde budamak olmaz, olmamalı.


Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Cum 06 Ksm 2009, 02:21

Alıntı:
Yani kısasa kısas mı yapalım??? Evet, fayton ücretleri yüksektir. Ancak yerli adalının %90i zaten fayton filan kullanmaz, bu lüks meraklisi nedense hep disardan gelenler olur. Sadece yazin 3-4 ayinda is yapan faytonculara da gün dogar!

İDO vapur ücretlerini faytoncuları baz alarak, yani kısasa kısas yaparak düzenleyecek olursa, jeton ücretinin Bostancı'ya 50 lira falan olması gerekir.

Alıntı:
Büyükada-Heybeliada yada Kinaliada-Burgazada mesafesi de oldukça vasat bir mesafe, ve oldukça yüksek bir meblağ ile ücretlendiriliyor.

İki ada arası 15 dakika sürer. Bunun 11-12 dakikası yolda, 3-4 dakikası da iskelede bağlarken harcanır. İstanbul kentiçinde de Karaköy'den Eminönü'ne otobüsle geçmek isterseniz (800 metre civarıdır), tam bilet atmak durumundasınız. Halbuki yolculuk 3 dakikadan ibarettir. Yürürseniz de en fazla 10 dakikanızı alır. Ancak herkes de bu köprüyü yürümez işte ve vasıtaya biner. Tepebaşı'ndan Draman'a gitmek için ise 2 defa akbil basmak (yani 2.25 lira) ödemek zorunda kalırsınız. Oysa ki toplam mesafesi 4-5 kilometre civarında olup, seyahat süresi de 15 dakikadır (Yani sadece 2 ada arası harcanan süre kadar ).

Alıntı:
Olayı basit matematiksel hesaplara indirgemek de doğru değil, ki 14000 resmi ikamet rakamıdır. Gerçek nüfus daha yüksektir. Bazen "KAMU HIZMETI" görevi, matematiksel hesaplarin da önüne gecer.

Yaşayan adedi 14 bin yerine 15 bin kişi olsa ne yazar ki? Günlük yolcu sayısı İDO listelerinde net bir şekilde verilmiş zaten: 3000 kişi sadece... Ama bir hizmet verilecekse, tek kriterinizin "matematik" olması lâzım. Bugüne kadar hizmetler hep âfâki olarak yürütülmeye çalışıldığı için, hesap-kitap yapılmadan müşterisi çok yere az araç, yolcusuz semtlere ise fazla vasıta tahsis edildi ve haliyle zarar zararı kovaladı. Tam tersine; herşeyi matematik kullanarak yapmak zorundasınız. Kamu hizmeti; yolcusu çok az olan bir noktaya dahi makul bir vasıta tahsis etmektir. Yoksa seyahat talebi minimumlarda gezinen bir hatta her yarım saatte bir otobüs/ya da vapur kaldırmak değil. Bu durumda gerideki 12 milyon 600 küsur bin insanın hakkı gasbedilmiş olur.

Alıntı:
Adam akıllı bir "Kış tarifesi" yapılır, yani filonun bütün gün boş yere iskelede bağlı kalmadığı bir tarife. Pik saatlerde B yada C sınıfı vapurlar konur, bunun dışında da daha küçük,ama modern ve en önemlisi "emniyetli" araçlar servise verilir.

Ama İDO; "Tamam, günlük 16 seferi 8'e düşürüp sadece vapur çalıştıracağım" da diyebilirdi. Bu durumda aralarda destek seferi yapan motorlar devredışı bırakılır ve yolcular her 1.5 saatte bir tekne bulabilmek yerine 3 saatte bir vapura da muhtaç kalabilirlerdi. Kimse de "aralara ille de vapur seferi serpiştirin" diyemezdi. Zaten deme hakkına da sahip olamazlardı bu durumda, çünkü yolcu çok az. Bu durumda daha uzun müddet bekleyerek vapura biner halde ama aynı zamanda da fazladan birbuçuk saat kaybetmiş halde işlerini görmeye koyulurlardı.

Öğlen saatlerinde İETT otobüslerinin kalkış saatleri nasıl ki ara ölü saatlerde yarım saate düşürülüp, pik saatlerde 15 dakikaya çıkartılıyorsa ve öğlenleri kimse de çıkıp "ben şu saatte de 15 dakikada bir sefer talep ediyorum" diyemiyorsa, aynı durum burada da birebir geçerlidir. İETT'nin öğlenleri seferlerini tatil etmek yerine kalkışlarını yarıyarıya indirerek de olsa sefer yapması bir "Kamu Hizmeti"dir. Ya da gece 21'den sonra...

Alıntı:
Ama şehirhatları IDO ya devredildikten sonra, IDO hep ucuza ve gösterişe önem verdi maalesef. Dünyalarca döviz atıl ve şişirilmiş deniz otobüsü filosuna yatırıldı, bu yetmedi, başımıza "deniz taksi" fenomeni çıktı.

Deniz taksi bambaşka bir durum. Geceleri bilhassa Boğaziçi'nde eğlenmeye gidip-gelen üst seviye (!) kaymak tabakayı taşımak ve cüzdanlarından biraz daha fazla paralarını almak için uydurulan ekstra bir hizmet. Deniz taksiye ben kızmıyorum Volkan. Boşver... Parası pek bol olan binsin, çok daha fazlasını ödesin ve havuza fazladan para aktarılmış olsun.

Alıntı:
Gelin görün ki, zararın nedeni bunlar degil, asırlardan beri Adalara hizmet veren vapurlar oldu !!!
Tabii ki bir ihale ile tüm sorumluluğu "Motorlar kooperatifine" devretmek, IDO için kesin ve ucuz çözüm.
Allah korusun bir facia yaşandığı zamanda..."ihale" yine bu motorculara kalır.

Daha evvel de dediğim gibi, motorlara güven meselesi ortanın altında ise, İDO bu hat için de 2 adet Kasımpaşa sınıfı inşa ettirsin. Mesele kökünden çözülmüş olacak. Hem düşük kapasiteli, hem güvenilir, hem de sık kalkış yapabilecek teknelerle herkes memnun kalacaktır.

Alıntı:
Adalılar birçok ilçeden daha kötü,emniyetsiz ve üstelik daha pahallı toplu taşıma hizmeti alıyorlar.
Yoksa Fatih vs. gibi ilçelerde IETT, tramvay vs. tüm hatlarda çift bilet uygulamasına mı geçti?

Bizim de pek konforlu bir seyahat ve de safahat içinde olduğumuz söylenemez. Bugün Bayazıd'a 55 dakikada çıktım. İki aktarma ile hem de. Cebimden 2.25 lira çıktı, normalde 11 dakikalık yol için...

Alıntı:
...bir gemi kuruma hangi durumda para kazandırır?
Seferde olduğu sürece para kazanır, kenarda yattığı zaman yakıt harcamaz ama personel gideri, maliyet gideri,vergiler,sigorta primleri vs. işlemeye devam eder.

Yolcu yoksa, isterseniz her 5 dakikada bir vapur işletin, sonuç yine de değişmez. Arz-talep dengesi kışın Ada seferlerinde ezber bozdurur. Kimse de çıkıp "Aaaa... Adaya her 5 dakikada bir sefer varmış. Hadi binip bir Ada yapalım da gelelim" falan demez. Sadece ihtiyacı olanlar bunları kullanır.

Netice: Fatih'te çift bilet uygulamasına geçilmedi henüz ama, Adaların seyahat talebinin belki de 10 katı kadar bir yoğunluğun içinde bu kadarlık bir sürümden kazanma da olacak elbette ki... Günde sadece 3000 kişinin kullandığı Ada hattına mukabil, Fatih'teki sirkülasyon milyon mertebelerinde ve hiçbir araç boş işlemez, her zaman için vasıtaların kapasitesi enaz yüzde ellinin üzerinde doludur. Bir de çift bilet mi alacaklar üzerine?

Akın KURTOĞLU


Volkan Cordan

12 yıl önce - Cum 06 Ksm 2009, 03:25

@ Akin Abi

Biz bu tempoda burda daha çok sayfa doldurur, ağız yorarız

Alıntı:
Deniz taksi bambaşka bir durum. Geceleri bilhassa Boğaziçi'nde eğlenmeye gidip-gelen üst seviye (!) kaymak tabakayı taşımak ve cüzdanlarından biraz daha fazla paralarını almak için uydurulan ekstra bir hizmet. Deniz taksiye ben kızmıyorum Volkan. Boşver... Parası pek bol olan binsin, çok daha fazlasını ödesin ve havuza fazladan para aktarılmış olsun.


Benim ve adalının çoğu için, fayton konusu da aynı kategoriye giriyor.
Içime sindiremediğim konu, bu taksilerin ucunun bana dokunması...yani benim vergilerimle "kaymak tabakaya" bir kıyak yapılıyor, oysa daha henüz asgari hizmet düzeyinde birçok eksikler mevcut.

Alıntı:
Daha evvel de dediğim gibi, motorlara güven meselesi ortanın altında ise, İDO bu hat için de 2 adet Kasımpaşa sınıfı inşa ettirsin. Mesele kökünden çözülmüş olacak. Hem düşük kapasiteli, hem güvenilir, hem de sık kalkış yapabilecek teknelerle herkes memnun kalacaktır.


Benim açımdan bu konuda ANA mesele BU zaten!
Ancak ben, bu çözümün IDO tarafından tercih edileceğine pek ihtimal vermiyorum. Sonuç itibarı ile "Motorlar Kooperatifine" işi ihale etmek ve sorumluluğu yıkmak daha kolay ve ucuz.

Yoksa, güvenli ve emniyetli araçlar olsun sefer sayısı 16 dan 8e düşürülsün, buna itirazım olmaz.

Alıntı:
İki ada arası 15 dakika sürer. Bunun 11-12 dakikası yolda, 3-4 dakikası da iskelede bağlarken harcanır. İstanbul kentiçinde de Karaköy'den Eminönü'ne otobüsle geçmek isterseniz (800 metre civarıdır), tam bilet atmak durumundasınız. Halbuki yolculuk 3 dakikadan ibarettir. Yürürseniz de en fazla 10 dakikanızı alır.

Benim ama yürümek gibi bir alternatifim yok! Olsa yürürüm yada bisiklet ile giderim...bu durumda IDO ve fiyat politikasına bağımlıyım. Bu yetmiyormus gibi benden bu kısa parkur için bir tam bilet degil,iki tam bilet degil...daha yüksek ücret alıyor. Beni de ödemek zorunda bırakıyor,çünkü karada oldugu gibi alternatifim yok.

Alıntı:
Bizim de pek konforlu bir seyahat ve de safahat içinde olduğumuz söylenemez. Bugün Bayazıd'a 55 dakikada çıktım. İki aktarma ile hem de. Cebimden 2.25 lira çıktı, normalde 11 dakikalık yol için...

Ben konfordan bahsetmiyorum zaten, IETT otobüslerindeki zorluklarında bilincindeyim. Sonuç itibarı ile Zürih ya da Stockholmde yaşamıyoruz.
Sorun emniyet ve güvenli seyahat sorunu.
Sen bir yandan en ufak dalgalı havada deniz otobüsleri seferlerini iptal edeceksin, diger taraftan aynı havada millete şu tekneler/motorlara bin diye dayatacaksın. Ki tekrarlıyorum, dünyanın hiçbir medeni ülkesinde bu motorlara bu şekliyle açık denizde insan taşıması için müsade/lisans vermezler.

Yoksa...tasarruf etmek zorundayım diyorsan...hay hay, ama ürettiğin/sunduğun alternatif de sağlam temellere sahip olsun ve insan hayatını tehlikeye atmasın.

Ancak IDO şu an ki "çözümü" dayatırsa, geçen yıl firtına günü aksam vakti Bostancı iskelesinde yaşadığımız halk isyanını bu kış daha sık yaşar ve birileri de doğacak olumsuzlukların hesabını vermek zorunda kalır.

Umarım Akın abi haklı çıkar ve KASIMPASA tipi vb. vasıtalar bu hatta kaydırılır. Ama ben şu ana kadar IDO da bu hassasiyeti görecek,analiz edecek ve çözecek bir ses duymadım/görmedim.

Selamlar


Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Cum 06 Ksm 2009, 03:48

Alıntı:
Alıntı:
Deniz taksi bambaşka bir durum. Geceleri bilhassa Boğaziçi'nde eğlenmeye gidip-gelen üst seviye (!) kaymak tabakayı taşımak ve cüzdanlarından biraz daha fazla paralarını almak için uydurulan ekstra bir hizmet. Deniz taksiye ben kızmıyorum Volkan. Boşver... Parası pek bol olan binsin, çok daha fazlasını ödesin ve havuza fazladan para aktarılmış olsun.

Benim ve adalının çoğu için, fayton konusu da aynı kategoriye giriyor.
Içime sindiremediğim konu, bu taksilerin ucunun bana dokunması...yani benim vergilerimle "kaymak tabakaya" bir kıyak yapılıyor, oysa daha henüz asgari hizmet düzeyinde birçok eksikler mevcut.

Benzer bir durum hızlı feribotların en üst katında da var: VIP salonu. 10 kişiye kadar (zannedersem) kapasitesi var, ama bizim ödediğimiz paranın kaç katını ödüyorlar. Bu sayede bu kattaki dar alan da değerlendirilmiş oluyor. Bunu şuna benzetebiliriz: Pazarda elma satan bir esnaf, tezgâhının kenarındaki boş alana 3-5 hevenk muz atarak, 5 kilo elmadan kazandığı parayı bir kilo muzdan kazanabilir. Parası yeten elma alır, arzu eden de muz... Bu; hizmette çeşitlilik demektir.

Alıntı:
Alıntı:
Daha evvel de dediğim gibi, motorlara güven meselesi ortanın altında ise, İDO bu hat için de 2 adet Kasımpaşa sınıfı inşa ettirsin. Mesele kökünden çözülmüş olacak. Hem düşük kapasiteli, hem güvenilir, hem de sık kalkış yapabilecek teknelerle herkes memnun kalacaktır.

Benim açımdan bu konuda ANA mesele BU zaten!
Ancak ben, bu çözümün IDO tarafından tercih edileceğine pek ihtimal vermiyorum. Sonuç itibarı ile "Motorlar Kooperatifine" işi ihale etmek ve sorumluluğu yıkmak daha kolay ve ucuz.

Yoksa, güvenli ve emniyetli araçlar olsun sefer sayısı 16 dan 8e düşürülsün, buna itirazım olmaz.

Ahmet Paksoy son derece hızlı düşünen pratik biri... Mantıklı olan her yolu deneyeceğine kanaatim var. Şartlar uygun ise bu tarz bir girişim için bir dakika bile duraklayacağını zannetmiyorum.

Motora güvenemeyen 1.5 saat daha feragat ederek vapura binebilir. Farzetsin ki aralarda motor seferi yok. Uludağ'a teleferikle çıkmaktan korkanlar da karayolundan, ama uçurumların yanından seyrederek ve zaman kaybederek, otomobilleriyle Sarıalan'a tırmanıyorlar. Tercih meselesi işin içine giriyor bir yerden sonra...

Alıntı:
Alıntı:
İki ada arası 15 dakika sürer. Bunun 11-12 dakikası yolda, 3-4 dakikası da iskelede bağlarken harcanır. İstanbul kentiçinde de Karaköy'den Eminönü'ne otobüsle geçmek isterseniz (800 metre civarıdır), tam bilet atmak durumundasınız. Halbuki yolculuk 3 dakikadan ibarettir. Yürürseniz de en fazla 10 dakikanızı alır.

Benim ama yürümek gibi bir alternatifim yok! Olsa yürürüm yada bisiklet ile giderim...bu durumda IDO ve fiyat politikasına bağımlıyım. Bu yetmiyormus gibi benden bu kısa parkur için bir tam bilet degil,iki tam bilet degil...daha yüksek ücret alıyor. Beni de ödemek zorunda bırakıyor,çünkü karada oldugu gibi alternatifim yok.

Ama bu sadece Adalar için geçerli değil. Kentiçinde de yürünecek yerler var, yürünmeyecek yerler var. Kimi için yürünebilecek yerler var, kimi için asla yürünemeyecek yerler (yaşlı, sakat, hamile, hatta genç ve de yorgun olanlar bu kategoriye girerler). Şayet kamu hizmeti alıyorsan; madem ki bir ortak fiyat belirlenmiş, buna herkes uyuyor. Daha önce de yazmıştım: İki ada arasında biraz daha düşük ücret takibini yapamıyorlar. Bu yüzden sadece tekmil Adalar hattında çalıştırılan düşük kapasiteli bir ara zaman teknesine ihtiyaç var. Bostancı'ya falan geçmeyen, yalnızca 4 ada arasında mekik yapan...

Alıntı:
Alıntı:
Bizim de pek konforlu bir seyahat ve de safahat içinde olduğumuz söylenemez. Bugün Bayazıd'a 55 dakikada çıktım. İki aktarma ile hem de. Cebimden 2.25 lira çıktı, normalde 11 dakikalık yol için...

Ben konfordan bahsetmiyorum zaten, IETT otobüslerindeki zorluklarında bilincindeyim. Sonuç itibarı ile Zürih ya da Stockholmde yaşamıyoruz.
Sorun emniyet ve güvenli seyahat sorunu.
Sen bir yandan en ufak dalgalı havada deniz otobüsleri seferlerini iptal edeceksin, diger taraftan aynı havada millete şu tekneler/motorlara bin diye dayatacaksın. Ki tekrarlıyorum, dünyanın hiçbir medeni ülkesinde bu motorlara bu şekliyle açık denizde insan taşıması için müsade/lisans vermezler.

Yoksa...tasarruf etmek zorundayım diyorsan...hay hay, ama ürettiğin/sunduğun alternatif de sağlam temellere sahip olsun ve insan hayatını tehlikeye atmasın.

Adalar'a günde 7 sefer atan bu teknelerin benzerleri, yıllardan beri Karaköy-Eminönü ile Haydarpaşa-Kadıköy-Çayırbaşı arasında mekik dokuyorlar. Yüzlerce defa gidip geliyorlar hergün. Allah muhafaza, bugüne kadar böyle bir felâket işitmedik. İETT otobüsleri de vakt-i zamanında Boğaz'da denize uçtular, Ayaspaşa-Gümüşsuyu bayırında frenleri patlayıp Dolmabahçe Camii'nin önündeki ağaçlara bindirdiler. Ama böylesi riskler var diye İETT şehiriçinde otobüs işletmeyi durdurmadı hiç... Hergün düzenli kontrolleri aksatılmadan yapılsın, en ufak bir sıkıntının dahi üzerine acımadan gidilsin. Bu konuda mutabıkız. Can bu neticede. Hiçbir şey ile ölçülemez. Ama biraz da kuruma güvenmek lâzım. Onlar da insan hayatını riske atacak bir uygulamaya evet demezler asla. Kontroller çok sıkı tutulmalı...

Alıntı:
Umarım Akın abi haklı çıkar ve KASIMPASA tipi vb. vasıtalar bu hatta kaydırılır. Ama ben şu ana kadar IDO da bu hassasiyeti görecek,analiz edecek ve çözecek bir ses duymadım/görmedim.

Seneler evvel bu hatta Bostancı ve Caddebostan deniz otobüsleri çalıştırılıyor (50'lerde). Şimdiki Kasımpaşa sınıfı ile deniz motorları arası, tek katlı tekneler. Verim de alınıyor üstüne üstlük bir de... Ancak sık arıza çıkarmaları nedeniyle hizmetdışı bırakılıyorlar. Yani, Adalar içi sularda bu tarz teknelerin kullanılması son derece pratik oluyor. Bense İDO'nun bu konuda birtakım müsbet çalışmalar yapacağına eminim.

Akın KURTOĞLU



Saro Silelyan

12 yıl önce - Cum 06 Ksm 2009, 04:47

Akın abi aman Kasımpaşa sınıfı motorlar yaptırılsın demişsiniz.Sonra Çınarcığa da bu Kasımpaşa sınıflarıyla gitmek zorunda kalmayalım,zaten turyol yetiyor bi vapur keyfimizden de olmayalım

Tuncaaa
12 yıl önce - Cum 06 Ksm 2009, 12:21

Alıntı:
Benzer bir durum hızlı feribotların en üst katında da var: VIP salonu. 10 kişiye kadar (zannedersem) kapasitesi var, ama bizim ödediğimiz paranın kaç katını ödüyorlar. Bu sayede bu kattaki dar alan da değerlendirilmiş oluyor. Bunu şuna benzetebiliriz: Pazarda elma satan bir esnaf, tezgâhının kenarındaki boş alana 3-5 hevenk muz atarak, 5 kilo elmadan kazandığı parayı bir kilo muzdan kazanabilir. Parası yeten elma alır, arzu eden de muz... Bu; hizmette çeşitlilik demektir.


Akin Agbi
Aramizda kalsin ama 2 arac 8 kisi yolculuk etmekle first class adi verilen odada yolculuk etmke ayni fiyat geliyor hemen hemen... ben bir kac kere kullandim zaten ayni parayi veriyorsan neden insanlarin arasinda gideceksinki? vip dedikleride deri koltuklu 8 kisilik bir oda zaten : ))


Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Cum 06 Ksm 2009, 23:10

Alıntı:
Akın abi aman Kasımpaşa sınıfı motorlar yaptırılsın demişsiniz.Sonra Çınarcığa da bu Kasımpaşa sınıflarıyla gitmek zorunda kalmayalım,

Kasımpaşa sınıfı teknelerle Boğaziç'nde lokal ringler yapılabilir, Haliç hattında zaten kullanılacaklar, Adalararasında da hizmet verebilirler (Kınalı-Burgaz-Heybeli-Büyük arasında sadece ). Bunun haricinde açık denizlere açılacak ölçüde bir yapıları olduğunu zannetmiyorum. İç ve dar sularda çalışmak üzre tasarlanmış bir tarzları var.

Akın KURTOĞLU


Kaptan Barış Paşa
12 yıl önce - Sal 10 Ksm 2009, 00:56

Bostancı Adalar Seferini son seferini yaptıktan sonra Zetuesemce Motoruna görevi devredecek olan Caner Kaptan-2 Teknesi



(+)



(+)


Süha
12 yıl önce - Cmt 14 Ksm 2009, 15:40

ADA VAPURU YANDAN ÇARKLI
Alıntı:


İstanbul Adalar'ın sakinleri bugünlerde biraz kızgın. Adalılar, motor seferlerinde yapılan değişiklikler ve vapur seferlerinin azalmasına karşı "Vapur, ada kültürünün en önemli parçasıdır, onlardan vazgeçmeyiz," diyor.

Büyükada'ya yolculuk yapmak için dört seçenek var: vapur, deniz otobüsü, motor ve deniz taksi. Ada halkı, mümkün mertebe seçimini vapurlardan yana yapıyor. Onlara göre, deniz taksi çok pahalı, deniz otobüsleri seyrek ve vapura nazaran ücreti daha yüksek, motorlarsa uzun mesafe için fazla küçük ve gürültülü. Geniş vapurlarda yapılan rahat yolculuklarda adaya gidip gelenler birbirlerini tanıyor, sabahları gazeteler paylaşılıyor, belki yorgun bir günün akşamı adaya dönülürken koyu sohbetler ediliyor, öğrenciler ders çalışıyor. Ancak özellikle bu yıl vapur tarifelerinde yapılan değişiklikler onları "Adalar-Bostancı hattı vapurlarımızı vermiyoruz," diyecek ve bunun için bir platform oluşturup imza kampanyaları başlatacak duruma getirdi. "Adalar-Bostancı Vapurumu Vermiyorum Platformu" 21 ve 22 Ekim'de Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada'da masalar açarak, ada halkını bilgilendirip, imza topladı. Ardından 25 Ekim'de Büyükada'da bir basın toplantısıyla taleplerini duyurdular. Platform somut öneriler de sunuyor. Bunun yanı sıra motorlara asla karşı olmadıklarını ısrarla belirtiyorlar ve gerektiğinde onların da ek hizmet gördüğünü atlamıyorlar. Karşı oldukları durum, İDO'nun Adalar-Bostancı hattında yolcu sayısı düştüğü için varolan vapur seferlerini motorlara vermesi. Gelin Büyükada'da görüştüğümüz kırgın ama mücadeleci Adalıları kendi sözlerinden dinleyelim.

Açıklama yapılmadı

Bir süredir adada yaşayan film yapımcısı, yönetmen Leyla Özalp, sosyal işlerle uğraşıyor, arada özel workshoplara hoca olarak katılıyor. Seni Seviyorum Sinema ve Bir Film Yapmak adlı iki de kitabı var: "Kış tarifesine geçilmesiyle birlikte 24 Eylül'de hiçbir duyuru yapmadan ve tarifelerde de bildirmeden vapur olması gereken saatlere motorlar kondu. Vapura binmek isterken motora binmek zorunda kalıyorsunuz. Yandaki iskeleden kalkması gereken Heybeliada-Büyükada arası sefer yapan motorlar, sabah bir bakıyorsunuz vapur iskelesinden kalkıyor. Bunun duyurusu ve açıklaması yapılmıyor. Vapurlarla motorların kalkış süresinin arası yarım saat olsa, yine sorun olmaz. Güzergâhlarla ilgili önerilerimiz var. Örneğin, Kadıköy'ü de seferlere dahil etmelerinde yarar var. Adanın başka eksikleri de var, örneğin yürüyüş parkurları ve bisiklet yolları belirlense çok daha güzel olacak. Vapurlar adanın her şeyi."

Amacımız çözüm bulmak

Eşiyle adaya yerleşmiş emekli avukat Selma Atabek: "Bu değişim çok zorluk yarattı. Her seferinde tarifeye bakıyorsunuz. Tabii ki bazen motoru tercih ettiğimiz oluyor, buna bir diyeceğimiz yok. Ama alışkın olmayanlar motorla gelmeye korkuyor, vapur çok daha güvenli. Amacımız karşı çıkmak değil, çözüm bulmak. Kışın motor çok sorun oluyor, küçücük yere sıkışıyorsunuz. Bizde çok şey taşınır ya bavul ya kedi taşınır. Adada kışın da oturulabilmesi için doğalgaz geldi, bu sayede adaların nüfusu arttı; sırf Büyükada'ya 600 hane gelmiş bu sene."

Vapur, adanın simgesidir

Suna Anday 15 yıldır adada yaşayan emekli bir hukukçu: "Ada, ada kurulduğundan beri az veya çok vapurlarla gidilip gelinmiş bir yerdir. Vapur, adanın simgesidir. Ben ada vapuruna kışın bindiğim zaman, herkesi görürdüm. Gençler, kitaplarını çıkarır ders çalışırlar. Vapuru kaldırdığınız zaman adanın kimliğini değiştiriyorsunuz. Vapurların zarar ettiği öne sürülüyor. Ama bu bir kamu işletmesidir, zarar etmesi sorun edilemez. Ada huzurlu ve bir estetiği olan bir yer. Buna göre davranılması gerek."

Öğrenciler zor durumda

Doğma büyüme Büyükadalı, 54 yaşındaki Muhtar Rafet Garip: "24 Eylül'den beri bu konuda şikâyetler başladı. İlk şikâyetler de talebe ailelerinden geldi. Öğrenciler zor durumda kaldı değişiklikten dolayı. Onlar sabah erkenden okula gidiyorlar. Sıkıntı yoğunlaşınca adada yaşayan herkes bir araya geldi ve 10 binin üzerinde imza topladık. Adaya eskiden insanlar kalmaya gelirlerdi. Ama artık adamız maalesef günübirlik gelinen bir yer oldu, o yüzden ada yok oluyor. Esnaf da bitiyor."

Denize mecburuz

Büyükada'nın esnaflarından Kemal Türkyılmaz doğma büyüme adalı ve marangozlukla uğraşıyor: "Biz ulaşım açısından denize mecburuz. Hastamızı bile denizle taşıyoruz. Hastanemiz de yok. Vapur olmazsa buraya un gelmez, ekmek alamazsınız, doktor gelmez, hastanıza bakamazsınız. Buraya vapurların yerine motorların konulması, o vapurlardaki kültürü, vapurlarla adaya gelenleri buradan yok etmek anlamına geliyor. Adalar'da en büyük yara sağlık ve eğitim. Hastalıksız yaşamayı öğrendik zaten, ulaşımı da bu hale getirirlerse ona da çözüm üreteceğiz."

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekler/Cumartesi/Guncel/20 ...dan_carkli



sayfa 7
« önceki   123 ... 678 ... 131415   sonraki »
ANA SAYFA -> ULAŞIM