Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Burak Canpolat
10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 20:29
Bakan Çiçek'e Üniversite'de Kürsü Terkettiren Protesto


Alıntı:
Bakan Çiçek'e kürsü terk ettiren protesto
Protestoyu hiç şüphesiz anlarım. Bu da bir haktır ama bir başka hakkı engellememeli, onları da ortadan kaldırmamalıdır" diyen Bakan Cemil Çiçek protestolar yüzünden kürsüyü terk etti...

Ankara Üniversitesi (AÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesinde (SBF) düzenlenen 2. Türkiye-Avrupa Demokrasi Forumu’na Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Çiçek, AB Dönem Başkanlığını yürüten İsveç’in Ankara Büyükelçisi Christer Asp, AÜ Rektörü Prof. Dr. Cemal Talu, AÜ SBF Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Yalçın Karatepe katıldı.

Asp, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son yıllarda etkileyici bir çok reforma imza attığını söyledi.

"Türkiye’de son yıllarda etkileyici birçok reformlar gerçekleştirildi" diyen Asp, ancak bunların hepsinin hayata geçirilemediğini, kadın hakları, cinsiyet eşitliği, kadınların politikaya katılımı gibi konularda yasal değişiklikler yapılmasına karşın uygulamada ciddi aksaklıklar olduğunu belirtti.

Asp, eğitim konusunda da atılması gereken adımlar olduğunu kaydetti.

AB’nin bir ekonomik birlik olarak kurulduğunu anlatan Asp, ancak AB’nin son yıllarda kendini ortak değerlerin oluşturduğu bir birlik olarak tanımlamaya başladığını söyledi. AB’nin anayasası statüsündeki Lizbon anlaşmasının çok yakında hayata geçmesini umduklarını ifade eden Asp, bu anlaşmada insan onuru, özgürlük, eşitlik, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı, azınlık haklarının korunmasının amaçlandığını kaydetti.

"Bu anlaşma AB’nin geleceğini ilgilendiren bir köşetaşıdır" diyen Asp, AB’nin sadece bu değerleri korumak için kurulmadığını aynı zamanda Avrupa içinde ve dışında bu değerlerin yaygınlaşmasını sağlamak için de çaba gösterdiğini anlattı.

Asp, Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin büyük bir bölümünü hükümetler arasında yapılan müzakerelerin oluşturduğunu kaydederek, AB’ye üyelik için hükümetlerin yanında güçlü sivil toplum kuruluşlarının da katkısının olması gerektiğini ifade etti.

Büyükelçi konuşmasının sonunda kendi ülkesi İsveç’in AB’ye katılmak için geçtiği süreci anlattı.

-ALKIŞLI PROTESTO-

Toplantı için SBF’ye gelen Cemil Çicek konuşmasını yapmak için kürsüye davet edildi. Çiçek, konuşmasına başlamadan önce bir öğrenci ayağa kalkarak, "Ben burada Sayın Başbakan Yardımcısı konuşmadan önce bir şeyler söylemek istiyorum" dedi.

Sözlerine, "Bu ülkede 12-14 yaşındaki çocuklar asker kurşunuyla sorgusuz sualsiz öldürülmekte, Engin Ceberler öldürülmekte" diyerek başlayan öğrenci, Türkiye’de yaşamın çok pahalı olduğunu söyledi. Bu öğrencinin "Bu ülkede, elektriğe, suya, her türlü tüketim maddesine defalarca zam yapılırken, işçiler, memurlar yaşama sınırının altında bir ücretle geçinmeye mahkum edilirken, böyle bir ülkenin Başbakan Yardımcısı olarak sizin çok fazla söyleyebilecek sözü olduğuna inanmıyorum. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şu anda kendisini protesto ediyorum böyle bir ülkeyi yönettiği için..." sözlerinin ardından öğrenciler uzun süre alkışlı protestoda bulundu.

Cemil Çiçek, alkışların çok uzun sürmesi üzerine, "Çok teşekkür ediyorum bu alkışlar demokrasi adınaysa, siz hakkınızı kullandınız, müsaade ederseniz ben de konuşma hakkımı kullanayım" dedi.

-"BENİ KONUŞTURMAYARAK BİR ŞEY ELDE EDEMEZSİNİZ"-

Bakan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada dinleyenler, değerli basın mensupları da var. Bunların hepsini yarın yansıtırlar. Kamuoyu da bu konuda karar verir. Demokrasi konusunda eksiğimiz olsa da yanlışımız olsa da herkes mesafe aldığımızı gösteriyor. Şimdi konunun başlığı demokrasi, insan hakları. İnsanlar bir hakkı kullanırken bir başka hakkı ortadan kaldırmamak lazım. Beni konuşturmayarak bir şey elde edemezsiniz. Ancak siz kendi tenkit ettiklerinizin durumuna düşersiniz.

Demokrasi olgunluktur. Konuşacağız, sonra çözümü birlikte bulacağız.

Protestoyu anlarım ben. Protestoyu hiç şüphesiz anlarım. Bu da bir haktır ama bir başka hakkı engellememeli, onları da ortadan kaldırmamalıdır. Bu çerçevede anlaşırsak, siz şimdi burada belli bir grup olarak beni engelleyebilirsiniz, bu fiili bir durumdur. Bir güç kullanımıdır bir başka şekilde... Başka gücü elinde bulanlar da onlar onu kullanmış olur. Siz onları haksız bularak burada protesto ediyorsunuz ama farkında olmadan onların yöntemlerini kullanmış oluyorsunuz. O zaman biz orta yolu bulamayız. Orta yolu bulamayız. Doğrusu bu toplantıya gelirken bunların olabileceğini bilerek geldim." Bir başka öğrencinin, üniversite önündeki güvenlik önlemleriyle ilgili, "Peki bu toplantının polis kordonu altında yapılmasına ne diyorsunuz?" demesinin ardından, alkışlı protesto sürdü.

Cemil Çiçek, bunun üzerine, "konuşmasını bu şartlar altında yapamayacağını" ifade ederek kürsüden ayrıldı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Çiçek’i, Rektör Prof. Dr. Talu ile öteki yetkililer makam otomobiline kadar uğurladı.



Kaynak: Milliyet
____________________________________________________________________________

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde okuyan ve Sayın Bakanımıza bu protestoyu çirkin bir üslupla dile getiren ve kendilerine öğrenci (!) diyen bu kişiler gerçekten öğrencilik tanımının dışına çıkmışlardır sevgili üyeler. Bizlerde öğrenci olduk, üniversite eğitimi aldık, tahsil, ilim, irfan sahibi olduk ama hiçbir zaman böyle saygısız üsluplarla ortalığa düşmedik. Üniversite öğrencisi Ülkemizin Başbakan Yardımcısı'na "Bu salondan defol, seni burada görmek istemiyoruz. Senin burada yerin yok" diyorsa eğer ben o kişinin saygısından ve öğrenciliğinden, kişiliğinden şüphe ederim. Sözlerim hakaret boyutuna varmıştır belki ama bu tür olaylara tahammül edemiyorum.

Herkesin kendince haklı yorumları vardır arkadaşlar belki. Ama sizlerden ricam başlık altında bari birbirimize hakaret boyutuna varacak ifadeler kullanmayalım.

Saygılar

Burak CANPOLAT


gürkang
10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 20:35

Alıntı:
Bu ülkede, elektriğe, suya, her türlü tüketim maddesine defalarca zam yapılırken, işçiler, memurlar yaşama sınırının altında bir ücretle geçinmeye mahkum edilirken, böyle bir ülkenin Başbakan Yardımcısı olarak sizin çok fazla söyleyebilecek sözü olduğuna inanmıyorum. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şu anda kendisini protesto ediyorum böyle bir ülkeyi yönettiği için...


Ben bu sözlerde bir çirkinlik, bir hakaret göremiyorum. Kaldı ki katılımcılar da alkışlayarak bu sözleri desteklemişler. Son derece medeni bir biçimde gerçekleşmiş toplantı. Protesto olarak yapılan şey ise alkışlamaktan ibaret. Bir hakaret edilmemiş, bir slogan atılmamış. Nesine karşı çıkılıyor anlayamadım. Artık bir hükümet görevlisine eleştiri yapmak, yaptığınız şu şu işler yanlış, doğru değil demek de saygısızlık olacaksa siz bu ülkede hangi demokrasiden hangi eşitlikten bahsedeceksiniz? Asıl saygısızlık, farklı fikirlerin ifadesini engelleme isteği ve bu fikirlere tahammül gösterememektir.



Burak Canpolat
10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 20:37

Saygısızlık dediğiniz sözlerde değil zaten. Saygısızlık şu sözlerde;


Alıntı:
Bu salondan defol, seni burada görmek istemiyoruz. Senin burada yerin yok"


Atilla DÜNDAR
10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 21:08

Belli bir topluluğa hitap eden kişinin her şeyden önce kürsüyü kullanma hakkı vardır. Bu kim olursa olsun hangi makamda olursa olsun, demokrasiye inanan herkesin bu durumu olgunlukla karşılaması ve uyması gerekir.

Eleştirmek demokrasinin olmazsa olmazıdır. Her konunun destekleyenleri olduğu gibi mutlak surette karşı çıkanları da olacaktır ve olmalıdır. Ancak, eleştirmek ile hakaret etmeyi birbirine karıştırdığımız zaman bu karşımızdaki kişiye karşı bir fikir baskısına, kişiliğine, bulunduğu ve temsil ettiği makama hakarete neden olur. Üniversitelerde düzenlenen bu tür konferans ya da paneller aslında gelecekte aldıkları eğitimle bu ülkenin söz sahibi olabilecek gençler için düşüncelerini pekiştirmek ve paylaşmak adına en güzel basamak ve zemindir. Ama nedense bu durumları "öğrenciler" ideolojik fikir çatışmasına, protestolarla sloganlaştırmaya yönelik değerlendirmektedirler.

Eleştiri hakkını kullanmak için önce dinlemeyi ve sonrasında söz alıp doğruları yanlışları fikren paylaşmayı bilmek gerekir. Elbette gençlere bu hakkı vermek, onların da görüşlerini almak için bu türlü organizasyonlarda bir programın belli bir prosedürle daha önceden belirlenmesi ve karşılıklı mutabakat ile hareket edilmesi aslında olması gerekendir.

Konuşturmamak ve konuşmacı kişiyi geldiği bu yerden kovmak ve hakaret etmek yakışık alan bir davranış değildir. Bugün bu ülkenin Bakanı'nı bir yerden kovanlar yarın bu ülkede aynı konuma gelebildiklerinde kovulmayı ve hakarete uğramayı da bir hak olarak görebilecekler midir? İlla ki protesto etmekse amaç, o zaman panele katılmayarak bu protestoyu gerçekleştirebilirsiniz. Eğer o alana girmiş iseniz o zaman demokrasiye inancınızla ters düşen hareketlerde bulunmayacaksınız. Talihsiz, hakkını savunacakken haksız duruma düşmüş, üzücü ve yakışıksız bir olay.


gürkang
10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 21:24

Alıntı:
Bu salondan defol, seni burada görmek istemiyoruz. Senin burada yerin yok"


Gönderdiğiniz haber metninde bu ifadeyi göremedim. Farklı bir kaynakta mı geçiyor?



Fatih C1
10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 21:27

Üniversteler insanların fikirlerini özgürce açıkladığı ve her türlü fikrin eleştirildiği bir yerdir.

Yıllarca YÖK eliyle verilen ideolojik eğitimin semerelerini alıyoruz. İnsanların kılık kıyafetine göre seçilerek içeri alındığı beton duvarların ardında eğitilen insanlardan ne bekliyordunuzki?


Burhanettin Akbaş

10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 21:34

Alıntı:
Üniversteler insanların fikirlerini özgürce açıkladığı ve her türlü fikrin eleştirildiği bir yerdir.

Yıllarca YÖK eliyle verilen ideolojik eğitimin semerelerini alıyoruz. İnsanların kılık kıyafetine göre seçilerek içeri alındığı beton duvarların ardında eğitilen insanlardan ne bekliyordunuzki?


Birinci cümleyi okuyunca şöyle diyeceğiniz hissi uyandı bende.
Üniversteler insanların fikirlerini özgürce açıkladığı ve her türlü fikrin eleştirildiği bir yerdir. Bırakın da insanlar dilekleri gibi eylemlerini gerçekleştirsinler. gibi bir şey umduğum anda şaşırtıcı bir cümle ile devam etmişiniz.
Alıntı:
İnsanların kılık kıyafetine göre seçilerek içeri alındığı beton duvarların ardında eğitilen insanlardan ne bekliyordunuz ki?

İyi de eğitim zaten beton olsun ya da olmasın bir duvarın arasında yapılmak zorunda...
İnsanların kılık kıyafetlerine göre seçilmeleri ile bu eylemciler arasındaki bağ nedir? Yasakları onlar mı koydular yoksa...


Fatih C1
10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 21:42

Alıntı:
İnsanların kılık kıyafetlerine göre seçilmeleri ile bu eylemciler arasındaki bağ nedir?


İnsanların kılık kıyafetlerine göre seçilmesinin ardında tek tip tek düşünceye sahip insan yetiştirme amacı yatıyor. Kendi düşüncelerine uymayan birinide içeri almamaya güç yetiremeyince EN İLKEL bir biçimde bağıra çağıra susturmaya çalışmışlar işte.


Burhanettin Akbaş

10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 21:53

Yanlış bir usülde yapılmış gözüküyor ama hangi düşünceden olursa olsun, insanların seslerini duyurmaya çalışmaları güzel... Ben, çirkinleştirmeden yapılan eylemleri destekliyorum. Başbakan da geçenlerde benzer şeyler söylemişti. İnsanlar seslerini çıkarmalılar ama bunu yaparken çok aşırılığa kaçıp karşıdakinin de demokratik haklarına ambargo koymadan bu işi yapmalılar.

En son Burhanettin Akbaş tarafından Cum 09 Ekm 2009, 21:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Atilla Kuru
10 yıl önce - Cum 09 Ekm 2009, 21:56

Alıntı:
Ben bu sözlerde bir çirkinlik, bir hakaret göremiyorum. Kaldı ki katılımcılar da alkışlayarak bu sözleri desteklemişler. Son derece medeni bir biçimde gerçekleşmiş toplantı. Protesto olarak yapılan şey ise alkışlamaktan ibaret. Bir hakaret edilmemiş, bir slogan atılmamış. Nesine karşı çıkılıyor anlayamadım. Artık bir hükümet görevlisine eleştiri yapmak, yaptığınız şu şu işler yanlış, doğru değil demek de saygısızlık olacaksa siz bu ülkede hangi demokrasiden hangi eşitlikten bahsedeceksiniz? Asıl saygısızlık, farklı fikirlerin ifadesini engelleme isteği ve bu fikirlere tahammül gösterememektir.



Sanırım haberin görüntülerini izlemediniz. Öğrenciler önce bakanı eleştiriyorlar ve ona çeşitli sorular soruyorlar. Daha sonra alkışlayarak protesto ediyorlar. Buraya kadar bir sorun yok, zaten bakan da ''Çok teşekkür ediyorum bu alkışlar demokrasi adınaysa, siz hakkınızı kullandınız, müsaade ederseniz ben de konuşma hakkımı kullanayım" diyor. Ama daha sonrasında öğrenciler, ''bu üniversitede senin yerin yok'' ''konuşamazsın'' gibisinden şeyler söylüyorlar.

İlk olarak okul o öğrencinin babasının değil devletin okulu, kimin konferans veremeyeceğine o kişi karar veremez. Konferansta konuşacak kişiyi beğenmiyorsan dinlemeye gitmezsin. İlla ki protesto edeceğim diyorsan ilk başta yapılanları yapar, sonra salondan ayrılırsın. Ama devletin üniversitesinde devletin bakanını konuşturmamayı marifet, çok daha kötüsü demokrasi savaşçılığı sanmak en basitinden söylersek çok ciddi bir yanılgıdır.

Ayrıca değinmeden geçemeyeceğim, korumalar tarafından salondan çıkarılan genç, giderken '' demokrasi diyorsunuz ama dışarı çıkarılıyorum, sizin demokrasi anlayışınız bu mu'' gibisinden saçma birşeyler söyledi. Sen önce konferans vermek isteyen bir insanı, üstelik protestonu dinlemesine ve saygı göstermesine rağmen engelle, onu konuşturma, sonra da demokrasiden bahset. İnsanın dalga geçesi bile gelmiyor.



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET