1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
sipahi
13 yıl önce - Cmt 03 Ekm 2009, 21:46
Rum kimlere denir?
Merhaba arkadaşlar.
Sahte Yunanistan sempatisi başladı başlığında Rum kelimesi hakkında 3-4 mesajı okuduktan sonra böyle bir başlığın faydalı olacağını düşündüğümden açıyorum. Gayemiz bilgi sahibi olmak.
"Rum Yunanistan dışında yaşayan Yunanlılara denir?"
"Daha çok Bizans dönemimden kalan grek asıllılar için kullanılır."
Türkiyede yaşayan Rumlara neden Yunan demiyoruz?
Kıbrıstaki Rumlara neden Yunan demiyoruz?
Yunanistan halkına neden Rum demiyoruz?
Kimse kimseyi cahillikle suçlamadan bildiklerimizi paylaşalım.
|
 |
Sezgin G.
13 yıl önce - Cmt 03 Ekm 2009, 22:05
Rum, genellikle Hristiyan dininin Ortodoks mezhebine inanan kimselerdir. Günümüzde Yunanca konuşan kimseler.
Yunanistan dışında yaşayan Yunanca konuşan - Yunan vatandaşı da olmayan - kimselere Rum denilir, ama Yunanistan'da yaşayanlara Yunan denilir.
|
 |
sezgin0258
13 yıl önce - Cmt 03 Ekm 2009, 22:22
Benim bildiğim YUNANISTAN dışında yaşayan YUNAN lara RUM denir ben bu kadarını biliyorum
ama neden böyle denir bilmiyorum
|
 |
0ğuz Lemi Tuna
13 yıl önce - Cmt 03 Ekm 2009, 22:23
Yunan kültüründe bildiğim kadarıyla Yunanlılar kendilerine hem Rum hem de Yunan dermiş ama oniki adada Girit'te, Rodos'da Kıbrıs'ta yaşayanlar Rum ismini daha çok tercih etmiş ve kökenleri Yunan'a dayandığından Yunanlı dediğimiz insanlara Rum da diyebiliriz.
|
 |
Görkem Altınörs
13 yıl önce - Cmt 03 Ekm 2009, 22:31
baciyan-ı rumlar : yani bugünkü türkçe ile rum bacılar. osmanlının kuruluş zamanında kadınlardan oluşan şehir içi kolluk kuvvetlerine denirdi. türklerden oluşurdu.
keyser-i rum : fatih sultan mehmed'in ünvanlarından biridir. anlamı roma imparatoru'dur.
rum genelde romalı anlamında kullanılmaktadır. ancak eskiden anadolu'nun adının da diyar-ı rum olduğu söylenir. bu nedenle anadolu halklarına da rum denir.
ilber ortaylı osmanlı devletini pax ottomana'yı yani osmanlı barışını gerçekleştirdiği için 3. roma devleti olarak adlandırır.
pax romana roma barışı demektir ve etnik, dini bakımdan farklı ulusların birarada huzurlu bir biçimde yaşamasından ötürü roma devleti için kullanılmıştır.
En son Görkem Altınörs tarafından Pzr 04 Ekm 2009, 00:37 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
naim tekin
13 yıl önce - Cmt 03 Ekm 2009, 23:16
"Rum" sözcüğünün açıklaması,, Rumeli, Mevlâna Celâleddün-i Rûmî, Rûm Suresi ifadelerini de kapsamalıdır.
Bir bulgu:
"Osmanlı: 3. Roma İmparatorluğu
Türkler Konstantinopolis’i 1453’te aldılar. Türk İmparatorluğu Roma’nın müesseselerini çok önceden devralmış olmasına rağmen bu tarih, Türkler’in Roma’nın varisi olmasıyla eş anlamlıdır.
.....
Osmanlıİmparatorluğu’nda kurulan toprak idaresi ve başkentinin yönetimi, şaşılacak derecede klasik pagan Roma ve yanlış olarak da Bizans diye adlandırılan Hıristiyan Roma ile benzerlikler gösterir.
...
Osmanlı İmparatorluğu, tarihteki üçüncü ve “Müslüman Roma”dır ve kendine özgü yapısı da, mesela tarikatlar halinde örgütlenen cemiyet hayatı ve etnik-dinî grupların kompartımanlar halinde örgütlendiği ‘millet’ teşkilatıdır. Denilebilir ki, Osmanlı imparatorluğu bu durumda tarihteki Ortadoğu-Akdeniz imparatorlukları içinde klasik Roma’ya en çok benzeyenidir ve orijinal, son derece renkli bir cemiyettir.
....
Bu imparatorluk idaresinin ve ordusunun dili Türkçeydi. Devşirme yeniçerilere rağmen ordu, Türk dilini ve karakterini hassasiyetle muhafaza etti. Ama bürokratlar arasında Helen ve Ermeniler de vardı ve 19. yüzyılda sayıları daha da arttı. Osmanlı donanması, Hıristiyan subay ve neferleri evlerine gidebilsinler diye Noellerde ve Paskalya’da demir atıyordu. Helen unsurun Yahudi karşıtı eğilimine karşı, idare Yahudiler lehine çok tedbirliydi. Slav dillerinde, Rumca ve İbranice veya Yudeo-Espanyol ile dilekçe verilebilirdi.
Ama Türk olmayan memurlar da dahil olmak üzere Osmanlı bürokrasisi Türkçeyi her zaman iyi bilir ve yazardı. Türkler ülkelerini ‘Rum ülkesi, iklim-i Rum’, ‘Romalı’ gibi ‘Rumi’ diye adlandırırlar. Ortodoks kilisesine ‘Roma Ortodoks’ denirdi. Romalılık ‘ökümenik’, yani evrensel olmakla aynıydı, zira ‘ökümenik’ demek ‘kâinata hükmeden’ demekti. Fatih Sultan Mehmed’in ünvanı da bu yüzden “Kayzer-i Rum” şeklindeydi ve hükümdar kiliseye bu ünvanı vermiştir.
Üçüncü Roma, Müslüman bir imparatorluktur. Yani Osmanlı, Yeniçağ dünyasının yeni şartlarına Roma olarak intibak etmiş ve 19. yüzyıl sonundaki uluslararası çağda büyük darbeler yemiştir."
İlber Ortaylı
Kaynak: http://www.istanbulburda.com/haber_author.php?id=1203
En son naim tekin tarafından Cmt 03 Ekm 2009, 23:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
Burhanettin Akbaş
13 yıl önce - Pzr 04 Ekm 2009, 02:04
RUM KELİMESİ NEYİ TEMSİL EDER
Rum kelimesinin Anadolu’da “Romalı” anlamında kullanıldığı bilinmekle birlikte, Rum, doğrudan doğruya Anadolulu demektir. Bunu şu örneklerden daha iyi anlayabiliriz: Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Rumi” şeklinde anılması veya Anadolu Esnaf Teşkilatı (Ahilik) içerisinde ilk kadın teşkilatı olan Bacıyan-ı Rum’un içerisinde geçen Rum sözü de Anadolulu anlamından öte bir şey değildir. Yerli Anadolu halklarının nasıl ki Roma döneminde Romalılaşması söz konusu olmuşsa, Türk döneminde de Roma (Bizans) baskısından kurtulmanın getirdiği doğal bir sonuç olarak Türkleşme süreci yaşanmıştır.
Anadolu’da yaşayan her insan, Anadolu’nun tarihi ve kültürel yönden mirasçısıdır. Anadolu’da yaşayan her medeniyetin bugün içimizde bir uzantısı, bir kültürel ve tarihsel dokusu vardır. O yüzdendir ki Anadolu medeniyetlerinin devamını bugün Anadolu’da yaşayan insanlar temsil ederler.
SEFERİS VE ROMİOS
Çağdaş Yunan Edebiyatı’nın en ünlü şairlerinden olan 1900 İzmir doğumlu Yorgo Seferis, 71 yıllık ömrü boyunca ortaya koyduğu eserlerle halkının acılarını paylaşmış bir şair. Lakin sadece acılarını mı? Halka umut olmak da şairin görevi. Onun Yunan halkına umut vadeden şiirleri de gençlerin dilinden düşmedi. Onun ölümünden sonra “umut” şiirini Throdorakis besteledi ve gençler bu şiiri bir şarkı olarak mırıldanmaya başladılar.
Az ötede
Badem ağaçlarının çiçek açtığını göreceğiz
Güneşte parlayan mermer
Dalgalarla yayılan deniz
Az ötede
Bizi biraz daha yükselt
Seferis, 14 yaşında İzmir’den ayrılmış ve Yunanistan’a ailesi ile birlikte göç etmiş. 1922 yılında İzmir’in yakılması ve Yunanlıların Anadolu’da yaşadığı bozgunun önemli bir etkisi var hayatında. Aslında her iki komşu edebiyatlarında bu neslin eserleri incelense aynı hüzünlü sesi duymak mümkün olur mu acaba? Kimbilir...1963 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış olan Seferis, bu hüznü işlemiş ama Yunan aydınlarına ve halkına yeni mesajlar göndermeyi de başarmış.
Neden sandalyeye bağladılar seni?
Neden mızrakla deldiler?
Neden bir gece kadınından ayırdılar seni?
Kim korku dolu gözlerle seyretti ve hiç konuşmadı
Neden ışıktan, açık denizden, ekmekten mahrum ettiler seni?
Nasıl düştük arkadaş bu dehşet çukuruna?
Bu ne senin kaderin ne de benim yazgımdı
Biz böyle ne böyle bir mal sattık ne de aldık
Kim bu bize hükmeden ve bizi katleden sırtımızdaki?
ROMİOS
Onun şiirlerinde geçen bir kavram var: “kamios tis Romiossisnis” Bu kavramı “Romiosların hüznü, kederi” olarak açıklıyorlar. Kim bu Romioslar? Romaios veya Romios dediği Doğu Roma İmparatorluğu zamanında yaşayan Anadolu’nun Ortodoks yerli halkı. Sonra Bizans döneminde, Selçuklu ve Osmanlı döneminde varlığını sürdüren bir halk bu. Romios, yani Anadolu’da “Rum” olarak telaffuz ettiğimiz halk... Anadolu insanı... Anadolulu... Bu halk, ilk yazılı belgelerde Asurlulardan mal alıyor, onlarla ticaret yapıyor, anlaşmalar imzalıyor ama Asurlu değil. Sonra Hititlerle ilişkileri gelişiyor ama Hitit de değil. Ama zamanla ortaya hem yerli, hem Asurlu, hem Hitit bir halk çıkıyor. Kendi tanrılarını terk edip Hıristiyanlaşma süreci yaşıyor. Anadolu, Roma hakimiyetine girince bu kez “Rumlaşma” sürecini yaşıyor. Kendi arkaiklerini bu yeni dilin içerisine katarak bir Anadolu Rumcası çıkarıyor ortaya. Romiosun yaşadığı süreçlerden biri de 11. yüzyılda yaşanıyor. Türkler Anadolu kapılarına dayanıp sonra da Anadolu’yu baştan başa fethedince yeni bir değişim kapılarını çalıyor. Bu kez de yeni bir kültür, yeni bir dil ve yeni bir medeniyeti Türklerle birlikte kuruyorlar. Bu dönem de Türkleşme sürecidir. Bu yüzden Anadolu Türkçesi, Türkçenin en gelişmiş kolu olarak ortaya çıkıyor. Türkler de bu yeni kimlikleri ile Anadolu’nun yerli halkı ile kaynaşıveriyorlar. Bir Mevlana Celaleddin-i Rumi, yüzlerce kilometre uzaktan ulaştığı Anadolu’da, artık Anadolulu olduğu göstermek için “Rumi” eklemesini adının yanına yapıveriyor. Eşrefoğlu Rumi de öyle... Kadınların ahi teşkilatlarındaki sınıfları olan Bacıyan-ı Rum da öyle... Buradaki Rum, Anadolulu anlamından başka bir şey değil.
|
 |
Cem Tamer
13 yıl önce - Pzr 04 Ekm 2009, 02:10
| Alıntı: |
| Rum kelimesinin Anadolu’da “Romalı” anlamında kullanıldığı bilinmekle birlikte, Rum, doğrudan doğruya Anadolulu demektir. Bunu şu örneklerden daha iyi anlayabiliriz: Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Rumi” şeklinde anılması veya Anadolu Esnaf Teşkilatı (Ahilik) içerisinde ilk kadın teşkilatı olan Bacıyan-ı Rum’un içerisinde geçen Rum sözü de Anadolulu anlamından öte bir şey değildir. |
Bunun açıklamasını daha önce yapmıştım; zaten sanırım Mehmet Uysal bu başlığı, bu açıklamaya nazaran açmıştır. Tekrar izah edeyim;
Rum ismi; yalnızca Anadolu'daki Grek'lere verilen isim değildir. Yunanistan sınırları dışında yaşayan Grek asıllı kişilere Rum denir. Tıpkı Türkiye dışında yaşayan Türklere Soydaş denmesi gibi. Örneğin Girit, Mikenos, Kıbrıs, Kos gibi adalarda yaşayanlara Rum dendiği gibi, Yunan deyimi ile Anadolu yani (Küçük Asya, Pontus (Karadeniz)) bölgesi Grek asıllılarına da Rum denir.
|
 |
Ü. Z. Kutayhan
13 yıl önce - Pzr 04 Ekm 2009, 02:49
Ben de kuyuya bir taş atayım;
Orhun abidelerinde Roma için kullanılan kelime "Urum" imiş. Yani bu kelimenin kökü 8 yy.a kadar uzanıyor. Pontus imparatorluğu'nda bulunan Rum kelimesi ise Pontus'un Roma imparatorluğuna katılmasından sonra eklenmiş olduğu açık.
Araplar ise Romalılara "Rüm" derlermiş.
Bunları araştırıken çok ilginç birşey buldum onu da paylaşayım. "Kayser-i Rum" un kökü "Caesar of the Romans" cümlesi imiş.
Kayseri kelimesinin Sezar'dan geldiğini bilmiyordum.
|
 |
syigit1
13 yıl önce - Pzr 04 Ekm 2009, 03:08
| Alıntı: |
| Kayseri kelimesinin Sezar'dan geldiğini bilmiyordum. |
Elbette. Kayseri'nin Romalılarca kullanılan tarihi ismi "Caesarea"dır. Kendi memleketiminki de (Manisa) "Magnesia ad Sipylum"dur. Sanırım tercümesi "Sipil'deki (sipil dağı) Magnesia" gibi birşey oluyor.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|