1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
| Film hakkında görüşünüz |
| Çok beğendim, seyredilmesini tavsiye ederim |
 
|
25.9% |
[7] |
| Fena değil, seyredilebilir |
 
|
0.0% |
[0] |
| Pek beğenmedim |
 
|
18.5% |
[5] |
| Seyretmedim ama seyretmeyi düşünüyorum |
 
|
22.2% |
[6] |
| Seyretmedim, seyretmeyi de düşünmüyorum |
 
|
33.3% |
[9] |
|
| Toplam Oy : 27 |
|
 |
alican3565
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 21:00
Neden iyi insanlar 4/4lük olmak zorundadır.Atatürk'ünde hata yapma olasılığı hiç yokmu?
Mustafa adlı belgesele saçma diyenler hodrimeydan gidin belgelerle konuşun gelin.Bakın can dündar belgelerle konuşuyor.
|
 |
Ü. Z. Kutayhan
13 yıl önce - Cum 13 Ksm 2009, 01:36
Dersimiz Atatürk;
Maturidi Hanefi Kur'an tefsirini kendi cebinden yaptırdığını herkes bilir. İddia edildiği gibi ateist, dinsiz, agnostik, budist hatta hristiyan bile olsa, böyle bir hizmeti yapmış birisine karşı saldırgan olmanın mantıklı açıklaması yok. Bunu yapan art niyetlidir.
Takmışlar Türkçe ibadet olur muymuş. Olur neden olmasın. Nasıl anlayacak bu millet nasıl bir dine mensup olduğunu?
Kuran'ı kerim in arapça olmasının sebebi şu ayete dayandırılır;
Fussilet 44. Eğer biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil) mi?"
Oku işte, İslam'ı anlamaları için Araplara arapça öğretilmesi yazıyor Allah'ın sözlerinde. Sünnet olsun diye arapça yapacak olan yapsın ibadetini. Buna engel olan mı var. Genel Türkçe yapsın ibadetini. Var bunda birilerinin elbette bir yarası, yoksa neden kaşınıp durulsun.
|
 |
Orhan Kınık
13 yıl önce - Cum 13 Ksm 2009, 01:58
| Alıntı: |
| Maturidi Hanefi Kur'an tefsirini kendi cebinden yaptırdığını herkes bilir. |
Böyle bir tefsir yok . Maturidilik , Hanefi mezhebine mensup olanların itikadi konularda bağlı olduğu mezhebin adıdır. Kurucusu İmam Maturidi hazretleridir. İmam Maturideye ait tefsirin adı Te'vilat'tır.Yakın zamanlarda Türkçeye çevrilmediyse böyle bir tercüme yapılmamıştır..
|
 |
HAKAN UZN
13 yıl önce - Cum 13 Ksm 2009, 02:06
Biliyor musun? Mustafa Kemal Atatürk'e karşı olanların çoğu islamın dinimizin Türkçe diline çevrilmesi, laik kanunun düzene girmesi, çağdaş kıyafet kanunun düzene girmesi gibi bir çok nedenler. Türkiye'de yaşayan Müslüman Türk vatandaşlarımız hep olumsuz düşünmüştür. Hala da düşünmeye devam ediyorlar. Bir türlü benimsemediler. Bunların bir kısmı sebebi ise aşırı solcular, kemalistler ve diğerleri her neyse islam dinimize karşı hep zıt oldukları için laiklik-yobaz sorunu günümüze kadar gelmiştir. Hem laikçiler hem yobazlar çarpık zihniyetleri yüzünden birbirlerine karşı hep düşman oldular. Yok cumhuriyet düşmanları yok düşmanları... İkisinin de haklı yönleri var ama yanlış yapıyorlar. Bizler Mustafa Kemal Atatürk hakkında iyi tanımamız için okuyup araştırmıyoruz. Nasıl mükemmel bir insan olduğunu yakından hiç bilmiyoruz. Bizler okula hep boşuna mı gittik. Evimizde mutlaka okuldan kalma tarih kitapları vardır. Olmadı günümüzün vazgeçilmez olan internet bağlantımızdan öğrenebiliriz. Çocuklarımızı, kardeşlerimizi hatta büyüklerimizi bile tarih konusunda mutlaka bilgiler verelim. Elbette dini de öğretelim, öncelikle iyi öğrenelim. Yani bir insan doğru ve yanlışı ayırt edebilmek için bilgi sahibi olmak çok çok önemlidir. Eksik ya da yanlış kulaktan dolma bilgilerle başkalarının düşüncelerini saptırmayalım. Lise dönemine giden bir öğrenciye soralım. Atatürk hakkında, Peygamber Efendimiz hakkında bir sorsak kesinlikle doğru cevab vermezler. Ben çok gördüm. Cumhuriyet kaç yılında kurulduğu bilmeyen insandan, Müslüman olup ayetin manası bilmeyen bir insandan gelecekte çocuklarımıza nasıl iz bırakacağız hiç düşündük mü? Türkler islamiyeti kabul etmeseydi. Bu dünyada ne islam dini olurdu ne de Fatih Sultan Mehmet ve Atatürk gibi liderler olurdu.
Saygılarımla...
|
 |
Ü. Z. Kutayhan
13 yıl önce - Cum 13 Ksm 2009, 02:47
| Orhan Kınık demiş ki: |
| Böyle bir tefsir yok . Maturidilik , Hanefi mezhebine mensup olanların itikadi konularda bağlı olduğu mezhebin adıdır. Kurucusu İmam Maturidi hazretleridir. İmam Maturideye ait tefsirin adı Te'vilat'tır.Yakın zamanlarda Türkçeye çevrilmediyse böyle bir tercüme yapılmamıştır.. |
Orhan bey verdiğiniz kısa bilgiler için teşekkür ederim, bilmeyen arkadaşlar öğrenmiştir. Ben de çok kısa bir iki birşey söyleyeyim. Yavuz Sultan Selim dönemine kadar Osmanlı İmparatorluğunun itikadı Maturidilik idi, en büyük sebebi ise bildiğiniz gibi İmam Maturidi'nin Türk kökenli olması. Sultan Selim ise Mısır ve İran'a yaptığı seferlerden dönerken 1000'er adet Eşari itikadına mensup imam getirmişti. Bu dönemden sonra fıkıh okullarına yerleştirilen bu imamlardan ötürü İmparatorluğun itikadı Eşariliğe kaydı.
Eşariliğin, Maturidiliğe göre daha daha dogmatik bir yapıya sahip olduğu bu yüzden de Osmanlı'nın bu dönemden sonra akılcılıktan uzaklaştığı, hatta matbaayya karşı çıkılma sebeplerinden bile olduğu ile ilgili yorumlar yapmış tarihçiler. Bu yorumlarla ilgili birşey söyleyemem, konunun uzmanları onlar.
Yazdıklarınızı çoğu zaman fikrinizi destekleyen sağlam bilgilerden oluşturan birisiniz. Elmalılı Hamdi olarak bilinen, Hamdi Yazır'a yaptırdığı tefsirden haberiniz olmadığını söylüyorsanız ilginç. Bu tefsirin Maturidi itikadına göre hazırlanmadığını söylüyorsanız yine ilginç. Eğer İmam Maturidi'nin kendi tefsirinin çevirilip çevrilmediği konusunu soruyorsanız zaten ben bununla ilgili herhangi birşey söylemedim ama İmam Maturidi'nin tüm kitapları çeviriliyor ve çevrilmiş olalnları da var. İmam Maturidi'nin başka kitapları da var. Neyse Tevilat'ın birinci cildi de Mizan yayınevi tarafından 2005 senesinde basılmış. Diğer kitaplar ile ilgili bilgiler arşivde, şu an için zamanım yok daha sonra belki.
Atatürk'ün kendi cebinden ödeyerek Elmalılı Hamdi'ye hahzırlattığı tefisir ile ilgili bilgiler;
| Alıntı: |
Cumhuriyete geçiş sürecinde yeni Türkiye için Maturidî-Hanefî ekseninde bir dini yorum öngörülmüş olacak ki M. Kemal, kendi tahsisatından pay ayırarak Hamdi Yazır’a sipariş ettiği Kur’an tefsirinin sözleşme şartları arasına “bu tefsir, Hanefi fıkhı ve Maturidi itikadı üzerine kaleme alınacaktır” hususunun yer almasını istemiştir... Cumhuriyet dönemi din eğitiminde de Hanefilik ve Maturidilik çizgisi hakim unsur olmaya devam etmiş ve hatta bu çizginin kaynak eserlerinin Türkçe’ye çevrilmesiyle beraber Osmanlı döneminden daha fazla yaygınlaşması sağlanmıştır. Dolayısıyla toplumun kahir ekseriyeti fıkıhta Hanefi, itikadda Maturididir yani Cumhuriyetin özgür bireyinin teolojisi Maturidiliktir.
İmam Mâturîdî ve Maturidilik, Haz: Sönmez Kutlu,* Kitâbiyât Yay., Ankara 2003, 463 s. (ISBN:975-6666-40-4). |
| Alıntı: |
Atatürk'ün Elmalı'ya yazdırdığı tefsir olup günümüzde de önde gelen İslam alimleri tarafından da hala en güvenilir tefsir olarak kabul edilmektedir. Atatürk'ün Diyanet İşleri Başkanlığı'na verdiği talimatı üzerine yazdırıldı. 1926'da Diyanet İşleri Riyaseti 'Kur'an'ı çağın icablarına göre yeniden tefsir edebilecek bir alim aradı. Sonunda görevi talimat üzerine Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'a verildi. Devlet eliye yazdırılan bu tefsirle Atatürk bizzat ilgilendi. Atatürk Şeyh Sait Ayaklanmasının bastırıldığı, çağdaşlaşma ve modernleşme adına yapılan inkılaplara yönelik itirazların arttığı bir dönemde İslamiyet'in temel kaynağı olan Kur'an'ın yeniden yorumlanmasını istedi. Atatürk yedi madde ile nasıl bir tefsir istediğini ortaya koydu. Bu yedi madde daha sonra Diyanet İşleri Riyaseti ile Elmalılı Hamdi Yazır arasında imzalanan protekole kondu. Atatürk, Diyanet'e gönderdiği yazıda özellikle iki maddenin üzerinde duruyordu. Yeni tefsir 'Ehli Sünnet' itikadına ve 'Hanefi' mezhebinin görüşlerine göre hazırlanacaktı. Diğer bir isteği de 'ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetlerin genişçe izah edilmesi' idi. Atatürk, hüküm içeren ayetlerin de Türk-İslam geleneği göz önünde bulundurularak yorumlanmasını arzu ediyordu.
Diyanet'le Hamdi Yazır arasında imzalanan protokol maddeleri ;
1- Ayetler arasında münasebetler gösterilecek.
2- Ayetlerin nüzül (iniş) sebepleri kaydedilecek.
3- Kıraat-i Aşere'yi (10 okuma tarzını) geçmemek üzere kıraatler hakkında bilgi verilecek.
4- Gerektiği yerlerde kelime ve terkiplerin dil izahı yapılacak.
5- İtikadda ehli sünnet ve amelde Hanefi mezhebine bağlı kalınmak üzere ayetlerin ihtiva ettiği dini, şer'i, hukuki, ictimai ve ahlaki hükümler açıklanacak.
6- Ayetlerin ima ve işarette bulunduğu ilmi ve felsefi konularla ilgili bilgiler verilecek.Özellikle tevhid konusunu ihtiva eden ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetler genişçe izah edilecek.
7- Konuyla doğrudan ya da dolaylı ilgisi bulunan İslam Tarihi olayları anlatılacak.
8- Batılı müelliflerin yanlış yaptıkları noktalarda okuyucunun dikkatini çeken noktalar konularak gerekli açıklamalar yapılacak.
Eserin başında Kur'an hakikatını açıklayan ve Kur'an'la ilgili önemli konuları izah eden mukaddime (önsöz) yazılacak. |
Ve bir de;
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=226376
Ayrıca kaynağına güvenmediğim bir yazıda Arslan Bulut tarafından;
| Alıntı: |
Türklerin çoğunluğu itikatta Maturidi, mezhepte Hanefi olduğu halde, İmam Maturidi''nin ve İmam Ebu Hanefi''nin eserlerini okumamıştır!
Atatürk, bunu gördüğü için, önce Mehmet Akif Ersoy''a, sonra Elmalılı Hamdi Yazır''a Maturidi çizgisinde Kuran tefsiri yazdırmak istemiştir. Mehmet Akif Ersoy, tefsiri yaptığı halde yok ettirmiş, Elmalılı Hamdi Yazır ise Eşari ekolünden Fahrettin Razi ekolünü esas almıştır. Fahrettin Razi, Eşari ekolünden olmakla birlikte, akla yatkın bir tefsirci olduğu için, Elmalılı tefsiri de böyledir. Bugün, en değerli Kuran tefsiri Elmalılı tefsiridir. Diyanet''in Kuran mealleri ise büyük hatalarla doludur. |
şeklinde bir yazı bulunuyor ne derece doğru bilemiyorum.
Sonuçta;
Atatürk, milletin dinini anlayabilmesi için ülkedeki en iyi alimi buldurma emrini vermiş, masrafları kendi cebinden karşılayarak Kur'an tefsiri hazırlatmıştır. Daha ne?
|
 |
veli küçükayvaz
13 yıl önce - Cmt 14 Ksm 2009, 11:00
| Alıntı: |
Atatürk de herkes gibi bir insandı,
Eleştirilecek yönleri de vardı övülecek yanlarıda
Hataları da vardı,
ve asla bir ilah değildi.
Övülecek yanınıda öveceksin,
Eleştirilecek yönünü de eleştireceksin.
BÖYLE SÖYLE CANIMI YE |
Devamı da var yazı bütün olunca mana kazanıyor.
Yazının devamı;
Ama bütün bunları;
Saygı,terbiye ve nezaket kurallarında yapacaksın.
Kişisel nedenlerle sevmeyebilirsin ya da menfaatların bu şekilde davranmanı gerektirebilir.
Bu, asla terbiyesizce hatta küstahça Atatürk e saldırmanı haklı göstermez.
Görülüyor ki kimi yapılan filmin ismine, kimi yedi yaşında yediği tokata, kimi aktörün Ata ya benzemediğine takmış.
En önemlisi de Atatürk’ü içtenlikle seven, sayan ve üzerine titreyen on milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu unutan bir avuç Atatürk düşmanı meydanı boş bularak saygısızlığını sürdürüyor.
Ne yazıktır ki;
Dünyada bir çok ulus Atatürk' ün yaptıklarını kendine örnek alırken ve Atatürk' ü anlarken,
Hala ülkemizde Atatürk ü anlayamamışların bulunduğunu görmek gerçekten üzücü.
Aradan 24 saat geçtiği için eski mesaj düzeltilemediğinden yeni mesaj yazılmıştır.
|
 |
AHMET GÜRBÜZ
13 yıl önce - Cum 19 Mar 2010, 23:17
bugün vizyona girdi,bakalım bunu nasıl bulacaklar. ATATÜRK ile yapılan yapımlar hep negatif yönde eleştirilmişti.
|
 |
ibrahim alıcı
13 yıl önce - Pzr 21 Mar 2010, 04:12
Bazı filmler'de +13 yaş sınırı vardır.
Olması gereken bir kural'dır.
Dersimiz Atatürk isimli film demeye 1000 şahit isteyen şeye bana göre -13 yaş sınırlaması konmalıdır.
Hayatımda hiçbir zaman Bir filme verdiğim paraya yanmamıştım ancak bu film demeye 1000 şahit olan şeye gittikten sonra hem verdiğim paraya hemde zaman kaybıma yandım.
Zülfü Livaneli'nin Veda filmi:Dersimiz Atatürk isimli Aslan Kral,101 Dalmaçyalı misali gibi 0-7 yaş arasına hitap eden film olduğu iddia edilen şeye 100.000 basar.
Dersimiz Atatürk'e ancak 45 dakika dayanabildim.Can Dündar'ın Mustafa Belgeseli'ni bile mumla aradım.0-7 yaş arası çocuğunuz,yeğeniniz vs. varsa Dersimiz Atatürk'e götürebilirsiniz,ancak salona girmenizi tavsiye etmem.Çocuğu kapıda bekleyebilirsiniz
Hamdi Alkan'ın filmin yönetmeni olduğunu film başlarken gördüm bir baktım yapımcı'da Birol Güven şok üstüne şok geçerdim diyebilirim.Hayatımda gördüğüm en kötü makyaj uygulaması bu filmdeydi diyebilirim. Atatürk'ü bir canlıdan ziyade plastik bir organizma gibi göstermek kimin başarısı bilmiyorum..
Film'den ziyade uzun bir slayt gösterisi gibiydi.
Eski resimleri,eski video kayıtlarını koymuşlar kesinlikle emek vermemişler.
Kesinlikle ve Kesinlikle bu ''Sözde Filme'' gitmeyiniz.Bazı senaryo hatalarına rağmen Zülfü Livaneli'nin Veda filmini tavsiye ederim.Film tadında bir film'di.Bunun gibi ne olduğu belirsiz birşey değildi.
Ataşehir Palladium Cinebonus'da izlediğim bu sözde filme 45 dakika dayandım ve salondan kendimi zor attım.Başka bir salonda 15 dakika önce başlamış olan Eyvah Eyvah filmine 2. kez gittim.Güldüm,eğlendim çıktım.
Lütfen artık Atatürk filmi çekmesin bu ülkede kimse.Zülfü Livaneli yine idare eder birşey yapabildi sonunda.
En son ibrahim alıcı tarafından Pzr 21 Mar 2010, 06:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
|
 |
yaşar1965
13 yıl önce - Pzr 21 Mar 2010, 04:49
Konu başlığı Dersimiz: Atatürk [Film]
Konusu:. Maturidilik , Hanefi
Peki o zaman bakalım neymiş sempozyumlara bilim adamlarına konu olmuş bu Maturidilik'lik ?
Cumhuriyete geçiş sürecinde yeni Türkiye için Maturidî-Hanefî ekseninde bir dini yorum öngörülmüş olacak ki M. Kemal, kendi tahsisatından pay ayırarak Hamdi Yazır’a sipariş ettiği Kur’an tefsirinin sözleşme şartları arasına “bu tefsir, Hanefi fıkhı ve Maturidi itikadı üzerine kaleme alınacaktır” hususunun yer almasını istemiştir... Cumhuriyet dönemi din eğitiminde de Hanefilik ve Maturidilik çizgisi hakim unsur olmaya devam etmiş ve hatta bu çizginin kaynak eserlerinin Türkçe’ye çevrilmesiyle beraber Osmanlı döneminden daha fazla yaygınlaşması sağlanmıştır. Dolayısıyla toplumun kahir ekseriyeti fıkıhta Hanefi, itikadda Maturididir yani Cumhuriyetin özgür bireyinin teolojisi Maturidiliktir.
İSLAM İTİKADINDA İMAM MATURİDİ
|
 |
Orhan Kınık
13 yıl önce - Pzr 21 Mar 2010, 17:50
| Alıntı: |
| Elmalılı Hamdi olarak bilinen, Hamdi Yazır'a yaptırdığı tefsirden haberiniz olmadığını söylüyorsanız ilginç |
Mustafa Kemal'in Elmalı Hamdi Yazır'a tefsir yazdırdığına dair her hangi bir belgeye rastlamadım. Devletin resmi kurumu bu kararın TBMM KARARIYLA ALINDIĞINI İFADE EDİYOR.
Dolayısıyla bu durumda bırakın kararı verenin Mustafa Kemal olması parasını cebinden ödemesi dahi mümkün görünmüyor.
Mustafa Kemal ile ilgili uydurulan şehir efsanelerine artık bir son versek diyorum.
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/mayis19 ...portre.htm
Elinizde Mustafa Kemal tarafından Tefisirin yazdırıldığına dair bir belge ya da makbuz var ise paylaşmanızdan mutluluk duyarım. Yazar ya da tarihçi yazısı olmasın lütfen. Belgeli olsun.
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|