1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
| Film hakkında görüşünüz |
| Çok beğendim, seyredilmesini tavsiye ederim |
 
|
25.9% |
[7] |
| Fena değil, seyredilebilir |
 
|
0.0% |
[0] |
| Pek beğenmedim |
 
|
18.5% |
[5] |
| Seyretmedim ama seyretmeyi düşünüyorum |
 
|
22.2% |
[6] |
| Seyretmedim, seyretmeyi de düşünmüyorum |
 
|
33.3% |
[9] |
|
| Toplam Oy : 27 |
|
 |
burakerkıral
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 18:03
Turgut Özakman'ı kötülemek yada hafife almak için söylemiyorum ama bu adamın yazdığı kitaplardaki herşey bilinen şeylerdi.Zannediyorumki filmde de böyle olacak çünkü ekstradan ne yapabilirki ?... Kaldı ki kitaplarında ve diğer yayınlarında ekstradan bir bilgi yada bilinmeyen bir olay yazmamıştı... Okuldaki tarih kitaplarıyla yetinmeyip,tarih hakkında çeşitli araştırmalar yapan normal vatandaşlar zaten yazarın o kitaplarındaki bilgilerinden daha fazla bilgiye sahip olmuşlardır diye düşünüyorum.Tugut Özakman bu konularda çok az bilgiye sahip insanlara hitap ediyor diye düşünüyorum...
|
 |
veli küçükayvaz
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 18:16
Atatürk de herkes gibi bir insandı,
Eleştirilecek yönleri de vardı övülecek yanlarıda
Hataları da vardı,
ve asla bir ilah değildi.
Övülecek yanınıda öveceksin,
Eleştirilecek yönünü de eleştireceksin.
Ama bütün bunları;
Saygı,terbiye ve nezaket kurallarında yapacaksın.
Kişisel nedenlerle sevmeyebilirsin ya da menfaatların bu şekilde davranmanı gerektirebilir.
Bu, asla terbiyesizce hatta küstahça Atatürk e saldırmanı haklı göstermez.
Görülüyor ki kimi yapılan filmin ismine, kimi yedi yaşında yediği tokata, kimi aktörün Ata ya benzemediğine takmış.
En önemlisi de Atatürk’ü içtenlikle seven, sayan ve üzerine titreyen on milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu unutan bir avuç Atatürk düşmanı meydanı boş bularak saygısızlığını sürdürüyor.
Ne yazıktır ki;
Dünyada bir çok ulus Atatürk' ün yaptıklarını kendine örnek alırken ve Atatürk' ü anlarken,
Hala ülkemizde Atatürk ü anlayamamışların bulunduğunu görmek gerçekten üzücü.
|
 |
veli küçükayvaz
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 18:24
| Alıntı: |
| Turgut Özakman'ı kötülemek yada hafife almak için söylemiyorum ama bu adamın yazdığı kitaplardaki herşey bilinen şeylerdi.Zannediyorumki filmde de böyle olacak çünkü ekstradan ne yapabilirki ?.. |
Un, şeker, su varsa helva yapmasını bilen elinde helva haline gelir.
Bu bilinen malzemeden, bilinen tatlıyı bir çok kişi denese, farklı lezzetler elde edilir.
Bakalım bilinen olaylardan yola çıkan Turgut Özakman' ın senaryosundan nasıl bir film ortaya çıkacak.
Belki de çok güzel bir film olur.
Bekleyelim görelim.
|
 |
gök-khan
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 18:43
İnşallah bu film can dündarın yaptığı o saçma sapan ve asılsız yapıma benzemez.
|
 |
hakan_can33
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 20:11
ATATÜRK'ÜN
BALIKESİR HUTBESİ
Ey Millet, Allah birdir. Şânı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dinî gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur'an'daki mânâsı açık olan âyetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilâhi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak'tır.
Arkadaşlar; Cenâbı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. Hazreti Peygamber'in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize; milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna eriştiren Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük bir sevab kazanacağımı ümit ediyorum.
Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibâdet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yâni konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz ve bağımsızlığımız için, özellikle egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Millî amaçlar, millî irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.
Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin şekli, milletimizin duygusal fikirleri ve lisânı ile medenî ihtiyaçlarıyla uygun görülmektedir. Efendiler, hutbe demek topluma hitabetmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin mânâsı budur.
Hutbe denildiği zaman bundan bir takım kavram ve mânâlar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber'in hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek, dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek Peygamberin, gerek dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır, o günün askeri, idâri, mâli ve siyasi, sosyal konularıdır. İslam toplumunun çoğalması ve İslam ülkeleri gerilemeye başlayınca, Cenabı Peygamber'in ve dört halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım kişileri memur etmişlerdir. Bunlar herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar camilerde ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için bir şart lâzımdı. O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması! Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü, her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir. Ancak millete ait olan işleri milletten gizli yaptılar. Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir lisanda olması ve onların da bugünün gereklerine ve ihtiyaçlarımıza temas etmemesi, Halife ve Padişah sıfatını taşıyan despotların arkasından köle gibi gitmeye mecbur etmek içindi.
Hutbeden amaç halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, ikiyüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullandığı dil ile konuşmaları gereklidir. Geçen yıl Millet Meclisi'nde söylediğim bir nutukta demiştim ki "Minberler halkın akılları, vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur." Böyle olabilmek için minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun olması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları hergün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve günün gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır.
Gâzi Mustafa Kemal Atatürk
Balıkesir Hutbesi,
Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 7 Şubat 1923 tarihinde
Balıkesir'deki Zağnos Paşa Camii'ndeki konuşmasıdır.
|
 |
HAKAN UZN
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 20:19
Aslında dersimiz her zaman Atatürk olması lazım. Yani bizler Atatürk'ü tam iyi tanımıyoruz. Ben bile ilkokul, ortaokul ve lise zamanlarında Atatürk hakkında hiç iyi bilmiyordum. Nedeni okullarda Atatürk hakkında bilgi hiç iyi verilmiyordu. Sanki bir var mış bir yok muş evvel zamanında hikayesi gibi soğuk anlatıyorlardı.
Kendim biraz Atatürk hakkında ilgilenip araştırınca çok mahçup oldum. Çok utandım. Keşke daha önce biraz daha önem verseydim. Küçükken Atatürk'ü hiç iyi olarak tanımazdım. Çevremdekiler hep öyle diyorlar. Yok işte Atatürk geldi islam dini unutuldu. Yok işte batıl taklidi yapan bilmem ne... Yani ben onları s*lak gibi onları dinledim. Bu kadar cahil ve bilgisiz insanlarımız var.
Şimdi ise artık Mustafa Kemal Atatürk'ü çok iyi tanıyorum ve onun hakkında öğrenmeye devam ediyorum. Düşünüyorum da ya Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı. Türkiye tıpkı Irak gibi esir ülkesi olacaktı. Düşünülmesi bile ürkütüyor insanı. Vatanımızı ve miletimizi en güzel şekilde koruyalım. Liderimizi hep hatırlayalım. Nasıl geldiğimizi ve gelecekte neler yapmamız gerektiğini ondan öğrenelim, öğretelim.
Ayrıca bu filme sonuna kadar destekliyorum. Türkiye'de sinema hep bu tür fimler yapılsın istiyorum. Özellikle atalarımızın fimlerini şiddetle istiyorum.
Saygılarımla...
|
 |
Burak ÇİÇEK
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 20:25
| Alıntı: |
| Atatürk Kur'ana gökten indiği varsayılan kitap demekle müslüman Türk milletini incitmiştir. |
Tamam, ilk bakışta 'rahatsız edici' görünebilir. Ancak Atatürk bu konuya 'felsefi' bir persfektifte bakmıştır. Bununla birlikte 'bilimsel' bir anlayışta vardır.
|
 |
Kemal Yılmam
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 20:39
Atatürk'ün 1930 öncesi ve 1930'dan sonrası din ile ilgili düşüncelerinin değiştiği görülebilir. Bunda Atatürk'ün din üzerine düşüncelerini yoğunlaştırıp, değişik sonuçlara varması etkili olabilir. Atatürk'ün İslamın Türklerin, Türklüklerini kaybedip, Araplaştıklarını, kök geleneklerini kaybettikleri düşüncesi inkar edilemez. Ama bunun doğruluğuda inkar edilemez. Atatürk karşı durduğu en büyük şeylerden biride, insanların hiç birşey anlamadığı halde Kur'an okumaları idi. Atatürk eğer İslam düşüncesine karşı olsaydı, camilerdeki hutbeleri Türkçe' ye çevirtmez, namazların Türkçe kılınmasını istemezdi.
Namazın Türkçe kılınması ile ilgili not (Okuldaki Din Kültürü Öğretmenime sordum): Arapça bilmeyen ve dolayısıyla namaz kılarkende okuduğu sureleri anlamayan biri, namazı kendi ana dilinde kılabilir. Peygamber Efendimiz zamanında İranlı biri müslüman olmuş ama Arapça bilmediği için namaz kılamıyacağını söylemiş. Peygamber Efendimiz'de ona namazı Arapça halini öğrenene kadar, yani Arapça surelerin anlamlarını anlayabilene kadar kendi dilinde kılabileceğini söylemiş. Peki Atatürk zamanında %90'nı okuma-yazma bilmeyen halk, surelerin Türkçe anlamlarını nerden öğrenipte, İslamı daha iyi kavrayabilsin. Ezberlese bile tekrar etmedikçe unutacağı kesindir. Tekrar etmesi için okuma-yazma bilmesi gerekir. Yani Atatürk eğer namazı Türkçe yapmasaydı halk İslamı hiç bilemeyecekti. Peki Atatürk İslam düşmanı yada ataist olsaydı böyle birşey yaparmıydı. Atatürk'ün düşmanlığı İslama değil Araplaraydı.
Ayrıca Din Kültürü Öğretmenim şu anda da herkese sorsan okuduğu surelerin anlamlarını bilmeyenelerin sayısı %90'ı bulur dedi. Bide Arapların bile Kur'an'ı kendi ana dillerinden olduğu halde anlayamıcaklarını söyledi. Kur'an'ı anlamak için sadece okumak yetmiyor, aynı zamanda ayetleri yorumlaya bilecek bir zekada gerekli.
|
 |
alican3565
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 20:41
......................
En son alican3565 tarafından Prş 12 Ksm 2009, 21:06 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
hakan_can33
13 yıl önce - Prş 12 Ksm 2009, 20:54
"Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."
-Mustafa Kemal Atatürk
..ata,nın bu lafının üzerine ona dinsiz demek ne islam ile ne insanlık ile ne de ahlak ile bağdaşmayacak,beşeriyetten nasibini almamış örümcek beyinli bir zihniyetin boş laflarından öteye geçemez!
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|