1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 18  |
 |
seda sezgen
13 yıl önce - Cmt 06 Mar 2010, 15:50
kutup ayıları solaktır
|
 |
tamer13
13 yıl önce - Cmt 06 Mar 2010, 18:19
dünyanın en uzun ingilizce kelimesi 189,819 harf içermektedir.
|
 |
İsmail270116
13 yıl önce - Cmt 06 Mar 2010, 18:23
476 Beygir motor gücünde Mercedes Benz Travegonun ne yazıkki 90 km/h üstüne çıkamadığını
Otoyolda en fazla 110 km/h
|
 |
Sedat Altıntaş
13 yıl önce - Cmt 06 Mar 2010, 21:37
| Alıntı: |
476 Beygir motor gücünde Mercedes Benz Travegonun ne yazıkki 90 km/h üstüne çıkamadığını
Otoyolda en fazla 110 km/h |
Benim tanıdıgım bir abi mercedesde servis bakımı elemanı. özel bir bilgisayarla artık ne yaptıysa otobüse 50 km/h'dan yukarı çıkamıyodu araba
|
 |
yaşar1965
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 03:25
Bundan 35000 yıl önce yani MÖ 30000-34000 tarihleri arasında dünya şu andaki görünümünden bir hayli uzaktı.
O zamanlar buzul çağının en şiddetli dönemini yaşayan dünyamız büyük kıtasal ve alabildiğince uzaklara uzanan buzullara sahipti. Şimdiki adıyla Bering denizi olarak bilinen bölge o zamanlarda Asya'yı ve Amerika'yı Bering boğazı denilen bir buzul kara köprüsüyle bağlamaktaydı.
Ve o zamanlar Sibirya bölgesinde avlanan Kızılderili kabilelerin yeni av alanları keşfemek amacıyla çıktığı yolculuklar sonrasında; bu boğaz kullanılarak Amerika'ya ilk kez ayak basıyorlar. Tabi bu insanlar yeni bir kıtaya geldiklerinden habersizce Atalarının yaptığı gibi Sibirya bölgesinde avlandıklarını düşünüyorlardı. Bu yeni av yerlerini beğenen Kızlıderililer buralara ve yerleştiler ve kabileler oluşturmaya başladılar.
Günümüze kadar uzanan tarihleriyle bazı kabileleri şu şekilde irdeleyebiliriz:
Amerikaya gelen yerleşimcilerin ilk karşılaştıkları kabileler arasında Seminoller, Çerokiler ve Mişuki kabileleri bulunmaktaydı.
İspanyol kaşiflerin Amerika'ya olan yolculukları sırasında Kaliforniya'da bulunan Soson, Payitu, Kahula, Mevuk ve diğer bazı kabilelerle karşılaştılar.
Günümüzde ise ABD de resmen kabul edilen 554 Kızılderili kabilesi bulunmaktadır.
Gelgelelim Kızılderililer ve Türklük ilişkisine ait bulgulara …
i) DNA Bulguları:
2-4 temmuz 1999’da Denizli’de gerçekleşen Yedinci Türk Dünyası Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayında konuşan M. Franklin Keel (Dogu Amerika Kizilderilileri Bolümü Baskani) Kızılderililer ile Türklerin DNA testlerinin aynı olduğunu ve ayrıca “Y” kromozomunun sadece Türkler ile Kızılderililerde bulunduğunu belirtiyor.
ii)Kültürel Benzerlikler:
İndiana Üniversitesinden Amerikalı Profesör Denis Sinor Türklerle Kızılderililerin ortak bir kültüre sahip olduklarını belirtmiştir bunlara örnek olarak :
Huş ağacından yapılmış oyma kayıklar ,
Pinok adı verilen deriden yapılan oba tarzı barınaklar,
Önünde yarıklar bulunan giysi türleri(Kahpe bizansta Süper Gazi’nin kıyafetini hatırlayın),
Makosenler
Loğusa kadınların kutsallığı ve kırkının yapılması
Cenazede ölü ağlayıcılarının bulundurulması(Ankara yöresine ait bir gelenek,”Yasçı tutmak” olarak biliniyor.) *Mohavk kızılderilileri'nin Anadolu'ya özgü 12 adet oyundan 11 tanesini oynadıkları biliniyor(Bunlardan biride Uzun eşşek oyunu)
Zakuma Kızılderililerinin(Brezilya'da) güreş tuttukları ve rakiplerden biri can verene kadar mücadele ettikleri biliniyor.
Atabaşkan ve Keçuva kabileleri Anandolu ya özgü Sicim oynunu oynadıkları biliniyor.
Aynı Altaylılarda olduğu gibi Kızılderililer birbirlerine amca, baba, teyze, hala, ağabey diye hitap ederler.
Töresi batsın ; Kan davası burda da var
ve daha niceleri....
iii)Kelimelerin kullanım açısından benzerlikleri:
Tepek = Tepe
Yatkı = Ev , yatılan yer
Dodohişça= dudak
T-sün = uzun
Yu = Su,(yumak= yıkamak ” Çorum yörsinde çamaşır yıkamak =>çamaşır yumak olarak geçer)
Tete = Dede
Tamazkal = Hamam , temiz kal
Kuşa = Kuş
Missigi = Mısır
Türe = Töre
Yanunda = Yanında
İldiş = Dişleme
Atış-ka = Ateş
Ayrıca Fransız dil bilimcisi Dumesnil, Kızılderili dilinde 320 Türkçe kelime tespit etmiştir.
|
 |
Tuna T.
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 04:02
Stevia
stevia dogal bir tatli yesiliktir, seker gibi kulanabilir ... Paraguay ve Brezilya siniri Daglarda yetisir asil yer olarak..su an Asyada da yetismekte
sekerden 300 kat daha tatli... 0 Kalorini vardir.. Disleri cürümekten korur ( Karies) ve bir pozitiv diger yani ise Seker hastalarina Ilac gibi gelir...Sekeri indirdigi icin vücuda (kan)
tek negativ yani ise su anki yüksek maddiyeti.. almanyada 100 gram 6 ile 9 Euro arasi degisiyor
Avrupada Gida olarak satilmasi yasak Stevianin... Seker endüstrinin sekerin önemi kalmicak endisesiyle bloke ediyorlar.. (Coca Cola vs vs ) sürekli kulanimda bagimsiz yaparmi diye vs
oysa Asya ise tonlarca tüketmekte steviayi on yilarca en büyük tüketici Japonya
|
 |
raufkibar
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 04:22
Daha önce yazılmış olabilir ,Amerikanın simgesi hürriyet abidesi Osmanlı nın Süveyş kanalının yeri belli olsun diye Fransız heykel traş a yaptırdığı sonradan Mısır valisinin istemediği kullanmadığı heykel dir.
|
 |
yaşar1965
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 04:38
Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz
gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün,
1500'lerde İngiltere'de işler şöyle yapılıyordu:
İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu Çünkü senelik banyolarını Mayıs
ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı . Ama yine de
kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak
amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.
Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu.
Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları
ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak
ta bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale
geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü.
İngilizce'deki 'banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın'
(Don't throw the baby out with the bathwater) deyimi buradan gelmektedir.
Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında
tahta bulunmuyordu. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu
için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler)
çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen
hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizce'deki 'kedi-köpek
yağıyor' (It's raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.
Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.
Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir
sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan
İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.
Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden
yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır.
Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın ıslandığı
zaman kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh)
seriyorlardı. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman
geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna mani olmak
üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı 'thresh
hold' (saman tutan; Türkçesi eşik idi.
Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir
kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler
ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam
yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek
ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok
uzun süre kazanda kalıyordu. '
Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük'
(peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old)
tekerlemesinin menşei budur. Bazendomuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı .
Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. Birisinin
eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek
misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna 'yağ çiğnemek' (chew the fat)
adı veriliyordu.
Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu.
Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep
oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler
buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca
domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.
Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun
yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı . Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten
yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman
kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve
küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların
ağızlarında 'tabak ağzı' (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu.
Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta
kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı.
Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim
insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen
insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. Bunlar
birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına
toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna 'uyanma' nöbeti
deniyordu.
İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer
bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor,
kemikleri bir 'kemik evi'ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı .
Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri
olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna
çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan
dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu
mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti 'graveyard shift')
denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur ('saved by the bell') bazıları
da 'ölü zilci' (dead ringer) olurdu.
Gerçekler bunlar
Ortaçağda Avrupa'daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka yerlerini yıkamaları
kesin olarak yasaklanmıştı. Kastilya Kraliçesi İsabella bile 50 yıldan fazla
süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı.
Kirlilik adeti Amerika'ya da bulaşmış
Pennsylvania ve Virginia eyaletlerinde ''banyo yapmayı yasaklayan'' ya da belirli
kısıtlamalar getiren kanunlar çıkarılmıştı. Philadelphia' da ise kanunla
bir ay içinde birden fazla banyo yapan insanlar cezaevine gönderiliyordu.
Tuvaletle henüz tanışmayan Avrupa'da lazımlıkları sokaklaraboşaltma adeti
17. yüzyıla kadar sürdü. Fransa krallarından 14. Louis, gününün belli bir zamanını
lazımlığında oturarak geçirir, devlet işlerini de buradan yürütürdü.
1600'lerde İstanbul'a gelen İngiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma
ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan
Tarabya'yaki bir konağa gönderilmişti. 19. yüzyıla gelindiğinde, kesin olarak
tuvalet kullanma sözü vermeleri üzerine Taksim'e taşınmalarına izin verilmişti...
|
 |
U. Eren Bağcı
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 16:00
Gıda sektörünün en büyük firmalarından ETİ'nin açılımı Eskişehir Tarım İşletmeleri'dir. Ayrıca bütün ürünlerinde logosu kırmızı iken, sadece susamlı çubuk kraker paketinin üstünde mavi logosu vardır.
|
 |
HalilA01
13 yıl önce - Pzr 07 Mar 2010, 18:12
| Alıntı: |
| dünyanın en uzun ingilizce kelimesi 189,819 harf içermektedir |
(biraz garip 189,819) gerçeği İngilizcedeki en uzun kelime 45 harften meydana gelen ve bir hastalık ismi olan pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis tam 45 harftten oluşuyor.
dünyanın en uzun kelimesi Isvecce dünya dillerindeki en uzun kelime olarak kabul edilen nordöstersjökustartilleriflygspaningssimulatoranlag-
gningsmaterielunderhallsuppföljningssystemdiskussion-
sinlaggsförberedelsearbaten tam 130 harfften meydana geliyor.
|
 |
sayfa 18  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|