Türkiye oylaması sonuçlanmış T.C. Avrupa Birliği Bakanlığına gerek kalmayacak. Sanırım böyle bir bakanlık yalnızca Türkiye'de var.
http://www.ab.gov.tr/
Avrupada yasayan birisi olarak dusuncemi degil gorduklerimi yaziyorum avrupa bitti.Insanlar mutsuz,huzursuz,umutsuz,issiz ve zor durumda.Politikacilar bu insanlari Turk ve yabanci dusmanligi uzerden kisa vade de oyalamaya calisiyor.Turkiye avrupanin restine rest cekip kendi ayrilmali.AB,nin dagilmasi Turkiynin elinde.
Yakinda o teror orgutleriyle celik comar oynarlar.
Malum kaostan besleniyor ikiside.
Kendi pisliklerinde bogulacaklar.
Bir bakarsiniz Turkiyeyi degil Avrupayi bolup devlet kurmuslar. (Erdogan : Ey avrupa, desteklediginiz bu teror gun gelir donup dolasip bumerang gibi sizleri de vurur.)
Turkiye avrupanin restine rest cekip kendi ayrilmali.AB,nin dagilmasi Turkiynin elinde.
Hayır yanlış tepki olur!
Alıntı:
AB, üyelik görüşmelerini dondurmuş.
Böyle birşey yok. AB parlamentosu bağlayıcılığı olmayan bir tavsiye kararı alabildi sadece.
*****
Uzun ince ve bir o kadar zorlu bir yola girdik. Birçok zorluk ile karşlaşacağız. Önümüzü kesmeye kalkanlar olacak. Hatta bizi masadan kaldırmak için olmadık yöntemlere başvurabilecekler, sabrımızı zorlayacaklar. Ama herşeye rağmen masadan kalkan,masayı deviren Türkiye olmayacaktır
Recep Tayyip Erdoğan, yıl 2005 Aralık ayı, AB ile tam üyelik müzakereleri başlama kararı alınan zirve sonrası.
Maalesef olaylara geniş açıdan bakamayan ve de çabuk unutan bir milletiz!
AB bizim 2005 yılında zoraki şekilde üyelik müzakereleri başlatma kararı almak zorunda kalmıştı, çünkü ondan önce önümüze konun tüm ağır reformları,yapamaz dedikleri ödevleri Türkiye yerine getirmişti.
Zoraki şekilde 2005`de müzakereler -hatta saatler suni şekilde geri alınarak- başlatıldı. Ama taa o gece asıl plandan vazgeçilmedi ve devreye sokuldu: "imtiyazlı ortaklık".
O günden itibaren bizimkiler müzakerelere başladık diye sevinirken, AB dozajı her geçen yıl artacak şekilde bizi masdan kaldırma hamlelerini devreye sokmaya başladı:
2005 müzakere başladı, ancak diğer adaylarda olmayan "ucu açık müzakere" şartı kondu.
2006 Kıbrıs konusu bahane edilerek 8 başlık bloke edildi, açılacak başlıkların kapanmayacağı şartı kondu
2007 Türkiye`ye adeta hakaret edercesine Romanya ve Bulgaristan AB üyesi yapıldı
2008-
2009
2010 Fransa bu yılda değişik başlıklarda blokaj uyguladı
2013 Vize serbestisi müzakere rayından alınıp, geri kabul anlaşmasına bağlandı
2014-
2015 müzakereye açılabilecek az sayıda başlıklar dahi pazarlık konusu oldu. AB mülteci anlaşması ile bir
gol daha attı biz ise nasihat ve sadece vaad/söz aldık
ve geldik 2016 yılına.
2005-2015 arası bir türlü sonuç alamayan AB, bizdeki iç kriz (terör,darbe vs.) fırsat bilip son ve en önemli hamlesini yaptı. Bizim maalesef yanlış "referandum" çıkışı sonrasında, son bir önemli provokasyona imza attı:
AB üyelik müzakerlerini dondurma/askıya alma çağrısı.
Bu sadece bir provokasyon/taciz...yoksa AB masayı deviren taraf olmak istemiyor.
Maksat Türkiye`yi referanduma götürmek ve AB`ye hayır veya idama evet dedirtmek.
Ondan sonrası ise kolay,söylenecekler gayet net:
"Türkiye`nin bu kararına saygı duyuyoruz ve üyelik müzakerlerini bitiriyoruz. Ama Türkiye ile yakın işbirliği içinde olmak istediğimiz için (işimize gelen konularda) imtiyazlı ortaklık öneriyoruz"!
Bu oldukça eski ve bayat, Türkiye`yi kapı dışında tutayım ama azami şekilde işime gelen konularda faydalanayım kafa yapısı ve ana hedefe dönüş demek. Bunu bize cazip göstermek için de Ingiltere, Isviçre,Norveç modelleri güzellemesi yapılacak.
Uzun lafın kısası AB Avrupa`sı Türkiye`yi en düşük maliyete kapatmak derdinde. Bu niyetinden de hiçbir zaman vazgeçmedi.
Bence bu konuda AB ile tartışalım, kavaga edelim,yaptırım uygulayalım, akıllı tepki verelim ama masadan kalkan taraf biz olmayalım!
Masayı deviren/masadan kalkan taraf daha sonraki pazarlıklarda maça daima 2:0 geriden başlar.
AB oyunu bunu bilerek oynuyor...umarım bizi yönetenler 2005`de verdikleri demeçleri hatırlar ve AB`nin bu oyununa gelmez!
Hımm Güzel yerlere değinmişsin Volkan Abi.
2005 yılında müzakerelerden çıktığımızda ülkemiz AB'ye girmiş gibi seviniyordu. Adamlara ikna ettik kendimizi diye beyanatlar veriliyordu.
O dönem Abdullah Gül Dışişleri bakanıydı.
Ekip kaliteli iş çıkarmıştı.
Evet. Şimdi bu sorular önemli.
AB, eskisi gibi güçlü mü? Yoksa güçlü olduğunu mu iddia ediyor?
AB ile ekonomik işbirliğimiz yüksek seviyede. Buna rağmen buradaki kaybı nasıl telafi ederiz?
Masayı deviren olmak mı olmamak mı bu ayrımda çok önemli.
AB, eskisi gibi güçlü mü? Yoksa güçlü olduğunu mu iddia ediyor?
a) Hayır.
b) Evet.
Alıntı:
AB ile ekonomik işbirliğimiz yüksek seviyede. Buna rağmen buradaki kaybı nasıl telafi ederiz?
Üyelikten vazgeçilse bile Gümrük birliği etkilenmez. Ancak biz gümrükbirliğinin bazı ağır şartlarını yolun sonunda tam üyelik olduğu için kabul ettik. Bu olmayacaksa gümrük birliğide yeniden pazarlık edilir ve Isviçre,Norveç gibi adil bir çözüm bulunur.
Alıntı:
Masayı deviren olmak mı olmamak mı bu ayrımda çok önemli.
Kesinlikle masayı deviren taraf,daha sonraki pazarlıklarda kaybeden taraf olur. Onun için hangi şartta olursa olsun,masayı biz devirmiyeceğiz!AB`nin bu aşamada kurduğu bu tuzağa düşmemek lazım.
Burada AB dağılıyor, orada da huzur ve rahat yok diyenler bir sorum var . Aşağıdaki ifade sizce kime ait olabilr ?
''AB çökmüyor! Tam aksine büyük bir başarı hikayesi. Yaklaşık 510 milyon insan huzur ve refah içinde yaşıyor...''
El cevap T.C. Hükümetinde ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcısı Mehmet ŞİMŞEK'e ait.
Adı geçenin özgül ağırlığı da göz önüne alınırsa sizce bu cümle ne anlama geliyor ?