1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
| Koruculuk sistemi kalkmalı mı? |
| Evet |
 
|
51.4% |
[55] |
| Hayır |
 
|
48.6% |
[52] |
|
| Toplam Oy : 107 |
|
 |
mine atafirat
13 yıl önce - Çrş 23 Eyl 2009, 21:39
Silahın sadece kolluk kuvvetlerinde ve orduda olmasından yanayım. İlke olarak devletimizin polis ve jandarmasından ve diğer Tsk mensuplarından başka kişilerde silah bulunmasına karşıyım. Hele hele sivillerden bir kolluk kuvveti oluşturulması benim kabul edebileceğim bir şey değil. Çünkü, rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın sözleriyle "...bu gibi guruplara silah ve güç verdikten sonra bunu ellerinden almak çok güç olur" kanısındayım. Üstelik duyduklarımıza göre korucular aleyhine bir çok cinayet, haraç ve kaçakçılık davası da yürüyor. Ancak, kalksın diyen arkadaşlar nedenlerini daha açık olarak belirtiyorlar. Oysa, bu başlığı açarken, daha çok kalkmasın diye düşünenlerin cevaplarını merak ediyordum. Bu arkadaşlardan daha ayrıntılı bilgiler alabilirsek sevineceğim.
Bu arada Sayın Mehmet Dabak bey Hamidiye alaylarından söz ediyor ama yanılmıyorsam, bu alaylar, İstanbul'da bir Kürt beyinin oğlunun öldürülmesinden sonra, Sultan II. Abdulhamit Han'ın Osmanlı Kürdistanındaki beylere (aşiret reislerine) verdiği bir izinle kurulmuştur. O zamana kadar ordu kurmalarına izin verilmeyen bu beylere ordu kurma izini verilmiş ve Sultan bu ordulara bir armağan olarak kendi adını vermelerine müsade etmiştir. Böyle olmasına rağmen, bu bağımsız orduların ilk işi civardaki Ermeni köylerini talan etmek olmuş, rivayete göre, Sultan bunu duyunca, "Tebam tebamı kırıyor," diye kederlenmiştir. Kimi yabancı tarhçiler Sultan Abdulhamit Han'ın Hamidiye alaylarını Ermenilere karşı kurdurduğunu söylüyorsa da benim güvendiğim kaynaklar Sultan'ın asla böyle bir amacı olmadığını iddia ediyor. Bu olay da bağimsız bir ordunun (kolluk kuvvetinin) ne kadar tehlikeli ve zaptedilmez olabileceğini gösteriyor. Nitekim son Bilge köyü katliamında, devletin verdiği silahların ne için kullanıldığını gördük. (Sultan Abdulhamit, Michel de Grece, Milliyet Yayınları.)
En son mine atafirat tarafından Prş 24 Eyl 2009, 11:32 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
kgurleyen
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 01:18
Bölgeyi çok yakından bilen birisi olarak....Koruculuk sistemine kısa ve orta vadede devlet eliyle son verilmesi olanaksızdır....
Koruculuğa, o bölgenin düzeni gereği ancak ağalar ve onların dinsel ayağı şıhlar son verebilir...
Devlet; ağaların izni ve icazetiyle ellerine silah, ceplerine para koyduğu adamların paramiliter varlığına.... bundan sonra bir bakanlar kurulu kararıyla son veremez....
İşler ters gittiğinde kendisine dönebilecek silahların oluşumuna izin veren devlet....gelecekte pirincin taşını ayıklayamayacaktır...
PKK nın varlığına kesin olarak son vermeden....PKK nın ölüm listelerine yazılmış olan korucuları...halim salim park ve bahçeler görevlisi yapmak....kağıt üzerinde kolaydır ama...pratikte olanaksızdır...kimse boynunu bıçağa uzatmayacaktır....
Bu sistemin akibetini anketler ve yorumlar değil....bölgenin ve Türk Devletinin gerçekleri belirleyecektir...
|
 |
Mehmet Kasım
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 10:33
Koruculuk sistemi toptan kaldırılmalı. Ancak işini kaybeden koruculara da iş verilmeli.
|
 |
TURAN YUNUS
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 10:58
Daha geçen gün haberlerde çıktı MİT tarafından verilen kayıtta pkk kaçak mal geçirenlerden haraç alıyordu o kaçak malı getirenler ise o korucular. Bunu bile bile nasıl kaldırmıyorlar anlamıyorum bu adamlar pkk ile işbirliği içinde ne yardımı dokunabilirki...
En son TURAN YUNUS tarafından Prş 24 Eyl 2009, 15:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Patron
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 11:25
Uzaya uydu gönderdik 2 milyon liraya. Benim kabaca hesaplarıma göre koruculuk sisteminin devlete (yani bize) maliyeti yıllık 700 milyon lira civarı olmalı. Ama Türk Silahlı Kuvvetlerine her yıl 17 milyar lira harcandığı için (17000 milyon) oldukça küçük bir rakam olarak kalıyor aslında. Bence tümüyle profesyonel askerliğe geçilmeli. Yani "koruculuk" kaldırılmalı.
|
 |
Turgay34
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 17:36
Koruculuk sistemi bir dönem ihtiyaçtan doğmuştu. Mutlaka faydası da olmuştur. Çünkü bölgenin coğrafi ve demoğrafik yapısının gerektirdiği bir yapılanma biçimiydi.. Ancak zaman gösterdi ki, koruculuk suistimale fazlasıyla izin veren bir sistem.. Bunun örnekleri geçtiğimiz yıllarda bolca görüldü. Kürt sorunuyla ilgili kapsamlı bir açılımın arifesinde bulunduğumuz şu günlerde koruculuk sisteminin de tartışılması tabiidir. Eğer bu açılım ortaya çıkar ve uygulamasının neticeleri alınırsa belki de koruculuk sistemine ihtiyaç kalmayacaktır. Onun için evvela açılımın ana hatlarının görülmesi gerekir. Çünkü ortada bir sebep-sonuç ilişkisi durmaktadır. Esasen koruculuk neden kuruldu? Pkk'dan.. Bu açılımın maksadı ne? Pkk'yı ve varlık nedenlerini ortadan kaldırmak.. Eğer açılım başarılı olur ve hedeflenen bu amaç gerçekleşirse koruculuğa ihtiyaç kalmaz.. Siz kapsamlı bir açılım düşünüyorsanız, bu sorunun ayrılmaz bir parçası olan koruculuğu da enine boyuna masaya yatırmanız ve devletin hizmetinde bulunmaktan başka birşey yapmamış bu insanlarınıza da mağduriyet yaşatmamanız gerekmektedir.
|
 |
Figen
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 18:27
Köy koruculuğu, 1985 tarihli 442 sayılı Köy Kanununun, 74. maddesine göre muhtarın teklifi, kaymakamın kabulü ile gönüllü ya da Valiliğin teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile geçici olarak görev yapılan ve köy koruculuğu adıyla oluşturulan idari bakımdan muhtarın, mesleki bakımdan ise Jandarma Bölük Komutanının emir ve komutası altında bir kurumdur. Yaklaşık 80 bine yakın koruyucu bugüne kadar görev yaptı. 1995 tarihli TBMM Faili Meçhul Siyasi Cinayetler Araştırma Komisyonu göre ise, bu koruyucuların çoğu hem Devletimizden hem de terör örgütünden, gerek korkudan gerekse sempatisinden para almışlardır. Ülkemizin Çeşitli Yörelerinde İşlenmiş Faili Meçhul Cinayetler Meclis Araştırma Komisyonunca (10/9) hazırlanan 12.10.1995 tarihli raporun özeti :
| Alıntı: |
Giriş bölümünde, Meclis Araştırma Komisyonlarının yetkilerinin kendilerine verilen görevleri yerine getirmeye yeterli olmadığı, genellikle ülkemizde gündemi oluşturan bir konu karşısında bu konuların Meclis Araştırma Komisyonlarınca araştırılmaya çalışıldığı, Meclisin; Araştırma Komisyonları kurararak olaya el koyması üzerine kamuoyunun beklentiye itildiği, somut bir sonuç görülmek istenildiği, ancak Meclis Araştırma Komisyonlarının yetkilerinin somut sonuçları elde etmeye yeterli olmadığı, neticede de; yetki sınırlamaları nedeniyle kamuoyunun ve Meclis’in beklentilerine cevap verilemediği,Komisyonlarının görevinin faili meçhul siyasal cinayetleri işleyen kişileri ortaya çıkarmak ve yakalamak olmadığı, Meclis Araştırma Komisyonlarının hükümeti denetlemek görevini yaptığını, bu konuda hükümetin bir ihmal ve kastının bulunup bulunmadığının tesbiti ile alınması gereken önlemlerin alınmasını tavsiye etmek olduğu açıklamalarına yer verildikten sonra;
Raporun devamında terör eylemleri ve adi nitelikteki eylemler neticesi meydana gelen faili meçhul cinayetlerin faillerinin tesbitinin görev ve yetki alanlarının dışında olduğu vurgulanarak., faili meçhul cinayetlerin nihai amacının devleti çalışamaz hale getirmek, toplumda yılgınlık ve bezginlik yaratmak ve kargaşa ortamından yararlanmak olduğu belirtilmiştir.
Bu Komisyonun görev süresi içersinde ilgili Bakanlıklardan bildirilen faili meçhul siyasal cinayetler toplam sayısının 908 olduğu, daha sonra 218 faili meçhul siyasal cinayetin faillerinin bulunduğu tesbitine yer verilmiştir.Devamla, olağanüstü Hal Bölgesinde, terör olayları yüzünden göçlerin yaşandığı, yaşam şartlarının zorlaşmasının suç oranını arttırdığı ifade edilmiştir. Vatandaşın işçi alımlarında partizanlıkla karşılaştığı, bölgeye yapılan atamalarda liyakata dikkat edilmediği, bunların vatandaş üzerinde güvensizlik yarattığı, bu bölgede görev yapan kamu görevlilerinin vatandaşa iyi mumamele etmediği, tecrübesiz olduğu; kamu kuruluşları arasında koordinasyonun bulunmadığı, bölgedeki cezaevlerinin yönetiminin devlet yerine, mahkumların elinde olduğu, buralarda rahat ortam bulan örgüt militanlarının dışarıda yapılacak eylemleri planladığı ve uygulama emirleri rahatça verdiği, sempatizan olarak cezaevine giren tutukluların çok iyi siyasî ve askeri eğitim almış militan olarak cezaevinden çıktığı, vatandaşın sessiz ve çaresiz olduğu,
Devletin Anayasa ile çizilmiş yetki ve görev ayrımına rağmen hukuk kurallarını tanımayan ve istedikleri zaman istedikleri kuralları uygulayan kişiler ve kurumların bulunduğu, Devletin içinde olduğu izlenimi edilen birtakım odakların devlet içerisinden temizlenmesi ve hukuk kurallarının hakim kılınması için Devletin otoriteyi ele almasının zorunlu olduğu, bu yapılmadığı takdirde bu odakların Devlete hakimiyetlerinin ve hukuka aykırı davranışlarının devam edeceği, hukuk devletlerinde her türlü hukuk dışı oluşumun fark edildiği anda ortadan kaldırılması gerektiği, hukuk devletinin yetkili kuruluşlarının, hukuk dışı oluşumların faaliyetlerinin devam etmesine göz yummaları durumunda bundan hukuk devletinin zarar göreceği,
Belirtildikten sonra; görülen söz konusu aksaklıklar üzerine getirilen önerilerde, yargı organlarının her açıdan bağımsız ve güvence altında olması ve her türlü tehditlere karşı korunması, hukukun üstünlüğüne inanan ve hukuk kurallarına bağlı yeterli sayıda hakim, savcı ve güvenlik görevlisinin istihdam edilmesi, emniyet güçleri üzerinde idarenin yeterli denetimi kurması, emniyet güçleri içerisinde hukuk dışı oluşumlara izin verilmemesi, kişi ve kurumların hukukun çizdiği çerçeve içerisinde kalmasının gerekli olduğu, yasadışı faaliyetlerin odak noktası olan ve sayıları hergün artmasına rağmen teröre karşı yapılan mücadelede etkili olmayan koruculuk sistemine son verilmesi, olağanüstü halin kaldırılması,devlet itirafçı ilişkisine son verilmesi, polis özel timlerinin kullanım şeklinin değiştirilmesi, istihbarat hizmetlerinin desteklenmesi (kanunen yetkili birimlere bırakılması ve bu konudaki karışıklığın önlenmesi), polisin faili meçhul cinayetleri önleyecek bir yapıda düzenlenmesi, cezaevlerinin ıslah edilmesi v.b. yönünde çalışmalar yapılması, tedbirler alınması önerilmiştir |
Ayrıca köy korucuları o bölgedeki feodal yapının da çoğu kez kurbanı olmuşlardır. Ağa ne derse ona göre çalışmışlardır.
Devlet'in verilerine göre (Içişleri Bakanlığı resmi sitesi): 1985- 1997 yılına dek geçen süre içerisinde 23 bin 817 geçici köy korucusu görevinden uzaklaştırılmış, bunlardan 20 bin'in görevi ihmal suçunu işlemiş; 21 yıl içerisinde, 2 bin 402 korucu terör suçlarına karışmış, 936 korucu hakkında mala karşı işlenen suçlardan, 1234 korucu hakkında şahsa karşı işlenen suçlardan, 428 korucu hakkında da kaçakçılık suçundan işlem yapılmış. Elbette görevi sırasında şehit düşen korucularımızda olmuştur. Fakat bütün bu verileri ele aldığımızda, koruculuk sistemin kalkması gerektiği kesindir.
Yasaya göre mesleki bakımdan Jandarma Bölük Komutanının emir ve komutasında görev yapıyorlarmış. Jandarmamızın köyü kuruması için "korucuya" ihtiyacı varsa, vay halimize...
|
 |
suphibayram
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 18:28
Koruculuk sistemi kalkınca kimsenin mağdur olacağını düşünmüyorum. Hepsi o bölgenin insanları.Yerleşik ve birtakım kazanımları,birikimleri olan vatandaşlarımız. Devletin çok yatırımını ve teşviklerini alıyorlar.Ayrıca devletin iş sahaları açıp maaş almaya devam etmeleri de söz konusu.
|
 |
0345 özer er
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 18:40
koruculuk kaldırılmalı,yerine profoyonel ordu kurulmalı.maliyeti filan fazla olur veya olmaz önemli olan bu kişilerin halka davranış biçimi.yorumlarda çekip adamı vurdu pkklı oldugu için vurdum dedi hiç bir işlem yapılmadı diyor üyemiz,zaten töre,kan davası bu insanların yaşam bicimi vur pkklı diye vurdum de çık git,oh ne ala memleket.
20 yaşındaki çocugu dagdaki terörist için harcayacagımıza profosyonel ordu sadece bu iş için degil başka sebeblerden dolayıda görev yapar.
|
 |
M.ALİ AKKAN
13 yıl önce - Prş 24 Eyl 2009, 18:43
Korculuk sisteminin olması devletin ve askerin zaafiyetini gösteriyor. Oysa devlet dolayısıyla asker her yerde olmalı.
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|