şehircilikte ilk derste söylenen şey : topografyadaki su toplama ve su dağıtma çizgilerine yerleşilmez, ki haliyle sel felaketinin gerçekleştiği yer su toplama çizgisidir. hadi geçmişteki yöentimler başlattı diyelim felaket alanındaki yerleşmeleri, selden sonraki gün ntv'deki bir programda uydu fotoğraflarıyla 2005'den bu yana havza alanlarındaki yapılaşmanın ne derece arttığını gösterdiler. kanundaki hangi açıklardan faydalanıyorlar bilmiyorum ama o bölgelere çivi çakmak dahi yasalara göre suçtur. sel felaketini geçtim sırf havza alanlarını yerleşime açtığı için istifa etmeli, gerçi görevi bu denli kötüye kullanmışsa istifasını bekleyemeyiz ya, yasaları bilmiyorum ama varsa bi yolu görevden alınmalı. ha birileri oha moha diyebilir ancak havzaların kıymetini gelecekte anlıyacağız.
başlığın hangi amacla acıldığını bilemem ama yorumlardan yola cıkarak sadece 1 kişiye endeksleme durumu söz konusu herkes ideolojik yaklaşımlarını südürüyor kadir topbaş a yapılan istifa et baskısı diğer başkanlara yapılmadı
Sen Istanbul'un belediye başkanısın.Yani bütcesinin dünyanın bircok ülke butcesinden fazla olmasıyla övünülen, her yönüyle dunyanın en önemli,en buyuk sehrini yönetiyorsun. Yaptıklarınla cok buyuk alkıs aldıgın gibi cok buyuk elestiri de alabilirsin.Birincisi ne kadar dogal ise ikincisi de o kadar dogal.. Zaten yaptıkların da, düsüncelerin de, vizyonun da herhangi bir belediye başkanından farklı olmalı, olmak zorunda.. Buyuk düsünmeli, buyuk oynamalısın.. Sütlüce Kongre Sarayı, Metrobus, yapılan onlarca kavsak ,ismek, kadın saglıgı merkezleri,yeni deniz otobüsleri vb. hizmetlerle zaten alkıs alındı, alındı ki o kadar yogun gaza ragmen rakibini gecip tekrar başkan oldu. Tabii benim de oyumun etkisi olmustur. (Eger "başlık acılma nedenini" sorgulama ihtiyacı duyan arkadaşlar tüm mesajlara bir zahmet bakarsa bunun daha öncede tarafımdan belirtilmek zorunda kalındıgı okur. ) O yuzden de oturdugun koltukta rahat oturamazsın,oturmamalısın..Sen elindeki imkanlarla- ki belkide tüm Türkiyê'Deki imkanlar kadar imkanlarla- sadece birkaç kilometrelik bir yol ve cevresinde 20 den fazla kişinin ölümüne engelleyemiyorsan, hep yineliyorum , meteorolojinin gece 2,5 daki uyarısına ragmen engelleyemiyorsan -kusura bakma- o koltukta oturmamalısın.. Ne eski imarlar, ne eski binalar sorgulanmalı bu başlıkta, sadece ve sadece meteorojinin uyarısı bile ölümlerin önüne gecerdi.. Bu sorgulanmalı.. Neden kulak arkası edildi bu uyarı? İlk kez sel basan bir yer degil ki !! Sürpriz hic degil!! Başka görevliler, başkanlar icin de istifa talebi olursa ,onu burdan ben, Istanbul'lu Emrah talep edemem.. Samsundakini Samsunlu, Kırklareli'ndekini de Kırklarelin'deki arkadas dile getirsin, getirsin ki koltuklarına yapışanları o koltuklar artık rahatsız etsin.. Nasıl ki dış ülke politikacılarının birbirleriyle rakip olmalarına ragmen ülkesi icin ortak ülküsü var artık biz de her konuda sergiledigimiz partizanlıgı bırakıp "ülke icin , ülke insanı icin " olgusuna ulasmalıyız..
Bayrama onlarca aile yaslı ve gözü yaşlı girecek, biz hala parti-purtu pesindeyiz.. Allah kimseye böyle bir acı vermesin..Sabah işe gönderiyorsan aksama yok!Ne yapayım A partisini, B Partisini..?benim cigerim yanmış... Umarım yazı yazarken bu gözönünde tutulur....
Bulundurulmaz. Herkes abidik gubidik peşinde olduğu için bulundurulmaz. Türk Miletinin karakteri bu.
Dün yaşadığım bir olayı paylaşayım. İzmit içinde üstgeçit ve yaya ışığı denetiminin birbirine yakın olduğu bir yerde yaşlıca bir vatandaşa, kırmızı ışıkta geçen bir araç sürücüsü çarparak öldürmüş. Olay buraya kadar gayet basit görünüyor. Ancak.
1-) Araç sürücüsü kendin yakında üstgeçit varken niye yaya geçidinden geçti. Ben suçsuzum siz suçlusunuz diyor. Bu savunmayı hangi aklı evvel akıl etmiş anlamadım ama ilginç. Ölen kişinin suçu yaya üst geçidi varken yaya ışık denetimini kullanması.
2-) Basın belediyeyi suçluyor. Daha önce bu kazalar bu kadar sıklıkta olmuyordu diyor. 2009 yılında İzmit'te 2 ölümlü kaza olmuştur. Biri bu ışık ihlalinden dolayı olan ölümlü kazadır. Diğer kaza ise D100 karayolunu üstgeçide çıkmayı istemediği için eşdüzey geçmeye çalışan bir yaşlıca teyzemizdi. Yani iki durumda da proje hatası değil sürücü ya da yaya kusuru var.
Demek istediğim şu.
1-) Kimse kendi suçunu üstlenmez. Bunu eninde sonunda bir yerde kendisine döneceğini düşünmez. Şerefini kurtarmak için istifa etmez. Şereflice yaptığı günahın sonuçlarını çekmez. Örneğin büyük olasılıkla rüşvetle adli tıptan rapor alır. Örneğin zengin olduğu için yurtdışına kaçar. Karşısındakini ya da ilk aklına geleni suçlar. Bu suçlayacağı babası bile olsa suçlar.
2-) Bu ülkede basın hiçbir zaman gerçek suçluyu bulamaz. Hep yakınlarında dolanır ama özellikle bulmaz. Yamdaş gazeteler hep karşı siyasî görüşü ya da orduyu, SPK'ları suçlar. Selde de gördüğümüz gibi Cumhuriyetçi basın Topbaş'ı, Muhafazakar basın Dalan'ı, asker göletini suçladı.
En son Murat Caner tarafından Prş 17 Eyl 2009, 12:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
missori Ayalet edeğil zaten bağlı olduğu eyaletin bir şehri. secilmiş bir belediye başkanı var sonuc olarak anlatılmak istenen doğal afetlerinin en gelişmiş ülkeleri bile bu tür zor durumlarda bırakabiliyor olması
Hayır. İstanbul'un yönetimi ölümlü sellere sebebiyet veriyor ve bunu üstlenmiyor.
Herşey hepinizin gözü önünde oluyor. Geçmiş yönetimler suçlu diye Topbaş suçsuz mu? Topbaş suçlu olmasa 2005'ten beri o bölgedeki yatırımlar olur muydu? 1990'dan bu yana 67 tane plan tadilatı olur muydu? Bu plan tadilatlarına imza atan bilim adamları keşke elim kırılsaydı o karara imza atmasaydım der miydi?
Herşey gözünüzün önünde bayanlar baylar. Artık açın gözünüzü ve görün. Tepkinizi koyun ortaya. Yoksa ne olacağını söyleyeyim. İBB o bölgede belediye ile ilişkileri iyi olanların dokuncasını gidermek için yardımda bulunacak. İBB ile ilişkisi iyi olmayanlar sağlıksız evlerinde yaşamayı sürdürecek. Adalet ve Kalkınmanın yolu bu değil.
bunu üstlenmiyor demen cok sacma 30 yıllık bir sürecte herkesin aynı pay derecesinde sorumluluk taşıdığını kendileride sölüyor verilen ruhsatlarının coğu gecmişe dayanıyor kimsenin kendi özeleştrisini yapmadığı bu dönemde birde kalkıpda pişkinlik derecesinde istifaya cağırmak dürürstce olmuyor
Alıntı:
Hayır. İstanbul'un yönetimi ölümlü sellere sebebiyet veriyor ve bunu üstlenmiyor
bunu üstlenmiyor demen cok sacma 30 yıllık bir sürecte herkesin aynı pay derecesinde sorumluluk taşıdığını kendileride sölüyor verilen ruhsatlarının coğu gecmişe dayanıyor kimsenin kendi özeleştrisini yapmadığı bu dönemde birde kalkıpda pişkinlik derecesinde istifaya cağırmak dürürstce olmuyor
Güzel kardeşim. Diyosun ki bu yönetim hiçbir su havzasını ya da dere yatağını imara açmadı yani. Ya da derelerin üstünü kapatıp sele davet çıkarmadılar. Valla ben İstanbul'da yaşamıyorum. Sen yaşıyorsun. Sen daha iyi bilirsin. Demek ki bu sel öncesi doğru çalıştığı için Topbaş'ı alkışlayacaz ve 1992'den önceki belediye başkanlarını yakalayacağız.
Ben çağırıyorum istifaya. Pişkinim çünkü hiçbir plan tadilatında imzam yok. Pişkinim çünkü o zihniyetlerin hiçbirine bu günleri bildiğim için oy vermedim. Pişkinim çünkü yıllardır kazanın geliyorum dediğini yazdımçizdim haklı çıktım. Pişkinim eğer bu gidişat, bu rant kavgası, bu 3. köprü tantanası devam ederse 5 yıl içinde 30 kişi ölümlü yeni seller olacağını biliyorum.
Çok şükür haklıyım ve çok şükür tertemizim. Onlar da istifa ederek haklı ve temiz olsunlar görelim.