1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 25 |
| Melih Gökçek'in spor kulüpleri ile bu kadar ilgilenmesi, vaad ettiği işleri yapmasını etkiler mi? |
| Evet, enerjisini bu kulvarda harcayacağından yapmakla yükümlü olduğu işlere gerekli zamanı ayıramaz. |
 
|
72.7% |
[136] |
| Hayır, sporu destekleyerek Ankara'ya katkı sağlamaya çalışıyor. İşlerini aksatma gibi bir risk söz konusu değil. |
 
|
27.3% |
[51] |
|
| Toplam Oy : 187 |
|
 |
onurnazliaka
12 yıl önce - Çrş 29 Hzr 2011, 23:11
Hakkı Bey, bazı konularda uzlaşıyoruz ama benim itirazım zaten sonuçlardan ziyade onları gerekçelendirmenizde. Maalesef hadiselere spor hukuku açısından bakmıyor, bu tip uyuşmazlıkları sanki alelade bir uyuşmazlık gibi görerek haksızlık, hukuksuzluk v.s. kelimelerle geçiştirmeye çalışıyorsunuz. Daha Anayasa Mahkemesi kararının dayanaklarından birinin CAS kararı olduğunu savunup bir de üzerine 2 taraf niye ceza almadı diyerek hem Anayasa Mahkemesi ve ondan apayrı olan CAS sistemini hem de spor hukukundaki yaptırımları bilmediğinizi açıkça ifade ediyorsunuz. Bir de tüm bunlara rağmen bu kavramlara % 100 hakimmişçesine görüşlerinizi belirtiyorsunuz. Gerçekten o yazınızı okuyunca gözlerime inanamadım. Zaman zaman avukat olduğunuzu ifade etmiştiniz, ben de sözünüze sığınarak soruyorum: Bu nasıl avukatlık, bu hatalar nedir? Ankaraspor'un düşürülme kararının hukuki açısını irdelerken TFF kapsamını da aşmış bu uyuşmazlığın özelliklerini, bir spor hukuku uyuşmazlığı olduğunu dikkate almıyorsunuz. Sonuçta oldukça hatalısınız, oldukça ciddi olan bu hukuki kurum ve kavramları böyle yanlış kullanmanıza karşıyım. Lütfen iddialarınızı birbirinden bağımsız, alakasız kavramları çorba yapıp ispat etmeye çalışmayınız. Siz o kavramları orada öyle çorba kullanırken benim içim gidiyor, bir insan nasıl böyle fahiş hatalar yapar, bu kavramlar nasıl böyle kullanılır diye üzülüyorum. Elbette meseleleri irdeleyiniz, ancak hukuki kavramları hakim olduğunuz ölçüye aşacak şekilde kullanmayınız, yoksa Şekil 1A'da olduğu gibi yanlış yaparsanız. Şu AYM ve CAS ilişkisine bakış açınızbile meselenin özeti.
Hala somut delil yok demektesiniz. Peki o zaman niçin Gençlerbirliği-Gençlerbirliği OFTAŞ ilişkisine atıf yapmaktasınız? Kendi içinizde yaşadığınız çelişkiyle birleşmenin nasıl bir ilişki doğurduğunu da itiraf etmiş oluyorsunuz. Somut delil yok diyorsunuz, oldu olacak kağıt imzalansaydı? Yine klasik ceza hukukuna kaymaktasınız, oysa ki spor hukukunda verilen o kadar bizzat belirttiğim içtihata dayanmaktadır ve gerek o içtihat olsun gerek TFF'nin mevzuatı olsun ilişki vardır. İtiraz edebileceğiniz tek nokta (ki ben de onu 1-2 aksaklık olarak belirttim) ayrılık için verilen sürenin azlığıdır.
Gelgelelim Gençlerbirliği-Hacettepe (Gençlerbirliği OFTAŞ) ilişkisine. Konuyla doğrudan da alakası yok ve güncelliğini yitirdi ama yine açıklayayım. İki kulüp arasında bağlantı yok desek kendimizi kandırmış oluruz. Nitekim Süper Lig'deki ilk sezonunda Gençlerbirliği OFTAŞ adını kullanan kulüp 2. sezon adını Hacettepe olarak değiştirmiş, renkleri Gençlerbirliği'nden farklılaştırmış ve ek olarak fiili olarak küme düşme yoluna sokulmuştur. Gençlerbirliği yönetimi Hacettepe'nin düşmesini seyrederek birbiri arasında bağlantı bulunan, gerekli ayrılıkların sağlanmadığı 2 kulübün Süper Lig'de doğuracağı sonuçları önlemiştir. O sezon da FİFA'nın aldığı talimatlar tam da böyle ilişkileri önlemek üzere olduğu için Gençlerbirliği yönetimi bunun hallini fiili olarak bulmuştur: Hacettepe'nin küme düşmesi. Ek olarak iki kulüp arasındaki karşılaşmalarda kıran kırana mücadeleler olmuş, bu bağlar bile rekabeti engellememiştir. Bilginize.
|
 |
İ.Hakkı Erdoğan
12 yıl önce - Prş 30 Hzr 2011, 01:27
Ben basitçe son bir defa ifade edeyim derdimi. Teker teker anlatacağım. Hukuk dışı, vicdan dışı ve mantık dışı gördüğüm yerleri tek tek ifade edeceğim.
TFF'nin ilk verdiği Süper Lig'den düşürme kararı hiçbir somut gerekçeye dayanmayan, vicdani olmayan bir karardır, hukuken böyle bir yetkisi vardır tabi. Bu karar öncesinde Ankaraspor'a verilen 3 günlük süre ne hukuki ne vicdani ne de mantıkidir. Bu kadar süre içerisinde kendinden isteneni yerine getirmedi diye ligden düşürülmüştür.
Ankaraspor Tahkim Kurulu'na itiraz etmiştir, Tahkim Kurulu Ankaraspor'u haklı bulmamıştır. Bu karar hukuki değildir çünkü CAS yani Tahkim Kurulu'nu bağlayıcı nitelikteki bir makam, Tahkim Kurulu'nun bağımsızlığına dair şüpheye sahip olduğunu açıklamıştır. Bağımsızlığından şüphe duyulan bir makamın verdiği kararlar dogmatik anlamda hukuka uygunmuş gibi görünse de felsefi olarak hukuki değildir(siz hukuku sadece dogmatiğiyle yani sadece mevcut mevzuat olarak ele alıyorsanız bu karar hukukidir tabi). Ancak CAS böyle bir tespit yapmış olmasına rağmen iç hukuk yollarına yönlendirmiştir konuyu.
Ankaraspor bunun üzerine yargıda hakkını aramaya başlamıştır. TFF bu sefer Ankaraspor yargıda hak arıyor diye Ankaraspor'u tüm liglerden men etmiştir. Bu karar hukuki değildir. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla Ankaraspor'un hak aramasının önüne engel olarak çıkarılan kanun maddesi iptal edilmiştir. Yani Anayasa'ya aykırı bir kural ile Ankaraspor'un önü kesilmiştir. Kural Anayasa'ya aykırı olduğuna göre kurala göre verilen kararlar da aykırıdır. Yani hukuki değildir.
Süreç içerisinde Ankaraspor'a verilen 3 günlük tasfiye süresi ile Tahkim Kurulu'nun geçerliliği CAS tarafından sorgulandığından ve Tahkim Kurulu'nun Ankaraspor'a yaptırım uyguladığı konularda dayandığı kanun hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle kurulun Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği hükümlere dayandırdığı tüm kararların hukuka aykırı olduğu ortadadır.
Siz kalkmış diyorsunuz ki Tahkim Kurulu, kendi yasası çerçevesinde karar verdi, bu karar hukukidir. Ama Tahkim'in bakıp, ona göre karar verdiği yasanın kendisi hukuka aykırı diyorum ben. Bunu da Anayasa Mahkemesi söylüyor. Bu durumda Tahkim'in kararı o an için hukuki olabilir ama Anayasa Mahkemesi'nin ilgili hükümleri iptal ettiği an için hukuki değildir. Karar geçmişe dönük yürümeyecektir elbette. Ama zaten şu anda konuştuğumuz mevzu da artık Ankaraspor'un bir uzlaşma ile geri dönmesinden ötürü meselenin mevcut hukuki durumu değil, bu sürecin genel değerlendirmesidir.
Federasyon en son bugün bir hukuksuzluğa daha imza atmaya çalıştı. 42 delegenin imzasıyla, oylamayı kapalı yapacaklardı. Melih Gökçek, kendine ayrılan bölümde ayağa kalkıp bağırarak olaya müdahale etti. Çünkü tüzüğe göre salt çoğunluğun imzası gerekiyor kapalı oylama kararı alınabilmesi için, 42 üyenin imzası yeterli değildi. Federasyon yukarıda ifade ettiğim hukuki anlamda sıkıntılı hadiselere en son bunu da ekleyip, Ankaraspor'u tarihten silmeye çalışacaktı. Ama o konuda da hukuksuzluk yaptıkları anlaşılınca hemen itiraz edildi ve kapalı oylama yapılmasının hukuken yanlış olacağı ortada olduğu için açık oylama yapıldı. Yukarıdaki hukuki sıkıntıların altına bir de ek olarak hukuk dışı bir oylama yapma girişimini de ekleyebiliriz. Bu da safça TFF'nin tutumunu savunanlara çok güzel bir cevap olur.
|
 |
onurnazliaka
12 yıl önce - Prş 30 Hzr 2011, 01:52
Hakkı Bey, şimdi de hukukun felsefesini mi inceliyoruz? Ben açıklamalarımda genel süreci değerlendirirken yerleşik uygulamalardan, olması gerekenlerden hareket ettim. O vicdanlardaki hukuk Anayasa Mahkemesi kararını geçmişe yürütüyor mu, Tahkim Kurulu'nun o halini değiştiriyor mu? Hayır. O zaman her şey vicdanlardaki hukuk gibi olmuyor. Mühim olan yürürlükteki hukuku uygulamak, vicdanlardaki hukuk ancak yürürlükteki hukuk haline dönüşünce anlam ifade ediyor.
Bu açıdan Ankaraspor'la ilgili süreçte 3 günlük süre dışında bir aykırılık göremiyorum. İşlemlerin geneli hukuka uygun. Eleştirilecek en önemli nokta 3 günlük süredir. Ancak bu 3 günlük süreyi hadiseyi çarşaflamak için vasıta kılmak yanlıştır, hadisenin temelinde çok ciddi bir hukuk ihlali vardır. İhlalin yaptırımı da evvel zamanda verilmiştir. Ankaraspor'un bugün lige dönüşüyse her hangi bir hukuki zorunluluktan değil belki de bu 3 günlük eksik süre verilmesi olgusunun telafi edilmek istenmesinden, biraz da yeni TFF yöneteminin işe beyaz sayfa açarak başlamak istenmesindendir. Son olarak şunu belirtmek isterim ki AYM olsun, CAS olsun, diğer kurumlar olsun; bu gibi hukuki kurum ve kavramları doğru kullanalım. İlk yazınızda bunları çok yanlış kullanmışsınız, vardığınız sonuçlar kadar onları gerekçelendirirken kullandığınız araçlar da önemli olduğuna göre işbu konuyu gerekçelendirmek üzere kullandığınız bu hukuki kurum ve kavramları doğru çerçevede kullanmaya özen göstermek de elzemdir.
|
 |
ceyhunatuf
12 yıl önce - Çrş 17 Ağu 2011, 15:21
Bakalım Melih Gökçek ile ilgili iddalar basında yer bulmaya başladı. Ne derece doğru ne derece olay içinde olduğu sorgu ve mahkeme sonucunda ortaya konacaktır.
|
 |
Kerem Özçetin
12 yıl önce - Çrş 17 Ağu 2011, 15:26
Dostlar alışverişte görsün operasyonu.
Bu adama kimse birşey yapamaz!
|
 |
koray006
11 yıl önce - Prş 16 Şub 2012, 16:59
| Alıntı: |
Türkiye Futbol Federasyonu'ndan (TFF) yapılan açıklamada, 20 Yaş Altı Dünya Kupası için FIFA'nın Zürih'teki merkezinde düzenlenen FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası Organizasyon Toplantısı'nın, Organizasyon Komitesi Başkanı Jim Boyce, TFF Genel Sekreteri Ebru Köksal, TFF Uluslararası Etkinlikler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Süheyl Önen ve TFF Uluslararası Etkinlikler Uzmanı Candan Kançeşme Örnek'in de katılımıyla gerçekleştirildiği kaydedildi.
FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası düzenlemeleri, maç takvimi ve ev sahibi şehirlerin görüşüldüğü toplantıda, 2011'in ekim ayında FIFA ile TFF yetkililerinin aday şehirlere yaptığı ziyaretler ile komitenin notlarının değerlendirildiği vurgulanarak, ''FIFA'nın Dünya Şampiyonası'ndan sonraki en önemli etkinliği olan 2013 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nın Antalya, Bursa, Gaziantep, İstanbul, Kayseri, Rize ve Trabzon'da yapılması, organizasyon komitesince kabul edilmiştir'' denildi.
|
http://www.internetspor.com/spor/milli-takim/iste ...13570.html
Açıklama.. Bu kadar şehir arasında Ankara yok...
|
 |
sayfa 25 |
ANA SAYFA -> ANKARA - Haberler ve Sohbet
|