Ankaraspor için karar verildi!Ankaraspor yeniden Bank Asya 1. ligde mücadele edecek
Türkiye Futbol Federasyonu Seçimli Olağan Genel Kurulu'nda, daha önce üyeliği askıya alınan Ankaraspor kurtuldu. Yapılan oylama sonrasında Ankaraspor'un üyeliğinin devamına ve gelecek sezon Bank Asya 1. Lig'de mücadele etmesine oy çokluğuyla karar verildi.
Ankaraspor yeniden Bank Asya 1. Lig'de mücadele edecek. 1. Lig takımlarının geliri bölüşülecek ve Ankaraspor en az 12 milyon TL tazminat alacak.
Ankaraspor geri dönüyor. Ben inanıyorum ki Ankaraspor birkaç sene içinde yeniden Süper Lig'e çıkabilecek hale gelecektir. Süper Lig, Ankaraspor'un hakkıdır. Er yada geç hak ettiğini alacaktır.
Ankaraspor, Süper Lig'e çıkarken de Bugsaşspor Bank Asya 1. Lig'e çıkarsa çok güzel olur.
Gökçek, nihai hedefi olan Ankaragücü'nü zaten ele geçirdi. Ankaraspor'a eskisi kadar yatırım yapmaz. Ancak Ankaragücü'ne futbolcu yetiştiren bir takım olur. Örnek: Trabzonspor - 1461 Trabzon
Ankaraspor tekrar Bank Asya 1. Lig'e dönmüş. Kararın içeriğini pek fazla değerlendirmeyeceğim, TFF Genel Kurulu'nda uzlaşma sonucu alınmış bir karar. Ben daha çok kişisel görüşlerimi dile getireceğim.
Ankaraspor bana hiç bir zaman bir Ankara temsilcisi olarak gözükmedi. Süper Lig'e çıktığı 2004/2005 yılından beri bir garip takım olarak geldi gözüme. Eski topçuları toplayan, futbolda başarının sadece pahalı futbolcuları satın alarak geleceğini sanan bir ekipti Ankaraspor gözümde. Ayrıca zaman zaman Ankaragücü'yle yaşadığı husumetler, Ankaragücü'nün şimdiki başkanı Ahmet Gökçek'in o zamanki Ankaraspor üyesi olarak bizzat Ankaragücü taraftarlarına çektiği el hareketi, Türk spor tarihinde bir ilk olarak stada taraftar girmesini engellemek adına 2006/2007 sezonunda Ankaraspor'un ev sahipliğinde oynanan karşılaşmada biletlerin 250 YTL (o zamanın para birimi) gibi fahiş fiyata satılarak stada 50 civarı taraftarın girmesi gibi hadiseler de Ankaraspor bünyesinde olmuştu. Ek olarak Ankaragücü'yle bir türlü anlaşmanın yapılamaması, hala Ankaragücü'nde devam eden sıkıntılar, bir birleşme sürecinin (ki birleşme hukuken de TFF talimatlarına aykırıdır) doğru düzgün yürütülememesi ve Ankaragücü'nde süren davalar. Bu gibi olumsuzluklarda Ankaraspor tayfasının payı çok.
Ankara'da Süper Lig temsilcisi olarak 2 köklü ve gelenekli klüp var: Ankaragücü ve Gençlerbirliği. Tabi bu arada Süper Lig'de var olabilmek için gelenek sahibi olmak değil gelenek sahibi olacak adımlar atabilmek gerekiyor. Ankaraspor'un Süper Lig'e çıktığında bir geleneği yoktu, bu ayıp bir şey de değildi ama Ankaraspor'un tek yükümlülüğü Süper Lig'e çıktıktan sonra bir geleneğin inşasına yavaş yavaş başlamaktı. Bu da olmadı. Ankaraspor Süper Lig'de kaldığı yıllarda her hangi bir gelenek de aşılamadı. Köy stadından bozma Asaş Stadyumu, belediye otobüsleriyle taşınan seyirciler, ne hikmetse Ankaraspor'dan 1 gün önce var olup kulüp kümeye gönderildiğinde yok olan kolpa taraftarlar. Bunlar hep Ankaraspor bünyesindendi! Kısacası Ankaraspor hiç bir gelenek taşımıyor, aksine olumsuzluklar barındırıyordu.
Ankaraspor muhtemelen Süper Lig'e çıkamaz. Çıkarsa ne mi olur? Zaten içteki karşılaşmamız ister Ankaraspor'la olsun ister başka takımla sonuçta iç saha karşılaşması. Asaş'sa bir değişik deplasman. Beypazarı'ndan Asaş'a gitmek Çankaya'dan Asaş'a gitmekten çok daha kolay, Ankaraspor'un Asaş'ta oynadığı 4 senenin 3'ünde Çankaya'dan, en son seneyse Beypazarı seyahatimin dönüşünden Asaş'a ulaştım, bunu bizzat tecrübe ettim ve gördüm. Adapazarı-Ankara karayolunun 296. kilometresindeki bu köy stadına gidip de 75 kuruşluk bilet parası verip karşılaşma izlemenin tek artısı Ankara'da bir karşılaşma daha izlemek o kadar. Bunun dışında Ankaraspor'un Ankara futboluna tek bir katkısı dahi yoktur. Bilakis Ankaragücü'yle birleşme sürecinden önce Ankara futbolunca tezatlık çıkaran yegane kurum olmuştur. Dolayısıyla böyle bir kulüp Süper Lig'de yer almış, almamış bir Ankaralı olmama rağmen fazla umrum değil. Dediğim gibi, Süper Lig'de olursa kolay bir deplasman, Asaş'a gider ve o köy stadında, geleneksiz ortamda deplasman karşılaşmamızı izler geliriz. Olmazsa da pek sorun yok, isterse Ankaraspor yerine gitmesi acayip zor bir deplasman olsun, onu gitmeyi de zul saymayız.
Dolayısıyla futbolumuzdaki şehir takımları geleneğinin son yıllarda hafif hafif sarsılarak bunların yerine belediye takımlarının çıktığı son yıllarda sıradan bir belediye takımı olan Ankaraspor'un Ankara'yı temsil kabiliyeti sıfırdır, Süper Lig'e çıkıp çıkmamasıysa şahsen kendi adıma tındır! Ankaraspor'u isteyen alsın, tepe tepe kullansın.
Federasyonun keyfi bir kararıyla ligden düşürülen daha sonra da bu karara itiraz ettiği için lisansı askıya alınan Ankaraspor için bugün tarihi bir gündü.
Ankaraspor'u bugün Melih Gökçek ve Ahmet Gökçek tırnaklarıyla kazıyarak ipten aldılar. Bugünkü TFF toplantılarını izleyenler ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır.
Ankaraspor'dan Ankaragücü'ne transfer aşamalarının hepsi bugün Ankaraspor'u liglerden atmaya çalışan insanlara sorularak yapılmış işlerdir. Ankaraspor kendi kafasına göre iş yapmamıştır. O zamanki geçiş döneminde her şeyin TFF'ye sorulduğu bilinmektedir. TFF ise o dönemde resmi olmasa da sözlü olarak bu hareketleri onaylamıştır ama daha sonradan keyfi biçimde vakti zamanında kendi onayladıkları biçimde yapılan geçiş sürecine karşı çıkmış ve bunu bahane göstererek Ankaraspor'u Süper Lig'den düşürmüşlerdir. Ankaragücü ve Ankaraspor olayında eğer bir suç varsa bu iki takımın suçudur. Bu konuda bir suç olmadığı açık olmakla beraber bir suç olduğu kabul edilse bile neden sadece Ankaraspor'un cezalandırıldığı konusu bu cezanın hukuki olmadığının en büyük kanıtlarından birisidir. Hukukta bir suçu işlemiş olan tarafların hepsi ceza alır. Ortada bir suç olmadığına göre Ankaragücü ceza almamıştır. Ankaraspor ise taraftarı olmadığı için, köklü bir takım olmadığı için kurban edilmiştir. Eğer hukuki manada suç teşkil eden bir husus olsaydı iki takım da ceza alırlardı. Yani bu olayda herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır ve TFF'nin keyfi bir karar verdiği de tescillidir.
Bu olayla ilgili konuşma yapan TFF yetkilisi(Yunus Egemenoğlu), Ankaraspor'un CAS'a gittiği ama orada TFF'nin haklı bulunduğuna dair bir kararla karşılaştığını ifade etmiştir. TFF keyfi kararının üzerini örtmek için CAS kararını çarpıtmaktan da geri durmamıştır.
Ahmet Gökçek, bu açıklamadan sonra çıkıp CAS kararının TFF'yi haklı bulmadığını aksine TFF'yi haksız bulduğunu ama bunu iç hukuk yollarıyla çözmek gerektiği yönünde olduğunu anlatmıştır. Zaten de Anayasa Mahkemesi'nin Ankaraspor lehine olan kararı da CAS kararının mahkemeye ulaşmasıyla çıkmıştır. Yani CAS da Ankaraspor'u haklı bulmuştur, buna dayanarak Anayasa Mahkemesi de Ankaraspor'u haklı bulmuştur.
Ankaraspor'un düşürülmesinin keyfi olduğunu gerek Anayasa Mahkemesi yani ülkemizin en yüksek mahkemesi gerekse de CAS gibi alanının en önemli mahkemesi tescillemiştir.
Bu yaptığı hatalı kararlarla yetinmeyen TFF bugün Ankaraspor ile ilgili oylamayı yalnızca 42 delegenin isteği olmasına rağmen kapalı oylama şeklinde yapmaya kalkmıştır. Halbuki tüzüğe göre 240 delegeden 121 tanesinin isteği olmadan kapalı oylama yapılması hukuka aykırıdır. Bugün oylama 121 delegenin isteğine ulaşılmamasına rağmen kapalı yapılmaya çalışılmış, Melih Gökçek'in salonda "tüzüğe bakın, salt çoğunluk olmadan kapalı oylama yapamazsınız" diye bağırıp ortalığı karıştırmasıyla, 10 dakika ara verilip tüzük incelenmiş ve Melih Gökçek'in haklı olduğu tespit edilmiştir.
TFF tüzüğe aykırı olarak kapalı oylama yaparak bir şeyleri sağlamaya çalışacaktı ama Melih Gökçek buna şiddetle karşı çıkarak engel oldu kısacası.
Bu 10 dakikalık arada da yeni TFF yönetimi ve Aziz Yıldırım ile mutabakat sağlandıktan sonra TFF'nin hukuka aykırı yapmaya çalıştığı biçimde değil hukuka uygun biçimde Gökçek'in istediği şekilde oylama yapıldı ve Ankaraspor'un önünü açan karar çıktı.
Süreç bu şekilde tamamlandı ve Ankaraspor'a yapılan haksızlık geç de olsa telafi edildi. Bu arada bu mutabakat sonrası Melih Gökçek yaptığı konuşmada TFF yetkilisi olarak Yunus Egemenoğlu'nun Ankaraspor ile ilgili yalan söylediğini kürsüden ifade etti, bu da ilginç bir andı. Egemenoğlu'nun cevap veremeyerek yalan söylemiş olduğunu kabul etmesi Melih Gökçek adına, Ankaraspor adına ve Ankara'mız adına da büyük bir zafer oldu.
Dediğim gibi, bir önceki yazımda Ankaraspor'un tekrardan Bank Asya 1. Lig'de mücadele etmesi kararından daha çok Ankaraspor'un Ankara futbolu içerisindeki yerini irdeledim. Şimdi gelelim Ankaraspor'un hukuki süreç içerisindeki yerine;
1) Ankaraspor-Ankaragücü birleşmesi gerçekleşirken sizin de belirttiğiniz üzere TFF resmi değil sözlü icazetler vermiştir. Sözlü icazetin spor hukukunda bir bağlayıcılığı yoktur, önemli olan resmi icazet yani yazılılık kuralıdır. Sözlü icazete dayanarak hak yerine getirilmez. Kısacası buna hukukun yazılı olmayan ilkelerinden biri olan ''hukuk aptalları korumaz'' da diyebiliriz. (Aptaldan kastımız bir küfür değil makul, dürüst, alanındaki sorumlu bir kimsenin yapması gereken yükümlülükleri yerine getirmeyen kimsedir)
2) Ankaraspor ve Ankaragücü'nün birleşmesiyle birbiriyle bağlantılı 2 kulüp Süper Lig'de yer alır duruma gelmiştir. Bu da Süper Lig'in rekabet ortamını zedeleyeci nitelik oluşturmuştur. Bunun üzerine TFF aldığı karar sonucu Ankaraspor'u küme düşürmüştür. Ortada bir suç varsa suçlu olan 2 taraf cezalandırılır demek klasik ceza hukuku yaklaşımıdır, oysa ki spor hukuku yaklaşımı çok daha farklıdır. Spor hukuku bir yasalar hukuku değil yönergeler, içtihatlar, sözleşmeler, talimatnameler hukukudur. Bu alandaki uyuşmazlıklar klasik anlayışla, kanunlara bakarak değil de bu alana özgü yöntemler uygulanarak çözülür. TFF de spor hukukuna özgü olarak bu alandaki mevzuatı yani gerek TFF Statüsü'nü gerek uyuşmazlık alanına ilişkin talimat, yönerge ve ilkeleri gerekse spor hukukunda karar veren uluslararası mercilerin içtihatlarını uygulayarak uyuşmazlığı çözmüştür.
3) Ankaraspor küme düşürülme kararı üzerine TFF Tahkim Kurulu'na başvurmuştur. Tahkim Kurulu da küme düşürülme kararını onamıştır. Karar onanırken FİFA (Dünya Futbol Federasyonları Birliği) ve CAS'ın (Uluslarası Spor Tahkim Mahkemesi) spor huiçtihatlarında önemli yer edinmiş ve bir müsabaka, lig v.s. de birden çok kulüp arasında ilişki olduğu durumlarda ilişkili kulüplerden her birinin değil de güçsüz olanın düşürülmesi, güçlü olanın korunmasına ilişkin karara dayanılarak bu çerçevede birleşme sonucu daha da güçlü hale gelen Ankaragücü'nün ligde tutulması, güçsüz olan Ankaraspor'un küme düşürülmesi hukuka uygun görülmüştür. Olayın özü budur, belirttiğimiz gibi niye 2 tarafa ceza verilmede demekkuku yaklaşımına ve yerleşik içtihatlara taban tabana zıttır.
4) TFF Tahkim Kurulu kararları kesindir, bu kararlar aleyhine yargı mercilerine başvurulamaz. TFF Tahkim Kurulu kararları aleyhine yargı mercilerine başvuruda bulunmak TFF Talimatnamesi'ni ihlal anlamı taşır ve başvurucunun TFF üyeliği iptal edilir. Bu nedenle Ankaraspor'un yargısal yollara başvurması sonucu TFF üyeliği ihlal edilmiştir.
5) Anayasa Mahkemesi kararları geçmişe yürümez, geleceğe etkilidir. İptal hükmü geçmişe değil geleceğe etkilidir. Bu durum hukukun güvenilirliği ve öngörülebilirliğinin de zorunluluğudur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nin Ankaraspor'un küme düşürülmesiyle de dolaylı ilgisi bulunan hükmü iptali, iptal kararı verildikten sonraki uyuşmazlıklar için etki doğuracaktir. İptal kararının geçmişte alnımış Ankaraspor'un küme düşürülmesi uyuşmazlığına uygulanması asla ve kat'a mümkün değildir. Ankaraspor'un buradaki başarısı sadece TFF Tahkim Kurulu kararlarının yargısal denetime açılmasına vesile olmuş olmasıdır. Ancak Ankaraspor'un bu Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak kesin bir hak iddia edemez.
6) CAS kararları CAS'ın yetkisini tanımış federasyonlardan biri olan TFF için sonuç doğurabilici niteliktedir. Ancak bir uluslararası tahkim mahkemesi olan CAS'la Türkiye'deki yüksek mahkemelerden biri olan Anayasa Mahkemesi arasında her hangi bir bağlantı yoktur. Anayasa Mahkemesi'nin CAS kararını dikkate alarak karar verdiğini söylemek fahiş bir hatadır. Çünkü gerek CAS gerek Anayasa Mahkemesi birbiriyle zerre bağlantısı olmayan iki kurumdur. CAS uluslararası normlara, uyuşmazlık alanında uygulanan hukuka; Anayasa Mahkemesi iç hukukun tümüne ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre karar veren iki kurumdur. Bu iki kurumun bağlantısı yoktur, kararları birbiri üzerinde etkili değildir. Anayasa Mahkemesi'nin CAS kararını beklediğini söylemek, bunu neredeyse bekletici sorun yaptığını dile getirmenin mantığı rakamla 0, yazılar sıfırdır.
7) Tüm bunlar üzerine bugün TFF Genel Kurulu'nda sadece bir oylama yapılmıştır. Bu oylama CAS'ın şu anda kapsamını tam olarak bilemediğimiz ve TFF'ye her hangi bir zorunlu emir yöneltmediği kararının veya kesinleşmiş Anayasa Mahkemesi kararının zorunluluğu değildir. 1-2 noktada aksaklıklar içerse de son raddede hukuka uygun olduğu konusunda Türk spor kamuoyunun büyük bir bölümün uzlaştığı Ankaraspor kararının ve bu kulübün TFF üyeliğinin iptali hükmünün kaldırılmasına ilişkin oylama hukuki zorunluluklardan ziyade fiili durumlardan, yeni başkanlık seçiminden ve özellikle karar son raddede doğru olsa da 1-2 noktadaki aksaklıklar dolayısıyla zedelenen hakkaniyet duygularını tatmin etmek üzere yapılmıştır. Oylama sonucunda da Ankaraspor tekrar üyeliğe alınmış ve müsabakalara katılma hakkı elde etmiştir.
Bu 7 maddeyi neden yazdım? Anayasa Mahkemesi'yle CAS'ı bağdaştırmak, klasik ceza hukukuyla spor hukukunu bir görmek gibi fahiş hatalar yapmak durumları bir hukukçu gerçekleştirse o davayı kaybettirir, hatta mesleğinden olur da ondan. Hakkı Bey, ya hukuku bilmiyorsunuz ya da çok iyi bilmenize rağmen çarpıtıyorsunuz. Ben iyiniyetle hukuku bilmediğinizi ya da eksik bildiğinizi düşünüyorum. Bu gibi fahiş hataları yapmak her kula nasip olmaz, maşallah yazınız adeta bir hukuk katliamı! Okuyunca ağzım açık kaldı, bu kadar hukuki kavram ve kurumun hepsini çorba etmek büyük yetenek ister. Sonuç kadar onu gerekçelendirmek de önemlidir. O nedenle sürecin gelişimini 7 maddede aktarmak istedim, ki insanlar yazınızdaki hukuk katliamına muhatap olmasın. Şu an dehşetler, fecaatler içerisindeyim, yazınız müthiş hatalar deryası, hukuk ölmüş bitmiş yazınızda. Dediğim gibi belki sonuç doğru ama gerekçeler, açıklamalar dehşet, korku verici. Ömr-ü hayatımda böyle bir metni, özellikle spor hukuku hakkındaki böyle fahiş hataları görmedim. Gerçekten şu an şoktayım. Böyle bir şey olamaz!
1) Ankaraspor-Ankaragücü birleşmesi gerçekleşirken sizin de belirttiğiniz üzere TFF resmi değil sözlü icazetler vermiştir. Sözlü icazetin spor hukukunda bir bağlayıcılığı yoktur, önemli olan resmi icazet yani yazılılık kuralıdır. Sözlü icazete dayanarak hak yerine getirilmez. Kısacası buna hukukun yazılı olmayan ilkelerinden biri olan ''hukuk aptalları korumaz'' da diyebiliriz. (Aptaldan kastımız bir küfür değil makul, dürüst, alanındaki sorumlu bir kimsenin yapması gereken yükümlülükleri yerine getirmeyen kimsedir)
TFF yönetimi Ankaraspor ile Ankaragücü arasındaki ilişkide bir sıkıntı olmadığını sözlü olarak defaatle ilgili kişilere söylemiştir. Bu sürecin tamamından TFF yönetimi haberdardır. Bunun hukuki bir anlamı olmamakla beraber ahlaki bir anlamı vardır. Bugün de Gökçek o ahlaki anlamını canlı yayınlanan bir oturumda Yunus Egemenoğlu'na "yalancı" diyerek göstermiştir. Yunus Egemenoğlu da en ufak bir itiraz edememiş ve lafı yemek mecburiyetinde kalmıştır, kendisine afiyet olsun. Federasyonun geçmişteki tutumunu savunan herkese de afiyet olsun. Çünkü onlar yalancı olduklarını kendileri bile inkar edemeyen kimseleri savunmak durumundadırlar, onlara da afiyet olsun.
Alıntı:
2) Ankaraspor ve Ankaragücü'nün birleşmesiyle birbiriyle bağlantılı 2 kulüp Süper Lig'de yer alır duruma gelmiştir. Bu da Süper Lig'in rekabet ortamını zedeleyeci nitelik oluşturmuştur. Bunun üzerine TFF aldığı karar sonucu Ankaraspor'u küme düşürmüştür. Ortada bir suç varsa suçlu olan 2 taraf cezalandırılır demek klasik ceza hukuku yaklaşımıdır, oysa ki spor hukuku yaklaşımı çok daha farklıdır. Spor hukuku bir yasalar hukuku değil yönergeler, içtihatlar, sözleşmeler, talimatnameler hukukudur. Bu alandaki uyuşmazlıklar klasik anlayışla, kanunlara bakarak değil de bu alana özgü yöntemler uygulanarak çözülür. TFF de spor hukukuna özgü olarak bu alandaki mevzuatı yani gerek TFF Statüsü'nü gerek uyuşmazlık alanına ilişkin talimat, yönerge ve ilkeleri gerekse spor hukukunda karar veren uluslararası mercilerin içtihatlarını uygulayarak uyuşmazlığı çözmüştür.
Onur Bey siz bir Gençler taraftarı olarak daha iyi bilirsiniz Gençlerbirliği ile Gençlerbirliği OFTAŞ arasındaki ilişkileri. Onlar da birlikte oynamadılar mı Süper Lig'de? Bunların dışında da örnekler olmadı mı spor tarihinde? Aralarında bağlantı olduğu gerçeğini kendileri bile kabul etmek mecburiyetinde kalacak Gençler-OFTAŞ durumu ortadayken sadece bir geçiş döneminde oluşan bağlantıdan ötürü bir takımın hayatını sonlandırmanın hukukta yeri yoktur. Ahlaki ve vicdanı hiçbir tutar yanı yoktur.
Buna ek olarak o dönemde TFF, Ankaraspor'un satılması için 3 gün süre vermiştir. Siz Ankaraspor'u alacak bir kimse olsanız buranın vergi borcu var mı, sosyal güvenlik borcu var mı, aldığı ceza var mı diye bakmaz mısınız? 3 günde bu prosedür yetişir mi? 3 günlük sürede yapılabilecek tek şey şirketi alıp, eşin dostun üzerine yapmaktır. Bu sürede satış mümkün olamaz. TFF hile yapılıp, kamuoyunun bu konuda rahatlatılmasını istemiştir böyle bir süre vererek. Bu hukuki midir? Hakkaniyetli bir süre verilmesi gerekmez mi?
Ayrıca eğer bir suç varsa niye bu suçu işlediği iddia olunan iki tarafta ceza almıyor ikilemi içinden Spor Hukuku deyip çıkamazsınız. Siz çıkarsınız da, daha doğrusu çıkmışsınız gibi görünür de vicdanlar bunu kabul etmez. Ha belki sizin vicdanınız da kabul edebilir, saygı duyarım.
Alıntı:
3) Ankaraspor küme düşürülme kararı üzerine TFF Tahkim Kurulu'na başvurmuştur. Tahkim Kurulu da küme düşürülme kararını onamıştır. Karar onanırken FİFA (Dünya Futbol Federasyonları Birliği) ve CAS'ın (Uluslarası Spor Tahkim Mahkemesi) spor huiçtihatlarında önemli yer edinmiş ve bir müsabaka, lig v.s. de birden çok kulüp arasında ilişki olduğu durumlarda ilişkili kulüplerden her birinin değil de güçsüz olanın düşürülmesi, güçlü olanın korunmasına ilişkin karara dayanılarak bu çerçevede birleşme sonucu daha da güçlü hale gelen Ankaragücü'nün ligde tutulması, güçsüz olan Ankaraspor'un küme düşürülmesi hukuka uygun görülmüştür. Olayın özü budur, belirttiğimiz gibi niye 2 tarafa ceza verilmede demekkuku yaklaşımına ve yerleşik içtihatlara taban tabana zıttır.
İki takım arasında bir bağlantı olduğu iddiasından başka hiçbir somut veri bulunmamaktadır. Ankaraspor'daki bir kadro tüm işlerini bırakıp Ankaragücü'ne geçmiştir. Bu bir geçiş dönemi sonucunda gerçekleşmiş ve hukuki hiçbir dayanağı olmayan anlamsız bir değerlendirmenin keyfi oluşmuş sonucudur.
Ankaragücü ile Ankaraspor arasında hukuki anlamda bir sıkıntı ifade eden HİÇBİR bağlantı yoktur.
Ankaraspor hep bu nedenle adli yargı düzleminde hakkını aramaya çalışmış, TFF ise bu yolu tıkamaya çalışmıştır. Çünkü tekrar ediyorum, bağlantı iddialarını kanıtlayacak hiçbir somut bulgu YOKTUR.
Bu nedenle Ankaragücü neden almadı, Ankaraspor neden aldıyı tartışmak yerine ceza alacak bir durumun tespit edilmesinin bilinmesini ve Ankaraspor'un elde hiçbir hukuki geçerlilik ifade eden bulgu olmamasına rağmen ceza almış olduğunun konuşulması gerekir.
Alıntı:
4) TFF Tahkim Kurulu kararları kesindir, bu kararlar aleyhine yargı mercilerine başvurulamaz. TFF Tahkim Kurulu kararları aleyhine yargı mercilerine başvuruda bulunmak TFF Talimatnamesi'ni ihlal anlamı taşır ve başvurucunun TFF üyeliği iptal edilir. Bu nedenle Ankaraspor'un yargısal yollara başvurması sonucu TFF üyeliği ihlal edilmiştir.
Tahkim Kurulu kararlarının mahkemelere taşınmasının önünü kapatan kanun maddesi ANAYASA MAHKEMESİ tarafından hukuka uygun olmadığı için iptal edilmiştir. Yani Ankaraspor'un tüm liglerden atılmasına sebep olacak olan mahkemeye gidilemez yasağı AYM tarafından hukuksuz bulunmuştur. Siz burada kalkmış AYM'nin hukukla bağdaşmadığı için iptal ettiği yasağa dayandırarak TFF'yi savunuyorsunuz.
Alıntı:
5) Anayasa Mahkemesi kararları geçmişe yürümez, geleceğe etkilidir. İptal hükmü geçmişe değil geleceğe etkilidir. Bu durum hukukun güvenilirliği ve öngörülebilirliğinin de zorunluluğudur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nin Ankaraspor'un küme düşürülmesiyle de dolaylı ilgisi bulunan hükmü iptali, iptal kararı verildikten sonraki uyuşmazlıklar için etki doğuracaktir. İptal kararının geçmişte alnımış Ankaraspor'un küme düşürülmesi uyuşmazlığına uygulanması asla ve kat'a mümkün değildir. Ankaraspor'un buradaki başarısı sadece TFF Tahkim Kurulu kararlarının yargısal denetime açılmasına vesile olmuş olmasıdır. Ancak Ankaraspor'un bu Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak kesin bir hak iddia edemez.
Ankaraspor AYM kararı üzerinden herhangi bir hak iddia etmemektedir. Ankaraspor AYM kararı ile haklılığını ispat yönünde önemli bir zafer kazanmıştır. Önemli olan budur. Zaten AYM kararından sonra bir Anayasa değişikliği yapılmış ve yargı yolu yeniden bir düzen altına alınmıştır. Burada önemli olan husus TFF'nin hukuki olmayan bir kural üzerinden Ankaraspor'u cezalandırmasıdır. Bunun geri dönüşü değildir. Önemli olan mahkeme önünde, tahkim önünde hak verilmesi değildir, önemli olan vicdanlarda aklanmaktır. Anayasa Mahkemesi kararı bunu sağlamıştır.
Alıntı:
6) CAS kararları CAS'ın yetkisini tanımış federasyonlardan biri olan TFF için sonuç doğurabilici niteliktedir. Ancak bir uluslararası tahkim mahkemesi olan CAS'la Türkiye'deki yüksek mahkemelerden biri olan Anayasa Mahkemesi arasında her hangi bir bağlantı yoktur. Anayasa Mahkemesi'nin CAS kararını dikkate alarak karar verdiğini söylemek fahiş bir hatadır. Çünkü gerek CAS gerek Anayasa Mahkemesi birbiriyle zerre bağlantısı olmayan iki kurumdur. CAS uluslararası normlara, uyuşmazlık alanında uygulanan hukuka; Anayasa Mahkemesi iç hukukun tümüne ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre karar veren iki kurumdur. Bu iki kurumun bağlantısı yoktur, kararları birbiri üzerinde etkili değildir. Anayasa Mahkemesi'nin CAS kararını beklediğini söylemek, bunu neredeyse bekletici sorun yaptığını dile getirmenin mantığı rakamla 0, yazılar sıfırdır.
CAS ile Anayasa Mahkemesi arasında herhangi bir bağ yoktur elbette. Ancak Tahkim Kararları'na yargı yolunu kapatan kanun maddesinin iptali davasında CAS'ın Tahkim Kurulu ile ilgili görüşlerinin bulunduğu kararının etkisi bulunmaktadır. CAS, Türkiye'deki TFF Tahkim Kurulu ile ilgili gördüğü sıkıntıları belirtmiştir. CAS'ın bu konudaki görüşleri de Anayasa Mahkemesi'nin kararında etkili olmuştur. Bunu ben demiyorum bizzat konunun tarafları diyor. CAS'ın görüşleri Anayasa Mahkemesi'ne iletilmiş çünkü.
Alıntı:
7) Tüm bunlar üzerine bugün TFF Genel Kurulu'nda sadece bir oylama yapılmıştır. Bu oylama CAS'ın şu anda kapsamını tam olarak bilemediğimiz ve TFF'ye her hangi bir zorunlu emir yöneltmediği kararının veya kesinleşmiş Anayasa Mahkemesi kararının zorunluluğu değildir. 1-2 noktada aksaklıklar içerse de son raddede hukuka uygun olduğu konusunda Türk spor kamuoyunun büyük bir bölümün uzlaştığı Ankaraspor kararının ve bu kulübün TFF üyeliğinin iptali hükmünün kaldırılmasına ilişkin oylama hukuki zorunluluklardan ziyade fiili durumlardan, yeni başkanlık seçiminden ve özellikle karar son raddede doğru olsa da 1-2 noktadaki aksaklıklar dolayısıyla zedelenen hakkaniyet duygularını tatmin etmek üzere yapılmıştır. Oylama sonucunda da Ankaraspor tekrar üyeliğe alınmış ve müsabakalara katılma hakkı elde etmiştir.
Bugünkü kararın mahkeme geçmişteki süreçlerle doğrudan alakası yoktur ancak dolaylı olarak vardır. Bugün yeni yönetim Ankaraspor'a destek olunması karşılığında Ankaraspor cephesinin mevcut davalarından vazgeçmesini istemiştir. Ankaraspor'un CAS ve AYM'de aldığı müsbet kararlar düşünülürse şu anda devam eden hak mücadelesinde de bazı kazanımlar elde etme şansı bulunmaktadır. Yeni yönetim ise bu davalarla ve olası sonuçlarıyla(en önemlisi 150 milyon TL'lik tazminat) uğraşmak istememiş, geçmişte yapılan Ankaraspor'un haksız yere düşürülmesi hatasından geri dönerek beyaz bir sayfa açmayı uygun görmüştür.
Ankaraspor'un şu anki kazanımı yargı kanalıyla elde edilmemiştir. Ancak TFF'nin yeni yönetimi geçmiş dönemde Ankaraspor'a yapılmış olan bir haksızlığın bu dönemde de sürmesini istememiştir. Ayrıca 150 milyon TL'lik tazminat alma ihtimali de muhtemelen kendilerini korkutmuştur. Geçmiş yönetimin hatasını üzerilerine almayarak bu utanç tablosunu sona erdirmişlerdir.