Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3
Levent Fidan

13 yıl önce - Çrş 02 Eyl 2009, 23:29



erkanyure

13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 01:01



U. Eren Bağcı
13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 01:12



Serhat Potur
13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 01:23



vahitsan

13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 02:14



tunati34

13 yıl önce - Prş 03 Eyl 2009, 11:08



Turgay34

13 yıl önce - Sal 08 Eyl 2009, 15:57
ECDADIMIZIN HAYVAN SEVGİSİNDEN GÜZEL ÖRNEKLER..


Alıntı:


1555`te İstanbul`a gelen Avusturya Elçisi Ogier Ghiselin de Busbecg`in mektubundan bir bölüm: "Bizim mahallenin civarında bir yerde gür yapraklı dallarını etrafa yaymış büyük bir çınar ağacı var. Bazen, kuşçular, yanlarında birçok küçük kuş olduğu halde bu çınarın alına gelip oturuyorlar. Gelip geçenler de onlara para vererek kuşları alıyor ve azat ediyorlar. Serbest kalan kuşlar çoğunlukla çınarın yaprakları arasına konarak kanatlarını çırpıyor, sevinçle cıvıldaşıyorlar, adeta esaretten kurtulmalarının heyecanını yaşıyorlar. Onları serbest bırakmış olan Türkler de bu manzarayı görerek aralarında şöyle konuşuyorlar: "Bak nasıl seviniyor, minnetlerini nasıl dile getiriyorlar". Cıvıltıları kırları dolduran küçük kuşları öldürmek şöyle dursun, onları hürriyetlerinden mahrum edip kafeste beslemeye bile bir kısım Türkler asla razı olmazlar.

Diyebilirim ki Türk atları kadar insana yakın bir hayvan daha yoktur. Bunlar binicilerini ve bakıcılarını hemen tanırlar. Türkler atları terbiye ederken onlara çok şefkatli davranırlar. Köylüler tayları incitmemek için ellerinden geleni yapıyorlar, evlerinin içine kadar sokuyorlar, yemek sofralarına bile alıyorlar, seviyorlar, okşuyorlardı. Tayları adeta çocuklarıyla bir tutuyorlardı. Kötü nazarlardan onları korumak düşüncesiyle boyunlarına gerdanlık gibi bir muska takarlar. Zira Türkler nazardan pek korkarlar. Hayvanlara bakanlar onları hep okşayarak, iyi davranarak sevgilerini kazanırlar. Mecbur olmadıkça sopa veya kırbaçla vurmazlar."


SOKAK HAYVANLARINA MİRAS BIRAKANLAR


1655-1656`da Türkiye`ye gelen Fransız Jean Thevenot da aynı görüşleri dile getirmektedir: "Türklerin iyilikseverliği hayvanlara ve bu arada kuşlara kadar ulaşır; her gün birçok kimse pazarlara kuş satın almaya gider ve bunları serbest bırakırlar. Söylediklerine göre bu kuşların ruhları, kıyamet gününde Tanrı huzurunda olanların iyiliklerine şahitlik edecekledir. Bir hayvanın acı çekmesinden ıstırap duyarlar, tavuklarını kesmek istedikleri zaman onlara fazla ıstırap vermemek için başlarını bir darbede keserler; eğer onların, Fransızların yaptıkları şekilde öldürüldüklerini görselerdi yapana birkaç sopa atmaktan kendilerini alamazlardı.


Ölen bazı kimseler mallarını haftada birkaç defa köpek ve kedileri beslemek üzere bırakırlar. Bu vasiyetlerini yerine getirmek için sadakatle ve dindar bir şekilde bunu yapan fırıncı ya da kasaplara paralarını bırakırlar ve her gün yanında et taşıyan insanların köpek ya da kedileri çağırarak bu hayvanları çevresine toplayıp onlara parçalar halinde bunları atması hoş bir şeydir."


MÜBAREK GÜVERCİN HACI LEYLEK


18. yüzyıl Türkiye`sini ayrıntılarla veren Leydi Montague güvercinlerle leylekleri anlatırken diyor ki: "Burada masumiyetlerinden dolayı güvercinlere dindarca bir hürmet besliyorlar. Bu yüzden adetleri gün geçtikçe artıyor. Leyleklere de aynı saygı gösteriliyor. Çünkü bunların her kış Mekke`yi ziyarete gittiklerine inanıyorlar. Velhasıl bunlar Türk İmparatorluğu`nun en bahtiyar tebaası. Zaten onlar da imtiyazlarını fark ettikler için sokakta rahatça dolaşıyor, evlerin üst katlarına yuva yapıyorlar. Evlerine yuva yapılan halk kendilerini şanslı sayıyorlar. Bütün sene ne yangına ne de vebaya uğramayacaklarına inanıyorlar. Odamın penceresinde bu uğurlu yuvalardan bir tane bulunduğu için ben de bahtiyarım."


TAHTA KUŞ EVCİKLERİ


19. Yüzyıl yazarlarından Gerard de Nerval`den şu not da ilginç: "Tekkenin bahçesine girdiğimizde iş gören dervişlerin akşam yemeğini verdikleri bu hayvanlardan pek çoğunu gördük. Bunun için çok eski ve çok sayıda vakıflar var. Akasya ve çınar ağaçları dikilmiş olan bahçenin duvarında, konsollar gibi belli bir yüksekliğe asılmış, boyalı, oymalı küçük tahta evcikler vardı. Bunlar, kuşlar için yapılmış evciklerdi ve serbestçe uçuşan kuşlar gelip bu barınaklara sahip çıkıyorlardı."


İstanbul kanatlar altında


19. yüzyılın yazar ve gezgini Edmondo de Amicis İstanbul`un kuşlarını şöyle anlatıyor: "Türklerin çok sevip korudukları her cinsten sayısız kuş yüzünden İstanbul`un kendine mahsus bir neşesi ve zarafeti vardır. Camiler, korular, eski surlar, bahçeler, saraylar, her şey şarkı söyler, dem çeker, cıvıldar, öter, şakır; her tarafta kanatların teması hissedilir, her tarafta hayat ve ahenk vardır. Serçeler evlere cesaretle girip çocuklarla kadınların ellerinden yem yer; kırlangıçlar yuvalarını kahve kapılarının üstüne, çarşı kubbelerinin altına yapar, sultanların veya şahısların hayratlarıyla beslenen sayılamayacak kadar çok güvercin sürüsü kubbelerin saçakları boyunca ve şerefelerin etrafında beyazlı siyahlı halkalar meydana getirir; martılar sevinçle uçuşur, binlerce kumru mezarlık servilerinin arasında sevişir; Yedikule`de kargalar öter, akbabalar daire çizerek uçar; deniz kırlangıçları uzun diziler halinde Karadeniz`le Marmara arasında gidip gelir ve leylekler ıssız türbelerin üzerinde lak lak eder. Türkler için bu kuşların her birinin güzel bir manası veya hayırlı bir tesisi vardır. Kumrular sevdaları korur, kırlangıçlar yuva yaptıkları evleri yangından muhafaza eder, leylekler her kış Mekke`ye hacca gider, deniz kırlangıçları müminlerin ruhlarını cennete götürür. Böylece minnet hissiyle ve dindarlıkla Türkler kuşları himaye edip beslerler, kuşlar da onların evlerinin etrafında, denizin üstünde ve mezarların arasında şenlik eder. İstanbul`da, her yerde insanın başının üzerinde, dört bir tarafta kuşlar vardır, şehre köy neşesi dağıtan ve ruhunuzdaki tabiat duygusunu durmadan yenileyerek içinizi serinleten cıvıl cıvıl sürüler size şöyle bir dokunup geçer."


Doğayla uyum


Velâyetname`de anlatıldığı üzere; Hacı Bektaş Veli Anadolu`ya gelirken atalarımızın en mazlum yaratık gördüğü güvercin donuna girmiştir. Bunun da ayrı bir hikayesi vardır. Aynı biçimde 1140`larda bir savaşa giderken Selçuklu Sultanı Sencer`in otağının üzerine güvercin yuva yapar. Sultan bunu görünce otağını orada bırakır ve başına da gözcüler diker. Ta ki yavrular çıkar, uçarlar; otağ öyle sökülüp götürülür. İşte bizim atalarımız bunlardı... Atlı kültürün kılıçlı temsilcileri; binlerce yıl Avrasya"ya egemen olmuşlarsa bunu kılıç gücünden değil doğa ile olan bu uyumlarından sağlamışlardır. Bugün onların torunu olan bizler ise hayvanları, böcekleri, bitkileri yok etmek için müthiş bir yarış içindeyiz. Atalarımızın çok çok gerisine düştüğümüzü acaba anlıyor musunuz?


Üsküdar"da kedi hastanesi


Prusya`da genelkurmay başkanlığı da yapmış olan General Von Moltke`Türkiye Mektupları`nda şunları yazıyor: "Türkler hayırseverliklerini hayvanlara karşı bile gösterirler. Üsküdar`da bir kedi hastanesi bulursun, Beyazıt Camisi`nin avlusunda da güvercinler için bir bakım yeri vardır. Yoksul Müslümanlar bile ölenlerin mezarını, canlılar için hayra vasıta etmeye çalışırlar; birçok mezar taşlarının altı bir yalak şeklinde oyulmuştur, buraya yağmur suları toplanır ve sıcak yaz günlerinde köpekler ve kuşların susuzluklarını giderebilecekleri, küçük mikyasta bir fukara mutfağı vazifesini görür, Müslümanlar hayvanların şükranının da insanlara hayır getirebileceğine inanırlar."


Akşam

http://www.tumgazeteler.com/?a=2416716




MeteHan!
13 yıl önce - Sal 08 Eyl 2009, 16:05



Samet1905
13 yıl önce - Sal 08 Eyl 2009, 16:21



Rifat Behar
13 yıl önce - Sal 08 Eyl 2009, 16:39

Alıntı:

Marmara Denizi'nin Beylikdüzü Gürpınar açıklarında 5 metre boyunda ve yaklaşık 600 kilogram ağırlığında bir köpek balığı yakalandı.


İŞTE 600 KİLOLUK KÖPEKBALIĞI

Av yasağının kalktığı bugünlerde yakaladıkları balığı, Beylikdüzü Belediyesi'nin Ramazan Etkinlikleri alanında sergileyen balıkçı Kenan Balcı, “Balık sürülerini takip eden köpekbalığı, diğerlerini yemeğe çalışırken ağlarımıza takıldı. Sıkışarak hareket kabiliyetini kaybettiğinde de güçlükle zap ettik” dedi.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Yusuf Uzun'un da dikkatle incelediği köpek balığı, ilçe sakinlerinin de büyük ilgisini çekti.




Alıntı:

300 kiloluk köpekbalığı



Suat SÖĞÜT/FİNİKE (Antalya), (DHA)

03.08.2009


FİNİKE Balıkçılar Kooperatifi üyesi Nevzat Öztonga, Kumluca İlçesi'ne bağlı Mavikent Beldesi açıklarında yaklaşık 3 metre uzunluğunda ve 300 kilo ağırlığında köpekbalığı yakaladı.

Kumluca'ya bağlı Mavikent açıklarında avlanmaya çıkan ve kıyıdan yaklaşık 150 metre açıkta ağlarını denize bırakan Finikeli balıkçı Nevzat Öztonga, sabah ağlarını toplamaya gittiğinde yaklaşık 3 metre uzunluğunda ve 300 kilo ağırlığında bir köpekbalığının ağlara takıldığını gördü. Arkadaşının da yardımıyla köpekbalığını teknesine çeken Öztongo, köpekbalığının satışı için Antalya'dan müşteri geleceğini ve pazarlık edeceklerini söyledi.




Alıntı:

Fethiye'de dev köpekbalığı


Erdoğan CANKUŞ/FETHİYE (Muğla), (DHA)

14.04.2009


FETHİYELİ balıkçılar tarafından Akdeniz açıklarında 6 metre uzunluğunda yaklaşık 700 kilo ağırlığında köpekbalığı yakalandı.

Kıyıya çıkartılan köpekbalığına dokunmaktan korkanlar, cep telefonlarıyla görüntülemeye çalıştı.

Muğla'nın Fethiye İlçesi'nden önceki sabah avlanmak için Akdeniz sularına açılan ve Fethiye Körfezi'nden 6- 7 mil açığa ağ atan Fethiyeli balıkçıların ağına, dev bir köpekbalığı takıldı. 32 yıldan bu yana Fethiye'de balıkçılık yapan 52 yaşındaki İzzet Gökhan Erkek ve 4 arkadaşının attığı ağa takılan dev köpekbalığı, Kordonboyu'na getirildiğinde vatandaşların büyük ilgisini çekti. İnsanlar dokunmaktan korktukları köpekbalığının uzaktan cep telefonları ile fotoğdafını çekmekle yetindi.

Köpekbalığını yakalayan balıkçı İzzet Gökhan Erkek, ağına takılan köpekbalığının insanlar için tehlikeli olduğunu söyleyerek, daha önce de 4 kez köpekbalığı yakaladığını, ancak bu balığın diğerlerinden büyük olduğunu kaydetti. Köpekbalıklarının İzmir’den yurt dışına ihracının gerçekleştirildiğini, Fethiye'de alıcısının bulunmadığını söyleyen Erkek, “4 arkadaşımız ile birlikte Akdeniz'e avlanmaya gittik, ağ serdik, ağı toplarken köpekbalığı takıldığını gördük. 6 metre uzunluğundaki ve yaklaşık 700 kilo ağırlığındaki köpek balığını tekneye vinçle güçlükle yükledik. Balığı yurt dışına göndermek için İzmirli balıkçılar ile irtibata geçtik” dedi.

‘Kamçı Kuyruk’ cinsinden olduğu belirtilen köpek balığının kuyruk kısmının ilaç yapımında kullanıldığı belirtildi.


Alıntı:

Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi’ne bağlı Küçükkuyu Beldesi açıklarında 10 metre boyunda ve 2 ton ağırlığında köpekbalığı yakalandı.

DEV KÖPEKBALIĞI GÖRENLERİ HAYRETE DÜŞÜRÜYOR - FOTO GALERİ

Küçükkuyulu balıkçılar Turan Özen ve Ethem Kuş’un dün sabah 4 saatlik çabanın ardından Liman Taşı Mevkii’nde ağla yakalamayı başardığı dev köpekbalığı, 7 metrelik tekne ve 7.5 metrelik sandala bağlanıp kıyıya çekildi. Limana getirilen köpekbalığı, Küçükkuyu Belediyesi’ne ait bir kepçeyle sudan çıkarıldı. Küçükkuyulu balıkçılar, ürpertici bir görünüme sahip köpekbalığının zararsız bir tür olduğunu söyledi. ’Balina köpekbalığı’ olarak adlandırılan dev cüsseli bu cinsin, dişlerinin bulunmadığı ve saldırgan olmadığı ifade edildi. Dev köpekbalığının, bir tüccar tarafından satın alındığı ve Rusya’ya ihraç edileceği belirtildi.


Alıntı:

Didim'de köpekbalığı yakalandı



A.A

18.11.2008



Aydın'ın Didim ilçesi açıklarında balıkçılar tarafından 4 metre boyunda, 471 kilogram ağırlığında “camgöz” cinsi köpekbalığı yakalandı.


Aydın'da balıkçılık yapan Şemsettin Mansur, Didim'in Taşburun açıklarında ağlarını tekne mürettebatıyla toplamaya başladıkları sırada 4 metre boyunda 471 kilogram ağırlığında bir camgöz cinsi köpekbalığına rastladıklarını söyledi.


Uzun uğraşlar sonucu denizden çıkarmayı başardıkları balığın, ağlarına büyük zarar verdiğini kaydeden Mansur, iş yerlerinin önünde sergiledikleri camgözü, İstanbul'da mezat usulü ile satacaklarını belirtti.


Köpekbalığına, pazarı gezen vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği gözlendi.




Alıntı:

Çipura avında 3 metrelik köpekbalığı



A.A

17.11.2008


Muğla'nın Fethiye ilçesinde 3 metre uzunluğunda, 120 kilogram ağırlığında köpek balığı yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, önceki gece avlanmak için Fethiye Körfezi'nden 5–6 mil açığa ağ seren Fethiyeli balıkçılar, çipura avlamak için attıkları ağa büyük bir köpek balığı takıldığını fark ettiler.

Ağlardan güçlükle çıkardıktan sonra tekneyle Fethiye'ye getirdikleri “Kamçı Kuyruğu” cinsi köpek balığını vatandaşlara gösteren balıkçı Hurşit Kaya, “Bu köpek balığı da diğerleri gibi insanlar için tehlikeli. Balıkçı halinde sergilediğimiz balığı görenler korku yaşıyorlar. İnsanlar, balığın dişlerini fotoğraflamaya çalışıyorlar” dedi.

Köpek balığının 3 metre uzunluğunda, 120 kilogram ağırlığında olduğu, kuyruk kısmının yurt dışında faaliyet gösteren bir şirket tarafından satın alındığı öğrenildi.




Bravo büyük iş başardınız. Tebrik ederiz...



sayfa 3
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET