sayfa 3  |
 |
Kemal Tahir Mutlu
14 yıl önce - Prş 27 Ağu 2009, 18:23
Sadece ve sadece "aşağılık kompleksi (inefriority complex). Temelde yatan bu duygu kendini ispat etme duygusudur. Bu sonunda "Üstünlük kompleksine (superiority complex)" dönüşmektedir. Alfred Adler'e göre bu kompleks aslında kişinin doğuştan getirdiği aşağılık kompleksine dayanarak kendini insanlardan daha üstün görme, yüceltme eğilimidir.
Bireysel psikolojisinin kurucusu Adler, çocuğun gelişme sürecinde anne-babasına ve çevresi ile ilgili yetersizlik duygusu geliştirdiğini belirtmiştir. Bu durumu daha sonra aşan birey sağlıklı bir sürece girerken, atlatamayan ise böyle kompleksler geliştirmektedir.
Dikkat ederseniz kazancı ve toplumdaki itibarı çok yüksek (!) olan bu tür meslekleri çok sevdikleri için değil bastırdıkları bu hislerini ortaya çıkarmak için seçiyor veya ebeveynleri tarafından seçtiriliyorlar. Bu sayede duygularını bastırmak ve başkaları üzerinde bir güç kazanmak için bu meslekleri seçiyorlar.
Gerçekten mesleğini seven ve bu mesleği sevdiği için yapanları tenzih ederim-ki zaten böyle kişiler günlük yaşantılarında ve konuşmalarında mecbur kalmadıkça mesleklerini pek söylemezler-.
Adler diyor ki; hastanın kompensasyon ( bilinç dışında faaliyet gösteren ve kişinin gerçek veya fantezi yetersizliklerini dengelemesine yahut telâfi etmesine yarayan bir akıl mekanizmasıdır ) için gösterdiği psikolojik veya fizik çabaların sonuçsuz kalmasıyla psikonevrozlar gelişir; hasta başarısızlıklarını örtbas etmek ve başkaları üzerinde bir güç kazanmak için bu semptomlarını kullanır.
Çok kere depresyonla birlikte beliren bu (aşağılık / üstünlük) duygularına emeklilikte ve yaşlılıkta sık rastlanır. Bu vakalarda, hasta kendisine saygısını önemli derecede kaybetmiştir. Kişi toplumsal bakımdan düştüğünü, önemsiz kaldığını hisseder.
|
 |
vahitsan
14 yıl önce - Prş 27 Ağu 2009, 19:33
| Alıntı: |
| Beyefendi artık kendini bırakmış, eşinin ünvanını kullanma noktasına gelmiş. |
Bende tam nasıl ifade edeyim diye düşünürken Sayın Serkan Erdoğan' ın mesajı imdadıma yetişti.
Evet bazı yerlerde mesleki ünvanları belirtmek gerekli olabilir bunu iyi niyetle yapan insanlara diyecek hiçbir şey yok ama bazı kişiler sen benim kim olduğumu biliyormusun diye bilmece gibi bir soru sorup karşısındaki insanı şaşkına çevirmemek için kısa yoldan ben XXXX falanca oğlu filancayım deyip durumu netleştirmeyi daha uygun görüyorlar.
Böyle oluncada gerçekten çok çirkin oluyor, işin ilginç yanı zaman zaman bu adamlar boş atıp dolu tutturabiliyorda.
|
 |
Cem Tamer
14 yıl önce - Prş 27 Ağu 2009, 22:01
"sen benim kim olduğumu biliyor musun" örneğini verdiğinizde komik bir skeç aklıma geldi.
Levent Kırca'nın bir parodisinde;
Adamın biri türlü ortamlara giriyor ve "sen benim kim olduğumu biliyormusun" diye soruyor. Grubun biri kaçışıyor, diğeri cebindeki paraları çıkarıp veriyor, birkısmı korkup senet imzalıyor vs...
Meğer adam ruh hastasıymış ve kim olduğunu unutmuş Etraftakilere "sen benim kim olduğumu biliyormusun" diye sorup duruyormuş
|
 |
a serdar kaya
14 yıl önce - Prş 27 Ağu 2009, 22:17
Bu durum siyasetçilerimizde de mevcut maalesef.
Mesela içişleri bakanımız prof. ama hiç kulanmaz, böyle bakan milletvekili çok ama bir diğer siyasetçi(ismini vermeyim) kendisinden bahsedilirken hemen dr. .... .... diye bahsedilir.
|
 |
engygl
10 yıl önce - Çrş 31 Ekm 2012, 10:05
Doktorların DR ve avukatların AV plaka almasına da hastayım. Nasıl bir tatmindir bu böyle?
|
 |
Ayseki Kiremitçi
10 yıl önce - Çrş 31 Ekm 2012, 10:20
Bir kişinin ismi kendisini yeterince özel hissetmesine yeterlidir diye düşünüyorum. Diğer ekler ise mevcut olan önemsizliğine boya badana çekme işidir, benim düşüncem bu.
|
 |
sinanucar
10 yıl önce - Çrş 31 Ekm 2012, 10:26
eziklik ve ünvanın arkasına sığınıp , yetersizliğini bu ünvan ile ikame etmektir.
Belki 80 sene önce bu ünvan ile namın yürümesi , o zamanın şartlarına göre makul idi, ama şimdi bunun sosyal karşılığı ise artık son derece gülünç bir duruma düşmektir.
örnek vermek gerekirse; şahsen " Av. Selami Öztürk- Kadıköy Bld. Bşk. " , " Mimar Kadir Topbaş - İBB Bşk. " imza ve ünvanlarını çöp vergisinin son gününü ilan eden pankartlarda ya da , metro açıldı hayırlı olsun yazan billboard afişlerinde görünce, imzasında ünvan kullananların ister belediye başkanı, ister milletvekili-bakan kim olursa olsun görgüsüz ve aşağılık kompleksini kitlelere haykıran ezik bünyeler olduklarını düşünürüm. Dağa taşa adını imzanı atıyorsun da , ünvanın olmazsa adın sanın ve birey olarak varlığın olmayacak mı?
önce adam olmak lazım, ünvan hikaye...
|
 |
mehmeterden198
10 yıl önce - Cmt 23 Şub 2013, 12:11
Hacca gittikten sonra kapı zilinde isminin önüne hacı yazan bir komşum vardı o geldi aklıma. Tanıdığım bütün hafızlar hoca ünvanını ısrarla kullanıyor.
Hakimler ise tam tersi ünvanlarını kullanmayı pek sevmezler. Hakim lojmanlarının önünde polis nöbet tutar. Zillerinde isim yazmaz. Toplum içinde kendisinin ağır ceza reisi olduğunu alenen ilan eden bir hakime pek rastlanmaz.
Murat Bardakçı'nın programında tarihi mezartaşlarını anlatırlarken cellat mezalarına değinmişlerdi. Cellat mezartaşlarında isim yazmazmış. İnfaz ettiği kişilerin yakınları mezarını bulup fenalık yapmasın diye taşın üzerine hiçbirşey yazılmazmış. Zaten cellatlar maske taktıkları için kimlikleri gizliymiş.
|
 |
mehmet kuruoglu
10 yıl önce - Cmt 23 Şub 2013, 12:19
Diri olanları "nefis" düşüncesi ile anlamak mümkün olabilir belki ama ya mezar taşlarındaki ünvanlar ne olacak ?
Adam ölmüş hâla ünvanı duruyor. Hüvel baki Avukat Bimem kim, Doktor Bilmem kim..
Sanki huzura çıktığımızda Rabbim yeryüzündeki kariyerimizi baz alarak bizi hesaba çekecek !
Mesleğin ne ? Hangi okulu bitirdin ? gibi sorular değil; Rabbin kim ? Dinin ne ? Peygamberin kim ? diye sorulacak.
|
 |
Alperen 45
10 yıl önce - Cmt 23 Şub 2013, 12:29
Ben o zaman kullanıcı adımı değiştirteyim yahu, ruh hastası olabileceğim hiç aklıma gelmezdi 
|
 |
sayfa 3  |