Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Çrş 19 Ağu 2009, 14:25
70'lerde Yaşanan 'Hippi' Salgını - [NOSTALJİ]


Birçoğumuzun çocukluk ya da ilkgençlik yıllarında caddelerde sıklıkla rastladığımız, giyim-kuşamları ve geleneklerimize son derece ters gelen yaşam tarzlarıyla pek ilginç bir topluluk olan "Hippiler"le ilgili herhangi bir başlığımız yoktu sitede. Hadi bakalım, o da oldu artık...

* HİPPİLER: 1968 yılında dünyada esen serbestlik rüzgârının yansımaları olan “Hippiler (Hippy/Hippie)”, 70’lerde uzakdoğu orijinli dünya gezilerine çıkmaya başladılar ve Hindistan, Nepal, Katmandu gibi Budizm ağırlıklı yerlere ulaşmak için rotalarını genelde Türkiye üzerinden çizdiler. Kendilerine “Çiçek çocukları”, “barış elçileri” gibi enteresan isimler veren Batı Avrupa’nın ve Kuzey Amerika’nın işsiz, parasız entel gençleri, volkswagen marka minibüslere doluşarak İstanbul’a geldiler ve uzun yıllar Sultanahmet’i kendilerine buluşma yeri seçerek, burada ucuza konaklamaya başladılar.



Uyuşturucu ağırlıklı bir yaşam tarzı süren ve garip giysiler giyerek sürekli şarkı söyleyen, çalışmayan, üretmeyen bu akımın temsilcilerine tüm dünyada olduğu gibi bizde de Hippi denildiği gibi, İstanbul halkı tarafından kendilerine ikinci bir isim daha takıldı; “Bitli turist”... Sultanahmet semti de bundan nasibini aldı ve adı; “Bitli Sultanahmet” oldu uzun yıllar... Hippilik akımı 1980’lerin başında yokoluş sürecine girince, hippiler de İstanbul’u terketmeye başladılar.



Halk tarafından pek sevilmeyen, hatta olabildiğince uzak durulmaya çalışılan hippilerin kaldığı oteller de genellikle üçüncü sınıf oteller olurdu. Daha da parasız olanları ise nerede bir park bulurlarsa, geceyi ya bankların ya da çimenlerin üzerinde geçirir, böylece konaklamayı da bedavaya getirirlerdi. Kir-pas içindeki görüntüleri, itici kıyafetleri ile kentin içinde çoğunlukla gruplar halinde dolaşan hippiler, paraları bütünüyle suyunu çektiği zaman, buldukları bir köşebaşına oturarak gitar çalarak para toplamaya başlarlardı.



Birçoğunun sırtında çantaları vardı ve bu çantalarda, dürülerek bağlanmış bir yaygı ile birkaç parça öteberi olurdu. Kendilerine özgü bol, rahat ve ucuz yollu renkli giysileri, zaman içinde Türk pop müziğinin bazı şarkıcıları tarafından da taklit edildi. Öyle ki, bu tarz giysiler giyen Türk Hafif Müziği sanatçılarından televizyona dahi çıkmayı başarabilenleri oldu içlerinden... Çiçek desenli uzun entariler, dizkapaklarına kadar uzanan yelekler, ya da kimi zaman sadece bir atletten oluşan basit giyim tarzları, Türk gençlerinden bunları taklit edenlerin, ebeveynleri tarafından; "Hippi mi olacaksın? Ne biçim elbise bu?" şeklindeki azarlarına mâruz kalmalarında büyük etkendi.



Daha önce memleketimizde hiç görmediğimiz ölçüde son derece ilginç ve çekici şilebezinden giysiler giyen bu grupların kızları da açlıktan kaditleri çıkmış zayıf halleri, taranmamış ve özensiz bir şekilde uzatılmış saçlarıyla pek güzel görünürlerdi. Doğal görünümün vermiş olduğu o hain çekicilikten ötürü olsa gerek, yediden yetmişe halkın erkek kesiminin ilgi odağı olurlardı haspalar... Herhalde, bir numaralı sloganları olan "savaşma, seviş!..." cümlesi, bizim millette anında görüntü almak kaygısı paralelinde farklı çağrışımlara sebebiyet vermekteydi...



Zaten o yıllarda iyice darboğazda olan Türkiye ekonomisine herhangi bir katkıları olmadığı gibi, tam tersine halkın sırtından geçinmeye çalışan hippi akımının temsilcileri 80 ihtilâlinden sonra görünmez oldular.


Kirli paslı bakımsız bir hippi vosvosu...


Roadmaster marka bir otobüsle İstanbul'a gelen hippi kafilesi Taksim turunda...

Akın KURTOĞLU


Mineb
12 yıl önce - Çrş 19 Ağu 2009, 15:38

Akın bey elinize sağlık...
Ben de sizin bu güzel yazınıza ve verdiğiniz değerli bilgilere geçtiğiğmiz yıllarda yazdığım ve kendimce yorumladığım kendi yazımla katkıda bulunmak isterim.

Teşekkürler
Mineb
-----------------------

Ellerinde sihirli degnekleri yoktu ama dokunduklari her seyi degistirdiler

Benim cocuklugumun "bitli turistler"iydi onlar.

Ucundan bucagindan yakaladigim goruntulerle hatirliyorum onlari.(fil hafizasi iste:-))

Sultanahmet'te cimenlerin uzerinde gitar calan halleri kalmis aklimda.Cicekli bluzleri,kizlarin uzun etekleri.(Yillar sonra solcular sahiplendi o basmaalti etekleri, heybeleri, yelekleri. İtiraf edeyim benim heybem hala durur:-))

Benim anilarimdakiler o kusagin en son temsilcileriydiler.

Sultanahmet'ten gecerek Katmandu'ya gittiler ve kusak olarak bir daha geriye donmediler. Ne aci ki bir daha hic Hippilerimiz olmayacak...Dunyanin cicek cocuklari bir daha acmayacak.

Yillar sonra aralarindan biriyle dost oldum.

Katmandu gezisini yapan bir eski hippiyle.Ayni memlekettendik .Yillarca mektuplastik, kitaplardan , siirlerden yazistik.

Beni Milan Kundera ile tanistiran da O'dur.

O varolmanin dayanilmaz agirligini hissederken , beni de aldi ve yasimdan ileri agirliklarla tanistirdi.

Zaman mektup çağı,cep telefonu yok.Ben daha ogrenciyim.

Son mektubunda "bir kac arkadasla ayni yola tekrar cikiyorum, Katmanduya.Yola cikmadan once su gun su saatte Sultanahmet'te Puding Shop'ta seni bekleyecegim" diyordu.

Mektup elime gectiginde tarihten bir gun sonrasiydi. Elimde mektup , apartmanimizin kapisinda mektuba bakakaldim. Murathan Mungan'in o uzun sahane siiri "Yalniz Bir Opera"sinda anlattigi gibi...

"bazen takvimleri tutmaz insanin,

bazen birine gec kalirsiniz,

bazen o size erken."




Hatirladikca hala icim sizlar.

O gunden beri de bir daha ulasamadim kendisine.

Nerelerdedir,ne yapar,nasıl yaşar? Arada dusunurum ve uzak doguda yasadigini hayal ederim.

Bir tek bu rahatlatir beni.Uzak bir yerlerde dahi olsa...dostun yasadigina inanmak...

Cunku uzaklik dostlugu yenemez ki



Gazetedeki yaziyi gorunce aklima yine sevgili Attila geldi.

Yazinin basligini "Ellerinde sihirli degnekleri yoktu ama dokunduklari her seyi degistirdiler" koydum.

Cunku degistirdiklerinden biri de benim.

Belki...

Belki siz de degismissinizdir

Belki aranizda bu kusagin ucuna takilmis birileri vardir.

Belki sizin de Katmandu yollarinda kaybettiginiz birileri vardir

Mine

********************************************


Ahmet Arif Hoca

12 yıl önce - Çrş 19 Ağu 2009, 15:41

Peki o zamandan,
Hippi Kralı Pippi yi hatırlayan var mı?
Çizgi roman...


Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Çrş 19 Ağu 2009, 16:37

Geçen senelere kadar Vitamin Restaurant olarak çalıştırılan (günümüzde de yine aynı isimde mi, hatırlayamadım ), Ticarethane sokak ile Divanyolu'nun köşesindeki lokanta da o seneler hippilerin tercih ettiği mekânlardan birisiydi.

Otobüsle Sultanahmed'den geçerken hafızama kazınan görüntülerden birisi de; Cevri Kalfa'nın duvarının dibine bağdaş kurarak sıra sıra oturmuş, sigara içerek sabit bakışlarla etraflarını seyreden, başları bantlı uzun saçlı hippiler...

Akın KURTOĞLU

[ Vitamin Restaurant'ı yeri Yurdan Halı Mağazası oldu. Mustafa Noyan - Prş 20 Ağu 2009 16:12 ]


FEYZULLAH YILMAZ

12 yıl önce - Çrş 19 Ağu 2009, 16:38

Bir gazete haberinde Nepal ve Katmanduda 70 li yıllarada Hippi gençlerin parasız kalarak sattıkları WV T1 ve T2 leri oradaki halkın hala kullandığını okumuştum.



Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Çrş 19 Ağu 2009, 16:43

Hippiler için araç mevhumu aslında çok önemli o dönemde... Hatta bu aracın özellikle otobüs ya da minibüs olması gizli bir kanun gibi. Otomobile ya da motorsiklete ise pek cevaz yok... Bu otobüslerinin ismi de "Magic Bus" (Sihirli otobüs). Dış cephesinin üzerinde olabilen heryeri renkli boyalar ve sloganlarla dolduruluyor.

Mecbur kalıp da araçlarını satmaları durumunda da, "oto-stop" yaparak yine yollarına devam ediyorlar.

Akın KURTOĞLU


Uğur Aydın
12 yıl önce - Çrş 19 Ağu 2009, 16:48

Bende Lübnan'lı Filozof Halil Cibran'ın kitaplarını okurken dolaylı yoldan öğrendim, Bir de Kral-Kraliçemiz varmış Hippiler Kralı Yener ile Hippiler Kraliçesi Perihan diye.Sultanahmet'in efsanevi figürlerindenmiş ikisi de , Bu konuda da aydınlatılmak isteriz

Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Çrş 19 Ağu 2009, 16:58

"Yener'in yeri" diye bir yer söylenirdi hep, fakat şimdiki Pudding Shop'un olduğu yer mi, yoksa başka bir yer miydi? Bilemiyorum. Salaş bir lokanta/kahvehane olduğu kesin ama. Hippilerin ortak buluşma mekânı olarak kabul edilmiş bir yer...

http://www.hisse.net/forum/blog.php?b=411

Nette Yener ile ilgili bir-iki bilgi buldum...

Akın KURTOĞLU


Mineb
12 yıl önce - Prş 20 Ağu 2009, 10:48

Akın bey

aslında Hippi diye söze başlayınca Woodstock'tan Vietnam savaşından söz etmek gerekiyor.

Hippilik bir moda değildi
Siyasi görüş bir karşı çıkıştı aslında

zamanın amerikasının emperyalist politikalarına karşı bir duruştu.

o sebeple ruhani arınma,kardeşlik sevgi ve en önemlisi barış üzerine bir felsefesi vardı.
barışın iç barışla gerçekleşeceğine inanıp Katmandu'ya kadar ruhani bir yolculuk yapılması gerekitiğini düşünürlerdi.

Derin bir felsefeydi bildiğiniz gibi.


zuhal nazlı
12 yıl önce - Prş 20 Ağu 2009, 12:29

Alıntı:
Bu otobüslerinin ismi de "Magic Bus" (Sihirli otobüs). Dış cephesinin üzerinde olabilen heryeri renkli boyalar ve sloganlarla dolduruluyor.


renkli woswos minibüsleri çocukluğumdan beri çok severim. o minibüse atlayıp ege, akdeniz gezebilmek hep hayalimdedir. inşallah bir gün kısmet olurda bu geziyi alacağım renkli minibüsümle gerçekleştiririm:)



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET