Ana Sayfa 930 bin Türkiye Fotoğrafı
fikri aktan

5 yıl önce - Cmt 24 Oca 2009, 12:08
Aksaray - Eskil (Eski İl) - Böget Köyü - Ulu Cami


Mimar Fikri AKTAN ın Eskil Ulucamii restorasyon çalışmasından alınmıştır.
Eskil, eski kaynaklarda daha çok Eski-İl olarak geçen bir yerleşim birimi olup, Eskil'in ilk kurulduğu yer Eskil'in daha kuzeyinde Tuz Gölü’nün yakınlarında "Gavuröreni" denilen mevkidir. Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek, bölge Türkleştirilmiştir. Selçuklular zamanında Eskil' in Karaman vilayetine bağlı Esb-Keşan kazalar grubuna merkezlik yaptığı bilinmektedir.

Yavuz Sultan Selim Han' ın da bazı seferlere giderken Eskil' de konakladığı tarihi rivayetler arasındadır. Eskil'in Ortakuyu, Köşk, Çukuryurt, Hüyüklü, Mutlu, Çulfa, Sağsak ve Tosun Yaylaları ve merkezinde höyükler mevcuttur.
Bu höyüklerde Mimari yapıtlar ve heykel döküntüleri çıkmaktadır. Ortakuyu yaylasında Bizanslılardan kalma Tiyatro yeri kalıntıları günümüzde de mevcuttur. Eskil, 1929 yılında Belde statüsüne kavuşmuş, aynı yılda Belediye olmuştur.





Çok eski geçmişi olan ahşabın Türk- İslam mimarisi açısında önemi büyüktür.. Anadolu da hemen hemen her yöresinde ahşap malzemenin kullanılmış olması ahşap malzemeye ne kadar önem verildiğinin göstergesidir. Özellikle ahşap malzemenin uygulama alanı bulduğu yapılar; camiler, mescitler ve konutlardır.

Ahşap malzeme ile yapılan camiler ve mescitler daha çok özen gösterildiği için uzun ömürlü olmuşlardır. Bu bakımdan ahşap malzemeyi ve kullanış tekniğini en iyi şekilde bu yapılarda görebiliyoruz. Konya ve yöresindeki ahşap camilerden Sahip Ata Camii, Eşrefoğlu Camii, Köşk Köyü Mescidi (Acem Nasuh Bey Camii), Doğanhisar Ulu Camii, Bayındır Köyü Camii ve bu camilerle benzerlik gösteren Eskil Ulu Camii konumuzun esasını teşkil etmektedir.

ESKİL ULU CAMİİ
Camii, Aksaray il merkezine bağlı, Eskil İlçesinde, Eski Mahallesi’nde bulunmaktadır.
Cami güney-doğu köşesinden başlayıp, kuzey-batı köşesinde bitecek şekilde doğu ve kuzey taraflarını kuşatmaktadır. Yaptıran ve yapan hakkında her hangi bir bilgi ve belge yoktur.
Kaynağı cami altında olan bir su mahzeni ve bu su mahzeninin üzerinde, caminin önünde, önü dışarıya açılan modern şadırvan yer almaktadır. Oldukça büyük bir bahçede yer alan Eskil Ulu Camii halen kullanıma açıktır.

Yapıldığı dönem itibarıyla, en büyük cami hüviyetinde olduğu için ve ilçedeki diğer camilerden ayırmak için “Eski Cami” ve “ Ulu Cami” isimleriyle anılmaktadır. Müftülük kayıtlarında
“Ulu Cami” adıyla anılmaktadır.

Eserin ne zaman yapıldığı konusunda kesin tarihlendirme yapılamamaktadır. İçerisinde bulundurduğu mimari özelliklere bakıldığından Selçuklu veya beylikler dönemi özelliklerini taşıdığını söyleyebiliriz.( ) Yaptığımız araştırmalarda ve yapıdaki mimari özellikler dikkate alındığında XIII yy. Selçuklu eseri olduğunu söyleyebiliriz. Bugün giriş kapısı üzerinde taşın üzerine 50x35 cm. ebadında, Arapça ifadeyle yazılmış, sekiz satırlık bir kitabesi bulunmaktadır. Kitabenin son satırında H. 1047(1634) veya H. 1147 (1734) olması muhtemel bir tarih mevcuttur. ( )
Yapının ilk minaresi hakkında bilgi yoktur. Bugünkü kesme taş malzemeli minaresinin 1963 yılında Kemalpaşalı Mehmet Yüzüak tarafından yapıldığı kitabesinden anlaşılmaktadır. Kaidesi üzerindeki yedi satırlık Türkçe kitabesi şu şekildedir;
“ Din hayatın hayatı;
Hem nuru hem esası
İhyayı din ile olur;
Şu milletin ihyası
S.N Ustası. Kemal Paşalı Mehmet Yüzüak H.1382 M.1963


fikri aktan

5 yıl önce - Cmt 24 Oca 2009, 12:57
AKSARAY YALMAN KÖYÜ ESKİ CAMİ


Yapının Tanımı;

Aksaray- Nevşehir kara yolunun 60. km.sinde ve Aksaray İl hududu yakınlarında konuşlanmış Yalman Köyünde bulunmaktadır.,.
Genel inceleme;
Diş izlenimler;
Köy içi mevkiinde doğusunda kaba yığma taş avlu içerisine güneyden yaklaşılarak girilir Basit ve kaba lento ve söveli bahçe kapısından girilen avluda bir armut ve bir akasya ağacı bulunmaktadır. Kare planlı Camii düz ve sade bir yapı olup, doğu duvarına takılan ankrastre taş merdiven basamakları ile yapının damına ve ezangaha ulaşılmaktadır. Ezangah yapı damında güneybatı köşesinde ,kare planlı olup köşelerinde birer kare sutun üzerinde yine kesme taştan yapılmış lemerli lento ile kapatılmıştır.

Köşelerdeki sütunlar kenarları pahlanmış, ön iç köşedeki ayağın güney yüzü ayrıca oyma desenlenmiştir. Tepesinde alem yerine geçebilecek sivri bir taş bulunmaktadır. Yonularak yapılan beden duvarları üstte dışa çıkıntılı bir kornis sırası ile sonlanmaktadır. Ayrıca Konsol basamaklar doğuya doğru beden duvarından fışkıran üç adet profilli ve özenle işlenmiş konsol payandanın üstüne yapılmış sahın ile sonlanmaktadır. Ezangağ ta esasen bu sahın üzerine yapılanmıştır. Yapının doğu ve batı cephelerinde , ikişer adet söveli ve işlemeli kemer lentolu penceresi bulunmaktadır. Söve üzerinde lokma demir geçme izleri görülmektedir.
Kıble ve kuzey cepheleri sade olup tamamen düzdür. Pencere lento ve söveleri duvar ile hemyüzdür. Harime doğu cephenin kuzey köşesinden Kemerli ve profilli beyaz taştan yapılmış portal den girilmektedir.Bu portal dışarı çıkıntılı olmayıp içeri doğru 7 cm girintilidir. Portalin içinde düz ,tek kanat bir ahşap kapı ile girilmektedir. Kapı portalinin aynası içinde yuvarlrk çember içinde eski yazı ile maşallah – hicri 1176 – mart 12 yazan bir kitabe bulunmaktadır. Burada yazan tarihin miladi takvime dönüştürülmesi ile miladi 1799 tarihi elde edilmiştir .
İç mekan tanımı;
Tek kanat ahşap kapı ile girilen harimde simetri olmayan bir dört tonoz ile mekan parçalanmıştır.
Ortada yuvarlak bir sütun ve kenarlardan gelen ve sutun üzerinde birleşen çapraz kemerler ile tavan dört parçaya bölünmüştür. Bu kemerler üzerinde doğu batı istikametinde yapılan tonozlar bulunmaktadır. Tonoz yanlarında ayrıca birer takviye kemer yastığı bulunmaktadır. Duvar ve tavanlarda ince yonu taş yapı üzeri daha sonraki dönemlerde kireç sıva ile sıvanmış sonra da üzerine geometrik ve bitkisel tezyinat yapılmıştır. Sıvanın dökülen yerlerinden altındaki ince yonu taş yapı kendini göstermiştir.


Mihrab, duvar kalınlığı içerisinde sade olarak çözülmüş olup, mukarnas ve oymalar bulunmamaktadır. Kemerli kavsara baskı süsleme ler ile zenginleştirilmiştir.
Mimber batı duvarına dayalı ve kargirdir. Yine baskı tezyinat ile süslenilmiştir.
Kadınlar mahfili, son cemaat mahfili bulunmayan harimin dış duvar diplerinde bir ayak yüksekliğinde ve yarım ayak genişliğinde bir seki bulunmaktadır. Bu sekinin işlevi anlaşılamamıştır.Harim ortasındaki tüm yapıyı taşıyan sütun yekpare olup, sonraki dönemlerde üzerinin sıvandığı gözlemlenmiştir.

Döşeme , kısmen sökülmüş doğal taş ile kaplı olan harim tabanı orijinalliğini korumaktadır.
YALMAN KÖYÜ ESKİ CAMİ


(+)



fikri aktan

5 yıl önce - Cmt 24 Oca 2009, 14:43

ANADOLU TAŞ KÖPRÜLERİ - ANKARA AKKÖPRÜ
Akköprü Ankara’da (engürü) bugünkü çubuk çayı üzerinde bina edilmiştir. Karayolları genel müdürlüğü mülkiyetinde bulunan yapı kitabesinden anlaşıldığına göre H. 619/20 /1222) yılında yapılmıştır. Alâeddin keykubatın saltanatı döneminde Ankara valisi Seyfettin Kızılbey tarafından yaptırılmıştır.
Alaeddin Keykubat babası öldükten sonra devletin başına geçen kardeşi Keykavus’a başkaldırmış ve Ankara kalesine sığınmış bir yıl boyunca burada kalmıştır.Keykavus’un ölümünden sonra tahta geçen Alaeddin Keykubatın zamanında Selçuklu devleti en parlak dönemini yaşamıştır. Ankara’da bir takım imar çalışmaları yapılmış hanlar, hamamlar, camiiler ve köprüler yaptırılmıştır.
Alâeddin Keykubat döneminde özellikle batıya doğru bir genişleme söz konusu idi. Selçuklu hükümdarlığı Eskişehir’e kadar gelmişti. Ankara önemli bir hudut şehri görevini ifa ediyordu. Bu nedenle surları daima sağlam tutarlardı. Ankara’nın batıyla bağlantısı Akköprü ile sağlanmış oluyordu.
Birbirlerine yakın olan ölçülerde, iki ana kemer etrafında, yanlara doğru küçülen açıklıklarla, yedi gözlü bir tasarıma sahiptir. Dik köprülerin, iki yana meyili inenlerindendir. Birbirlerinden farklı 7 gözden meydana gelen köprü tüf taşından (andezit taşı) yapılmıştır.
Döşeme uzunluğu 77.00 metre eni 7.00 metre, en büyük kemer açıklığı takriben 10.00 metredir. Ortada bulunan göz büyük ve yüksek olarak yapılmış diğer gözler ise küçülerek devam etmektedir. Buradaki kemerlerin hepsi sivri kemerlidir.
Köprüde yapım tarihini veren kitabeden başka, batı yüzünden, mermer bir kitabe daha bulunmaktadır. Bu kitabe ile ilgili Figen İlter ve Y. Akyurt onarımı yapan mimara ait olabileceğini söylemişlerdir. m fikri aktan ın Akköprü restorasyonu çalışmasından alınmıştır.


(+)



fikri aktan

5 yıl önce - Cum 24 Tem 2009, 22:48
Aksaray - Eskil (Eski İl) - Böget Köyü - Ulu Camii


Yeniden Rekonstrüksiyon olarak yapılışı 2007



(+)





(+)

Camiin mimarı ; M Fikri AKTAN




(+)





(+)



fikri aktan

1 yıl önce - Cum 23 Ağu 2013, 16:36
ESKİL ULU CAMİİ


ESKİL ULU CAMİİ

Eskil, eski kaynaklarda daha çok Eski-İl olarak geçen bir yerleşim birimi olup, Eskil'in ilk kurulduğu yer Eskil'in daha kuzeyinde Tuz Gölü’nün yakınlarında "Gavuröreni" denilen mevkidir. Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek, bölge Türkleştirilmiştir. Selçuklular zamanında Eskil' in Karaman vilayetine bağlı Esb-Keşan kazalar grubuna merkezlik yaptığı bilinmektedir.
Yavuz Sultan Selim Han' ın da bazı seferlere giderken Eskil' de konakladığı tarihi rivayetler arasındadır. Eskil'in Ortakuyu, Köşk, Çukuryurt, Hüyüklü, Mutlu, Çulfa, Sağsak ve Tosun Yaylaları ve merkezinde höyükler mevcuttur.
Bu höyüklerde Mimari yapıtlar ve heykel döküntüleri çıkmaktadır. Ortakuyu yaylasında Bizanslılardan kalma Tiyatro yeri kalıntıları günümüzde de mevcuttur. Eskil, 1929 yılında Belde statüsüne kavuşmuş, aynı yılda Belediye olmuştur.
Çok eski geçmişi olan ahşabın Türk- İslam mimarisi açısında önemi büyüktür.. Anadolu da hemen hemen her yöresinde ahşap malzemenin kullanılmış olması ahşap malzemeye ne kadar önem verildiğinin göstergesidir. Özellikle ahşap malzemenin uygulama alanı bulduğu yapılar; camiler, mescitler ve konutlardır.
Ahşap malzeme ile yapılan camiler ve mescitler daha çok özen gösterildiği için uzun ömürlü olmuşlardır. Bu bakımdan ahşap malzemeyi ve kullanış tekniğini en iyi şekilde bu yapılarda görebiliyoruz. Konya ve yöresindeki ahşap camilerden Sahip Ata Camii, Eşrefoğlu Camii, Köşk Köyü Mescidi (Acem Nasuh Bey Camii), Doğanhisar Ulu Camii, Bayındır Köyü Camii ve bu camilerle benzerlik gösteren Eskil Ulu Camii konumuzun esasını teşkil etmektedir.
ESKİL ULU CAMİİ
Camii, Aksaray il merkezine bağlı, Eskil İlçesinde, Eski Mahallesi’nde bulunmaktadır.
Cami güney-doğu köşesinden başlayıp, kuzey-batı köşesinde bitecek şekilde doğu ve kuzey taraflarını kuşatmaktadır. Yaptıran ve yapan hakkında her hangi bir bilgi ve belge yoktur. Kaynağı cami altında olan bir su mahzeni ve bu su mahzeninin üzerinde, caminin önünde, önü dışarıya açılan modern şadırvan yer almaktadır. Oldukça büyük bir bahçede yer alan Eskil Ulu Camii halen kullanıma açıktır.
Yapıldığı dönem itibarıyla, en büyük cami hüviyetinde olduğu için ve ilçedeki diğer camilerden ayırmak için “Eski Cami” ve “ Ulu Cami” isimleriyle anılmaktadır. Müftülük kayıtlarında “Ulu Cami” adıyla anılmaktadır.

Eserin ne zaman yapıldığı konusunda kesin tarihlendirme yapılamamaktadır. İçerisinde bulundurduğu mimari özelliklere bakıldığından Selçuklu veya beylikler dönemi özelliklerini taşıdığını söyleyebiliriz.( ) Yaptığımız araştırmalarda ve yapıdaki mimari özellikler dikkate alındığında XIII yy. Selçuklu eseri olduğunu söyleyebiliriz. Bugün giriş kapısı üzerinde taşın üzerine 50x35 cm. ebadında, Arapça ifadeyle yazılmış, sekiz satırlık bir kitabesi bulunmaktadır. Kitabenin son satırında H. 1047(1634) veya H. 1147 (1734) olması muhtemel bir tarih mevcuttur. ( )
Yapının ilk minaresi hakkında bilgi yoktur. Bugünkü kesme taş malzemeli minaresinin 1963 yılında Kemalpaşalı Mehmet Yüzüak tarafından yapıldığı kitabesinden anlaşılmaktadır. Kaidesi üzerindeki yedi satırlık Türkçe kitabesi şu şekildedir;
“ Din hayatın hayatı;
Hem nuru hem esası
İhyayı din ile olur;
Şu milletin ihyası S.N Ustası. Kemal Paşalı Mehmet Yüzüak H.1382 M.1963

CAMİNİN MİMARİ VE İNŞAAİ ÖZELLİKLERİ
Kareye yakın, çarpık bir dörtgen olan yapı, 22.07m.x21.21m.(güney-doğu) 20.03m. x 23.43m.(kuzey-batı) ölçülerindedir. Eskil Ulu Cami’ye kuzey-doğu duvarlarındaki bir kapıdan girilmektedir. Harimin ahşap tavanını 47 adet ahşap sütun taşımaktadır.
Bir kısmı daire, diğer kısımlar ise kare kesitli bu ahşap sütunlar, hacmi mihrap duvarına dik beş sahına bölmektedir. Bu sütunların bazıları ikişerli olarak kullanılmış olduğundan, ayak sayısı 32 adettir. Bu sütunların bir kısmı yan yana dizildiğinden ikiz sütun şeklinde kendini gösterir.
Sütunların üzerindeki dikdörtgen yastıklar profilli olup, bir kısmının üzerinde tezyinat bulunmaktadır. Harimin kuzeybatı köşesinde sonradan eklenen (muhdes) bir ahşap merdivenden, mihrap duvarı hariç, harimi üç yandan dolaşan mahfile çıkılmaktadır. Mahfilin yapım tarihi Vakıf Eski Eser Fişi’nde 1734 olarak belirtilirken Bekir Deniz 1926’ye tarihlendirmektedir. Halbuki kullanılan kerestenin kesim şekli, boyutları ve kesilen yüzeyleri incelenmesinden modern kereste katrağında kesildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle 1930larda yapıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ayrıca mahfilin; harimin üç tarafını sarması oldukça hantal bir izlenim vermiştir. Onarımı sırasında mahfilin küçültülerek bu hantallıktan kurtulması gerekmektedir.
Mahfilin kıbleye dik kanatları birer sahın, kıble duvarının karşısına gelen kısmı daha geniş olup , ortada balkon şeklinde bir çıkıntı oluşturulmuştur.
Beden duvarlarının kesme taş örgülü olduğu sıvası dökülen bölümlerinden anlaşılan caminin bugün önü bir bahçe duvarıyla çevrilidir. Bu yöreye özgü neme karşı dayanıklı ve gözenekli kireç taşı kullanıldığı söylenebilir. Gavüröreni denilen köyden çıkarılan bu taşlar Eskil’in bir çok yerinde ve evlerinde kullanılmıştır. Caminin duvarlarında yaptığımız raspadan da bu gözenekli kireçli taşın kullanıldığını göstermektedir. Yapının özgün kısmında da yöreye özgü taş kullanılmıştır. Caminin , güney duvarı dışında, yerden yaklaşık 40-50 cm. yükseklikte ikişer penceresi mevcuttur. Güney duvarında yine aynı yükseklikte mihrabın sağ ve sol yanına ve minberin sağına yerleştirilmiş üç pencere bulunmaktadır. Mihrabın sağındaki küçük, diğer ikisi oldukça büyüktür.
Mihrabın iki tarafındaki (güneydeki) pencereler caminin diğer pencerelerine göre daha yüksek ve geniş tutulmuştur. Caminin batı cephesinde toplam dört adet, doğu cephede ise iki pencere mevcuttur. Caminin kuzey cephede ise iki adet pencere ile aydınlatma ağlanmıştır.Pencerelerin aslında orijinal demir korkulukları tamiratlar sırasında çalındığı söylenmektedir. Daha sonra ortaya çıkan hırsızlık olayları nedeniyle yeniden demir korkuluklar yapılmıştır.Cami ilk olarak ortada dört direk tarafından taşınan kıble yönüne dik üç sahna ayrılmış, dikdörtgen planlı bir yapı olarak yapılmıştır. Orta sahın konsollarla yanlara göre yükseltilmiştir. Daha sonra dikine uzanan iki hatılın yanına birer tane daha yerleştirilmiş, altı direk ilavesi ile direk sayısı ona çıkarılmıştır. Şu anda kitabesinde de yazılı olan 1734 tarihinde caminin kuzey ve doğu duvarı yıkılarak büyütülmüştür. Bu genişlemede eski kapı ve mihrabı yıkılmıştır. Daha sonra doğu-batı yönde kıble duvarına kadar uzanan ahşap mahfil eklenmiştir. En son ekleme 1963 yılında minare ile olmuştur. Doğu yönünde, minare bitişindeki bir kapıyla da harime girilmektedir Harim mihraba dik uzanan ikişer sıralı ahşap sütunlarla beş sahna bölünmüştür. Orta sahın geniş tutulmuştur.
Yapının sütunları, tavanı, mihrabı, mahfili, minberi kürsüsü ve döşemesi ahşaptır.
Kıblenin hemen sağında, yapım tarihi belli olmayan, tamamen ahşaptan yapılmış minber bulunmaktadır. Basit bir şekilde yapılmış olan minberin daha önce mihrabın yanında olduğu, yapılan ilave ile bu günkü yerine konulduğunu görülmektedir. Özgün mihrap 1734 yılında yapılan ilave ile yıkılmıştır. Eski mihrabın izleri halen mevcuttur..
Mihrabın sağ tarafında, mihrap duvarı üzerindeki, yarısı duvara gömülü iki sütun ile, mihrabın önündeki alanın sağ tarafına serpiştirilen dört sütun kare, diğer örnekler
silindirik gövdelidir. Ahşap tavan kirişleri çift sıra halinde dizildiğinden, kirişleri taşıyan sütunlarda yan yana verilmiştir. Bu nedenle de sütunlar düzgün sıralanmazlar, gelişigüzel bir düzen gösterirler. Bazen aynı kirişleri taşıyan sütunların iki tanesi yan yana gelerek ikiz diyebileceğimiz sütun gibi bir izlenim verirler.
Sütunların üzerinde, sütun başlığı görünümlü ahşap yastıklar yer alır. Yastıklar yekpare ağaçtan yapılmıştır. Sütunların yastıkla birleştiği yerde sütun tepeleri kama halinde getirilerek, yastık ortalarında açılan yuva içine yerleştirilmiştir. Bazı örneklerde, özellikle kuzey yönünde, kama üzerine oturtma tekniğinin yanı sıra, yastıkların sütuna birkaç yönden çivi ile tutturulduğu da görülmektedir. Yastıkların üzerinde ahşap hatıllar bulunmaktadır. Güney-kuzey yönünde uzanan kirişler ikiz kiriş halinde verilmiştir. İkiz kirişlerin arasındaki mesafe 5-6 cm dir.Kirişlerin üzerinde, ahşap tavanı taşıyan tahtaları destekleyen, ahşap konsollar görülür: Her biri 20 cm. kalınlığında ve kiriş altında kalan kısımlarıyla birlikte 70 cm. uzunluğundaki konsollar yalnızca orta sahnın iki yanındaki sahınların içe bakan yüzeylerine ve aynı sahınların kuzey ve güney duvarlarına yerleştirilmiştir. Diğer sahınlarda bu konsollar görülmez. Konsolların üzerinde de birbirine bitişik iki tahta, daha üstte de tavan yer almaktadır.
Caminin tavanı tamamen düz ahşap levhalarla kaplıdır. Levhalar güneyden kuzeye doğru düzgün bir şekilde yerleştirilmiştir. Tüm levhalar, kuzey yönünde ikiz sütunların hizasında, enlemesine ayrılmaktadır. Levhaların üstüne, ahşap çıtalarla kafesleme yapılmıştır.
Ayrıca, tavanda çıtalar arasında sahınların muhtelif yerlerinde 11 tane süs panosu mevcuttur. Bunlar orta sahın da bir adet, doğudaki, ilk sahın da dört adet ikincisinde üç adet, batıdaki ilk sahın da bir adet, ikincisinde de üç adet şeklinde kendini gösterir.
Harimde, beden duvarlarındaki pencerelerle, doğu yönündeki kapı dışında açıklık yoktur. Sadece doğu duvarında, kapı ile pencere arasına, günümüzde çift ahşap kapaklı küçük bir dolap yerleştirilmiştir.
Caminin güney duvarında, geç dönemde yapıldığını tahmin ettiğimiz, iki simetrik pencere arasına yerleştirilmiş, ahşap malzemeli mihrap yapılmıştır.

YAPININ SÜSLEMESİ
Yapıda süslemeye kirişlerde tavan aralarında ve sütun başlıklarında rastlanır. Sütun yastıkları oyma işçiliği ile profillendirilerek süslenmiştir. Sütun yastıklarının işlenmesi sırasında bir kısmı kaba bir kısmı da daha düzgün yapılmışlardır. Süslerde bitki motiflerinin renkleri solmuş, konturlar kahverengi ile belirgin durumdadır.
Kıble duvarına dik sıralar halindeki sütunları birleştiren ana kirişlerin aralarında kalan tavan kaplamaları, birbirini dik kesen çıtalarla bölünerek süslenmiştir. Ana kirişlerin alt yüzleri dilimli şeklinde motiflerle süslenmiştir.
Orta sahında nakışlı bir göbek bulunmaktadır. Bu göbekte net bir şekilde malakari özelliğinde kabartmalı olarak ihlâs süresi yazılıdır. Sürenin yazıları net olarak okunabilmektedir.
Caminin, günümüzde beyaz boyalı sütunları süslemesizdir. Sütun başlığı görünümlü yastıklar, kirişler, konsollar, tavanı tutan tahtalar, bunların üstündeki pervazlar, tavan pervazlarının bazı bölümleri, güney duvarının mihrabın batısında kalan bir kısmındaki, hatıl, konsol, tahta, pervaz ve saçağı ile batı duvarındaki pervaz ve saçak tamamen kalem işi bezeme ile yapılmıştır. Beyaz boyalı sütunlar ve sonradan karelere bölünmüş kafeslemeler hariç tavanın tamamı süslenmiştir.
Sütun başlığı görünümlü yastıkların alt ve yan yüzleri oyularak süslenmiştir.
Kare gövdeli sütunların yastık oymaları silindir şeklindeki gövdelilere göre basit, fakat daha gösterişli yapılmışlardır. Orta sahının batısındaki yastıkların günümüze sağlam gelebilen örneklerine göre, mihrabın sağındaki kirişi taşıyan ilk yastık maviye boyanmış ve bitkisel desenler yapılmıştır. Bu desenler üzerine dal ve yaprakları yeşil, çiçekleri kırmızı renklidirler.Aynı kirişler üzerindeki mihraptan kuzeye doğru ilerleyen mavi boyalı ikinci yastık kırmızı renkli küçük çiçeklerle süslenmiştir. Bunun arka yüzünde ise, yaprağa benzeyen geometrik desenler verilmiştir. Bu örnekte de zemin mavi, desenler bir mavi bir kırmızı renktedir. Mihrabın sağındaki ikinci kiriş dizisindeki ilk kare sütunun üzerinde oturan yastığın yarısı duvara gömülüdür. İkinci kare sütunun yastık süslemeleri dökülmüştür. Devamındaki bezemeler ise bozulmuştur. Ancak, dikkatle bakıldığında, aynı sahında karşı tarafa yerleştirilen yastığın desenine benzer bir örnekle boyandığı söylenebilir. Yapılan onarımlar sırasında orijinal süslemelere benzer şekilde devamı nitelliğinde birçok süslemeler yapılmıştır. Ancak dikkatli bakıldığında açık bir şekilde sonradan yapılanlar izlenebilmektedir.
Harimin batısındaki ilk sahın, güneyden kuzeye doğru uzanan yastıklarından ilk ikisinin
Süslemesi bozulmuştur. Üçüncü yastığın zemini maviye boyanmış, yeşil renkli desenlerle geometrik bir bezeme ile süslenmiştir.
Camide, batı yönündeki, kadınlar mahfilini aydınlatan pencerelere kadar uzanan sütunların yastıklarının dışındaki örneklerle, doğu ve kuzey yönündeki yastıklar genellikle kırmızı ile boyanmış, üzerine de basit desenlerle bezeme yapılmıştır.
Yapının üst örtüsünü taşıyan kirişlerin yan yüzlerinde ve altındaki süslemeler mihrabın iki yanında kalan sahınlarda farklılık vardır. Mihrabın batısındaki ilk sütun dizisinin taşıdığı kirişlerle ikinci sahnın batı duvarına dönük kirişlerin yan yüzündeki süslemeler, günümüze bozulmuş halde ulaşmakla birlikte, birbirine benzemektedir. İkinci sahnın batı duvarına bakan kirişin alt yüzünde ise, çintemani desenlerin karışımı bir motifin dizilişi görülür burada zemin kırmızı, desenler sarı renktedir.
Mihrabın batısındaki ilk sahnın karşılıklı yerleştirilen iki kirişini süslemeleri de birbirine benzer ;
İkinci sahın kirişlerinin doğusunda, güney duvarından kuzeye doğru uzanan sütunlardan kare kesitli ikinci sütuna kadar, mihrabın sağındaki ilk kiriş dizisinin süslemelerine benzer bir desen,
görülür. Bunlar da yerine sonradan yapılmış süslemelere bırakır.
Mihrabın doğusundaki ilk sahında, birinci sahnın ilk kirişinde, sağ yandaki kirişin süslemelerine benzeyen, bozulduğu için iyi görülemeyen bir süsleme dikkati çeker. Doğu yönündeki kirişte sonradan yapılmış desenler yer alır.
Diğer sahnın kirişleri ise, çok basit desenlerle süslüdür. Kirişler tamamen kırmızı ile boyanmış, deseneler beyaz renkle çizilmiştir.
Kirişlerin üzerine oturan konsollar orta sahnın iki tarafındaki sahınlarda farklı süslemelere sahiptir. Mihrabın sağındaki sahından, mihraptan kuzeye doğru, kare kesitli sütunların bitimine kadar devam eden konsolların alt yüzeyleri bir kırmızı bir mavi renge boyanmıştır.
Mihrabın sol yanındaki konsolların biri kırmızı biri maviye boyanmıştır. Konsolların üzerine de sadece kenarları çizilmiş, birbirine benzemeyen bitkisel desenler işlenmiştir.
Camide, mihrabın batısında kalan konsolların yan yüzlerinin de süslendiği görülmektedir. Fakat, desenleri günümüze kadar ulaşamamıştır.
Bazı örneklerin boya izlerinden mavi, kırmızı, sarı renklerle boyandığı anlaşılmaktadır. Mihrabın doğusunda kalan konsolların yan yüzündeki desenler çok basit süslemelerdir. Hatta içlerinde desensiz bırakılanlar da vardır.
Yapıda konsol aralarını ahşap levhalar da kalem işi ile süslemiştir. Mihrabın batısındaki örneklerde, iki yönden dilimli Rumilerle kuşatılan bitkisel bir motif görülür. Levhaları zemini bir mavi, bir kırmızı boyalıdır.
Bazen zemin ve desenin aynı renkle tekrar edildiği motifler de görülmektedir. Kare kesitli sütunların bitiminden sonraki konsol aralarının ise, kırmızı boyalı zemin üzerine beyaz renkle çizilmiş basit süslemelerle bezendiği dikkati çekmektedir.
Mihrabın sol yanında kalan konsol aralarının kırmızı boyalı zemin üzerine beyaz renkle çizilmiş,
Basit bitkisel desenler yapılmıştır. Örnekler genellikle lâle şeklinde yapılmıştır. Konsolların taşıdığı tahtaların alt yüzlerin de kalem işi ile bezenmiştir.
Günümüze pek çoğu bozularak gelebilen örnekler mihrabın batı ve doğu yönünde farklı özellikler gösterirler. Mihrabın batısındaki tahtaların süslemeleri üslup açısından aynı özelliği taşımakla birlikte, güney duvarından kuzeye doğru uzanan tahtaların sağında örneklerde, ortadaki bir dairenin etrafında gelişen desenin çevresine doğru genişlemesiyle ortaya çıkan geometrik bir bezeme ile, sağdaki tahtaların üzerinde bulunan dört kollu paletlerin şaşırtmalı dizilişi yeralır. Her iki süslemede de zemin kırmızı boyalıdır. Desenlerin bulunduğu alan bir mavi bir kırmızı renklidir. Mihrabın doğusundaki sahınların tahtalarının alt yüzleri ise, kenarları siyah ve beyazla boyanmış lâle motifleriyle süsüdür. . Konsolların taşıdığı tahtaların üzerindeki ahşap pervazlar da kalem işi bezenmiştir. Bunlar da mihrabın batı ve doğu yanındaki süslemelerde farklılıklar arz etmektedir. Mihrabın batısındaki ilk sahının iki tarafında bulunan süslemeler mihrap duvarını da dolaşarak kuzeye doğru ilerleyerek, kare kesitli sütunların bitiminde sona erer. Mihrabın doğu yanında kalan aynı bölümün süslemeleri beyaz renkle çizilmiş çok basittirler Bazı bölümlerde ise hiç süsleme yoktur.
Yapıda orta sahnın iki tarafındaki sahınların güney ve kuzey duvarlarında da kiriş, konsol ve tahta vardır. Bunların her birisi kalem işi ile süslüdür.Mihrabın doğusunda ve batısındaki sahınların güney duvarındaki bezemeler, aynı sahınlardaki Kalem işi süslemelere benzemektedir. Bu sahınların kuzey duvarındaki süslemeler ise, doğudaki sahnın kalem işi örnekleriyle aynı özelliği taşımaktadır. Camide ahşap tavan levhalarının birleştiği yerler ve bu levhalar arasındaki boşluklar ahşap pervazlarla kapatılmıştır. Bu pervazlar güney duvarından orta sahnın yarısına kadar uzanmakta, tavanı caminin ortasından ikiye bölen süslemesiz pervazla birleştirmektedir. Pervazın zemini mavi çiçek ve yapraklar kırmızı renklidir.
Mihrabın batısındaki ilk sahnın iki yanında pervazda, bugün güney duvarında izleri görülen pervaz süslemelerine benzeyen, bitkisel desenler vardı. Pervazların üstünde kavis çizilerek hatai çiçeklerle süsleme yapılmıştır.
Bu süsleme batı duvarındaki kadınlar mahfilini aydınlatan ilk pencereye kadar uzanmakta, daha sonra yerini düz bir şekilde bitirmektedir. 1984 yılında yapılan onarımlarda pervazların süslemesi düz bir kahverengi ile kapatılmıştır. Harimin batısındaki ilk sahında ise, güney duvarından başlayıp, batı duvarı boyunca devam eden bir pervaz mevcuttur.
Tavanda kiriş ya da duvar aralarında kalan boşlukları kapatan, pervazlar mihrabın doğusunda kalan alanlarda da vardır. Fakat buradaki pervazlar düz kahverengi boyalı ve süslemesizdir.
Caminin güney, batı ve kuzey duvarlarında ahşap saçaklar mevcuttur. Bu saçaklarda hatai çiçeklerin meydana getirdiği bir süsleme görülür. Burada, özeliğini kaybetmeden, batı duvarına döner ve kadınlar mahfilini aydınlatan ilk pencereye kadar uzanır. Daha sonra yağlıboyalı bir bezeme ile son bulunur. Sözü edilen bu süsleme çok bozulduğundan renkleri belli değildir.
İzlerinden zeminin mavi, desenlerin kırmızı, sarı ve yeşil boyandığı anlaşılmaktadır.
Yapıda, mihrabın doğusunda kalan güney ve kuzey duvarında da saçak vardır. Fakat bunlar düz ve süslemesizdir.Caminin tavanı, kasetlemeli çıtalar arasına gizlenmiş panolarla süslenmiştir. Bu panolardan her biri farklı desenlerle bezelidir. Doğu yönündeki duvara yakın ilk sahında, mihrap yönüne göre, birinci pano kare, ikinci daire, üçüncüsü kare, dördüncüsü yine kare şekillidir. Her panonun içerisi yeşil, mavi ve kırmızı renklerle geometrik bölmelere ayrılmış, içleri aynı renklerle doldurulmuştur. .Mihrabın bulunduğu orta sahanın tavanında, mihrabın yakınında, dikdörtgen şekilli bir pano mevcuttur. Bordürle kuşatılan bu pano kalem işi ile süslüdür. Panoyu kuşatan çerçevenin içi hatai çiçekler ve bunları birbirinden ayıran yapraklarla süslenmiştir.
Panonun ortasında, iç içe iki daire yer almaktadır. İki dairenin arasında altı dilimli bir motif görülür. İçerisi “ ihlâs suresi” nin dolandığı bu kuşağın zemini kırmızı, yazılar sarı, dilimler arasında kalan boşluklar mavi renklidir. Günümüzde renklerin bozulmaya yüz tuttuğunu izleyebiliyoruz.
Mihrabın sağındaki ilk sahının tavanında, ikisi pencerenin yakınında, diğeri kuzey duvarının önünde ard arda dizilmiş, kare şeklinde üç pano mevcuttur. Günümüzde, pencere önündeki ilk iki pano süslemesiz ve ahverengi boyalıdır.
Üçüncü panoda ise, kırmızı, yeşil renklerin karışımından meydana gelen, küçük karelerin oluşturduğu bir bezeme görülür.
Batı duvarın bitişindeki sahnın tavanında, güney duvarı yakında bir tane süs panosu vardır.
Zemin kırmızı, kenarları siyahla çerçevelenen çiçekler kırmızı ve yeşil, dal ve yapraklar yeşil renklidir.
Mihrabın alınlığında ve mihrap çıkıntısı ile saçak arasında yazı mevcuttu. Günümüzde mihrap yine taç kapı gibi taşkıntı yapmaktadır. Fakat perde ve yazılar yoktur

GEÇİRDİĞİ ONARIMLAR

Eskil ulu cami bugüne kadar birçok onarım geçirmiştir. Bu onarımların sırasıyla;
1734–1949 -1963–1968 ve 1984 şeklindedir. Son onarım vakıflar genel müdürlüğü tarafında yapılmıştır. Yukarda bahsi geçen tarihlerde 1984 hariç diğer onarımlar çevre halkı tarafından yapılmıştır.
Cumhuriyet döneminde ki birinci onarım, aynı köyden “ Yusuf Hoca” isimli bir kişi tarafından yapılmıştır. Bu tamirde, binanın toprak damı sökülerek, kiremit kaplı oturmalı beşik çatı ile örtülmüştür.(1949)
Caminin sıvasız yonu taş örgüsü sıva ile kapatılmıştır. Yine aynı onarımda, bugünkü kadınlar mahfili yapıldığı söylense de mahfilin kesin tarihini bilemiyoruz.
Yapının dış ve iç duvarlarındaki kalın yeni sıva tabakası ve dışarıdan sarı, içerden beyaz renk boyalı badanası ikinci devir tamirden kalmadır. Cami son kez de, 1984 yılı yaz döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılmıştır.
Bu tamirde, eserin yarım daire profilli mihrabı iç içe üç nişli bir mihrap haline getirilmiş, kuzey duvarının kadınlar mahfili seviyesindeki nemlenen duvarlardaki sıvalar sökülmüş yerine yeniden sıva yapılmıştır,
Yine aynı tamirde yapının dökülmeye başlayan ahşap tavanı yenilenmiş, önceden kırmız renk boyalı iken bu onarımda kahverengiye çevrilmiştir.
Tavanın kasetleme çıtaları sökülerek yenileri çakılmış ve beyaza boyanmıştır. Minberin bulunduğu batıdan ikinci sahnın tavan pervazları üzerindeki süslemeler kahverengi ile kapatılmıştır. Yine, daha önce yarıya kadar yeşil, üst tarafı kırmızı boyalı ahşap sütunları beyaz renge döndürülmüştür. Cami içerisinde ve dışında sıva ve badana yapılmıştır. Caminin etrafına tretuvar yapılmış, pencerelerdeki demir parmaklıkları elden geçirilmiş ve elektrik tesisatları yenilenmiştir.

YAPININ DEĞERLENDİRİLMESİ ve SONUÇLARI


Cami dikdörtgen planlı, ahşap tavanlı ve oturmalı beşik çatılıdır. Çeşitli dönemlerde geçirdiği onarım ve değişikliklerle bu günkü şeklini alan yapı, Anadolu’da Selçuklu dönemi ahşap tavanlı cami geleneğini sürdüren kısmen korunmuş örneklerden birini temsil etmektedir.
Cami, dıştan son derece basit bir şekilde görülür. Buna karşılık iç mekân, özgün durumunu koruyan ahşap tavan kirişleri ve kalem işi süslemeleriyle dikkati çeker.
Halen ibadete açık olan cami, özgün malzemeler bakımından korunmaya muhtaç durumdadır
Cami beş sahına ayrılmış ve sahınlar ahşap sütunlarla birbirinde ayrılmıştır.
Tavan çeşitli süslemelerle bezenmiş ahşaptan yapılmıştır.
Cami ilk olarak ortada dört direk tarafından taşınan kıble yönüne dik üç sahna ayrılmış, dikdörtgen planlı bir yapı olarak yapılmıştır. Orta sahın konsollarla yanlara göre yükseltilmiştir. Daha sonra dikine uzanan iki hatılın yanına birer tane daha yerleştirilmiş, altı direk ilavesi ile direk sayısı ona çıkarılmıştır.
Şu anda kitabesinde de yazılı olan 1734 tarihinde caminin kuzey ve doğu duvarı yıkılarak büyütülmüştür. Bu genişlemede eski kapı ve mihrabı yıkılmıştır. Bu arada doğu-batı yönde kıble duvarına kadar uzanan ahşap mahfil eklenmiştir. En son ekleme 1963 yılında minare eklenmiştir.Bekir Deniz’de caminin esasında üç sahından yapıldığını daha sonra iki defa ilave yapıldığını söylemektedir. Muhtemelen üç sahınlı olarak yapılmış, daha sonra ilaveler yapılmıştır.
* Birinci ilave mihrabın sağ tarafına iki sahın daha eklenerek yapılmıştır. Bu ekleme sırasında mihrabın yeri değiştirilmiş ve her iki tarafına iki büyük pencere ilave edilmiştir.
** İkinci ilave ise bir son cemaat mahalli şeklinde olmuştur.
*** Üçüncü ve en son ilave ise 1963 yılında kuzey- doğu yönüne minare ile ilaveler son bulmuştur.
Yapan ve yaptıran hakkında kesin bir bilgi yoktur.
Girişin hemen üstündeki kitabesine göre, yapı 1147 yılında yapılmıştır.
Yapıda yer yer yapısal çatlaklar görülmektedir. Yapının su mahzeni üzerinde olması sebebiyle, gittikçe çökme ve kayma gözlenmektedir.
Eskil Ulu Cami, kısmen korunmuş özgün ahşap aksamı ve kalemisi süslemeleriyle önem arz eden korunması gerekli eserlerimizdendir.
Korumanın başlıca amacı orijinal malzemelerin niteliklerini değiştirip yok etmeden bulunduğu durumda olduğu gibi korumaktır.
Yapı ve süsleme malzemelerini tehdit eden faktörlere karşı gerekli önlemler bir an önce alınmalı ve uygun koruyucu müdahaleler yapılmalıdır.
Yapılacak müdahalelerin çağdaş koruma yöntemlerini esas alan uzman ekipler tarafından gerçekleştirilmesi, bilimsel kriterlere uygun olması şarttır. Yapıya zarar verecek, gereksiz ve uygun olmayan uygulamalardan kaçınılmalı, özgün malzeme ve dokunun azami özenle korunması esas amaç olmalıdır.
Yıpranmış yapı ve süsleme malzemelerinin değiştirilmesi yerine sağlamlaştırılarak ömürlerinin uzatılması, harç ve sıvalarda çimento kullanımı yerine özgün malzemeye uygun kireç kullanımı tercih edilmelidir.
Gerçekleştirilecek bütün bu koruma çalışmalarının kalıcılığını arttırmak ve yeni bozulma oluşumlarını önlemek için yapı periyodik olarak kontrol altında tutulmalı, ihtiyaç halinde koruyucu müdahaleler tekrarlanmalıdır. Camide yer yer çatlamalar görülmektedir. Caminin zaman geçirilmeden onarılması gerekmektedir. Yeraltı su kaynağı yanında olması, çevredeki altyapıdan yoksun sağlıksız yapılaşmanın yoğunlaşması Ulu camiyi tehdit eden en önemli unsurdur. Ayrıca camiin güney cephesi bitişiğinde bulunan ve yükseltilerek kırmızı kotu adeta yapıyı gömen ana yolun yapıyı tehdidi ciddidir. Bu hususun Belediye tarafından da ele alınması gereklidir. Projede yol kenarında yola tecavüzlü koruma bandı önerilmiştir. Ayrıca bina etrafına akarı kanalizasyona bağlanmış drenaj önerilmiştir.
Ağaç direkleriyle, ahşap tavanı ve minberi ile Anadolu’da önemli camilerden bir tanesi Eskil Ulu Cami’dir. Bu tipolojiye uygun diğer dönem camileri de, Beyşehir-Eşrefoğlu Cami, Hüyük köşk köyü Acem nasuh paşa cami, Kastamonu Candaroğlu Mahmut Bey Cami, Afyon Ulu Cami , Sivrihisar Ulu Cami , Ankara Arslanhane Cami ve Ankara-Ayaş Ulu Cami’sidir. Eskil Ulu Cami, Orta Asya’daki; Buhara , Semerkent şehirlerinde bulunan ağaç direkli camiilerin ülkemizdeki örneklerinden bir tanesidir.




cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler